Quebec City – Surlarla Çevrili Şehir
Quebec City, Kanada’nın Fransız bölgesi olan Québec vilayetinin başkenti. Burası hem doğası hem kültürüyle; sadece ülkenin değil, Kuzey Amerika’nın da açık ara en etkileyici şehri. Québec City’nin çok önemli bir özelliği de var. Burası UNESCO’nun üç tesciline sahip dünyadaki ender şehirlerden biri: Dünya Mirası Alanı, Yaratıcı Edebiyat Şehri ve Biyosfer Rezervi. Şehir, bu üç unvanın hepsini birden kazanan Kuzey Amerika kıtasındaki ilk şehir olma özelliğini taşıyor.
Peki nedir bu kadar önemli olan üç tescil?
• Dünya Mirası Alanı (World Heritage Site): Şehrin tarihi dokusunun ve mimarisinin korunmaya değer olduğunu tescilliyor.
• Yaratıcı Edebiyat Şehri (Creative City of Literature): Şehrin kültürel ve edebi dinamizmini, kütüphanelerini ve yazarlık geleneğini ödüllendiriyor.
• Biyosfer Rezervi / Bölgesi (Biosphere Region): Genelde sadece doğa koruma alanlarına verilen bu unvanın, ilk kez bütün bir şehri kapsayacak şekilde verilmesi çok büyük bir olay. İnsan hayatıyla doğanın sürdürülebilir bir şekilde iç içe yaşayabildiğini kanıtlıyor. UNESCO’nun 55 yıllık Biyosfer Rezervi programı tarihinde ilk kez 2026 yılında bir orman, sulak alan veya kıyı şeridi yerine, bütün bir metropol/şehir alanı (630 binden fazla nüfusuyla birlikte) bu unvana layık görüldü. Ayrıca bu unvan sadece Québec City’yi değil, onun hemen yanı başındaki komşusu olan ve yerli halkın yaşadığı Wendake (Huron-Wendat) topluluğunu da kapsıyor. Bu da kültürel sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli.

Québec City; 1608 yılında, kâşif Samuel de Champlain tarafından, St. Lawrence Nehri’nin daraldığı, stratejik açıdan çok kritik bir noktada bir ticaret merkezi olarak kurulmuş. Kuzey Amerika’daki en eski Avrupa yerleşimlerinden biri olan şehir, uzun yıllar Yeni Fransa (New France) sömürgesinin kalbi ve başkenti olarak hizmet vermiş. Tarihi boyunca Fransız ve İngiliz imparatorlukları arasında büyük güç savaşlarına sahne olan kent, 1759 yılındaki ünlü Abraham Ovaları Savaşı (Battle of the Plains of Abraham) ile İngilizlerin kontrolüne geçmiş. Hem Fransız kökenlerini hem de İngiliz dönemi etkilerini mimarisinde ve kültüründe harika bir şekilde harmanlayan Québec City, günümüzde Kuzey Amerika’nın Meksika kuzeyinde yer alan tek surlarla çevrili şehri olma özelliğini koruyor.
Québec City’ye nasıl gidilir?
İçindekiler
- 1 Québec City’ye nasıl gidilir?
- 2 Quebec City’de gezilecek yerler listesi
- 2.1 La Citadel de Québec, (Üst Şehir)
- 2.2 Château Frontenac, (Üst Şehir)
- 2.3 Plains of Abraham, (Üst Şehir)
- 2.4 Hotel du Parlement (Québec Parlamentosu), (Üst Şehir)
- 2.5 L’hôtel de ville de Québec, (Üst Şehir)
- 2.6 Musee Naval de Québec (Québec Deniz Müzesi), (Alt Şehir)
- 2.7 Vieux Port (Eski Liman), (Alt Şehir)
- 2.8 Place Royal, (Alt Şehir)
- 2.9 Basilique-Cathédrale Notre-Dame-de-Québec, (Alt Şehir)
- 2.10 Montmorency Şelaleleri
- 2.11 Sainte-Anne Kanyonu
- 2.12 Basilica of Sainte-Anne-de-Beaupre
- 2.13 Aquarium du Québec
- 2.14 L’Observatoire de la Capitale
Eğer Türkiye’den Quebec City’ye gidecekseniz, direkt uçuş yok. Aktarmalı uçuşlarla uçuş süresi ve bekleme süresi dâhil en kısa 16 saatte Quebec City’ye ulaşabilirsiniz. Diğer yolsa 10 saat süren direkt uçuşlarla önce Montreal‘deki Montréal–Pierre Elliott Trudeau Uluslararası Havalimanı’na (IATA: YUL) gelmek. Montreal’den 45 dakikalık iç hat uçuşuyla Jean Lesage Uluslararası Havalimanı’na (IATA: YQB), araba kiralayarak kara yoluyla, Orleans Express otobüs (https://www.busbud.com/) veya VIA Rail (https://www.viarail.ca/en) trenle 3 saatte Quebec City’ye gelebilirsiniz.
Bu kente ilk gidişim ızdırapla hatırladığım anılarım arasında yer alıyor. Soğuk bir aralık ayında, sokakta 2 dakika bile durmanın mümkün olmadığı günlerde, neden gittiğimi bilmeden Quebec City yollarındaydım. Bu aşırı soğuk hava benim hayal dünyamın çok dışındaydı. Bir yanım bu yeni şehri keşfetmek için beni zorlarken, soğuktan hissetmediğim parmaklarım bana artık kapalı mekânlara girmem için sinyal vermeye başlamıştı. Burası gerçekten klasik Kuzey Amerika şehirlerinden oldukça farklıydı. Yine de ne kadar güzel olursa olsun, telaffuz etmekte bile zorlandığım – 40 °C’ler benim ne yazık ki keyif almama izin vermiyordu.

