Kırşehir denildiğinde belki sizin de aklınıza ilk olarak halk ozanımız Neşet Ertaş geliyor olabilir. Ancak burada bulunan Cacabey Camii tarihin ilk astronomi okuludur. Avrupa’da saraylarda bile tuvalet bulunmazken burada yaşayan insanlar gökyüzünü, uzayı incelemişler, uzaya roket göndermeyi düşünmüşler ve bu düşüncelerini taş duvarlara yansıtmışlardır. Kısacası Kırşehir özel şehirlerimizden birisidir.

Buranın tarihi Hititler dönemi ile anılmaya başlamış. Daha sonra Asurlular, Persler, Büyük İskender, Roma ve Bizans egemenlikleri buraya hâkim olmuş.

Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu kente Türkler Kır şehri adını vermişler. Kır şehri zamanla halk dilinde Kırşehir olmuş. Bu gün bile bazı köylerinde yaşayan halk burasını Kır şehri diye anıyor.

Kırşehir

Hoca Ahmet Yesevi Camii

Neşet Ertaş kimdir?

1938’de Kırşehir’de doğan Neşet Ertaş Çiçekdağı’ndan Türkiye’ye açılan bir halk ozanı. Çocukluğu köyde geçen Neşet Ertaş ilkokulda keman ve bağlama çalmaya başlamış. Babasının ondaki yeteneği görmesi sonucu düğünlerde saz çalarak 1950’lerin başında müzik hayatına başlamış.

İlk plak çalışmasını İstanbul’a geldikten sonra 1957’de çıkartan Neşet Ertaş bir anda şöhret olmuş ve tüm Anadolu’da dinlenen bir halk ozanı olarak geniş kitlelere ulaşmış.

Anadolu’nun kültürel belleğinin yanı sıra kültürel çeşitlilik ve zenginliğinin de önemli bir ifadesi olan âşıklık geleneği yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenen, şiiri, müziği ve hikâye anlatımını içeren çok yönlü bir sanat. Kendine özgü geleneği ve icrası olan âşıklık geleneğinin en önemli niteliği döneminin yaşayış ve hayata bakış tarzını, etik ve estetik değerlerini yansıtarak geniş halk kitlelerine hitap edebilmesi. Neşet Ertaş da âşıklık geleneğinin en önemli isimlerinden birisi. Bu gelenek UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alıyor.

Süleyman Demirel tarafından kendisine teklif edilen Devlet Sanatçılığı’nı halkın sanatçısı olmayı daha çok önemsediği için reddeden Neşet Ertaş, abdallık kültürünün son büyük efsanesi olarak biliniyor. UNESCO hayatta olduğu dönemde Neşet Ertaş’ı Ulusal yaşayan insan hazinesi olarak kabul etti. 2011 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı Ertaş’a Fahri Doktora ödülünü verdi. Eserleri ders olarak okutuldu.

Neşet Ertaş 2012’de İzmir’de tedavi görmekte olduğu hastanede prostat kanseri sebebiyle hayata gözlerini yumdu.

Kırşehir gezilecek yerler

Kırşehir gezilecek yerler listesine bir bakalım.

Pir Ahi Evran-ı Veli Türbesi

Ahi Evran-ı Veli Türbesi esas adı Mahmud bin Ahmet Ebu’l Hakayık Nasırud-din olan ve zamanının sayılı alimlerinden olan Pir Ahi Evran-ı Veli adına 1482 yılında yaptırılmış.

Kırşehir

Ahi Evran Türbesi

Ahi Evran Hacı Bektaşi Veli’nin tavsiyesiyle zamanın Rum, Ermeni ve Yahudi esnaflarına karşı Anadolu’ya yeni gelen Türk esnafların birlik ve dayanışması için sonradan Ahilik denen esnaf dayanışma loncalarını kurmuş. Günümüzdeki esnaf odalarının temeli Ahi Evran tarafından atılmış.

Ahi Evran Türbesi

Cacabey Medresesi ve Camii

Cacabey Medresesi Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde 1272 yılında Vali Nureddin Cibril Bin Cacabey tarafından yaptırılmış. Cami o dönemde rasathane olarak kullanılmış.

Kırşehir

Cacabey Medresesi ve Camii

Günümüzde cami olarak kullanılan bu medresenin dış köşelerindeki sütunlar uzay araçlarına benziyor. Hatta dikkatli bakıldığında bunlar gökyüzüne bakan ateşlenmiş roket figürleri olarak dikkat çekiyor. Cami içindeki sütunlar gezegenlerin sayısını gösteriyor.

Cacabey Medresesi ve Camii

Caminin kubbesi cam. Bu kubbeden görünen gökyüzü ve yıldızlar hemen kubbenin altında bulunan havuzun sularına yansıyor. Minare de bir gözlem yeri olarak kullanılmış.

Kırşehir

Cacabey Medresesi ve Camii

Kırşehir Müzesi

1996 yılında hizmete açılan müzede 3.300 kadar eser sergileniyor. Alt kat arkeoloji, üst kat etnografya müzesi olarak hizmet veriyor.

Hadi yurt dışında yaşarken bahanem vardı ama memleketimin batısında yaşarken doğusundan bi’ haber olmak benim için kabul edilir gibi değil. Doğu Anadolu Bölgesi de tarihi zenginliğini hissedince beni derinden etkiledi. Yazılanları okumak yetmez, Doğu Anadolu’muzu yerinde gidip görmek gerek…