Dünyanın en kalabalık 2. ülkesi olarak öne çıkan Hindistan’ın 2028’de Çin’i geçerek dünyanın en fazla nüfusa sahip ülkesi olması bekleniyor. Hindistan, dünyanın yeni 7 harikasından biri olan aşkın türbesi Tac Mahal, ölümün kol gezdiği Ganj Nehri, Holi Festivali gibi rengârenk festivaller, sinema endüstrisi Bollywood, yemek kültürü ve de eşi benzeri olmayan pisliği ile adını duyuran bir ülke. Nükleer teknoloji ve uzay teknolojilerine sahip az sayıdaki ülkeler arasında yer alıyor. Son yıllarda bilişim teknolojilerinde de ilerleme kaydeden Hindistan dünyaya bu alanda en çok ürün ve insan kaynağı sağlayan tedarikçi konumunda.

Hindistan harita Kaynak:Wikipedia (By Ssolbergj (talk) – Own work,This W3C-unspecified vector image was created with Inkscape.Aquarius.geomar.deThe map has been created with the Generic Mapping Tools: http://gmt.soest.hawaii.edu/ using one or more of these public-domain datasets for the relief:ETOPO2 (topography/bathymetry): http://www.ngdc.noaa.gov/mgg/global/global.htmlGLOBE (topography): http://www.ngdc.noaa.gov/mgg/topo/gltiles.htmlSRTM (topography): http://www2.jpl.nasa.gov/srtm/বাংলা | English | français | italiano | 日本語 | македонски | sicilianu | +/−Permission is granted to copy, distribute and/or modify this document under the terms of the GNU Free Documentation License, Version 1.2 or any later version published by the Free Software Foundation; with no Invariant Sections, no Front-Cover Texts, and no Back-Cover Texts. A copy of the license is included in the section entitled GNU Free Documentation License., CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=5123101)

Benim için hem korkulu hem de heyecan verici bir rüyaydı Hindistan. Duyduğum olumsuz hikâyeler, seyrettiğim sefalet filmleri, okuduğum spiritüel kitaplar merak uyandırdığı kadar beni buradan uzak da tutuyordu. Yine de merakım korkularımı yendi ve bir gün kendimi burada buluverdim…

Hindistan’ı ya sever ya da nefret edersiniz. Ortası yok. Burası dünyanın başka hiçbir ülkesine benzemeyen bir ülke. Delhi’den başlayarak gezdiğim yerleri daha sonraki yazılarımda detaylı tanıtacağım.

Hindistan’a giderken aşı yaptırma zorunluluğu yok, ama yanınıza doğal homeopatik ilaçlar götürmenizi şiddetle tavsiye ederim. Unutmayın, burası pek hijyenik bir ülke değil!

Hindistan

Bir Hindu

Hindistan vizesi nasıl alınır?

Hindistan diplomatik pasaport taşıyanlar dışındaki tüm T.C. vatandaşlarından vize istiyor. Yani bordo ve yeşil pasaportu olan herkes Hindistan vizesi almak zorunda.

Turistik Hindistan vizesi alınması oldukça kolay bir vize. Aracı kurum olmadan başvuruyu kendiniz kolaylıkla yapabilirsiniz.

Vize için ilk yapmanız gereken şey online başvuru yapmak. Daha sonra size verilen randevu gününde konsolosluğa şahsen başvuru yapmanız gerekiyor.

Hindistan’a nasıl gidilir?

Öncelikle Hindistan’da nereye gideceğinizi belirlemeniz gerekiyor. Zira ülkenin kuzeyi ve güneyi oldukça farklı. Türkiye’den Yeni Delhi, Ahmedabat, Bangalore, Chennai, Hyderabad, Kolkata ve Mumbai’ye direkt ve aktarmalı uçuşlar var. İstanbul’dan Delhi’ye giden direkt uçuşlar 6 saat sürüyor.

Yalnız seyahat etmeyi ne kadar sevsem de kendimi bir türlü buraya tek başına ayak basacak kadar cesur hissetmemiştim. Sağolsun arkadaşlarım Erkan ve Tolga benimle gelmek istediler de bu yola çıkmaya karar verdim. Kardeşim Demet’in de bize katılacağını açıklaması benim için en güzel sürprizlerden biri oldu. Nereden bileyim sonradan bu ülkeye yalnız da geleceğimi?

Hindistan

Uçak biletlerini aldıktan sonra organizasyon yapma kısmı doğal olarak yine bana kaldı. Neyse ki çevrem çok geniş. Bir arkadaşımın Hindistan’da bir tur şirketini (Rajasthan Travel Service (RTS)) yıllardır tanıdığını öğrenmemle birlikte onlarla çalışmaya karar vermemiz arasında çok zaman geçmedi. Bu tatil bir bilinmeyen dünyaya gidiş olduğu için her ne kadar artık 4 kişi olsak da hâlâ yalnız hareket etme konusunda korkularım vardı. Bu nedenle bizim için ayarlanacak özel bir tur beni çok daha huzurlu hissettirecekti.

