Paris

Paris Gezi Rehberi – Romantizmin ve Aşkın Şehri

Dünyanın en romantik kenti neresidir? sorusuna, Paris dışında verilecek bir cevap yoktur. M.Ö 3. yüzyılda Keltler tarafından kurulan Paris, 18. yüzyılda yaşanan Fransız Devrimi’nin de merkezidir. Moda, bilim, sanat, finans ve ticaretin kalbi konumundaki Fransa’nın başkenti; her köşesinde kendine has estetiğiyle ziyaretçilerini selamlayan bir şehirdir. Burası UNESCO Dünya Kültür Mirası zenginidir. Nereler mi UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde? Gotik mimari şaheseri Notre Dame Katedrali, Seine Nehri kıyıları, Le Corbusier’nin Mimari Çalışması, Modern Akıma Olağanüstü Bir Katkı kategorisi içindeki Immeuble Molitor ile Villa Jeanneret & Villa La Roche, Versay Sarayı ve Parkı, Fontainebleau Sarayı ve Parkı, Orta Çağ yerleşimi Provins…

Paris

Gezi tarihimi incelediğimde en çok ziyaret ettiğim Avrupa başkenti olan Paris, her gidişimde bende farklı hisler uyandırdı. Herşeyden önce burası içime çok yavaş işledi. İlk gidişimde Fransızca konuşmadığım için bana zor anlar yaşatan Parisliler yüzünden bu şehre hiç ısınamamışken, ikinci gidişimde Parisliler’i hiç kaale almadan şehre daha çok konsantre olabilmeyi başardım. Üçüncü ve sonraki ziyaretlerimdeyse şehri daha detaycı bir gözle inceledim. Sonuç olarak burası gözüme çok daha güzel gözüktü, kalbimde Paris’e derin bir yer açıldı.

Paris
Sanatçılar Köprüsü

Paris’te ne yapılır?

Montmarte ressamlar tepesinde onion soup (soğan çorbası) içmek, Seine Nehri kıyısında yürümek, şehrin olmazsa olmazı Eyfel Kulesi’ni görmek, yeni yıl öncesinde kurulan Noel pazarlarının insanın içini ısıtan havasını solumak, Notre Dame Katedrali’nde pazar ayinine katılmak, civarındaki kafelerde kahve yudumlarken elmalı turta yemek derken; her gezgin kendini buranın büyüsüne kaptırıyor. Zaten asıl hedef buranın tarihini, güzel mimarisini ve de ruhunu daha net fark edebilmek değil mi?

Paris
Grande Roue De Paris

Paris’in en özel kabarelerinden olan Moulin Rouge veya Lido’yu izlemek, kesinlikle en azından bir kez yaşanması gereken bir deneyim.

Eğer Noel zamanı Paris’teyseniz, Tuileries Garden’da Noel Pazarı kuruluyor. Burası yerel yiyecekler, hediyelik eşyalar, oyun alanlarıyla Paris’in en büyük Noel Pazarı. Her köşe başında sıcak şarap ve sıcak çikolata satılıyor.

Paris’te Noel Pazarı

Paris’te gezilecek yerler listesi

Güzel Fransa‘nın güzel başkentine hoşgeldiniz!

Paris turu için başlangıç noktanızı Trocadero Meydanı (Place du Trocadéro et 11 Novembre) olarak belirleyebilirsiniz. Eyfel Kulesi en güzel buradan izleniyor. Kuleyi gördükten sonra da meydanın en ucundaki iki taraflı merdivenlerden inerek kuleye doğru yürüyebilirsiniz.

Peki en güzel şehir manzarası nereden izlenir, biliyor musunuz? Montparnasse Kulesi’nin 56. katındaki gözlem noktasından ve Sacré-cœur Bazilikası’ndan nefis bir panoramik şehir manzarası izleyebiliyorsunuz.

