Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA)

Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) Gezi Rehberi

Fransa, idari olarak 13’ü ana karada (metropol) ve 5’i denizaşırı topraklarda olmak üzere toplam 18 bölgeye ayrılıyor. Bu bölgeler arasında kuşkusuz en çok hayal kurduranı, güneydoğuda konumlanan Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) bölgesi. Çünkü burası güneşin, ışığın, lavantanın, tarihin buluşma noktası! Alpler’in karlı zirvelerinden Akdeniz’in turkuaz sularına uzanan bu coğrafya, sadece bir bölge değil; bir yaşam sanatı, bir renk paleti ve insanlık tarihinin açık hava müzesi. Van Gogh’un fırçasından çıkan sarıların, lavanta tarlalarının sonsuz morunun ve Roma İmparatorluğu’nun bıraktığı devasa taş eserlerin harmanlandığı bu rota; her adımda UNESCO tescilli bir mirasa rastlayabileceğiniz büyülü bir yolculuk vadediyor.

Bölgenin tarihçesi, günümüzdeki isminin de kaynağı olan Roma İmparatorluğu’na kadar uzanıyor. Romalılar burayı fethettiklerinde ona Provincia Romana (Roma Eyaleti) adını vermiş. Bu isim zamanla sadeleşerek günümüzdeki Provence hâlini almış.

Antik dönemde M.Ö 2. yüzyılda Romalılar, İtalya ile İspanya arasındaki yolu güvence altına almak için bölgeye yerleşmiş. Arles ve Orange gibi şehirlerde inşa ettikleri tiyatrolar ve arenalar, günümüzde hâlâ dünyanın en iyi korunan antik yapıları arasında yer alıyor.

Papalık döneminde yani Orta Çağ’da bölge, Hristiyanlık dünyasının merkezi hâline gelmiş. 14. yüzyılda Katolik Kilisesi’nin merkezi Roma’dan Avignon’a taşınmış. Avignon Papalığı dönemi, bölgeye devasa saraylar ve zengin bir kültürel miras bırakmış.

Sanatın ve modern turizmin doğuşuysa 19. yüzyıla dayanıyor. 19. yüzyılın sonlarında bölge, büyüleyici ışığı sayesinde ressamların akınına uğramış. Cézanne’dan Picasso’ya kadar pek çok sanatçı burada yaşamış. Aynı dönemde İngiliz aristokrasisinin Côte d’Azur kıyılarını keşfetmesiyle bölge, dünyanın en prestijli tatil destinasyonuna dönüşmüş.

Cote d’Azur & Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA)

Fransa, idari olarak 13’ü ana karada (metropol) ve 5’i denizaşırı topraklarda olmak üzere toplam 18 bölgeye (Région) ayrılıyor.

Şimdi Cote d’Azur ve Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) farkını anlatacağım.

Fransız Rivierası (Côte d’Azur); Fransa’nın güneydoğu kıyısında, batıda genellikle Cassis veya Saint-Tropez’den başlayıp, doğuda İtalya sınırındaki Menton şehrine kadar uzanan, Akdeniz kıyısındaki ünlü tatil yeri. Başlıca şehirleri arasında Nice, Cannes, Monaco, Antibes ve Saint-Tropez bulunuyor. Côte d’Azur’un Fransızca’da anlamı da “Mavi Sahil”.

Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) ise Fransa’nın 13 ana idari bölgesinden biri. İçinde hem o meşhur sahili (Cote d’Azur) hem lavanta tarlalarıyla bilinen Provence’ı hem de heybetli Alpler’i barındırıyor.

Gastronomi – Güneşin Sofrası

Fransız mutfağı, 2010 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine giren ilk ulusal mutfak olma özelliğini taşıyor. Bu mutfak sadece karın doyurmak değil, bir yaşam ritüeli.

Provence mutfağı da sadeliğin ve tazeliğin zaferi sayılıyor. Burada yemek, toprağın sunduğu en doğal ürünlerin Akdenizli bir neşeyle birleşmesi olarak görülüyor.

