Frig Vadisi Gezi Rehberi
Anadolu toprakları, üzerinde yürürken her adımda binlerce yıl öncesinin fısıltılarını duyabileceğiniz ender coğrafyalardan biri. Bu fısıltıların en derin ve gizemli olanlarıysa şüphesiz Frig Vadisi’nden yükseliyor. Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya üçgenine yayılan bu devasa açık hava müzesi; bizi yaklaşık 3.000 yıl öncesine, efsanevi Kral Midas’ın ülkesine davet ediyor. O zaman gelin, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde bulunan dağlık Frigya ve Frig Vadisi hakkındaki yazıma birlikte göz atalım.
Frigya; Ankara, Afyonkarahisar, Eskişehir illerinin tamamı, Kütahya‘nın büyük bölümü ve Konya, Isparta, Burdur’un kuzeyindeki coğrafyanın antik dönemlerdeki adı. Doğal oluşumlarıyla Kapadokya‘ya çok benziyor, tarih olaraksa daha bile eski. Frig Yolu olarak adlandırılan 506 km uzunluğundaki yolsa Frig başkenti Gordion Antik Kenti (Polatlı, Ankara), Seydiler (Afyonkarahisar) ve Yenice Çiftliği (Ahmetoluğu Köyü, Kütahya) olmak üzere 3 noktadan başlayıp Frig Vadileri’ne giriyor.

Anadolu’yu bağlayan yolların kavşak noktasındaki Frigya, tarih boyunca egemen toplumların iştahını kabartmış bir bölge. Sönmüş bir yanardağ olan Türkmen Dağı’nın lavlarıyla kaplı bölgede, başta Frigler olmak üzere egemen toplumlar çeşitli eserler bırakmış. Ancak en çok iz bırakanlar Frigler olmuş. Bu nedenle bölge, Frig Vadileri olarak anılıyor.
Frig Vadileri’nin en önemli yerleriyse şöyle: Afyonkarahisar’da Köhnüş ve Karababa; Eskişehir’de Yazılıkaya, Kümbet, Asmainler, Zahran; Kütahya’da İnli ve Fındık Vadileri.
Eğer Kapadokya’nın o büyüleyici dokusunu seviyorsanız; Frig Vadisi size onun daha bakir, daha az keşfedilmiş ve daha vahşi hâlini vadediyor. Burası sadece kaya oluşumlarından da ibaret değil; devasa kaya anıtları, sofistike kale yerleşimleri ve kilometrelerce uzanan antik tekerlek izleriyle âdeta bir zaman makinesi.

Frig Tarihi
İçindekiler
- 1 Frig Tarihi
- 2 Frigya’da gezilecek yerler listesi
- 2.1 Ayazini Köyü
- 2.2 Ayazini Kilisesi (Oyma Kilise)
- 2.3 Avdalaz Kalesi
- 2.4 Göynüş Vadisi
- 2.5 Aslantaş
- 2.6 Yılantaş
- 2.7 Maltaş
- 2.8 Emre Gölü ve Emre Baba Tekkesi
- 2.9 Antik Yol
- 2.10 Gerdekkaya Anıtı
- 2.11 Ana Tanrıça Kibele Kültü
- 2.12 Küçük Yazılıkaya (Arezastin Anıtı)
- 2.13 Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı (Midas Anıtı)
- 2.14 Kırk Göz Kayalıkları
Tarih sahnelerinde biraz geriye gidersek, Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö 1700’lü yıllardan başlayarak 500 yıl süren egemenliğinin ardından M.Ö 1200’lerde zayıflamaya başladığını ve yerini Frig Uygarlığı’na bıraktığını görüyoruz. Frigler geçmişlerinden gelen kültürel birikimi iyi değerlendirerek ileri bir uygarlık seviyesine ulaşmış. Bilinen ilk kralları Gordios olmuş. Gordios’un ardından yerine oğlu Midas geçmiş. Midas döneminde Frigler çok güçlü bir devlet konumuna gelmiş. Efsanevi kral Midas, “dokunduğu altın olan kral” olarak biliniyor.
Frigler’in bilinen ilk topluluk olduğuna dair hikâyeler var. Hatta Mısırlılar’dan bile eski oldukları söyleniyor. Bununla ilgili hikâye de şöyle:
Ünlü tarihçi Herodot’un kaydettiğine göre, Mısırlılar kendilerini dünyanın ilk insanları sanıyormuş. Ancak Psammetikos, Mısır kralı olunca ilk insanların kimler olduğunu merak etmiş. Bunun üzerine yeni doğmuş iki çocuğu bir çobana vermiş. Çobanın çocukların yanında hiçbir söz söylemesine izin vermemiş. Çoban çocukların yanına sadece karınlarını doyurmak için giriyormuş. 2 yıl sonra çocukların ilk sözcüğü duyulmuş: Bekos. Araştırılınca bu sözcüğün Frigya dilinde “ekmek” anlamına geldiği bulunmuş. Böylece Frigler’in Mısırlılar’dan daha eski olduğu kanıtlanmış.

