Atina dünyanın en eski şehirlerinden birisi. Antik Yunanistan’ın lider kenti günümüzde de Yunanistan’ın hem başkenti hem ekonomik, kültürel, ulusal merkezi. Adını savaşçı bilgelik tanrıçası olan Athena’dan alıyor. Mitolojik tanrıları, tanrıçaları, efsaneleri, sabahlara kadar süren taverna eğlenceleri, spor aktiviteleri ve bütün yıla yayılan festivalleri ile Atina ziyaretçilerine tek bir gezide çok çeşitli tatlar sunan bir şehir.

Mitolojiye göre Atina adını Tanrı Poseidon ve Tanrıça Athena arasında geçen bir yarışma sonucunda almış. Poseidon ve Athena şehrin koruyucu tanrısı olmak istemişler, şehre hediyeler sunmuşlar. Poseidon deniz gücünü sembolize eden taze su kaynağı, Athena ise barış ve zenginliği sembolize eden bir kutsal zeytin ağacı hediye etmiş. Kent ise zeytin ağacını kabul etmiş. Böylelikle kente tanrıçanın ismi verilmiş.

Atina Akropol

Atina Akropol

Buranın kalbi Akropolis’te attığı için o bölgede konaklamakta fayda var. Biz de değerlendirmeleri çok yüksek olan Ilissos Hotel’de konakladık. Gürültülü bulduğumuzdan çok beğenmesek de fiyatı hesaplı ve temiz bir oteldi. Ayrıca yakınındaki Smile restoran gayet lezzetli yemekleri bize ikram etti.

Daha 1 ay önce Atina’ya geldiğimden bu kadar kısa süre içinde bu güzel şehre tekrar yolumun düşeceğini hiç tahmin etmezdim. Kardeşim Demet sağolsun biletinden otel rezervasyonuna kadar her türlü organizasyonu yaparak bana bu güzel hafta sonunu armağan etti. Böylece iki kardeş baş başa yollara döküldük.

Atina – Smile restoran

Atina’ya ilk gelişim gemi seyahatiyle olduğundan şehirde çok az zaman geçirmiş ve hiç birşey anlamadan geri dönmüştüm. Sadece Akropolis ziyareti yaparak ayrıldığım bu kent meğer her köşesinde sürprizlerle doluymuş. Keşfedilmesi gereken Avrupa başkentleri sıralamasında da başlarda yer alıyormuş.

Atina gezilecek yerler

Atina gezilecek yerler bakımından oldukça zengin bir şehir.

Akropolis

Otelden çıktıktan sonra Akropolis’e yürüyerek gittik. Burayı ilk ziyaretimde Akropolis’i (Akro-Yüksek, Polis-Şehir) bile tam göremediğimi bu gezide iyice anladım. Tabii ki Akropolis’in en önemli yapıları olan Propylaion, Parthenon, Erekhtheion, Athena Nike Tapınağı’nı görmek çok önemli ama bunlara ulaşırken yokuşlardan tırmanmak ve tüm ihtişamı ile her köşe başında bekleyen yüzlerce antik çağ eserini görmek gerekiyor. Akropolis’e giden yollardan biri Antik Agora’dan geçiyor. Sanat ve spor faaliyetleri burada düzenlenmiş. Halk Agora’da toplanıp şehirle ilgili kararları tartışmış.

Akropolis Yunanca’da yukarıda bulunan şehir anlamına geliyor. Klasik dönem Yunanistan’da yüksekliklere şehirler kurulmuş. Tapınaklar, hazinelerin saklandığı yapılar burada yer almış. Buranın Akropolis’indeki yapılar da yapılış sırasına göre bunlar:

Atina – Akropolis

Parthenon

Parthenon, Akropolis’in en büyük tapınağı. Burası aynı zamanda dünyanın en ünlü arkeolojik kalıntısı. M.Ö 4. yüzyılda tapınak olarak yapılan yapı kentin hazinesini de bünyesinde barındırmış. 6. yüzyılda Bizanslıların tarafından kilise olarak kullanılmış. 15. yüzyılda Osmanlılar tarafından camiye dönüştürülmüş.

Atina

Parthenon

Propylaea

Propylaea, Akropolis’in giriş kapısı. Kemerleri Pentelik mermerinden yapılmış.

Atina

Propylaea Kaynak:Wikipedia (By Ricardo André Frantz (User:Tetraktys) – taken by Ricardo André Frantz, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=2258685)

Athena Nike Tapınağı

Athena Nike Tapınağı M.Ö 5. yüzyılda yapılmış. Ancak Osmanlı döneminde yıkılmış. Yerine su bataryası kurulmuş. 19. yüzyılda batarya kaldırılmış. Altında kalan orijinal yapının kalıntılarıyla yeni bir tapınak inşa edilmiş.

Atina

Atina – Athena Nike Tapınağı

Erechtheion

Erechtheion M.Ö 5. yüzyılda Tanrıça Athena adına yapılmış.