Şehir içinde metro kullanacaksanız, biletinizi sakın atmayın. Yoksa olası bir kontrolde biletiniz yoksa 50 EUR ceza ödüyorsunuz. Hatta Navigo Pass almanızı öneririm. Çünkü bazı istasyonlarda bilet satış gişesi yok. Navigo Pass’ın 1-3 gün gibi değişik opsiyonları oluyor, gezi programınıza uygun olanı satın alabilirsiniz.

Paris
Seine Nehri

Şehir dışına çıkmak isterseniz, Chantilly Sentis; Paris’in kalabalığından kaçıp kendinizi Fransız aristokrasisinin ve Orta Çağ tarihinin huzurlu kollarına bırakabileceğiniz bir durak. Burada Roma surlarından başlayıp Orta Çağ’ın dar sokaklarından geçerek, 19. yüzyılın şato ihtişamına uzanan bir rotayı keşfedebilirsiniz. “Atların Başkenti” olarak da bilinen bölgede Prix de Diane gibi prestijli at yarışlarını izleyebilirsiniz.

Normandiya ile Bretonya sınırında, denizin ortasında yükselen Mont Saint-Michel de kaçırılmaması gereken bir başka durak. UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan bu yapı, hem bir manastır hem de aşılması imkânsız bir kale. Buranın “Batı Dünyası’nın Mucizesi” olarak anılması, biraz da coğrafyasından kaynaklanıyor. Çünkü burası Avrupa’nın en yüksek gelgit farklarının yaşandığı yerlerden biri. Bölgenin gastronomi literatürüne giren ünlü detayıysa Mère Poulard’ın omletleri. Odun ateşinde pişirilen bu efsanevi, sufle kıvamındaki omletlerin hikâyesi 1888’e dayanıyor. Omletler günümüzde hâlâ o geleneksel ritüelle (bakır tavalarda ritmik bir sesle çırpılarak) hazırlanıyor.

Şimdi gelin, Paris’te gezilecek yerler listesine birlikte bir göz atalım.

Paris
Zafer Takı

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi, 1889 Dünya Sergisi için Gustave Eiffel tarafından yapılmış. Parisliler tarafından o zamanlarda beğenilmeyen kule neredeyse yıkılacakmış. Günümüzdeyse Eyfel Kulesi olmadan Paris’i hayal etmek bile zor.

Eyfel Kulesi sokak aralarından tüm ihtişamıyla yüzünü gösteriyor

Eyfel Kulesi’ne çıkmak istiyorsanız, biletinizi önceden online almanızı öneririm. İki tür bilet var, merdivenli veya asansörlü. Asansörlü biletler de 1. kat, 2. kat ve en üst kat olarak üç tür satılıyor. Asansör sırası çok bekleniyor, bu nedenle kuleye çıkmak uzun zaman alıyor.

Eyfel’in önünde akşamları her saat başı ışık şovu yapılıyor.

Seine Nehri

Seine Nehri tam 777 km uzunluğunda. Burgundy’den doğup Sweet Paree olarak adlandırılan Paris’in kalbinden geçerek Normandiya’nın meyve ağaçları ve tarlaları boyunca devam ediyor. Seine Nehri turları, dünyanın en güzel nehir cruise rotaları arasında yer alıyor. Ayrıca Seine Nehri kıyıları, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor.

Sadece şehir içinden geçen Seine Nehri Turu’na katılarak kenti izlemek de buranın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. 75 dakika süren ve büyük olarak adlandırılan 2 nehir turu var; Bateaux Mouches ve Bateaux Parisien. Bateaux Mouches, Pont d’alma’dan kalkıyor. Bateaux Parisien, Eyfel Kulesi’nin kıyısından kalkıyor. Bu turların soğuk havada da kapalı ısıtmalı yeri var.

