Konya denince aklıma Prehistorik döneme uzanan tarihi ve Hitit uygarlığı geliyor elbet ama Mevlâna ve felsefesi benim için belki de bunların bile ötesindedir. O zaman gezelim, görelim Konya’yı hep birlikte. Zaten dememişler mi gez dünyayı, gör Konya’yı diye?

Kent ve çevresinde yerleşik düzen Prehistorik (tarih öncesi) çağdan başlamış. Hitit egemenliğinden sonra şehir Frig, Konya (Kavania), Lidya ve Büyük İskender’in istilasına uğramış.

Kent 1071 Malazgirt Meydan Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun büyük kısmı ile birlikte Selçuklular tarafından Bizanslılar’ın elinden alınmış. 1076-1080 ve 1097-1277 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış.

Mevlâna Celaleddin-i Rumî kimdir?

Madem Mevlâna dedik, onun en önemli sözlerinden biriyle başlayalım onu anmaya:

Gel, gel
Ne olursan ol, gel
İster kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol, gel
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

Mevlâna doğru yoldan ayrılanları gafletten uyandırmış, inancın kudretini hatırlatmış ve aklın önemini sürekli vurgulamış bir alim. O zaman biraz daha yakından tanıyalım Mevlâna’yı.

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugünkü Afganistan sınırları içinde bulunan Belh şehrinde doğmuş. Babası Bilginlerin Sultanı unvanını alan Bahaeddin Veled’miş. Moğol istilası nedeniyle ailece Belh’ten ayrılıp Bağdat üzerinden Kabe’ye gelmişler. Burada Hac görevini yapmışlar. Sonra da Karaman’a gelerek bir medreseye yerleşmişler. Karaman’da 7 yıl yaşamışlar. Mevlâna bu süre içinde Gevher Hatun’la evlenip 2 çocuk babası olmuş. Gevher Hatun ölünce Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yapmış. Ondan da 2 çocuğu olmuş.

Mevlâna Celaleddin-i Rumî Kaynak:Wikipedia (Por Chyah – Trabayu propiu, CC0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=61232929)

Selçuklu Devleti o yıllarda en parlak dönemini yaşıyormuş. Başkenti Konya imiş. Sultan Alaaddin Keykubat Mevlâna’nın babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’in ilim adamları ve sanatkârlarla dolu olan Konya’ya yerleşmesini istemiş. Altunaba (İplikçi) Medresesi’ne yerleşen Sultanü’l-Ulema bir alim olarak bu medresede vaazlar vermeye başlamış.

Altunaba (İplikçi) Medresesi

Sultanü’l-Ulema ölünce müritleri oğlu Mevlâna’nın etrafında toplanmış. İplikçi Medresesi böylece Mevlâna’nın vaazlarını dinlemeye gelenlerle dolup taşmış.

Şems-i Tebrizi kimdir?

Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaşmış. Şems’te mutlak kemalin varlığını, cemalinde de Tanrıların nurlarını görmüş. Ancak Şems aniden ölünce Mevlana uzun yıllar inzivaya çekilmiş. Daha sonra da tasavvufi fikir ve düşüncelerini anlattığı Mesnevi gibi eşsiz eserlerini dünya edebiyatına hediye etmiş. Hayatını hamdım, piştim, yandım olarak niteleyen Mevlâna’yı yakan kişi de Şems’tir.

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir

diyen Mevlâna’nın ölüm günü 17 Aralık’tır. Bu ölüm günü Konya’da Şeb-i Arus yani düğün gecesi olarak kutlanır. Sema gösterileriyle taçlandırılan törenler her yıl gösterileri izlemeye gelen binlerce kişiyle dolup taşar. Ne de olsa onun ölüm gününde ağlamak yakışık almaz. Düğün gününde gama kedere yer yoktur.

