Fransa’nın güneydoğusunda, Fransız Rivierası yani Côte d’Azur bölgesinde, Akdeniz kıyısında yer alan Nice; Fransız Rivierası’nın en gözde şehirlerinden biri. Alpes Maritimes bölgesinin de merkezi. 18. yüzyılda kış turizmini tercih eden İngiliz aristokratlarının gözdesi olmuş. Günümüzde de Nice, kış tatil beldelerinin evrimine tanıklık etmesi sebebiyle Riviera’nın Kış Tatil Beldesi olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Bir turizm merkezi olmasının yanında telekomünikasyon, internet, multimedya, yaşam bilimleri ve bio-teknoloji alanında faaliyet gösteren pek çok şirketin merkezi burada bulunuyor.
Nice’i görünce İngiliz aristokratlarının ve ekpresyonist ressamların neden bu şehri tercih ettiklerini anlamak zor değil. Güneşi hep parlayan bu şehir, muhteşem sahiliyle de âdeta bir kartpostal gibi.

Masséna Meydanı’ndaki 7 balmumu heykel, 7 kıtanın birbiriyle iletişimini sembolize ediyor
Nice adını Zafer Tanrıçası Nike’den almış. Nasıl mı? M.Ö 350 yılında Foça’da yaşayan bir Yunan kavmi, kendi yaptıkları bir ahşap kadırgayla yeni dünyalar keşfetmek üzere yola çıkmış. Önce Marsilya’ya, ardından Nice kıyılarına ulaşmışlar. Aynı topraklara sahip olmak üzere yola düşen Liguryalılar’la karşılaşıp çarpışmışlar. Zaferlerinin anısına kurdukları şehri de Zafer Tanrıçası Nike’ye adamışlar. Daha sonraları Nice, “Şeref Zaferi” anlamındaki Nikaia olarak adlandırılmış.
M.Ö 1. yüzyılda bölgeye Romalılar gelmiş. Ancak onlar Yunanlılar’ın olduğu sahil şeridine değil, biraz daha içerdeki ve yukarıdaki Cimiez Tepesi’ne gelip kendi şehirleri Cemenelum’u kurmuş.
Nice, 1388’de kendi isteğiyle Savoy Hanedanı’na (İtalyan kökenli, merkezi Torino olan bir yönetim) katılmış. Yaklaşık 500 yıl boyunca da bir İtalyan kenti gibi yaşamış. Mimarisi, mutfağı ve o meşhur sarı-turuncu binaları hep bu dönemin eseri.
Fransa, konumu gereği Nice’i hep istemiş. 1543’te Barbaros Hayrettin Paşa önderliğindeki Osmanlı Donanması ve Fransızlar ittifak yapıp Nice’i kuşatmış.
Kesin dönüşümse 1860 Torino Antlaşması’yla yaşanmış. İtalya birliğini kurmak isteyen İtalyan Kralı Victor Emmanuel II ile Fransa İmparatoru III. Napolyon’un anlaşmasına göre Fransa, İtalya’nın birleşmesine yardım etmiş. Karşılığında İtalya da Nice ve Savoie bölgelerini Fransa’ya bırakmış. Yapılan bir halk oylamasıyla da Nice resmen Fransa’nın olmuş.
Nice sokaklarında yürürken kendinizi bir Fransız filminde değil de, bir İtalyan kasabasında gibi hissetmenizin sebebi de bu. Şehir ruhuyla İtalyan, pasaportuyla Fransız.
