Dünyanın en güzel yerlerinden birisi olan Zanzibar, Tanzanya’nın 40 kilometre açığında, Hint Okyanusu’nda yer alan takımadalardan oluşuyor. Pemba ve Unguja isimli 2 büyük ve onlarca küçük adaların birleşiminden oluşan takımadalar içinde adaların en büyüğü olan Unguja’nın ismi Zanzibar olarak geçiyor. Topraklarında yetiştirilen baharatlar ün saldığı için Zanzibar ayrıca Baharat Adası olarak da anılıyor.

Zanzibar, Şiraz’dan gelen İranlı göçmenler tarafından kurulmuş. 1503-1698 yılları arasında Portekiz sömürgesi olan ada 1698’de Umman Sultanlığı denetimine geçmiş. Bölgeden fildişi, altın ve köle ihraç edilmiş. İsmi Farsça zencilerin sahili anlamına gelen Zencibar’dan geliyor. Adada siyahi insanların yanında Arap ve Hint asıllı insanlar da yaşıyor.

Zanzibar’da ilk baharat üretimi 1818 yılında Umman sultanının zencefil üretimini emretmesiyle başlamış. Adada en çok tarçın, vanilya, kırmızı biber ve karabiber üretiliyor.

26 Nisan 1964’ten itibaren Tanganika ile birleşen Zanzibar o günden beri iç işlerinde serbest, dış işlerinde ise Tanzanya’ya bağlı.

Kenya – Tanzanya’da 2 haftalık safari yaptıktan sonra geldiğim ada yoğun programımın ardından ihtiyacım olan dinlendirici ortamı bana sağlamıştı.

Zanzibar’da adanın en sakin yeri olan güney doğusundaki Jambiani bölgesinde konakladım. Burada kaldığım Garden Beach Bungalows 2 Türk ailenin işlettiği harika bir oteldi. Gerçi otel sonradan covid-19 pandemisine yenik düşüp kapandı ama ben oradayken evim olmayı da başarmıştı.

Otelin işletmecilerinden Ulvi sağolsun bütün Zanzibar gezilerimi organize etti. Otelin çalıştığı taksici Cici beni istediğim her yere götürdü. İstanbul Aksaray’da bir süre yaşamış olan Maksut beni Stone Town’da karşıladı. Bütün gün rehberliğimi yaptı. Bu gezilerimde de bana otelde tanıştığım tatlı çift Yağmur-Mutlu eşlik etti.

Stone Town

Zanzibar Adası’na nasıl gidilir?

İstanbul’dan Zanzibar’a direkt uçuşlar 7 saat 20 dakika sürüyor. Ayrıca aktarmalı uçuşlar da bulunuyor.

Zanzibar’a mart-nisan-mayıs aylarında gelmenizi tavsiye etmem. İnanılmaz yağışlı oluyor. Ama öyle böyle değil, hiç durmadan yağan bir yağmurdan bahsediyoruz. Onun dışında ne zaman gelseniz burası güzel.

Zanzibar Adası’na vize almak gerekiyor mu?

Tanzanya tüm T.C. vatandaşlarına vize uyguluyor. Vize almak için 2 yöntem var:

  • Vizenizi ülkeye gitmeden önce online alabilirsiniz. Eğer online vize alacaksanız https://eservices.immigration.go.tz/visa/ sitesinden gerekli bilgileri doldurabilirsiniz.
  • Ya da ülkeye girişte 50 $ ödeyerek kapıda Tanzanya vizesi alabiliyorsunuz.

Zanzibar Adası gezilecek yerler

Zanzibar Adası gezilecek yerler listesine bir bakalım.

Baharat Çiftliği

Baharat adasına geldiysek baharat turu eksik kalabilir mi? Tabii ki hayır!

Baharat çiftliklerinde karanfil, tarçın, zencefil, vanilya ve safran gibi pek çok çeşit baharatın yanı sıra hindistan cevizi ve ananas gibi meyveler üretiliyor. Burada bitkilerin farmakolojik özelliklerini keşfediyorsunuz. Örneğin kabuğundan kinin yapılan ağacın sıtmayı tedavi ettiğini öğrendim. Hediye edilen takılar da hiç fena olmuyor.