• Olmazsa Olmazlar: Bölgenin kalbi zeytinyağı. Herbes de Provence (kekik, biberiye, fesleğen) karışımı her yemeğe ruhunu veriyor.
• İkonik Lezzetler: Marsilya’nın meşhur balık çorbası Bouillabaisse, mevsim sebzelerinin uyumu Ratatouille ve Nice usulü taze Salade Niçoise tadılmadan dönülmemesi gerekenler arasında yer alıyor.
• Rosé Şarapları: Provence denilince akla gelen uçuk pembe, meyvemsi Rosé şarapları; bölgenin bağcılık geleneğinin en zarif dışavurumu.

Provence-Alpes-Côte d’Azur’da gezilecek yerler listesi

Şimdi gelin, Provence-Alpes-Côte d’Azur’da gezilecek yerler listesine bir göz atalım…

Avignon

Rhône Nehri’nin kıyısında, devasa surların ardına gizlenmiş bir Orta Çağ masalı olan Avignon, 14. yüzyılda Katolik dünyasının kalbinin attığı yermiş. 1309-1377 yılları arasında yedi papanın burada ikamet etmesi şehre görkemli bir kimlik kazandırmış. Günümüzde Avignon Tarihi Merkezi, içindeki devasa Papalık Sarayı (Palais des Papes), katedral kompleksi ve meşhur şarkılara konu olan ancak yarısı nehrin sularında kalan Saint-Bénézet Köprüsü ile UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Şehrin dar sokaklarında yürürken kendinizi hâlâ bir Orta Çağ başkentinde hissediyorsunuz.

Aix-en-Provence

Provence’ın tarihi başkenti kabul edilen Aix-en-Provence; şık bulvarları, her köşe başında karşınıza çıkan asırlık çeşmeleri ve altın sarısı taş binalarıyla tam bir zarafet şehri. 12. yüzyıldan itibaren bir sanat ve öğrenim merkezi olan şehir, özellikle ünlü ressam Paul Cézanne’ın doğum yeri olmasıyla sanat tarihindeki yerini mühürlemiş. Eğer şanslıysanız, şehrin hemen dışındaki Montagne Sainte-Victoire dağına karşı batan güneşi izleyerek Cézanne’ın neden bu manzarayı defalarca tuvale aktardığını kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Şehrin kalbi sayılan, devasa çınar ağaçlarıyla gölgelenen Cours Mirabeau bulvarında yürürken de 17. ve 18. yüzyıl aristokrasisinin ihtişamını iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.

Aix-en-Provence, aynı zamanda bölgenin en ünlü lezzetlerinden biri olan ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesindeki Fransız gastronomi geleneğinin bir parçası sayılan Calisson tatlısının da anavatanı. Badem ve şekerlenmiş kavunla yapılan bu küçük lezzetler, şehrin tarih kokan sokaklarındaki pastanelerin vitrinlerini birer mücevher gibi süslüyor.

Arles

Van Gogh’un ışığına âşık olup en ünlü eserlerini tuvale aktardığı Arles, aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun “Küçük Roma” olarak adlandırdığı bir antik merkez. Şehir, Arles Roma ve Romanesk Anıtları başlığı altında UNESCO tarafından korunuyor. M.S 1. yüzyılda inşa edilen ve günümüzde hâlâ konserlere, boğa güreşlerine ev sahipliği yapan devasa Amfitiyatro (Arena) ile Roma Tiyatrosu; şehrin dokusuna muazzam bir antik ruh katıyor. Saint-Trophime Kilisesi’nin girişindeki o ince işçilikli kabartmalarsa Romanesk sanatın zirvesini temsil ediyor.

Orange

Tarihin en saf hâliyle karşılaştığınız Orange, Roma mühendisliğinin ve sanata verilen değerin anıtı gibi görünen bir şehir. Dünyada sahne duvarı (scenae frons) tüm ihtişamıyla ayakta kalabilmiş nadir yapılardan biri olan antik tiyatrosuyla tanınıyor. Orange Antik Tiyatrosu ve Zafer Takı, mükemmel akustiği ve korunmuş yapısıyla UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinin en özel üyelerinden biri. İmparator Augustus dönemine tanıklık eden bu tiyatroda yürürken, 2.000 yıl önceki izleyicilerin heyecanını hissediyorsunuz. Şehrin girişindeki devasa Zafer Takı ise Roma’nın bölgedeki gücünü temsil eden en zarif simgelerden biri.