4 kişilik bir Altın Üçgen (Golden Triangle) ve Rajasthan turu ayarlandı. Şoförümüz bizi havalimanından karşılayacak ve 10 gün boyunca bize eşlik edecekti. Turun Lonely Planet’te adı da geçiyordu. Yani güvenebilirdik :-) .

Jaipur – Jaisalmer arasinda trenle yolculuk yapacaktık. Okuduğum kitaplarda trenlerle ilgili çok fazla uyarı vardı. O nedenle 2 kişilik birinci sınıf odalara bilet alınması konusunda tura ısrar ettim. Her ne kadar tur buna gerek olmadığını söylese de ben kişi başı vereceğimiz sadece $ 40 farka değeceğine kesinlikle emindim :-) . Trenlerde bu odalardan çok az sayıda oluyormuş. O nedenle biletlerin çok önceden alınması gerektiğini söylemeliyim.

Bu turla ilgili detayları sonraki yazılarımda detaylı aktaracağım. Ancak şunu öğrendim ki Hindistan’a gerçekten de çok iyi çalışan bir tur şirketiyle gitmek gerekiyormuş. Çünkü onların günlük hayatı içinde doğal karşıladığı, alışık olduğu ve umursamadığı şeyler bizim gözümüzde bir kâbusa dönebiliyor.

Turda özellikle çok ısrarcı olduğum 1. sınıf tren bileti yerine 2. sınıf biletin elime tutuşturulması, ülkenin her yerinde gördüğüm pislik, yemek yiyemediğim günlerden sonra bir daha Hindistan’a ayak basmamaya yemin ettim bile diyebilirim. Ancak bilmiyordum ki Hindistan benim ruhuma işleyecekti ve tekrar gitmek için can atacaktım…

Hindistan

Beş duyuya saldırı yapan ülke – Hindistan

Lonely Planet Hindistan’ı 5 duyuya saldırı olarak tanımlıyor. Neden mi?

Görme

Özellikle kuzeydeki Rajasthan (Racastan) Eyaleti olmak üzere Hindistan ziyaretinizde gözünüzü renklerden alamazsınız. Sari (pırıl pırıl renklerdeki yerel kıyafetler) içindeki kadınlar, muhteşem takılar, kum taşından yapılma 500 senelik oya gibi işlenmiş yapılar, saraylar burada gözünüzü fazlasıyla doyurur.

Burada sokaklarda kedi görmüyorsunuz. Kedinin uğursuzluk getirdiğine inanıyorlar. Onun yerine etrafta bolca inek, köpek, küçük sincap, maymun, deve ve fil var.

Koku

Hindistan demek koku demektir. Etrafınızı saran baharat kokusu yer yer sizi mest eder. Mutfağınızda bu güne kadar kullandığınız, ancak neye benzediğini bilmediğiniz bir çok baharatın orijinal halini burada daha yoğun koklayabilirsiniz.

Hindistan

Tat alma

Hindistan gezinizde, Aman tanrım, muhteşem, diyeceğiniz yemeklerden tutun da, Acı benden sorulur, diyen Adanalı’ya bile, Yandım, dedirtecek kadar acı yemekler yiyebilir, dilerseniz de egzotik meyvelerin tadına bakabilirsiniz.

Duyma

İşte size Hindistan turu yaptığınızı anlatacak bir dokunuş: Korna! Korna sesinden bugüne kadar hiç yoruldunuz mu? Hindistan’da yorulacaksınız. Çünkü burada otobandan şehir merkezine kadar her yerde kornayla anlaşıyorlar. Kim kime ne diyor, ne istiyor, nasıl anlaşıyorlar tam bir muamma olsa da trafik kornayla işliyor. Arabaların çoğunun dikiz aynaları kapalı ve arkalarında horn please (korna lütfen) yazıyor. Hindistan’da korna sesi dikiz aynası yerine geçmiş durumda.

Horn please – Korna lütfen

Dokunma

İşte başka hiçbir ülkede denk gelemeyeceğiniz bir şey daha. Hele ki benim gibi beyaz tenli ve sarışınsanız Hindistan turunuz sırasında muhakkak yanınıza gelip dokunmak, bunu bir de fotoğraf çekerek belgelemek isteyecekler. Zaten otobüsler, trenler ve bütün toplu taşıma araçları o kadar kalabalık ki insanlara değmeden geçmeniz mümkün değil. Herkesin son derece yapışkan olması da sizi şaşırtmasın. Sokaktan geçen herkes birşey satmaya ya da en azından elinizi sıkmaya çalışıyor. Yine de kendinizi hiç tehdit altında hissetmiyorsunuz. Kimse üzerinize saldırmıyor, paranızı çalmaya yeltenmiyor ya da alışveriş yaparken para üstü vermeden kaçmaya çalışmıyor.