Paris
Seine Nehri Turu

Seine Nehri boyunca ikonik köprülerden geçiyorsunuz. Bunlardan biri de Pont Neuf (Yeni Köprü). İsminin aksine, bu köprü Seine Nehri üzerinde yer alan en eski köprü. Île de la Cité’nin batı ucunda, Rive Gauche ile Rive Droite’i birbirine bağlıyor. Auguste Renoir’ın ünlü 1872 tarihli tablosuna ilham olmuş. Köprü günümüzde Paris’in en turistik yerlerinden biri. Hatta yakınında Rue du Pont-Neuf adında bir sokak da var.

Louvre Müzesi

Louvre Müzesi dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olma unvanına sahip. Bir zamanlar Fransa’nın kraliyet ailesine ev sahipliği yapan müze, 1793 yılında ziyarete açılmış. Müzede Yunan, Etrüsk ve Roma eserleri, Yakın Doğu eserleri, Mısır Eserleri, Dekoratif Sanatlar, Çizgi ve Desen Sanatları, İslam Sanatı, Resimler ve Heykeller olmak üzere 8 ayrı bölüm var. Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sı, David, Rembrandt, Rubens ve daha pek çok sanatçının en ünlü eserleri Louvre’da sergileniyor. Eğer müzeyi hakkıyla gezmek istiyorsanız 2 günününüzü ayırmalısınız. Yoksa sadece görüp geçersiniz, Louvre eksik kalacaktır.

Paris
Louvre Müzesi

Bibliothèque Nationale De France (Fransa Ulusal Kütüphanesi)

Dünyanın en önemli kütüphanelerinden biri olan Fransa Ulusal Kütüphanesi’nin dış yüzeyi açık kitap şeklinde tasarlanan dört dev kuleden oluşuyor. Louvre Müzesi’ne 250 m mesafede olan kütüphane, Fransa’da yayımlanan tüm yayınları toplamaktan sorumlu ve yaklaşık 40 milyon kitaba ev sahipliği yapıyor.

Jardin des Tuileries

Jardin des Tuileries, Louvre Müzesi ve Place de la Concorde arasında kalıyor. Parkın içinde pek çok heykel ve birkaç müze var.

Paris
Jardin des Tuileries

Zafer Takı (Arc de Triomphe)

İmparator Napolyon’un zaferleri anısına yapılan Arc de Triomphe, 1836’da Napolyon’un hükümdarlığı sona erdikten çok sonra tamamlanmış.

Paris
Arc de Triomphe

Champs-Élysées (Şanzelize)

Place de la Concorde’dan Zafer Takı’na kadar uzanan Champs-Élysées, şehrin en ünlü ve prestijli caddesi. Burada alışveriş yapmak biraz cep yakabilir ama bu kadar ünlü markayı da bir arada zor bulursunuz.

Paris - Champs-Élysées
Champs-Élysées

Champs-Élysées’nin bugünkü görünümünde Osmanlı’nın da etkisi var. Şaşırdınız, değil mi? Hemen anlatayım… Bourbon Hanedanı’ndan gelen, Fransa kralı IV. Henry’nin ikinci eşi, Fransa kraliçesi ve Medici Hanedanı’nın bir üyesi olan Marie de’ Medici; 1615 yılında Champs-Élysées’nin iki yanının ağaçlandırılması için emir vermiş. At kestanesi ağacında karar kılmışlar çünkü bu ağaç yıldırım çekmeyen, hava kirliliğini önleyen, tohumları, yaprağı, meyvesi şifalı bir ağaç. Ancak o dönemde Avrupa’da bu ağaç yokmuş, İstanbul’sa tam anlamıyla bir at kestanesi ormanıymış. Fransa Krallığı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ağaç göndermesini rica etmiş. Padişah I. Ahmet de Fransa’ya binlerce at kestanesi fidanı hediye etmiş. İşte günümüzde Paris’in ünlü Champs-Élysées’sini, parklarını süsleyen at kestanesi ağaçları, 17. yüzyılda Osmanlı’dan gönderilen o ağaçlar.