Mevlevî Sema Töreni Allah’a ulaşma yolunun derecelerini sembolize eden, içinde dini öğe ve temalar barındıran ve bu haliyle ayrıntılı kural ve niteliklere sahip tasavvufî bir tören. Mevlevîliğe özel bu seremoni Mevlâna Celaleddin-i Rumî zamanında belli bir kurala bağlı kalmaksızın yapılırken Sultan Veled ve Ulu Arif Çelebi zamanından başlayarak disiplinli bir şekilde icra edilmiş. Bu kurallar Pir Adil Çelebi zamanına kadar geliştirilmiş ve son şeklini alarak günümüze kadar gelmiş. Tören birbiriyle bütünlük içinde farklı tasavvufî anlamlar içeren naat, ney taksimi, peşrev, Devr-i Veledî ve 4 selâm bölümünden oluşuyor. Mevlevî müziği ile icra ediliyor. Mevlevî Sema Törenleri, UNESCO somut olmayan kültürel mirası listesinde yer alıyor.

Konya gezilecek yerler

Buraya World Zera Tour Ayhan Kalafat ile gittim. Kapadokya gezisi dönüşünde gittiğimiz şehir geniş bulvarları ve meydanları, Selçuklu mimarisi yapıları ve de Mevlâna’nın yansıttığı maneviyatı ile fazlasıyla beğenimi kazandı.

Mevlâna Müzesi

Selçuklu Sultanı tarafından Mevlâna’nın babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilen gül bahçesine 1274 yılında bir türbe, 1396 yılında da çini kaplı külah-kubbe yaptırılmış. Mevlâna’nın türbesinin bulunduğu bu yer 1927 yılında müze olarak ziyarete açılmış. Konya’da sadece bir yere gelinecekse bence burası Mevlâna Müzesi olmalı. Oldukça etkileyici bir enerjiye sahip olan müzeyi gezerken insan çok yoğun manevi duyguları tadıyor.

Konya

Mevlâna Müzesi

Müzede Kur’an-ı Kerim’in okunduğu Tilavet Odası, Semahane, Mescit, Mesnevi’sinin sergilendiği bölüm, dervişlerin ikametgâhı için yaptırılan Derviş hücreleri ve yemek ihtiyacının karşılandığı Matbah gibi bölümler var. Bence en etkileyici bölümse türbe kısmı.

Yeşil Kubbe’nin tam altında Mevlâna’nın ve oğlu Sultan Veled’in mezarları var. Mezarların üzerindeki mermer sandukalar 1565’te Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış.

Konya

Mevlâna Müzesi

Şems-i Tebrizi Türbe ve Camii

Şems Parkı’nın içinde yer alan mescidin içinde Şems-i Tebrizi’ye ait olduğuna inanılan bir türbe var. Şems’in burada öldürülüp kuyuya atıldığı söylense de bunun kesinliği ispatlanmış değil. Yine de türbe Konya’da Mevlâna Müzesi’nden sonra en çok ziyaret edilen yerlerden birisi. Ben de hayranı olduğum Şems’in türbesini oldukça duygulanarak gezdiğimi söylemeliyim.

Konya

Şems-i Tebrizi Türbe ve Camii

Konya

Şems-i Tebrizi Türbe ve Camii

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Selçuklu Sultanı II. İzzedd in Keykavus zamanında 1251 yılında yaptırılmış. 1955 yılında ziyarete açılan müzede Selçuklu devri, Beylikler devri ve Osmanlı dönemi çinileri sergileniyor.

Konya

Karatay Medresesi Çini Eserler Müzesi Kaynak:Wikipedia (HALUK COMERTEL, CC BY 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=47671436)

Şerafeddin Camii

Şerafeddin Camii 12. yüzyılda Şeyh Şerafeddin tarafından yaptırılmış. 1636 yılında yıktırılıp yeniden inşa edilmiş.

Konya

Şerafeddin Camii

İnce Minare Müzesi

Selçuklu mimarisinin güzel bir yansıması olan İnce Minareli Medrese Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus zamanında veziri tarafından Hadis ilmi okutulmak üzere yaptırılmış. Müzede Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor. Müzeyi keyifle gezirken âdeta zamanda yolculuk yapıyorsunuz.

