Massachusetts eyaletinin başkenti ve en büyük şehri olan Boston, ABD’nin en eski ve köklü şehirlerinden biri olarak biliniyor. Boston ülkenin yaşam maliyeti en yüksek şehirlerden biri olsa da üniversite gençliğinin de etkisiyle buranın çok farklı bir enerjisi ve ruhu var. Burası benim gözümde de ABD’nin yaşanabilecek nadir şehirlerinden biri. Ayrıca bence ABD’nin en güzel şehirleri arasında da yer alıyor.

Cambridge
Boston günümüzde bir eğitim, sağlık, finans ve teknoloji merkezi. M.I.T., Harvard Üniversitesi, Massachusetts Üniversitesi, Northeastern Üniversitesi, Boston Koleji, Wellesley Koleji ve Boston Üniversitesi gibi dünyaca ünlü eğitim kurumları kent merkezi ve civarında yer alıyor.

Cambridge
Boston’a nasıl gidilir?
İçindekiler
Haftanın her günü İstanbul’dan Boston’daki Logan Uluslararası Havalimanı’na (IATA : BOS) direkt sefer düzenleniyor. Uçuş süresi yaklaşık 11 saat olan bu seferler aktarmasız olarak gerçekleşiyor. Ayrıca aktarmalı seferler de bulunuyor.
Bu arada hemen Kanada’mın Victoria gününü kutlayayım. Ne alaka demeyin. İyi ki Kanada’da Kraliçe 2. Elizabeth’in doğum günü kutlanıyor da biz de ekstra 1 gün tatil yaparak bu uzun hafta sonu tatillerinde gezilere katılabiliyoruz. Bu tatil sayesinde yıllar önce ziyaret ettiğim Boston’a tekrar gitmek kısmet oldu. Arkadaşım Gönül’le birlikte hem şehir gezisi yaptık hem de balina seyir turuna katıldık.
Uzun hafta sonu nedeniyle Kanada – ABD sınırını geçmemiz 4 saati buldu. Herhâlde böyle tatil dönemlerinde bir daha karayolundan ABD’ye gitmeyeceğim.

Eski Hükümet Binası
Boston’a gitmek için vize almak gerekiyor mu?
Amerika Birleşik Devletleri’ne seyahat edecek tüm T.C. vatandaşlarının pasaport ayrımı yapılmaksızın vize alması gerekiyor. Bordo (umumi), yeşil (hususi), gri (hizmet) ve siyah (diplomatik) pasaport sahibi tüm T.C. vatandaşları Türkiye’de ikamet ettikleri şehir fark etmeksizin Ankara ve İstanbul’da bulunan Amerikan Konsolosluğu’na vize başvurusunda bulunabiliyor. Dikkat! ABD vizesi için sadece vatandaş olduğunuz ya da oturumunuzun olduğu ülkeden başvuru yapabiliyorsunuz! Yani herhangi bir ülkeye uzun süre gider ve oturumunuz olmadan oradan başvuru yapmayı düşünürseniz, böyle bir hakkınız yok!
ABD’ye giriş yapmak isteyen yabancılar için Amerika vize prosedürleri 2 gruba ayrılıyor. En fazla 6 aylık kısa süreli giriş yapmak isteyen kişilerin ticari, turistik, aile ziyareti, konferans, dil okulu gibi farklı seyahat amaçlarına göre Amerika Göçmen Olmayan Vizesi başvurusunda bulunmaları gerekiyor. Uzun süreli yerleşim nedeniyle ABD’ye göç etmek isteyen kişilerin Amerika Göçmen Vizesi başvurusu yapması gerekiyor.
Amerika Göçmen Olmayan Vizesi başvurusunda online olarak sistem üzerinde doldurulan Başvuru Formu ile birlikte vize başvuru randevusunun alınması gerekiyor. Ayrıca DS-160 başvuru formunun barkodlu çıktısıyla randevuda hazır bulunmaları şartı aranıyor. Formu doldururken ABD’ye seyahat etme amacınıza göre vize türünü dikkatlice doldurmanız ve vize ücretini ona göre yatırmanız gerekiyor. Aksi takdirde konsolosluk vize başvurunuzu red edebiliyor.
Boston’da gezilecek yerler listesi
Boston gezilecek yerler açısından oldukça zengin bir kent.
Quincy Market
Burası yerel halkın mutfak alışverişi yaptığı, restoranlarla dolu tarihi bir kapalı pazar yeri. 2 katlı binanın içinde clam chowder soup (istiridye çorbası) içmenizi öneririm. Çorbayı dilerseniz kağıt tabakta, dilerseniz ekmek içinde alabiliyorsunuz. Okyanustan çıkan istiridyelerin lezzeti muhteşem. Sakın kaçırmayın.