Champs-Élysées
Champs-Élysées

Sainte-Chapelle

Île de la Cité üzerindeki Sainte-Chapelle, Kral IX. Louis tarafından 1241-1248 yılları arasında inşa ettirilen bir kraliyet şapeli. Yüksek gotiğin ışık mimarisi idealinin en saf ve en sistematik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Place de la Concorde

Tuileries, Champs-Élysées ve kentin en büyük meydanı Place de la Concorde kesişiminde Mısır‘dan getirilen 3.200 yıllık dikilitaş yükseliyor.

Place de la Concorde

Place Vendôme

Louis XIV’ün emriyle inşa edilen Place Vendôme, Paris’in tam kalbinde yer alan bir meydan. Karen François Girardon, 1699 yılında meydana Kral Louis XIV’ün at üstünde devasa bir atlı heykelini yaptırtmış. Ancak heykel, 13 Ağustos 1792’de Fransız Devrimi sırasında sökülmüş. Napolyon, sökülen kral heykelinin yerine 1806 yılında Austerlitz Zaferi anısına Vendôme Sütunu’nu diktirmiş.

Notre Dame Katedrali

12. yüzyılda inşa edilen Notre Dame Katedrali, kentte inşa edilen ilk Gotik katedrallerden. Katedral 19. yüzyılda neredeyse yıkılmak üzereyken Victor Hugo duruma el koymuş. Notre Dame’ın Kamburu isimli romanı yazan Hugo, böylece katedrale ilgi çekerek yenilenmesini sağlamış. Gotik mimari şaheseri Notre Dame Katedrali, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor.

Notre Dame Katedrali

Katedralin Kuzey Kulesi’ndeki gözlem yerinden harika bir şehir manzarası var. Ben de Kuzey Kule’ye tırmanıp Quasimodo’nun seyrettiği yükseklikten kenti seyre daldım…

Notre Dame Katedrali

Bu muhteşem katedralde hele bir de ayine denk geldiniz mi, daha ne isteyeceksiniz?

Notre Dame Katedrali

Ancak Mart 2019’da acı bir olay yaşandı ve bu tarihi yapının yanışını izledik. Gotik mimarinin klasiklerinden olan 856 yıllık yapının çatısında başlayan yangın, katedralin 96 metrelik en yüksek kulesinin yıkılmasına ve çatının tamamen çökmesine neden oldu. Yangının çıkış nedeni tespit edilemedi. Katedralin onarım çalışmaları için toplanan bağış miktarının 700 milyon EUR’ya ulaşmasıysa bir yandan dudak uçuklatırken bir yandan da beraberinde pek çok eleştiri getirdi. Dünya üzerinde bu kadar açlık varken bir yapının (her ne kadar tarihi değeri paha biçilmez olsa da) bu kadar yüksek bağış toplayabilmesi, insanların kafasında soru işareti oluşturdu.

Notre Dame Katedrali

Jardin du Luxembourg

17. yüzyılda Kral 4. Henry’nin karısı Marie de Medici için tasarladığı Jardin du Luxembourg, 19. yüzyılda halka açılmış. Burası günümüzde şehrin en popüler parkları arasında bulunuyor.

Paris
Paris – Jardin De Luxembourg

Montmartre

Montmarte ressamların bulunduğu bir tepe. Tepeye çıkıp manzarayı görünce tırmandığınız merdivenlere değdiğini göreceksiniz. Burada bir kafeye oturup mutlaka onion soup (soğan çorbası) tadına bakmalısınız.

Paris
Montmarte
Montmarte tepesinden Paris manzarası

Sacré-Cœur Bazilikası

Montmartre tepesindeki Sacré-Cœur Bazilikası (Kutsal Kalp Bazilikası), Paris’in en yüksek noktasında yer alıyor. 1909’da kutsanan ve en çok içindeki gösterişli altın mozaiklerle bilinen bazilikanın terasından nefis bir Paris manzarası var.

