Antik çağlardan başlayarak tarih boyunca feodal beylerin, düklerin, kralların, lordların, soyluların, baronların, şövalyelerin, paşaların hüküm sürdüğü Lefkoşa; günümüzde Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti. Bu özelliğiyle de dünyada iki ülke arasında bölünmüş tek başkent sayılıyor.

Lefkoşa

Medeniyetlerin başkenti olan şehir; tarih sürecinde Ledra, Lidra, Kermia olarak adlandırılmış. Şehir 4,5 km’lik surlarla çevrili. Surların 11 burç ve 3 kapısı var.

Lefkoşa

Lefkoşa – KKTC & Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir sınır

Lefkoşa, iki ülkenin arasında bölündü. Hâlen iki ülkeye başkentlik ediyor. İç içe geçmiş kültürleri burada görmeniz mümkün. Hatta eskiden KKTC sınırları içinde kalan Saray Hotel’in çatısına çıkıp Güney Kıbrıs’ı izlemek bile mümkündü. Şimdiyse otelin terasına sadece müşterileri çıkabiliyor.

Lefkoşa

Lokmacı Sınır Kapısı’ndan yürüyerek Güney Kıbrıs’a gidilebiliyor. Sadece 2 dakika süren Uzun Yol, iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Lokmacı; Kıbrıs Adası’nı ikiye bölen, yaklaşık uzunluğu 180 kilometre olan, Yeşil Hat üzerindeki 5 gümrük kapısından biri.

Lefkoşa

Lokmacı Sınır Kapısı

Sınırı geçerek güneye gitmek Türk vatandaşları için maalesef mümkün değil. Bense Kanadalı olmamın avantajını kullanarak bu sınırı geçtim. Türk vatandaşları Güney Kıbrıs’a gitmek istiyorlarsa ancak Avrupa’nın herhangi bir şehrinden Larnaka ya da Baf’a uçarak buraya ayak basabilir.

Ancak Türk vatandaşları, Schengen vizesiyle Kıbrıs Cumhuriyeti’ne giremiyor. Türk vatandaşlarının öncelikle Atina’daki Kıbrıs Büyükelçiliği’nden Kıbrıs Cumhuriyeti vizesi almaları gerekiyor.

Lefkoşa

Lokmacı Sınır Kapısı’ndan geçip Uzun Yol’dan yürüyerek Güney kesimine gidiliyor

2 dakika içinde başka bir kültürü hissetmekse oldukça değişik bir his. Şimdiye kadar hiçbir sınırı yürüyerek geçmediğim için burada oldukça garip duygulara kapıldığımı söylemeliyim. Yol belki 2 dakika sürdü. Ancak burayı yürürken gözümün önünden sanki yıllarca devam edecek sahneler geçti. Elimde olmadan yaşanan acıları düşündüm ve John Lennon’un sözleri keşke gerçek olsaydı dedim:

Imagine all the people
Living life in peace

Bütün insanların hayatı barış içinde yaşadığını hayal et…

Lefkoşa

Lefkoşa’da gezilecek yerler listesi

Lefkoşa gezilecek yerler listesine bir bakalım.

Girne Kapısı (Porta del Proveditore)

Girne kapısı, şehre girişi sağlayan 3 kapıdan biri. 1567 yılında Venedikliler tarafından kenti savunabilmek için yapılmış.

Lefkoşa

Girne Kapısı (Porta del Proveditore)

Mevlevi Tekkesi

Mevleviliğin önemli eserlerinden biri olan tekke, 16. yüzyıl dönemine ait. İçinde Mevlevi ileri gelenlerine ait 16 mezar bulunuyor.

Lefkoşa

Mevlevi Tekkesi

Venedik Sütunu (Dikilitaş)

Venedikliler tarafından 1550’de dikilen, 6 m yüksekliğindeki sütunun alt tarafında 6 İtalyan ailesinin armaları var. Sütunun Salamis’teki bir mabetten getirildiği sanılıyor.

Lefkoşa

Venedik Sütunu (Dikilitaş)

Osmanlılar döneminde Sarayönü Camisi’nin avlusuna kaldırılan sütun, İngilizler döneminde 1915’te şimdiki yerine yerleştirilmiş.