Hindistan’da herkes bizimle fotoğraf çektirmek istedi

Incredible India – Hindistan’da uçlarda yaşayacaksınız

Hindistan’a gelirken ne istediğinizi biliyor olmanız lazım. Çünkü Hindistan uçurumlar ülkesi. Burada tatil yaparken lüks arıyorsanız sınır yok. Kendinizi mihrace gibi hissedebileceğiniz, geceliği $ 2.000’a muhteşem bir saray otelde, ya da geceliği $ 700’a 7 yıldızlı tren Palace on Wheels’de konaklayabilir ya da sıcak suya hasret kalabileceğiniz, filmlerde gördüğünüz her yanı insan dolu trenlerle, otobüslerle seyahat edeceğiniz sırt çantalı bir gezi de gerçekleştirebilirsiniz.

Hintli çift

Hintli çift

Hindistan’da toprağın enerjisi çok kuvvetli. Bir milyar üç yüz milyon nüfuslu ülkede halkın bir bölümü sefil olsa da inanışları gereği agresif değiller. Kabullenme onlar için erdem. Bu da bana Eckart Tolle’un Şimdinin Gücü kitabındaki mutluluk ve huzur tanımını hatırlatıyor:

Sevdiğiniz bir insan öldüğünde ya da siz ölümün yaklaştığını hissettiğinizde mutlu olamazsınız. Bu olanaksız bir şeydir ama huzurlu olabilirsiniz. Üzüntü ve gözyaşları olabilir ama direnmeyi bırakmışsanız, üzüntünün altında derin bir dinginlik, sessizlik, kutsal bir mevcudiyet hissedeceksinizdir. Bu iç huzurudur, karşıtı olmayan iyiliktir.

Buranın insanlarının mutlu olduğunu iddia edemem. Ancak huzurlu ve dingin olduklarını her hâllerinden hissediyorum.

Hindistan’da sıradan bir manzara

Ölüm Hindistan’da yeniden başlangıcı simgeliyor. Ruhun tekamüle erdiğine inanılıyor ve beden yakılıyor. Bir çok Hindu ölümün yaklaştığını hissettiğinde imkânlar çerçevesinde Ganj Nehri’nin kıyısındaki kutsal Varanasi Şehri’ne gidip ölümü bekliyor. Evet, yanlış okumadınız. Ölümü bekliyorlar. Orada ölmek, yakılmak ve küllerinin Ganj’a savrulması onlar için çok kutsal. Sabah gün doğumunda başlayan hazırlıklar ve yakma işlemleri akşam gün batımında sona eriyor. Bu saatten sonra gün içinde ölenlerin ruhlarının kabulü için yapılan Aarti Töreni başlıyor.

Hindistan – Aarti törenleri

Hindistan’da dinler

Burası her dine son derece saygılı bir toplum. Hindular, Sihler, Budistler, Müslümanlar, Bahailer, Zerdüştler, Hristiyanlar ve diğerleri ülkede hep iç içe yaşıyor.

Hindular

Hindistan’da nüfusun % 80’i Hindu. Hinduizm mistik bir din. Kitabı yok, peygamberi yok. Brahman olarak bilinen yüce bir yaratıcı güce inanıyorlar. Herşey Brahman’dan geliyor ve ona dönüyor.

Hinduizm’de hayat kozmik dengeden oluşuyor. Yani hayat iyi ve kötü dengesiyle yürüyor. Herşey simetri halinde. İyi-kötü, siyah-beyaz, karanlık-aydınlık. Bu görüş Hindu tapınaklarında da görülüyor. Tapınaklarda sağda ne varsa solda da var. Ancak işlevleri farklı. Sağdakiler iyiliği, aydınlığı, mutluluğu simgelerken soldakiler kötülüğü, karanlığı, mutsuzluğu simgeliyor.

Hindular için inekler kutsal. Çünkü inekler tüm kâinatın anası olan Tanrıça’nın sembolü. Hatta bir ineği öldürmek tanrıyı öldürmek anlamına geliyor. Siz siz olun, Hindistan’da sakın ineklere yaklaşmayın.

Peki Hinduizm’e inanan bütün Hintliler’in (zengin, fakir, sokakta yaşayan, şirket sahibi, film yıldızı, yani istisnasız hepsinin) bir astrologu olduğunu biliyor muydunuz? Astrologlarına danışmadan çocuklarına isim koymuyorlar, iş kurmuyorlar, evlenmiyorlar.