Paris
Sacré-Cœur Bazilikası

Catacombs of Paris

Paris’ altında 6 Milyon ceset olduğunu biliyor muydunuz? Durun anlatayım…

18. yüzyıl Paris’inde salgın hastalıklar nedeniyle mezarlıklar yetersiz gelmeye başlamış. Artık vefat eden kişileri gömecek yeni yer bulunamıyormuş. Bunun üzerine Kral 16. Louis’in mimarbaşı Charles-Axel Guillaumot’ın aklına dahiyane bir fikir gelmiş. Sonuç olarak şehrin ilk inşası sırasında kullanılan sarı kalker taşlarını sağlamak üzere oyulan maden ocaklarındaki yaklaşık 320 kilometrelik tünel ağının bir bölümüne ölülerin gömülmesine karar verilmiş. Böylece 6 milyondan fazla insanın gömüldüğü (The Catacombs of Paris) Paris Yer altı Mezarları oluşmuş. O dönem cesetlerin yer altı mezarlığına taşınması yaklaşık 80 yıl sürmüş.

Günümüzde buranın yalnızca 2 km’si ziyarete açık.

La Defense

Kentin yüksek katlı ofis binaları ve Arc de Triomphe’un modern versiyonu olan Grande Arche de la Défense burada bulunuyor.

Paris
La Defense

Hôtel National Des Invalides (Les Invalides)

Hôtel National Des Invalides (Les Invalides), 24 Şubat 1670’de XIV. Louis’nin emriyle o dönemin savaş gazilerinin kalan günlerini sükûnet ve rahatlıkla geçirebilmeleri için inşa edilmiş. Anıt günümüzde askeri nekropole ve çok sayıda müzeye ev sahipliği yapıyor. Napoléon de Bonaparte 1821’de öldüğünde Saint Helena Adası’na gömülmüş ama Kral Louis-Philippe kalıntıların Les Invalides’e nakledilmesine karar verince mezarı kubbe içine sığdırmak için büyük kazı çalışmaları yapılmış. Napolyon’un naaşı da 2 Nisan 1861’de Les Invalides’e taşınmış.

Hôtel National Des Invalides (Les Invalides)
Paris
Paris – Hôtel National Des Invalides (Les Invalides)

Centre Pompidou

Kentin kültür merkezi olan Centre Pompidou tarihi bölgenin içinde yer alıyor.

Paris
Centre Pompidou

Palais Garnier (Opera de Paris Garnier)

19. yüzyıl Barok tarzının en önemli örneği ve şehrin sembollerinden olan Opera National de Palais Garnier ya da bilinen adıyla Paris Opera Binası’nın yapımına 1862 yılında başlanmış, 1875’te tamamlanmış. Yapı Charles Garnier tarafından İmparator III. Napolyon için tasarlanmış.

Paris
Palais Garnier

Opera Garnier sahip olduğu dış görünüm kadar iç görünümüyle de ünlü. Gösterişli iç mekânındaki Büyük Merdiven, Büyük Fuaye’yi kapsayan mozaik kubbeli tavan resimleri ve tavanı Marc Chagall tarafından yapılan salon oldukça etkileyici. Yapının alt kısmında inşaat süresinin uzun olmasında da etkili olan bir küçük göl var. Bu havuz Gaston Leroux’un Operada’daki Hayalet (Phantom of the Opera) gösterisinin de ilham kaynağı olmuş.

Pantheon

Pantheon, XV. Louis tarafından Azize Genevieve’e ithafen 1744-1790 yılları arasında inşa ettirilmiş. Çeşitli dönemlerde kilise olarak kullanılmış. İçine defnedilen Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Emile Zola, Alexander Dumas gibi ünlü Fransızlar sayesinde iyice önem kazanmış. Fizikçi Leon Foucault’un 1851’de dünyanın kendi çevresinde döndüğünü kanıtladığı deneyine sahne olan tarihi yapının 3 katlı kubbesi ve iç duvarlarını süsleyen freskler, en dikkat çekici kısımlarını oluşturuyor.