Atina

Erechtheion Kaynak:Wikipedia (By Thomas Wydra – Own work (Original text: Eigene Aufnahme), CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=12106134)

Akropol Müzesi

Antik çağ kalıntılarının üzerinde tabanı cam olan Akropol Müzesi’nde yürürken o devirlere uzanan bir zaman yolculuğu yapılıyor. Ha bi’ de herkes müze girişindeki kalıntıların arasında bulunan kuyu gibi bir alana dilek tutup bozuk para atıyor.

Atina – Akropol Müzesi

Atina

Akropol Müzesi

Monastiraki

Atina’nın en keyifli bulduğumuz yerleri trafiğe kapalı dar sokakları ile bize Bodrum’u hatırlatan Monastiraki ve Plaka bölgeleri oldu. Monastiraki Meydanı’ndaki Tsisdarakis Camii Osmanlı döneminin izlerini taşıyor.

Atina

Tsisdarakis Camii

Atina

Monastiraki

Plaka

Plaka labirent sokakları ile Neo-klasik mimariye sahip. Bölge Atina antik merkezdeki yerleşim alanları üzerine inşa edilmiş.

Atina

Plaka

Buradaki kafelerde tarihi kalıntılar eşliğinde frappe (soğuk kahve) ve bagel (Yunanlılar’a özgü simit) ile kahvaltı edebilirsiniz. Tren yolu boyunca müziği davetkâr olanları seçip souvlaki ya da moussakka deneyebilirsiniz. Souvlaki asıl domuz etinden yapılıyor ama dana, kuzu ve tavuk eti versiyonları da var. Pidenin içinde soğan, domates ve cacıkla sunuluyor. Moussakka da bildiğiniz bizim kıymalı patlıcan musakka. Biz restoranlardan Ciccus ve Erato’yu denedik. Hiç pişman olmadık.

Atina

Plaka

Brettos bölgenin ünlü mekânlarından biri. İçinde yüzlerce likör çeşidi var.

Atina – Brettos

Pavlou

Bize en çok keyif veren gezintilerden biri de son gecemizde keşfettiğimiz Akropolis’in yanıbaşındaki Pavlou’da yaptığımız yürüyüş oldu. Trafiğe kapalı bu cadde üzerinde yürürken bir yandan Akropolis’in muhteşemliğini izlemek bir yandan sokak müzisyenlerini dinlemekten daha güzel ne olabilirdi ki?

Anafiotika

Buraya gelmeden önce okuduğumuz gezi yazılarında çok görmediğimiz ama hafızalarımızda iz bırakan diğer bir yer ise daracık sokakları, bembeyaz taş evleri, portakal ve dut ağaçları ve graffitileri ile çok etkileyici olan Anafiotika idi. Buradaki sokak aralarında karşımıza hiç beklenmedik kafeler ve ufacık dükkânlar çıktı. Zaten şehirde gördüğümüz tüm graffitilere bayıldık diyebiliriz. Neredeyse boş dükkân kepengi görmediğimiz kent hafızamıza graffitileriyle kazındı.

Atina

Anafiotika

Atina

Anafiotika

Atina – Anafiotika

Anafiotika

Anafiotika

National Garden (Ulusal Bahçe)

Şehirde gördüğümüz en yeşil ve doğanın güzelliğini gözler önüne sunan yer ise National Garden (Ulusal Bahçe) oldu. Şehrin içinde böyle bir parkın olmasını kendi ülkemizde göremediğimiz yeşillikleri düşünerek, e birazcık da kıskanarak gezdik. Bu kenti hem sanatı hem tarihi hem doğayı koruyabildiği için kutladık.

National Garden

Atina

National Garden

Syntagma (Anayasa) Meydanı

Atina’da her yol bir şekilde Syntagma (Anayasa) Meydanı’na çıkıyor. Parlamento Binası’nın önünde askerlerin nöbet değişimini izleyebiliyorsunuz.

Atina

Syntagma (Anayasa) Meydanı Kaynak:Wikipedia (By A.Savin (Wikimedia Commons · WikiPhotoSpace) – Own work, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=27397447)

Kolonaki

Syntagma’dan kentin Nişantaşı’sı olan Kolonaki’ye sırf yürüyüş amaçlı gittik. Monastraki ve Plaka bölgesi bizi daha çok etkilediği için yeme-içme-keyif olayını başka bir yerde yapmak da doğrusu pek içimize sinmedi.

Atina

Kolonaki Kaynak:Wikipedia (Giorgoos – Yükleyenin kendi çalışması, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=7708887)

Gazi

Gazi bölgesi gece hayatı ve kulüpleriyle ünlü. Âlemlere akmak isteyenlerin geleceği yer burası.

Atina

Gazi Technopolis Cultural Center Kaynak:Wikipedia (By G Da, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=53249313)

Sürprizlerle dolusun sen Atina. Her köşen tarih ve sanat kokuyor. Her girilen sokağında bambaşka bir ruhla karşılıyorsun ziyaretçilerini. Kaybolduğumuz sokaklarında kardeşimle bana da muhteşem bir hafta sonu geçirttin. Efharisto poli…


Keşfetmeniz dileğiyle…