Buraya sonraki gidişlerimi yaz mevsimine, ya da yaprakların renk değiştirdiği ve gördüğüm olağanüstü güzellikler nedeniyle bu ülkede sevmeye başladığım sonbahar mevsimine denk getirdim. Artık Quebec City benim kalbimde soğukluğuyla değil, içimi ısıtan sıcacık havasıyla yer etmişti.

Quebec City’de gezilecek yerler listesi
Quebec vilayetinin başkenti Quebec City, 1608’de Saint Lawrence Nehri’nin kenarına kurulmuş. Tarihi eski merkezi (Vieux-Québec), Meksika hariç Kuzey Amerika’da hâlen surları olan tek şehir. Burası Kanada’da UNESCO Dünya Kültür Mirası olarak belirlenen iki şehirden biri (diğeri de Nova Scotia vilayetindeki Lunenberg şehri).
Québec City’nin tarihi şehir merkezi, Upper Town (Üst Şehir) ve Lower Town (Alt Şehir) olarak ikiye ayrılıyor.

Eğer şehir dışına çıkmak isterseniz, Quebec vilayetindeki Miguasha Millî Parkı, UNESCO Dünya Doğa Mirası listesinde bulunuyor. 450 milyon yaşındaki fosillere ev sahipliği yapan Anticosti Adası, UNESCO Dünya Doğa Mirası listesinde bulunuyor.
La Citadel de Québec, (Üst Şehir)
Yapımına 1750 yılında Fransızlar’ın başladığı, İngilizler tarafından güçlendirilen kale; Saint Lawrence Nehri’ni ve çevresini kontrol etmek amacıyla yapılmış.

Burada 200 yıllık ahşap Dufferin Terrace üzerinde yürümekse bir ömre bedel.

Château Frontenac, (Üst Şehir)
Château Frontenac şehrin simgesi olmayı hak edecek estetikte bir yapı. 1800’lerin sonunda Canadian Pacific Railway şirketi için yapılmış. 1940’larda Roosevelt ve Churchill buluşmasına ev sahipliği yapmış. 1893’ten beri de otel olarak kullanılıyor.

Plains of Abraham, (Üst Şehir)
1759 yılında Fransa – İngiltere arasındaki savaş burada gerçekleşmiş.

Hotel du Parlement (Québec Parlamentosu), (Üst Şehir)
Hotel du Parlement 1877-1886 yılları arasında inşa edilmiş. Québec Parlamentosu’na ev sahipliği yapıyor.