Paris – Pantheon

Orsay Müzesi (Musée d’Orsay)

Bina ilk olarak tren garı olarak inşa edilmiş. Günümüzde burada empresyonizm akımının öncülerinden Paul Cezanne, Vincent van Gogh ve Claude Monet gibi önemli sanatçıların resimleri sergileniyor.

Paris
Orsay Müzesi
Orsay Müzesi

Musée de l’Orangerie

Tuileries Bahçesi’nin kalbinde yer alan Musée de l’Orangerie, âdeta Claude Monet’nin ışık ve renk dünyasına açılan bir kapı. Müzenin en can alıcı noktası, Monet’nin devasa Su Zambakları (Les Nymphéas) panelleri için özel olarak tasarlanan oval salonlar. Gün ışığının tavan pencerelerinden süzülerek eserlerin üzerinde dans ettiği bu mekân, ziyaretçilere bir müzeden ziyade huzurlu bir sığınak hissi veriyor. Sadece Monet ile sınırlı kalmayan koleksiyon; Picasso, Modigliani ve Renoir gibi ustaların eserlerini barındıran Jean Walter ve Paul Guillaume koleksiyonuyla Empresyonizm ve Post-Empresyonizm meraklıları için tam bir görsel şölen sunuyor.

Musée Marmottan Monet

Paris’in şık 16. bölgesinde, eski bir av köşkünde yer alan Musée Marmottan Monet; dünyanın en geniş Monet koleksiyonuna ev sahipliği yapmasıyla tanınıyor. Sanat tarihine yön veren Empresyonizm akımına ismini veren ünlü İzlenim: Gündoğumu (Impression, Soleil Levant) tablosunun asıl yuvası burası. Monet’nin kişisel mirasının yanı sıra, Berthe Morisot’nun zarif eserlerini ve diğer önemli Empresyonist ustaların çalışmalarını da barındıran müze; kalabalıktan uzak, daha mahrem ve derin bir sanat deneyimi yaşamak isteyen gezginler için Paris’teki en özel duraklardan biri.

Parc de la Villette

Kentin kuzeyindeki Parc de la Villette’da şehrin Bilim Müzesi ve çeşitli konser salonları var.

Hôtel de Ville (Belediye Sarayı)

Seine nehrinin yakınındaki Place de Greve’de yer alan Hôtel de Ville (Paris Büyük Şehir Belediye Binası), 19. yüzyılda Rönesans stilinde yapılmış.

Hôtel de Ville (Paris Büyük Şehir Belediye Binası)
Hôtel de Ville (Paris Büyük Şehir Belediye Binası)

Place des Vosges

Kentin en eski meydanı olan Place des Vosges’daki binaların hepsinin dış yüzeyleri aynı kırmızı renkli tuğladan yapılmış.

Place des Vosges

Galeries Lafayette

Haussmann Bulvarı’ndaki Galeries Lafayette şehrin en önemli AVM grubu.

Paris
Galeries Lafayette

Galeries Lafayette’de her yıl Noel döneminde yılbaşı ağacı kuruluyor, bulunduğu bölge de ışıklandırılıyor. Özellikle hafta sonları aşırı kalabalık oluyor. Mümkünse hafta içi gitmenizi öneririm.

Galeries Lafayette’te Noel ağacı

Moulin Rouge

1889’da açıldığından beri Moulin Rouge “müzik ve dansın tapınağı” olmuş. Günümüzde dünyanın en ünlü kabareleri burada izleniyor.

Paris – Moulin Rouge

Lido de Paris

Efsanevi dans grubu Bluebells, Paris gecelerinin en etkileyici gösterilerini Lido’da sunuyor.

Église de la Madeleine

8. bölgedeki Place de la Madeleine’de yer alan Église de la Madeleine (Aziz Meryem Mecdelli Kilisesi), etkileyici bir Katolik kilisesi.