Frigler; Hitit, Urartu, Asur ve Eski Ege uygarlıklarından etkilenmiş. Bir tarım ülkesi olan Frigya’da topraklardaki ürün bolluğunun, Ana Tanrıça Kybele’nin kutsamasından ötürü olduğuna inanılmış. Bereket ve Doğa Tanrıçası Kybele (Kibele) için yaptıkları tapınakların duvarlarını, pişmiş topraktan levhalarla süslemişler. Bu anıtlara Kibele’nin koruyucusu olarak kabul edilen aslan motifleri yapmışlar. Verimli ovalar ve vadilerde at yetiştiriciliğine de uygun bir ortam sağlamış. Frigler bu topraklarda soylu atlar yetiştirmiş.
Frigler kendilerine özgü geliştirdikleri seramik tarzında ve flüt, simbal gibi müzik aletlerinin bulucusu olmakla da tarihte yerlerini almış. Anadolu kilimlerindeki binlerce yıllık motifler de Frig motiflerinden geliyor. Maden ve ağaç işlemeciliğinde çok gelişmiş olan Frigler’in özellikle çengelli iğne yapımında kullandıkları teknolojinin o döneme göre çok ileri olduğu görülüyor.
M.Ö 695 yılında kendileri gibi göçmen Kimmer boyları tarafından yakılıp yıkıldıklarında Midas’ın öküz kanı içerek intihar ettiği sanılıyor. Beylikler hâlinde 300 yıl kadar egemenliklerini devam ettiren Frigler, Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasıyla tarihten silinmiş.
Frigya’da gezilecek yerler listesi
Frig Vadisi boyunca savunma yapıları, kaya mezarları, kaya yerleşimleri, kaya kiliseleri, kaya anıtları, sunaklar, antik yollar, kervansaraylar, tümülüsler, peri bacaları var. Burası doğal oluşumlarıyla Kapadokya’ya çok benziyor. İnsan burada tarihi ve doğal dokunun içinde gezerken kendini bambaşka bir âleme gitmiş gibi hissediyor.
Gordion Antik Kenti (Polatlı, Ankara), Seydiler (Afyonkarahisar) ve Yenice Çiftliği (Ahmetoluğu Köyü, Kütahya) olmak üzere 3 noktadan başlayıp Frig Vadileri’ne giren 506 km uzunluğundaki Frig Yolu; Frigler’in kalbi Yazılıkaya’da birleşiyor. Yolun yapım projesi bölge valiliklerinin eşgüdümünde kurulan FRİGKÜM (Frigya Kültürel Mirasını Koruma ve Kalkınma Birliği) tarafından destekleniyor. Yol boyunca yürümek, bisiklete binmek mümkün.

Vadi çok geniş bir alana yayıldığı için bölgeyi üç ana koldan gezebilirsiniz: Eskişehir (Yazılıkaya çevresi), Afyon (Ayazini ve Döğer çevresi) ve Kütahya. Hepsini görmek isterseniz en az 2 tam gününüzü ayırmalısınız. Frig Yolu’na Eskişehir tarafından gelirseniz, Kuzey Frigya bölgesini gezebilirsiniz. Frig Yolu’na Afyonkarahisar veya Kütahya tarafından gelirseniz, Güney Frigya bölgesini gezebilirsiniz.
Eğer doğa yürüyüşü tutkunuysanız, Türkiye’nin en uzun yürüyüş rotalarından biri olan 506 kilometrelik Frig Yolu’nun bir etabını mutlaka deneyimlemenizi öneririm.

Frig Vadisi’ne gitmek için en uygun mevsim; yazın kavurucu sıcağı ya da kışın sert ayazı yerine, bahar ayları. Bozkırın yeşerdiği veya sarıya döndüğü anlar, mistik atmosferi ikiye katlıyor.
İşte mutlaka görülmesi gereken duraklar…
Ayazini Köyü
Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim yeri olarak kullanılan bu köy, kaya kiliseleri ve metropol kalıntılarıyla dolu. Köy kahvesinde bir mola verip tarihin içinde yaşamanın ne demek olduğunu yerlilerinden dinlemelisiniz.

Ayazini Kilisesi (Oyma Kilise)
İhsaniye ilçesi Ayazini Köyü girişinde tüf sarp kayalık içinde yer alan ve 10. yüzyıla tarihlenen bir Bizans kilisesi var. Kilise yapısının özelliği dış cephe olarak kaya yüzeyine oyulmuş apsisli ve kubbeli olması. Apsislere üstten baktığınızda bir deniz kabuğu şekli görüyorsunuz. Hata yapılmadan oyulan bu kaya kütlesi tam bir sanat eseri.

Avdalaz Kalesi
Ayazini Köyü’nde bulunan Avdalaz Kalesi; tüf kayaya oyulmuş, çok katlı ve çok odalı bir yapı. Burası yerleşim yeri olarak kullanılmış.