Sihler

Sihler, Hint dini grupları içinde en kolay tanınan grup. Bunun sebebi de Guru Gobind Singh tarafından belirlenmiş olan 5 sembolü taşımak zorunda olmaları. Bu semboller Kesha; saçları kesmemek, Kangha; ahşap veya fildişi tarak taşımak, Kaccha; özel bir iç çamaşırı giymek, Kara; çelik bilezik takmak ve Kirpan; kılıç (veya kama) taşımak. Sihler kendi inanışları gereği inanılmaz temiz ve hayırseverler. En güzel örnek Delhi’deki Gurdwara Bangla Sahib Tapınağı. İçeriye ayaklarınızı yıkayıp kadın, erkek, çocuk başınızı örtüp girebiliyorsunuz. Gün doğumundan gün batımına kadar kutsal kitapları başında ilâhiler okuyorlar. Gündüzleri gelen tüm ziyaretçilere irmik helvası dağıtılıyor. Tapınağın arkasındaki kutsal sayılan havuzdaki balıklar asla ellenmiyor. Etrafındaki koridorda dileyen kişiler geceleyebiliyor, ama bir yardımda bulunmak kaydıyla. Bu yardımları da gözünüzde büyütmeyin. İster trabzan silin, ister yaprak toplayın, ister mutfakta bulaşık yıkayın, yemek ya da ekmek yapın. Yardım ettiğiniz müddetçe dininizin ne olduğunun da bir önemi yok.

Bir Sih

İslam

Ülkedeki Müslüman nüfusu, özellikle erkekleri ayırt etmek çok kolay. Hemen hepsinin sakalı kınalı ve takke takıyorlar. Ülkedeki Müslümanlar belirli bölgelerde yaşıyor. Mesela Jammu & Keshmir eyaletinin Keşmir bölgesinde yaşıyorlar. Burada 900 yaşındaki muhteşem ahşap işlemeli camiden tutun da 333 sütunlu camiye ve Şah Cihan’ın yaptırdığı harika manzaralı bahçelere kadar pek çok güzellikler var. Chandigarh, Serhent gibi yerleşim yerlerinde Müslümanlar için önemli alimlerin türbeleri bulunuyor. En güzel türbeleri de Delhi’de aynı anda 25.000 kişinin namaz kılabildiği Cuma Camii.

Jama Mescid (Cuma Camii), Delhi

Bahai

1800’lü yılların başında ilan edilen Bahai’liğin buradaki en güzel örneği Delhi’deki Lotus Tapınağı. Mimari yapısı aynı nilüfer çiçeğini andıran tapınağın içinde görsel hiçbir şey yok.

Lotus Tapınağı, Delhi

Hristiyanlık

Daha çok güney eyaletlerinde görülen kiliseler ise Portekizliler’in bu karayı keşfi ve sonra gelen İspanyol ve uzun süre bu toprakları istila etmiş olan İngilizlerin etkisiyle yapılmış. Özellikle Mumbai’de Viktorya tarzı yapılara rastlamak çok olası. Kochi şehri ise Yahudi nüfusun yerleşim alanı ve bu bölgedeki ilk sinagogun kurulduğu şehir.

Kast sistemi

Hinduizm’deki kast sistemi toplumu 4 sınıfa bölüyor. Herkesin doğduğu andan itibaren toplumdaki yeri ve mesleği içinde bulunduğu kasta göre belirleniyor. Farklı kasttan olanlar birbirleriyle evlenemiyor. Kişilerden içinde bulundukları kastın kurallarına itaat etmesi bekleniyor.

1. kast Brahmanlar

Din adamlarından oluşuyor. Kast sisteminin en üstünde bulunuyorlar.

2. kast Kshatriyalar

Savaşçıların ve yöneticilerin (krallar, prensler) sınıfı. Görevleri din adamlarını korumak ve dine hizmet etmek.

3. kast Vaishyalar

Tüccarlardan oluşan kast. İş adamları, sanayi patronları bu gruba giriyor.

4. kast Shudralar

İş ve hizmetkâr sınıfı. Diğer 3 kasta hizmet ediyorlar.

Bir de kast sisteminin bile dışında kalan dalit ya da dokunulmazlar var. Bunlar en alt tabakadaki kişiler. Bu kişiler Hindular’ın iğrendiği ve aşağılayıcı bulduğu her işi yapıyorlar. Tuvaletleri temizliyor, cenaze artıklarıyla ilgileniyor, hayvanların bakımını yapıyorlar. Bugün Hindistan’da 200 milyon kadar dalit yani dokunulmaz var.

Hindistan’daki yaşamı insanın kendi gözlerinle görmesi hayatına çok farklı bir boyut getiriyor. Ben de gezim sonrasında yaşadığım hayatın zenginliğinin ve ne kadar şanslı olduğumun çok daha fazla farkına vardım. Hayatını sorgulayan ve sahip olduklarının kıymetini bilmeyen herkesin burayı görüp hayata bakışını değiştirebilmesini diliyorum.