Nice’te gezilecek yerler listesi
İçindekiler
- 1 Nice’te gezilecek yerler listesi
- 1.1 Promenade des Anglais Bulvarı
- 1.2 Colline du Château (Kale Tepesi)
- 1.3 Vielle Ville (Eski Şehir)
- 1.4 Fontaine du Soleil
- 1.5 Jardin Albert I
- 1.6 Basilique Notre-Dame de l’Assomption
- 1.7 Musée Chagall (Chagall Müzesi)
- 1.8 Musée des Beaux Arts (Beaux Sanat Müzesi)
- 1.9 Musée d’Art Naïf Anatole Javosky de Nice (Anatole Jakovsky Uluslararası Naif Sanat Müzesi)
- 1.10 Cours Saleya
- 1.11 Opéra de Nice (Nice Opera Binası)
- 1.12 Cimiez Tepesi
- 1.13 Arkeoloji Müzesi (Musée d’Archéologie de Nice)
- 1.14 Musée Matisse (Matisse Müzesi)
- 1.15 Monastère de Cimiez (Cimiez Manastırı)
- 1.16 Cathedrale Orthodoxe Russe Saint-Nicolas (Rus Ortodoks Katedrali)
- 1.17 Garibaldi Meydanı
- 1.18 Château de Crémat
Eğer çok özel bir zamanda Nice’e gelmek isterseniz, her yıl organize edilen Nice Karnavalı döneminde buraya gelebilirsiniz. Dünyanın en ünlü karnavalları arasında sayılan ve 2 hafta süren kutlamalar, genellikle şubat ayı ortasından mart ayı başına kadar sürüyor.
Eğer şehir dışına çıkmak isterseniz; Antibes, Èze, Villefranche-sur-Mer, Beaulieu-sur-Mer gezileri yapabilirsiniz.
Kayak yapmak isterseniz, 1-1,5 saat içinde ulaşabildiğiniz 5 kayak merkezi var.
Burası ılıman iklimi ve yılda 300 gün parlayan güneşiyle ünlü. Niceliler parlayan güneşe o kadar alışkın ki, 3 gün arka arkaya yağmur yağıp hava kapatsa biz depresona gireriz, diyorlar. Gerçekten de giriyorlar!
Şimdi gelin, şehirde gezilecek yerler listesine bir göz atalım…
Promenade des Anglais Bulvarı
Nice’in efsanevi yeri Promenade des Anglais’in bir tarafında 7 km uzunluğunda güzel bir taşlık sahil, diğer yanında estetik binalar var. İsminin anlamı da “yürüme yolu”. Doyamadan gezdiğim bu yolda, uzun bir yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim.
Colline du Château (Kale Tepesi)
M.Ö 4. yüzyılda Yunanlılar, ilk olarak buraya yerleşmiş. Ancak Yunanlılar’ın kurduğu kale, 17. yüzyılda Kral Louis XIV tarafından yıkılmış. Günümüzde de burası bir park alanı olarak kullanılıyor. Asansörle (ücretsiz) veya merdivenlerden çıkabiliyorsunuz. Şelale kenarında serinlemek, harika manzarasında kendinden geçmek ve de gece ışıklarında muhteşem görünen kiliseyi fotoğraflamak için buraya mutlaka gelmelisiniz.
Vielle Ville (Eski Şehir)
Arnavut kaldırımlı dar sokaklarıyla capcanlı bir atmosferi olan Eski Şehir, halk arasında Babazouk olarak anılıyor. Şehrin güney ucundaki pazar (Cours Saleya) görülmeye değer. Galerie des Ponchettes ünlü Fransız ressam Raoul Dufy’ye adanmış. Alexis Gustav-Adolf Mossa Müzesi’nde 19. yüzyılın önemli ressamları Alexis Mossa ve oğlu Gustav- Adolf Mossa’nın resimleri sergileniyor. 17. yüzyılda yapılan Barok saray Palais Lascaris (Lascaris Sarayı) ve Palais des Rois Sardes (Sardunya Krallar Sarayı) görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.

Musée du Palais Lascaris
Fontaine du Soleil
Güneş Çeşmesi (Fontaine du Soleil), Nice’in en büyük meydanı Place Masséna’nın güney kısmında yer alıyor. Fransız heykeltıraş Alfred Janniot tarafından yapılan ve 1956’da açılan çeşmede Dünya, Mars, Merkür, Venüs ve Satürn’ü temsil eden beş bronz heykel bulunuyor.
Jardin Albert I
İçinde geniş bahçeler ve Yunan Güneş Tanrısı Apollon’un heykelinin bulunduğu Jardin Albert I Parkı, kentin en çok ziyaret edilen mekânlarından biri.