Baharat Çiftliği

Jozani ormanı

Bu orman soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve koruma altına alınan kırmızı colobus maymunları ile ünlü. Bu maymunlar dünyada sadece Zanzibar’da yaşıyor. Ben çok az sayıda maymun görebildim ama yine de çok mutlu oldum. Ormanda bir de su üzerinde yetişen mangrov ağaçlarını görebilirsiniz. Sular çekildikten sonra ortaya çıkan ağaç kökleri gerçekten etkileyici. Hatta bence Jozani’den insanın aklında en çok kalan şey de bu mangrovlardır.

Jozani ormanında colobus maymunu

Prison Island (Chango Adası)

Ada ismini buradaki hapishaneden almış. Ancak hapishane aktif olarak hiç kullanılmamış. Burası hapishane olarak değil, cüzzamlı hastaların tedavi edildiği bir hastane olarak hizmet vermiş. Adada yaklaşık 100 tane dev kara kaplumbağası var. Bu kaplumbağaların bazıları ise tam 300 yaşında.

Zanzibar’ın Prison Island (Chango adası)’ndaki dev kara kaplumbağaları

Stone Town

Kentin en eski bölgesi olan Stone Town aynı zamanda adanın başkenti. UNESCO Dünya Mirası listesinde olan kent labirenti andıran dar sokakları, taş evleri ve o evlerdeki 19. yüzyıldan kalma kapıları ile oldukça ilgi çekici.

Stone Town

Şaşırmayın ama Stone Town’ın kapıları âdeta şehrin simgesi olmuş. Nedenine gelince: Eskiden evlerin inşasına önce kapıdan başlanırmış. Kapıların üstüne bereket getirsin diye Kur’an’dan ayetler konur, etrafı denizin yükselen dalgaları gibi desenlerle zenginleştirilirmiş. Varlıklı ailelerin kapılarına günlük ağacı ya da hurma palmiyesi figürleri eklenirmiş. Gerçekten de şehri gezerken sanat eseri gibi kapılarla karşılaşıyorsunuz.

Stone Town kapıları

Köle Pazarı, Stone Town

Dönemin en büyük köle ticaretinin yapıldığı pazar yeri kuşkusuz adanın en etkileyici ve de üzücü yeri.

Doğu Afrika’nın içlerinden her yıl yaklaşık 8.000 köle Afrikalı ve Arap tacirlerce buraya getirilmiş. Açık artırmada daha çok para etsinler diye erkek kölelerin bedenleri yağlanmış, kadınlara takılar takılmış, göz alıcı giysiler giydirilmiş. Köleler en yüksek fiyatı verene satıldıktan sonra ya adada tarlalarda çalıştırılmış ya da Umman, İran Körfezi ve kuzey batı Hindistan’a taşınmış.

Köleler aynı zamanda fildişi taşımaları için de kullanılmış. Sert Asya fildişine göre işlenmesi daha kolay olan Afrika fildişi Hindistan, Amerika ve Batı Avrupa’ya ihraç edilmiş. Eğer kadın köleler fildişini taşıyacak güçte değilse çocukları öldürülmüş.

Kölelerin satılmadan önce tutulduğu 8-10 m²’lik 2 zindanın her birinde 75 kişi günlerce birbirine zincirlenmiş hâlde tutulurmuş.

Stonetown Köle Pazarı

İnsanlık tarihi için utanç verici olan bu zindan/müzeyi tüylerim ürpererek, içim acıyarak gezdim. Kalbim sıkıştı. Gezerken bile zindanda çok uzun süre kalamadım. İnsanoğlunun doğaya, hayvanlara ve diğer insanlara yaptığı zulmü anlamam ve kabullenmem mümkün değildi.

Bu zindan/müzenin hemen yanında köleliği yasaklayan Britanya Parlamentosu tarafından yaptırılan kilise var. Kilisenin bahçesindeki İsveçli heykeltraş Clara Sornas’a yaptırılan birbirine zincirlerle boyunlarından bağlanmış 5 Afrikalı köle heykeli ise insanın boğazını düğümlüyor.

Stonetown Köle Pazarı

Bu arada kölelik Britanya Parlamentosu tarafından 1807 yılında yasaklanmış olsa da Umman Sultanı hazinesine giren tüm vergiler köle ticaretinden geldiği için bu ticarete devam etmiş. Köle ticaretinin tamamen yok olması ise 1897 yılını bulmuş.

Arap Kalesi, Stone Town

Araplar tarafından 18. yüzyılda Portekiz saldırılarına karşı korunma amaçlı inşa edilen kalede günümüzde çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Özellikle de Tanzanya geleneksel müziği Taarab konserlerini burada mutlaka izlemelisiniz.