Nice

Fransız Rivierası’nın kraliçesi sayılan Nice, 18. yüzyılda kış turizmini tercih eden İngiliz aristokratlarının gözdesi olmasıyla birlikte adını duyurmaya başlamış. Günümüzde de Nice, kış tatil beldelerinin evrimine tanıklık etmesi sebebiyle Riviera’nın Kış Tatil Beldesi olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Şık bulvarları, meşhur Promenade des Anglais sahil yolu ve daracık sokaklarıyla Nice, bölgenin en canlı şehri.

Nice - Promenade des Anglais
Nice – Promenade des Anglais

Antibes

Picasso Müzesi ve antik liman bölgesiyle hem sanat hem tarih keşfi sunan Antibes, güzel plajları ve yat limanıyla da ünlü.

Picasso’nun hayatında ve sanatında Antibes’in çok özel bir yeri var. Çünkü Picasso ve sevgilisi Françoise Gillot; 1946 yılında, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, buraya gelmiş. Dönemin müze küratörü, Picasso’ya bugün Musée Picasso (Picasso Müzesi) olarak bilinen Grimaldi Sarayı’nın bir bölümünü atölye olarak kullanmasını teklif etmiş. Picasso burada kaldığı altı ay boyunca inanılmaz bir yaratıcılık sergilemiş, ünlü Joie de Vivre (Yaşama Sevinci) tablosu da dâhil olmak üzere pek çok eserini burada üretmiş. Sonra da burada yaptığı tüm eserleri şehre bağışlamış. Picasso Müzesi, dünyada Picasso adına açılan ilk müze olma özelliğini taşıyor ve onun Akdeniz ışığından esinlendiği seramiklerini ve çizimlerini görmek için en doğru adres.

Antibes
Antibes

Monaco (Monako)

Sadece 2 km²’lik yüzölçümüyle Vatikan‘dan sonra dünyanın en küçük ikinci ülkesi olan Monaco; lüks yaşam, zarif kumarhaneler ve muhteşem manzaralarıyla dev bir üne sahip. Biz burayı bir de Amerikalı aktris Grace Kelly ve Prens 3. Rainer’in peri masallarını andıran aşkından tanıyoruz. Günümüzde ülkeyi çiftin 2. çocuğu 2. Albert yönetiyor.

Burada görülmesi gereken yerler arasında Monte Carlo kumarhanesi, lüks yat limanı ve tarihi saray var. Ayrıca her yıl mayıs ayında düzenlenen Formula 1 (F1) takvimindeki bir yarış olan The Monaco Grand Prix; pek çok kişiyi Monako’ya getiriyor.

Marsilya

PACA bölgesinin resmi idari merkezi (başkenti) olan Marsilya, Fransa’nın en eski şehri ve Akdeniz’in en büyük liman kenti. 2.600 yıllık tarihiyle bölgenin asi ama büyüleyici ruhunu yansıtıyor. Vieux-Port (Eski Liman) çevresinde şekillenen bu kozmopolit şehir, Panier bölgesinin renkli sokaklarından Notre-Dame de la Garde Bazilikası’nın eşsiz manzarasına kadar her köşesinde farklı bir kültürün izini taşıyor. Marsilya aynı zamanda modern mimarinin ikonik bir eserine de ev sahipliği yapıyor: Le Corbusier tarafından tasarlanan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Unité d’Habitation (Cité Radieuse), modern toplu konut anlayışının dünyadaki ilk ve en önemli örneği.

Provence-Alpes-Côte d’Azur, sadece bir gezi rotası değil; tarihin sanatla, doğanın lezzetle kucaklaştığı bir deneyim. Roma arenalarının gölgesinden geçip lavanta kokulu köylere varmak, ardından Akdeniz’in lacivert sularında günü batırmak her bölgeye nasip olmaz. Burası her köşesinde ayrı bir derinlik barındıran, tekrar tekrar gidilse de her seferinde yeni bir yüzünü gösteren zamansız bir klasik…

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.