Konya – İnce Minare Müzesi

İnce Minare Müzesi

Alaaddin Camii

En eski Selçuklu eserlerinden olan Alaaddin Camisi’nin yapımına 12. yüzyılda başlanmış, 13. yüzyılda tamamlanmış. Caminin avlusunda pek çok Selçuklu sultanının mezarı bulunuyor.

Alaaddin Camii

Aziziye Camii

Aziziye Camii 1671-1676 yıllarında Osmanlı döneminde Damat Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış. 1876’da yangında yanan cami Sultan Abdülaziz’in katkısıyla 1897 yılında tekrar inşa edilmiş.

Konya

Aziziye Camii

Sultan Selim Camii

Sultan Selim Camii Osmanlı Sultanı II. Selim’in şehzadeliği ve Konya valiliği sırasında 1558-1587 yılları arasında yapılmış. Lalelerden yapılan Türk bayrağı da arkasında yükselen camiye ayrı bir güzellik katıyor. Umarım bu laleler her sene açarlar.

Konya

Konya – Sultan Selim Camii

Selçuklu Köşkü (Alaaddin Köşkü)

Sultan II. Kılıçarslan (1156-1192) döneminde yapılmış, Sultan Alaaddin Keykubad tarafından onarılıp genişletilmiş.

Konya

Selçuklu Köşkü (Alaaddin Köşkü-II. Kılıçarslan Köşkü) Kaynak:Wikipedia (Островский Александр, Киев – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=22087218)

Arkeoloji Müzesi

Neolitik, Erken Bronz, Hitit, Frig, Grek, Roma ve Bizans dönemine ait eserlerin sergilendiği Arkeoloji Müzesi 1962’de ziyarete açılmış.

Atatürk Müzesi

1912 yapımı ev 1928’de Konyalılar tarafından Atatürk’e hediye edilmiş. Ev müze olarak 1964’te açılmış.

Etnografya Müzesi

Müzede el işlemeleri ve koleksiyonlar sergileniyor.

Koyunoğlu Şehir Müzesi ve Kütüphanesi

Müzede Anadolu Medeniyetleri, tabiat tarihi bölümü ve sergiler var.

Yusuf Ağa Kütüphanesi

1795 yılında Kethüda Yusuf Ağa tarafından yaptırılan bina halen oldukça önemli eserleri barındıran bir kütüphane olarak hizmet veriyor.

Kyoto Japon Parkı

Konya ile Kyoto arasındaki kardeşlik ilişkilerini geliştirmek amacıyla 36.000 m²’lik bir alana kurulan park Türkiye’nin en büyük Japon bahçesi olma özelliğine sahip.

Kelebekler Vadisi

Kelebeklerin hayat döngülerini, kamuflaj, korunma, güneşlenme ve beslenme gibi davranışlarını izleyebileceğiniz Kelebekler Vadisi 20.000 adet tropikal bitkiye ve 15 türden yaklaşık 6 bin kelebeğe ev sahipliği yapıyor. Avrupa’nın en büyük kelebek uçuş alanında gezinirken muazzam renkli kelebekleri izleyip bambaşka bir ruh haline sürükleniyorsunuz.

Konya

Konya – Kelebekler Vadisi

Meram Bağları

Takkeli Dağı’nın eteklerindeki vadide bulunan bölge ormanlarla kaplı güzel bir mesire yeri.

Kızören Obruğu

Kızören Gölü kentin 70 km kuzeydoğusundaki Karatay ilçesi sınırlarında yer alan karstik oluşumlu bir obruk gölü. Çapı 228 m, derinliği 171 metre olan obruğun 145 metresi suyla dolu. Adını yanındaki bu obruktan alan 800 yıllık han (Obruk Hanı) ise Selçuklu döneminin en güzel han örneklerinden bir tanesi olarak gösteriliyor.