Basilique Notre-Dame de l’Assomption
Neo-Gotik tarzdaki Notre Dame Bazilikası 1864 yılına tarihleniyor. Ana caddelerden biri olan Avenue Jean Medecin üzerinde yer alıyor. Burası renkli vitrayları ve zarif cephe süslemeleriyle hem ibadet hem de turistler için göz alıcı bir durak.
Musée Chagall (Chagall Müzesi)
Musée Chagall (Chagall Müzesi), Marc Chagall’ın en ünlü eserlerine ev sahipliği yapıyor.
Musée des Beaux Arts (Beaux Sanat Müzesi)
Musée des Beaux Arts (Beaux Sanat Müzesi) 15.-20. yüzyıl arasındaki dönemlere ait büyük bir koleksiyona sahip.
Musée d’Art Naïf Anatole Javosky de Nice (Anatole Jakovsky Uluslararası Naif Sanat Müzesi)
Naif sanat alanında uzmanlaşan Musée d’Art Naïf Anatole Javosky de Nice, 18.-21. yüzyıl eserlerini sergiliyor.

Musée d’Art Naïf Anatole Javosky de Nice
Cours Saleya
Nice’in en canlı yerlerinden biri olan Cours Saleya, geniş ve uzun bir yaya caddesi. Pazartesi günleri tüm gün antika pazarı, diğer her gün sabahları çiçek pazarı (Marché aux Fleurs) ve yiyecek pazarı kuruluyor.
Cours Saleya’nın hemen bitişiğindeki Palais de la Préfecture (Valilik Sarayı – Royal Palace, the Palace of the Dukes of Savoy, the Palace of the Kings of Sardinia), etkileyici Neoklasik mimarisiyle dikkat çekiyor. Sarayın önemine gelince… 1860 yılında Torino’da imzalanan Torino Antlaşması (Traité de Turin) ile Nice ve Savoie bölgeleri, İtalya (Sardinya Krallığı) tarafından Fransa’ya bırakılmış. Devir teslim süreci ve sonrasındaki resmi törenler de Palais de la Préfecture‘de gerçekleşmiş.
Opéra de Nice (Nice Opera Binası)
Günümüzdeki Nice Opera Binası‘nın yerindeki eski bina (o zamanki adıyla Théâtre Royal), 1881’deki feci bir yangınla tamamen yok olmuş. Yeni bina, Paris’in ünlü opera binası Palais Garnier’i tasarlayan Charles Garnier’nin öğrencisi François Aune tarafından tasarlanmış. 7 Şubat 1885 tarihinde de Verdi’nin Aida operasıyla görkemli bir şekilde açılmış. Binanın içindeki o görkemli tavan süslemeleri ve genel estetik yapısı, Paris’teki o meşhur Garnier stilini (İkinci İmparatorluk mimarisi) birebir yansıtıyor.
Cimiez Tepesi
M.Ö 1. yüzyılda şehre gelen Romalılar, Cimiez Tepesi’nde kendi şehirleri Cemenelum’u kurmuş. Nice’in sahil kesimi (Nikaia) o dönemde sadece küçük bir limanken, asıl hayat ve yönetim merkezi bu tepedeymiş. Ancak Roma İmparatorluğu zayıflayınca halk güvenlik nedeniyle Cimiez’i terk edip tekrar sahil kenarına, yani Kale Tepesi’nin koruması altındaki bölgeye (bugünkü Eski Şehir – Vieux Nice) geri dönmüş.
18.-19. yüzyılda İngiliz aristokrasisi de bu bölgeye gelirmiş. Hatta Kraliçe Victoria bile gelmiş.
Arkeoloji Müzesi (Musée d’Archéologie de Nice)
Cimiez Tepesi’ndeki Arkeoloji Müzesi, Nice’in Antik atası Cemenelum kalıntılarına ev sahipliği yapıyor.
Müzede kazılardan çıkarılan heykelcikler, madeni paralar, seramikler ve günlük yaşam eşyaları sergileniyor. Müzeden antik kent alanına geçip gezebiliyorsunuz.