Quincy Market
Faneuil Hall
1743’ten bu yana pazar alanı ve toplantı salonu olarak kullanılan bina, Boston Ulusal Tarih Parkı’nın bir parçası.

Faneuil Hall
Freedom Trail (Özgürlük Yolu)
Kırmızı tuğlalardan oluşan işaretle çizilen 2,5 kilometre uzunluğundaki yürüyüş yolunu takip ederek 16 tarihi bölgeyi gezebilirsiniz. Boston’un yürüyen kent olarak anılmasının bir nedeni de bu Özgürlük Yolu.

Freedom Trail
Freedom Trail boyunca yürüyüş yapmak gerçekten keyifli. Quincy Market’in önünden geçen kırmızı çizgileri takip ederek bu yolda yürüyebiliyorsunuz.
Yolun geçtiği her sokak capcanlı. Toronto‘da görmediğim şıklıkta insanlar barları ve kaliteli restoranları dolduruyor. Buralarda gezerken kendime hep Toronto’da niye bu ruh yok diye soruyorum. Hafiften de kıskançlık hissediyorum.

Boston Common Parkı
Kentin en eski halka açık parkı olan Boston Common 1634’lü yıllarda açılmış. Burası beton yapıların arasında yemyeşil bir park. Parkta Ether Fountain adındaki ikonik anıt ve George Washington’un bronz heykeli yükseliyor.

Boston Common Parkı
Prudential Center
Prudential Kuleleri şehirdeki en yüksek yapılar arasında yer alıyor. Tepesindeki radyo direğiyle birlikte 270 metreden fazla bir uzunluğa sahip. Kulelerin 50. katındaki Skywalk’ta muhteşem bir Boston manzarası izleyebilir, 2 kat yukarı çıkarsanız da kentin en popüler restoranı olan Top of the Hub’da keyifli bir yemek yiyebilirsiniz.

Prudential Center Kaynak:Wikipedia (By RhythmicQuietude – Own work, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=10589230)
Massachusetts State House
1798 yılında inşa edilen Massachusetts State House, ABD’deki en muhteşem binalardan biri olarak kabul ediliyor. Altın kubbesi bir zamanlar tahtadanmış.

Massachusetts State House Kaynak:Wikipedia (By Daderot – Own work, CC0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=25846737)
Back Bay
Back Bay sadece Boston’un değil, ABD’nin de en çekici mahallelerinden biri. Bu bölge aynı zamanda kentin korunan tarihi bölgesi.

Back Bay Kaynak:Wikipedia (By Robbie Shade – Flickr: Boston’s Back Bay, CC BY 2.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=29139544)
New England Akvaryumu
New England Akvaryumu, Massachusetts bölgesinin en büyük deniz yaşamı merkezi. 1969’dan bu yana ziyarete açık olan akvaryumda türü tükenme riski taşıyan su altı canlıları başta olmak üzere geniş bir yaşam alanı sergileniyor.

New England Akvaryumu Kaynak:Wikipedia (By Beyond My Ken – Own work, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=77367151)
Salem Cadı Müzesi
Salem adındaki küçük bir kasabada bir cadılar müzesi var. Geçmişte burada yaşayan köylüler cadılardan çok korkarmış. O nedenle de kasabaya böyle turistik bir müze açmışlar. Müze içinde cadılar mahkemesine çıkan insanların balmumu heykelleri var.

Boston – Salem Witch Museum
Cambridge
Kentin banliyölerinden biri olan Cambridge, dünyanın en prestijli üniversitelerinden olan Harvard ve M.I.T.’ye (Massachusetts Institute of Technology) ev sahipliği yapıyor. Yemyeşil, düzenli ve sakin bir yapıya sahip olan Cambridge’te Harvard ve M.I.T. kampüsleri, M.I.T. Müzesi, Harvard Doğal Tarih Müzesi, Peabody Arkeoloji ve Etnoloji Müzesi, The Fogg Art Müzesi, Cambridge Sanat Komitesi Galerisi, Washington Elm ve Longfellow Ulusal Tarih Alanı’nı ziyaret edebilirsiniz.

Harvard logosu ve sloganı VERITAS. Latince Verity veya Truth’dan geliyor. Anlamı ise hakikat, doğruluk, gerçeklik, dürüstlük, vefa, sadakat, tamlık.
Bu okullardan mezun olanlar dünyayı yönetiyor. Harvard mezunu ABD başkanlarına bir kaç örnek vermem gerekirse Barack Obama (1991- Law School), George W. Bush (1975- MBA Business School), John F. Kennedy (1940), Franklin Delano Roosevelt -FDR (1904- Law School), Rutherford B. Hayes (1845- Law School), John Quincy Adams (1787-Law School), John Adams (1755-Law School)’i sayabilirim.