Büyük Han

Büyük Han 1572-1579 yılları arasında Bursa’daki Koza Han örnek alınarak inşa edilmiş. Adadaki en önemli Osmanlı dönemi yapısı olan handa tam 68 oda var. Günümüzde burada sanatsal ürünler satılıyor.

Lefkoşa – Büyük Han

Kumarcılar Hanı

Tipik bir Osmanlı hanı olan Kumarcılar Hanı’nın 17. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Orijinalinde 52 oda olan handa günümüze ulaşan 44 oda var.

Lefkoşa

Kumarcılar Hanı

St Sophia Cathedral (Selimiye Camii)

1208-1326 yılları arasında Lüzinyan döneminde inşa edilen St Sophia Cathedral (Selimiye Camii), adadaki en önemli Gotik mimari yapılardan biri. Lüzinyan kralları önce Lefkoşa’daki St Sophia Katedrali’nde Kıbrıs Kralı olarak, sonra da Mağusa‘daki St Nicholas Katedrali’nde Kudüs Kralı olarak taç giyermiş.

Lefkoşa

St Sophia Cathedral (Selimiye Camii)

Derviş Paşa Konağı

19. yüzyıl yapımı olan konak, Kıbrıs’taki ilk Türkçe gazetelerinden biri olan Zaman’ı yayınlayan Derviş Paşa’ya aitmiş. Arapahmet Mahallesi’ndeki konak, 1988 yılından beri Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor.

Lefkoşa – Derviş Paşa Konağı

Barbarlık Müzesi

25-26 Aralık 1963’te Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nda görevli Binbaşı Nihat İlhan’ın ailesinin içinde bulunduğu ev, Kıbrıs Rumları’nın kurduğu silahlı bir örgüt olan EOKA’ya bağlı çeteciler tarafından basıldı. Binbaşı İlhan’ın ailesi burada kurşuna dizilerek öldürüldü. Binbaşının evi sonradan Barbarlık Müzesi olarak ziyarete açıldı.

Barbarlık Müzesi

Lefkoşa’da nerede yemek yenir?

Kent keyifli mekânlarla dolu.

Saraba

Geleneksel Kıbrıs yemeklerini Surlar içinde yemek istiyorsanız, burası ilk tercihiniz olmalı. Bahçede ağaçların altında yiyeceğiniz ev yemeklerinin tadı damağınızda kalacak.

Gloria Jean’s Coffee

Blogumda zincir restoran veya kafeleri değil, yerel restoran ve kafeleri tavsiye etmeyi tercih ediyorum. Ancak burası farklı. Çünkü burası tarihi Rüstem kitapçısının içinde açıldı. Çok hoş bir ortamda yemek ve kahve servisi yapılıyor. Deneyin, siz de çok beğeneceksiniz.

Lefkoşa – Tarihi Rüstem Kitapçısı Gloria Jean’s Coffee

Doors of Old Town

Tarihi binanın içinde kahvaltı, öğlen ve akşam yemeği yiyebilir ya da sadece kahve içmek için uğrayabilirsiniz.

Lefkoşa

Lefkoşa – Doors of Old Town

Bibliotheque

Burası başkentin en iddialı eğlence-kültür ve yaşam merkezi. Müzik ve performans sanatlarında Kıbrıs’ta yepyeni bir çizgi açıyor ve dünya mutfağının en seçkin lezzetlerini sunuyor.

Bibliotheque

Lefkoşa’ya geldiğimde Akdeniz Köyü muhtarı Tarık Bozalan ve güzel eşi Nazlı’yla birlikte Kültür Dairesi Müdürü Nilay Tunçalp’ın misafiri oldum. Hep birlikte gezdiğimiz sokakları, Saraba’da yediğimiz öğlen yemeğini her zaman mutlulukla hatırlayacağım. Hepsine çok teşekkür ederim. İyi ki varlar!

Lefkoşa geçmişin gölgesinde hüznü ve umudu hissettiren bir kent. Eskiden hareketsiz bulduğum kentte şimdi eğlence, heyecan ve kıpırtı var. Güzel mekânlarla süslenen surlar içi, kentin ruhunu da yaşatmayı başarıyor. Tarihe tanıklık etmek isteyenlere duyururum!