Sille

Konya’nın 7 km kuzey batısında yer alan bir vadideki Sille Frigyalılar zamanında kurulmuş. Bizans döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuş. Erken Hristiyanlık döneminin ilk merkezlerinden biri olan Sille İstanbul-Kudüs arasında önemli konaklama yerlerinden biriymiş.

Hristiyanlığın ilk yıllarında havarilerden Aziz Paul ve arkadaşları Konya’ya gelmiş. Dinlerini yaymaya çalışırlarken baskılar sonucu Sille civarındaki dağlara çekilmişler.

M.S 327 yılında Bizans İmparatoru Constantin’in annesi Helena hac için Konya’ya uğramış. Buradaki ilk Hristiyanlık dönemine ait mabetleri görünce kendisi bizzat bir mabetin temelini atmış.

Konya

Sille Kaynak:Wikipedia (By FrancescoMazzucotelli – Own work, CC BY-SA 3.0, https://en.wikipedia.org/w/index.php?curid=38999644)

Kilistra (Gökyurt)

Konya’nın 45 km güney batısında yer alan Kilistra Antik Kenti’nde halen arkeolojik kazılar devam ediyor. Köy ünlü Kral Yolu üzerinde bulunduğundan ayrı bir öneme sahip.

Bölge yanardağ püskürmesi sonucu oluşan tüflü kayalıkları nedeniyle Kapadokya bölgesine benzerliğiyle de dikkat çekiyor.

Kilistra (Gökyurt) Kaynak:Wikipedia (Dursunbal – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=39258739)

Çatalhöyük

Çatalhöyük 9.500 yıllık tarihi ile dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri. Yaklaşık 8.000 insanı barındırmış olan bu Neolitik kasaba tarih öncesinde yerleşik düzene geçen, toplayıcılık ve avcılıktan kurtularak ekip biçen ve üreten yerleşmelerin en önemlilerinden birisi. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü M.Ö 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşuyor. Bu katmanlarda sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer alıyor. Batı Höyüğü ise M.Ö 6200 ve 5200 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Dönem’e ait kültürel özellikler gösteriyor. Bu özellikleriyle Çatalhöyük aynı coğrafyada 2.000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtı. Antik kent UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.

Çatalhöyük Kaynak:Wikipedia (由Omar hoftun – 自己的作品,CC BY-SA 3.0,https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=26607673)

Konya’da ne yenir?

Gelelim Konya mutfağına…

Çorbalar

Bamya çorbası, arabaşı çorbası, erişte çorbası

Et yemekleri

Fırın kebabı, çebiç, etli ekmek, topalak köfte, düğün pilavı, tirit

Sebze yemekleri

Yaprak sarma, patlıcan musakka, etli dolma

Börekler

Saç böreği, su böreği, kıymalı-peynirli börek, saç böreği

Tatlılar

Saç arası, irmik helvası, höşmerim

Konya mutfağı içinde benim favorilerim ise bamya çorbası ve etli ekmek. Öyle lezzetliler ki her köşe başındaki restoranda bunların adını görmek hiç de şaşırtıcı değil. Ancak siz yine de restoran önerisi arıyorsanız Havzan Etli Ekmek veya Cemo Etli Ekmek Restoran’da etli ekmek, Ali Baba Fırın Kebap Salonu veya Hacı Şükrü’de fırın kebabı, Akyokuş Konya Mutfağı’nda bamya çorbası, Tiritçi Mithat’ta tirit yemeden dönmeyin.

Yine Mevlâna Celaleddin-i Rumi’ye döneyim ve yazımı onun sözleriyle noktalayım:

Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol

Bu derin felsefeyi içselleştirebilmek öyle önemli ki… Belki Mevlâna’nın enerjisi buraya geldiğinizde size bu konuda yardımcı olacaktır. Mevlâna’yı Şems’le karşılaştığı ve Mesnevi’sini kaleme aldığı yerde anmak ve dünyaya başka bir gözle bakabilmek için gelin yolunuzu Konya’ya çevirin…