Boston – Harvard Üniversitesi
Kampüsün inanılmaz etkileyici bir havası var. Gençliğin getirdiği coşku ve Avrupai mimari birleşince sadece üniversiteye okumaya gelenler değil, turistler de burada gönüllerini bırakıyorlar. Ha bir de biz Türklerin geliştirdiği göbek bağı gömme âdeti var ki ben ondan hiç bahsetmesem de olur. Hani Harvard’ın bahçesine göbek bağı gömülürse çocuğun orada okuyacağına inanılan âdetten bahsediyorum.

M.I.T. (Massachusetts Institute of Technology)
Harvard – 3 Yalan Heykeli
Burada yer alan ilginç bir heykelden de bahsedeyim. Harvard’ın bahçesindeki kurucusu John Harvard’ın bronz heykeli çok ilgi çekiyor. Heykelin sol ayağının şans getirdiğine inanılıyor. Herkes sol ayağa dokunup fotoğraf çektirmeye çalışıyor. Heykelin önünde John Harvard, The Founder, 19XX yazıyor. Daniel Chester French imzalı heykel daha çok John Harvard heykeli olarak değil Statue of Three Lies yani 3 Yalan Heykeli olarak anılıyor. Nedenine gelince:

Harvard’ın bahçesindeki John Harvard Heykeli ya da Üç Yalan Heykeli
Heykelin kitabesinde John Harvard, Kurucu, 1638 yazıyor yazmasına ama bu doğru değil.
- John Harvard, Harvard Üniversitesi’nin kurucusu değil. Harvard ismi onun ölümünden sonra 400 kitabı ile gayrimenkulünün yarısını buraya bağışladığı ve ilk büyük bağışı yaptığı için verilmiş.
- Harvard 1938 yılında değil 1936 yılında kurulmuş.
- Orijinal tasvir 1764 yılındaki Harvard Hall yangınında yıkıldığı için şu andaki heykel John Harvard’a ait değil. Söylentiye göre heykeltraş bir öğrencinin tasvirini kullanmış.

Harvard kampüsündeki Memorial Hall. Harry Potter’daki Hogwards Büyük Salonu / Yemekhanesi için Annenberg Hall’dan ilham alınmış.
Cheers
Cheers dizisini izler miydiniz? 1982’den 1993’e kadar 11 sezon gösterilen Cheers dizisi Boston Public Garden’ın karşısındaki bu barın önünde çekilmiş. Çekimlerde sadece barın önü kullanılmış. İçinde hiç çekim yapılmamış.

Bir Boston gezimde, Cheers dizisinin çevrildiği barın önündeyim
Balina seyir turları
Buradaki ikinci günümüzde Capt. Bill and Sons ile balina seyir turuna (whale watching) çıktık. Şehrin 45 dakika kadar kuzeyine gidip bir tekneye bindik. Tekne kıyıdan açıldı ve balina aramaya başladı. Okyanusun ortasında ne zaman bu hayvanları bulacağımızı bilmeden ilerliyorduk. Azgın dalgalar da tekneye vuruyordu. Bir kaç saat aramadan sonra balinalar etrafımızda dönmeye başladılar. İşte şimdi âdeta bir şölenin içine düşmüştük.

Balina seyir turları

Boston – Balina seyir turları
Gönül’ün midesi bu uzun ve çok dalgalı yolculuğa dayanmadı ama benim keyfim oldukça yerindeydi. Daha önce Nova Scotia‘da balina seyir turuna katılmış olmama rağmen bu kadar çok ve de çeşitli balinayı daha önce görmemiştim. Bu kocaman balıkların bizim için yaptıkları şovu ilgi ve heyecanla izledim. Okyanus üzerinde 5 saat süren bu geziyi de her zaman büyük bir keyifle hatırlayacağım.

Balina seyir turları

Balina seyir turları
Bir dahaki Boston ziyaretimde bütün zamanımı sadece kentin barlarında ve restoranlarında geçirmeye niyetliydim. Ancak kısa süre sonra tekrar geldiğim Boston’da yine çok az zaman geçirebildim. Buradan yine aklımı ve kalbimi bırakarak döndüm. Hem bu sefer yanımda anneciğim de vardı. O da kendisini şehrin büyüsüne kaptırmış, o da buraya doyamamıştı. Demek ki Boston’da gerçekten birşeyler vardı…
Siz de fikrinizi belirtin