L’hôtel de ville de Québec, (Üst Şehir)
Quebec City Belediye Binası, 1896’da açılmış.

Musee Naval de Québec (Québec Deniz Müzesi), 1968 yılında Association des marins de la vallée du Saint-Laurent tarafından kuruldu.
Vieux Port (Eski Liman), (Alt Şehir)
St. Lawrence Nehri kıyısındaki Eski Liman bir marinaya, cruise gemisi terminaline ve pek çok küçük sevimli caddeye ev sahipliği yapıyor. Burada Rue Saint‑Paul, Rue Sous‑le‑Cap, Rue Sault-au-Matelot ve Rue Saint-Pierre caddelerinde gezintiye çıkabilirsiniz.

Place Royal, (Alt Şehir)
Şehir 1608 yılında Samuel de Champlain tarafından kurulduğunda merkezi Place Royal’mış.


Basilique-Cathédrale Notre-Dame-de-Québec, (Alt Şehir)
Notre Dame Katedrali ve Hotel De Ville (Belediye Binası), Quebec City içindeki görkemli yapılardan. İki yapının arasındaki ufak park ise dinlenmek ve etrafı izlemek için ideal. Katedralden Saint Jean kapısına kadar uzanan cadde (Rue St.-Jean) ise restoran, kafe, bar, sanat galerileri ve hediyelik eşya satan dükkânlarıyla günün hemen her saatinde canlı.

Montmorency Şelaleleri
Montmorency Şelaleleri tarihi şehrin sadece 12 km uzağında yer alıyor. Burası vilayetteki en yüksek şelale.

Sainte-Anne Kanyonu
Sainte-Anne Kanyonu şehrin 30 km uzağında yer alıyor.
Basilica of Sainte-Anne-de-Beaupre
Sainte-Anne-de-Beaupre Bazilikası, Sainte-Anne Kanyonu’nun yakınında yer alıyor.
Aquarium du Québec
Québec Akvaryumu, özellikle çocuklu aileler tarafından çok sevilen bir yer. Burada vatozları elleyebiliyor, güzel bahçesinde gezinebiliyor, kutup ayılarını görebiliyorsunuz.

L’Observatoire de la Capitale
En güzel Quebec City manzarasını izlemek istiyorsanız, L’Observatoire de la Capitale binasının tepesine çıkmalısınız.


Quebec City; kış kutlamalarının yapıldığı ve buz heykellerinin sergilendiği Kış Festivali, siluetiyle kentle özdeşleşen tarihi Château Frontenac Oteli ve de buzdan yataklarda yatılan Hôtel de Glace (Buz Otel) ile ünlü. Oysa ben, kış mevsimi bana göre değil, diyerek kış mevsiminde buraya gelmemeye ve Buz Otel’de kalmamaya kendi kendime söz verdim.

Quebec City öylesine etkileyici ki beni Toronto‘da ziyarete gelen anneme buranın hem Kanada‘da hem de Kuzey Amerika’da görülmesi gereken en romantik şehir olduğunu söyledim ve onu hemen buraya getirdim. Konakladığımız Château Frontenac Oteli’yse şehir ziyaretimizi unutulmaz kıldı. Graffitilerle dolu dar sokaklarında kaybolduğumuz, sokak çalgıcılarını dinlediğimiz romantik şehir; doğu Kanada turumuza damgasını vurdu. Şehirde İngilizce’nin çok az, kulağımızı okşayan Fransızca’nın yoğunlukla konuşulmasıysa Kanada’nın Fransız bölgesinde Avrupa havasını hissetmemizde oldukça etkili oldu.
Masal gibi olduğunu düşündüğüm, kendi küçük ama ruhu büyük Quebec City; uzun kış mevsiminden nasibini alsa da bahar ve yaz aylarında Kuzey Amerika ve Kanada gezilerine eklenmesi gereken bir destinasyon. Burayı görürseniz siz de bana hak vereceksiniz. Hem belki Hôtel de Glace’de (Buz Otel) kalmaya bile gelirsiniz, belli mi olur?
Keşfetmeniz dileğiyle…