Göynüş Vadisi
Dağlık Frigya’nın en büyük nekropolu (mezarlığı) Göynüş Vadisi’nde yer alıyor. M.Ö 7. yüzyıla tarihlenen ve kabartmalarla süslü bu mezar anıtları, Frigler’in ölümsüzlük ve güç anlayışını gözler önüne seriyor.
Aslantaş
Göynüş Vadisi’ndeki Aslantaş’ın önemli bir kralın mezarı olduğu sanılıyor. Aslan, Frigya’da koruyucu kutsal güç sembolü. Bu anıtın ön yüzündeki mezar odasının her iki yanında da kükreyen 2 heybetli aslan ve ayakları altında birer yavru aslan var. Kapı üzerindeyse aslanları içine alan hayat ağacı kabartması bulunuyor.

Yılantaş
Göynüş Vadisi’ndeki Yılantaş anıtı görkemli bir şekilde yüksekteyken muhtemelen antik çağlardaki bir depremle yıkılmış ve asırlardır kendi hâlinde yerde yatıyor. Bu anıt parçalandığı için günümüzde sadece iç kirişlerini görebiliyoruz. Yılan kabartması anıtın ön yüzünde alt tarafında yer alıyor. Kapıda birbirine sarılan iki yılan kabartmasıyla kapının iki yanında da mızraklarıyla yılana saldıran iki savaşçı var. Ancak ters dönen kaya altında olduklarından görülmüyorlar.

Maltaş
Göynüş Vadisi’ndeki Maltaş açık hava tapınağının M.Ö 7. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. 11 metre olan anıtın 6 metrelik bölümü toprağa gömülü kalmış. Tapınağın ön cephesi üçgen çatılı ve geometrik motifli. Üzerinde Frig dilinde yazılmış ve henüz çözümlenmemiş bir yazıt bulunuyor. Bu da anıtı daha gizemli hâle getiriyor.
Emre Gölü ve Emre Baba Tekkesi
Burası aslında yok edilen bir Bektaşi köyü. 1781 yılında Mutasarrıf Bekir Paşa burada bir katliam yapmış. Köy halkının büyük çoğunluğu ölmüş, sağ kalanlar da kaçmış.

Gün batımında gölün üzerindeki yansımalar ve hemen yanındaki Frig eserleri, fotoğraf tutkunları için kartpostal niteliğinde kareler sunuyor.

Antik Yol
Tam 3.000 yıl önce atlı savaş arabalarının tekerleklerinin aşındırarak derinleştirdiği, sonradan kağnılar, yakın zamana kadar da motorlu araçlar tarafından kullanılan yoldan kim bilir kaç kral geçmiştir? Rus jeolog Alexander Koltypin ise bu izlerin 14 milyon yıl geriye gittiğini ve üstün zekâlı bir ırkın yaşadığı döneme ait olduğunu iddia ediyor. Kim bilir?

Bitmemiş Anıt, Antik Yol üzerinde bulunuyor.

Gerdekkaya Anıtı
Seyitgazi ilçesine bağlı Çukurca köyünün yaklaşık 500 metre güneybatısında, Doğanlı Vadisi içinde yer alan Gerdekkaya Mezar Anıtı; görkemli bir kaya anıtı. Temel yapısı Helenistik döneme (M.Ö 2. yüzyıl) tarihleniyor. Roma ve Bizans dönemlerinde de eklemeler yapılarak kullanılmaya devam edilmiş.

Ana Tanrıça Kibele Kültü
Kibele’nin bolluk-bereketin ve genç kızların koruyucusu olduğuna inanılıyormuş. Ana Tanrıça Kibele Kült Merkezi’nde Kibele anısına dinsel törenler yapılmış.
Küçük Yazılıkaya (Arezastin Anıtı)
Frigler’in dini merkez olarak seçtikleri Yazılıkaya Platformu, kaya anıtlarıyla doldurulan Yazılıkaya Vadisi’nde yer alıyor. Arezastin Anıtı ise üzerinde Paleo-Frigce yazılar bulunan bir açık hava anıtı.

Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı (Midas Anıtı)
M.Ö 6. yüzyıla tarihlenen 17 metre yüksekliğindeki Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı (Midas Anıtı), Frig sanatının zirvesinin en güzel örneği. Anıtın üzerinde Frigler’in çözülemeyen dilinin sözcüklerinin kazıldığını görüyorsunuz.

Kırk Göz Kayalıkları
Kırk Göz Kayalıkları; Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmış. İçinde Helenistik döneme ait kaya mezarları var. Bizans döneminde de çok katlı kaya yerleşmesi olarak değerlendirilmiş.

Frig Vadisi’ni gezerken kayaların üzerindeki derin tekerlek izlerine dikkat edin. Binlerce yıl önce kağnıların bıraktığı bu izler, bugün bile rotanızı belirlemenize yardımcı olacak kadar net görünüyor.
Keşfetmeniz dileğiyle…