Stonetown Arap Kalesi

Darajani Balık Pazarı, Stone Town

Adı üstünde burası bir pazar yeri. Balıklar, üzerinde uçuşan sinekler, rengârenk bir kalabalık hepsi burada toplanmış. Günün erken saatlerinde giderseniz ateşli balık pazarlıklarına da şahit olursunuz.

Stonetown Darajani Balık Pazarı

Freddie Mercury Evi, Stone Town

Zanzibar beyaz kumsalları, yüzlerce baharat çeşidi, onlarca tropik meyveleri ve turkuaz denizi ile dikkat çekse de Queen grubunun efsanevi solisti Freddie Mercury’nin doğum yeri olması ile de oldukça ünlü bir yer. Asıl adı Ferruh Bulsara olan sanatçının 5 Eylül 1946’da doğduğu ev Zanzibar’ın en çok ziyaret edilen yerlerinden. Evin en üst katındaki restoranda Queen şarkıları eşliğinde yemek yiyebilirsiniz.

Stonetown Freddie Mercury Evi

Beyt-ul Acaip (Acayip Ev), Stone Town

1883’te Umman sultanının kendisine yaptırdığı eve halk arasında Acayip Ev deniyor. Çünkü ada halkı elektrik ve asansörü ilk kez bu evde görmüş. Ev günümüzde müze olarak kullanılıyor. Evin sahile bakan kısmındaki Foradhani Gardens isimli meydanı akşam saatlerinde sokak tezgâhları süslüyor. Bana sorarsanız evin hiç bir özelliği yok. Hatta benim dikkatimi bile çekmedi. Fotoğrafı da sonradan Prison Island’dan dönerken çektim.

Stonetown Beyt-ul Acaip (Acayip Ev)

Kizimkazi, Stone Town

Adanın güneyindeki bu balıkçı köyünde yunusların koruma altına alındığı Menai Koyu ve 12. yüzyıldan kalma bir cami yer alıyor.

Şimdi gelelim plajlara:

Nungwi

Burası adanın en popüler yeri. Adanın kuzeyinde yer alan Nungwi ve Kendwa kumsalları uçsuz bucaksız uzanıyor. Nungwi bölgesindeki akvaryumlarda su kaplumbağalarını besleyebilir, hatta onlarla beraber yüzebilirsiniz.

Paje

Burası uçurtma sörfü ile ünlü.

Jambiani

Adanın güney doğusunda yer alan bu bölge oldukça sessiz ve huzurlu. Konaklamak için seçtiğim Jambiani’de günde 2 kez gel-git yaşanıyordu. Deniz 7.00-17.00 saatleri arasında metrelerce uzağa çekiliyordu. Ama burası rüzgârın sesini dinlemek ve sakinliği hissetmek için bir ömre bedeldi. (Aşağıdaki fotoğrafta elimde tuttuğum deniz yıldızını aynen geriye denize bıraktığımı hemen söyleyim. Bir dalgıç olarak deniz canlılarını korumak benim için çok önemli)

Jambiani

Zanzibar’da yapmadan dönme!

Zanzibar’da bunları mutlaka yapın:

  • Zanzibar Cafe House’un terasında nefis Zanzibar manzarasında affogato iç (Dondurma üzerinde kahve. Aman da ne şahane)

Zanzibar Cafe House

  • The Rock Bar’da gün batımını izle

The Rock Bar

  • Stone Town’ın en ünlü lokal restoranı Luukman’da yemek ye
  • Kizimkazi’de yunuslarla yüz
  • Zanzibar’ın kuzeyindeki Pemba Adası’nda tüplü dalış (scuba diving) yap
  • Zanzibar’ın güneyindeki Mafia Adası’nda denizlerin en büyük canlısı balina köpekbalıklarıyla yüz

Biraz da burada yapılabilecek pahalı zevklerden bahsedelim mi? Mesela suyun altında uyumak mı? O da neymiş?

Evet dostlar, Manta Resort’ta 3 katlı evlerin giriş katında hamak keyfinizi sürebilir, üst kata çıkıp suya balıklama atlayabilir, gece de en alt kata inerek suyun içindeki odanızda balıkları seyrederek uyuyabilirsiniz. Odalarda gecelik ücretin 2 kişi için $ 2.500 olduğunu bilin yeter :-) .

Afrika güneşi güzel. Tropik iklim güzel. Zanzibar mı? Güzel mi güzel :-) .