Musée Matisse (Matisse Müzesi)
Cimiez Tepesi’ndeki Musée Matisse (Matisse Müzesi), Henri Matisse’nin kapsamlı bir koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Musée Matisse de Nice
Monastère de Cimiez (Cimiez Manastırı)
Temelleri 9. yüzyıla kadar uzanan Monastère de Cimiez; başlangıçta Aziz Ponç Manastırı rahipleri tarafından kurulmuş, 16. yüzyıldan itibarense Fransisken rahiplerine ev sahipliği yapmaya başlamış. Günümüzdeki sade ama etkileyici Gotik mimarisi, yüzyıllar süren restorasyonların bir ürünü. İç mekânda 15. yüzyıla tarihlenen dini sahneleri betimleyen büyüleyici freskler ve Nice ekolünün önemli temsilcisi Ludovic Bréa’ya ait değerli sunaklar (retablolar) var. Dışındaki efsanevi manastır bahçeleri (Jardin du Monastère), Nice’in en eski bahçesi olarak kabul ediliyor. Bir zamanlar rahipler burada mutfakları için sebze ve meyve yetiştirmiş.
Manastırın hemen yanındaki mezarlık; burayı sadece dini bir yapı değil, aynı zamanda kültürel bir ziyaret noktası hâline getiriyor. Nice ile özdeşleşen dünyaca ünlü ressam Henri Matisse ve Nobel ödüllü yazar Roger Martin du Gard’ın mezarları burada bulunuyor.
Cathedrale Orthodoxe Russe Saint-Nicolas (Rus Ortodoks Katedrali)
1912’de yapılan Cathedrale Orthodoxe Russe Saint-Nicolas (Rus Ortodoks Katedrali), Rusya dışındaki en güzel Ortodoks kilisesi olarak biliniyor.
Garibaldi Meydanı
Nice’in en eski ve en görkemli meydanlarından biri olan Place Garibaldi, Barok mimarinin zarafetiyle şehrin enerjisini birleştiren büyüleyici bir durak. Garibaldi Meydanı, 18.-19. yüzyılda şehre giriş yeriymiş. Askeri bölge olarak kullanılmış. Adını 1807 Nice doğumlu İtalyan halk kahramanı Giuseppe Garibaldi’den alan meydan, binaları süsleyen karakteristik sarı cepheleri ve “trompe-l’oeil” (göz aldatmaca) tekniğiyle yapılmış pencere detaylarıyla âdeta dev bir açık hava müzesini andırıyor. Şehrin tarihi limanıyla modern kesimi arasında stratejik bir köprü görevi gören bu geniş alan; günün her saati cıvıl cıvıl olan kafeleri, meşhur deniz ürünleri restoranları ve tam merkezindeki görkemli heykeliyle Nice’in gerçek ruhunu hissetmek isteyenler için vazgeçilmez bir rota.
Ancak burada şöyle bir durum var: Modern İtalya’nın kurucu babası ve en büyük kahramanı Giuseppe Garibaldi, kendi doğduğu şehrin İtalya birleşirken Fransa’ya verilmesine ömrü boyunca çok içerlemiş ve buna karşı çıkmış. Ancak günümüzde Nice’in en büyük meydanlarından biri hâlâ Garibaldi’nin ismini taşıyor ve heykeli İtalya’ya doğru bakıyor. Sizce de biraz enteresan değil mi?
Château de Crémat
Nice Körfezi’ne bakan Château de Crémat, prestijli Bellet şarap bölgesinin en önemli şaraphanelerinden biri. Ayrıca Fransa’nın en eski üzüm bağları arasında yer alıyor. Crémat, Saint-Sauveur ve Saquier tepelerine yayılan bağ; 10 hektarlık bir alanı kaplıyor. Burası coğrafi konumu sayesinde üzümlerin yavaşça olgunlaşmasını sağlayan olağanüstü bir mikro iklime sahip ve yıl boyunca Alpler’den ve Anges Körfezi’nden gelen rüzgârların etkisi altında kalıyor.
Nice gezimde saatlerce sahil boyunca yürüdüm. Kumsalda güneşlenen ve yüzen insanları izledim, Akdeniz’de süzülen yatlara baktım durdum. Parlayan güneşine doyamadım. Fransız Rivierası’nda gördüğüm şehirler içinde Nice’i açık ara çok daha fazla beğendim. Burası benim gözümde çok etkileyici, çok keyifli, enfes bir şehir!
Siz de fikrinizi belirtin