Orda başı dumanlı bir dağ var uzakta… Biz o dağı Ernest Hemingway’in Kilimanjaro’nun Karları isimli kitabından tanıyoruz. Kilimanjaro’nun Karları, Hemingway’in en popüler yapıtlarından seçilmiş 10 kısa öyküden oluşuyor. Ayağı kırılınca Afrika’da mahsur kalan ve dağın bulunduğu yerde konaklayan Amerikalı yazarın geçmişi ve aşkıyla olan hesaplaşma konu ediliyor. Evet, işte bu dağ Kilimanjaro. Kilimanjaro (1902’den 1918’e kadar Kaiser-Wilhelm-Spitze olarak adlandırılmış) deniz seviyesinden 5.895 metre yüksekte Afrika’nın masif bir dağı. Bu dağ sönmüş bir stratovolkan. Kilimanjaro Millî Parkı, UNESCO Dünya Doğa Mirası listesinde bulunuyor.

Kilimanjaro Tırmanışı

Tanzanya’nın kuzeydoğusunda bulunan Kilimanjaro, üzerindeki 3 zirveden en yükseği olan Kibo zirvesiyle Afrika kıtasının en yüksek dağı. Sıra dışı oluşumu, çevresindeki bitki ve canlı zenginliğiyle dikkat çekiyor. Bulunduğu bölge tropik ormanlar ve Tanzanya’nın az bilinen safari parklarıyla çevrili. Nisan-haziran ayları arasında yağmur sezonunu yaşıyor.

Masailer buraya ngaje ngai yani “tanrının evi” diyor. Dağa çıkmaya yeltenenlerin kötü ruhlar tarafından taşa çevrildiğine inanıyorlar. Alman jeoloji profesörü Hans Meyer 1889 yılında bu laneti yenmeyi başarmış ve Kibo zirvesine bayrağını dikmiş.

Tanzanya‘da safari yaptıktan sonra 1 günümü Kilimanjaro tırmanışına olmasa da dağ yürüyüşüne ayırdım. Arusha‘da evinde misafir olduğum Mutalemo’ya buraya gelmek istediğimi söyledim. O da zaten dağ rehberliği yaptığını ve bana özel bir tur ayarlayabileceğini söyledi. Böylece Arusha’dan ayarladığı araçla Kilimanjaro’ya geldik.

Kibo zirvesine giden yollar

Kilimanjaro’nun 7 giriş kapısı var. Kibo zirvesine en kolay Marangu Kapısı’ndan ulaşılıyor. Bu yola Coca Cola Rotası adı verilmiş. Rota üzerindeki kamp alanlarında konaklamak için kulübeler var. Biz sadece 1 gün yürüyüş yapacağımız için bu kolay rotayı seçtik. (Kolayı böyleyse zorunu düşünmek bile istemiyorum, o ayrı!)

Bu arada hemen Machame Kapısı’ndan girip Viski Rotası adı verilen yoldan yürümenin oldukça popüler olduğunu söyleyeyim. Bu rota minimum 6 günde yürünüyor. Rotanın popülerliği de dik tırmanışlarından ve kulübeler yerine çadırda kalınmasından geliyor. Yani bu rota tam dağcılık sevdalılarına göre!

Dediğim gibi yürüyüşümü Coca Cola Rotası’nda yaptım. Bu rotada yürürken 3 farklı iklim kuşağına ait bitkiler, Kilimanjaro tutkusu gibi endemik çiçekler, orkideler, colobus maymunları görülebiliyor. Biz maymunları göremesek de seslerini duyduk.

Kilimanjaro’da endemik bitkiler

Kolay olduğu iddia edilen bu tırmanış beni oldukça zorladı. Sırt çantam bile bir süre sonra çok ağır gelmeye başlamıştı. Mutalemo eğer sırt çantamı alıp kendisi taşımasa benim bu kadarcık tırmanışı bile yapabilmem mümkün değildi. Bacaklarım titriyordu, kendimi taşıyacak gücüm kalmamıştı. Mutalemo sürekli beni telkin ediyordu, dayan, bırakma, az kaldı, diye. Az kaldı diyordu ama dik yol da bitmek bilmiyordu. Yürüyüş benim için keyif olmaktan çıkmış, ızdıraba dönüşmüştü. Kan ter içinde kalmıştım.

1. Kamp alanı Mandara Hut

Ormanın içinden yürürken hissettiğim sıcaklık 1. kamp alanı olan Mandara Hut’a gelir gelmez değişti. Şimdi de soğuktan titremeye başlamıştım. Ellerim birden uyuştu. Ne yaptıysam, ne kadar uğraştıysam bu uyuşukluğu geçiremedim. Hem yorgunluğun etkisiyle hem de yükseklik nedeniyle kendimi oldukça perişan hissettim. Öğlen yemeğimi kulübelerin içine girerek yedim. Böylelikle biraz da ısınmış oldum.

Kilimanjaro 1. kamp alanı Mandara Hut

Burada hemen aklimatizasyondan bahsedeyim. Yüksek irtifa dağcılığında vücudu yavaş yavaş yüksek irtifaya alıştırmak gerekiyor. Bunun için kademe kademe irtifa artırıp daha sonra aşağıya inmek lazım. Benim bulunduğum 2.720 metre çok yüksek değildi ama işte bedenim yine de fazlasıyla etkilenmişti.

Mandara Hut’tan kratere yürüyüp Kilimanjaro’yu fotoğraflama hayallerim ise yalan olmuştu. Kraterden dönenler sislerin ardında kalan dağın gözükmediğini söylemişti. Anlaşılan o ki Kilimanjaro bugün bize nazlı yüzünü göstermeyecekti. Biz de çaresizce dönüşe geçtik.

Tropik Montane Ormanları’nda 1.800 metrelerde başlayan yürüyüşümüz 2.700 metrelerdeki 1. ana kamp alanına kadar sürmüştü ama toplamda gidiş-dönüş 16 km yürümüş olduk! Bu tırmanış 3 saat, iniş de 2 buçuk saatimizi aldı.

Kanada’da yaşadığım yıllarda Ontario eyalet parklarında zorlu yürüyüşlerim, Peru’da İnka yolu yürüyüşüm, Kosta Rika’da yağmur ormanlarında yürüyüşlerimin hiçbiri beni böylesine zorlamamıştı. Bir gün içinde hem tırmanış yapıp hem inmek pek de akıl kârı değilmiş. Gün bitiminde ölü müydüm, diri miydim bilmiyordum ama dağcılık yapanlara saygım artık çok daha artmıştı.

Kilimanjaro zirvesine çıkan sevgili arkadaşım Burcu da takdir ettiğim kişilerin arasında. Onun yazısının linkini koyuyorum hemen buraya: Kilimanjaro zirve çıkışı.

Keşfetmeniz dileğiyle…