Villa Jeanneret ve Villa La Roche

1923-1925 yılları arasında inşa edilen Villa Jeanneret ve Villa La Roche, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret tarafından tasarlanan ve 1928’de Charlotte Perriand tarafından yenilenen iki ev. Le Corbusier’nin Mimari Çalışması, Modern Akıma Olağanüstü Bir Katkı; UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Bu kategori içinde Fransız-İsviçreli mimar Le Corbusier’in çeşitli ülkelerde 17 bina projesi var, Villa Jeanneret ve Villa La Roche de bu kategoriye dâhil.

Immeuble Molitor

1931-1934 yılları arasında inşa edilen Immeuble Molitor, Le Corbusier ve Pierre Jeanneret tarafından tasarlanan bir apartman binası. Paris ile Boulogne-Billancourt komünü arasındaki sınırda yer alıyor. Le Corbusier’nin Mimari Çalışması, Modern Akıma Olağanüstü Bir Katkı; UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Bu kategori içinde Fransız-İsviçreli mimar Le Corbusier’in çeşitli ülkelerde 17 bina projesi var, Immeuble Molitor da bu kategoriye dâhil.

Versailles (Versay) Sarayı

Bölgenin kuşkusuz en parlayan mücevheri, ihtişamıyla göz kamaştıran Versay Sarayı ve Bahçeleri’dir. “Güneş Kral” XIV. Louis’nin sınırsız gücünü ve estetik tutkusunu simgeleyen bu devasa yapı, inşa edildiği dönemden itibaren Avrupa’daki pek çok monarşi için bir model teşkil etmiş. Paris’in yaklaşık 20 km güneybatısında yer alan bu görkemli kompleksin temelleri 1661 yılında atılmış; mütevazı bir av köşkünden, dünyanın en ünlü saraylarından birine dönüşene dek sürekli genişletilmiş.

Sarayın tarihine dair en ilginç ve çok tartışılan detaylardan biri de hijyen kültürü. Dönemin mimarisinde modern anlamda bir kanalizasyon sistemi ve banyo düzeni bulunmadığı için, binlerce soylunun aynı anda yaşadığı bu koridorlarda koku büyük bir sorun hâline gelmiş. Yaygın bir anlatıya göre; o dönemde soyluların istedikleri yerde ihtiyaçlarını giderebileceklerine dair tuhaf bir özgürlük anlayışına sahip olmaları, Fransızlar’ın bu ağır kokuları bastırmak amacıyla parfüm sanatında uzmanlaşmalarına ve modern kozmetik endüstrisinin temellerini atmalarına vesile olmuş.

Günümüzde hem ihtişamlı aynalı salonu hem de geometrik düzeniyle büyüleyen devasa parkıyla UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Versay, ziyaretçilerini hâlâ o şatafatlı ama bir o kadar da şaşırtıcı olan “Eski Rejim” günlerine götürmeye devam ediyor.

Versailles (Versay) Sarayı

Château de Vincennes

Château de Vincennes yüzyıllar boyunca Fransız soylularına ev sahipliği yapmış. Versailles Sarayı tamamlandıktan sonra soylular Château de Vincennes’dan Versailles Sarayı’na taşınmış.

Fontainebleau

Fontainebleau Sarayı, Paris’in 55 kilometre güneydoğusunda yer alıyor. Bu Orta Çağ kalesi, Louis VII’den Napolyon III’e kadar Fransız hükümdarlarının ikametgâhı olmuş. Fontainebleau Sarayı ve Parkı, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor.

Fontainebleau Sarayı

Provins

Provins iyi korunan Orta Çağ mimarisiyle dikkat çekiyor. Burası Orta Çağ boyunca bir ekonomik merkez olmuş. Provins, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor.

Caesar Keep – Provins

Maison Picassiette

Paris’in 1 saat kadar uzağındaki Chartres’teki Maison Picassiette, cam ve seramikten yapılmış bir ev. Fransa’daki en ilginç sanat eserlerinden biri olan ev, Raymond Isidore tarafından 1930-1964 yılları arasında çöplerden topladığı atıklarla yapıldı. İsmi Picassiette, pique-assiette (tabak çalan) kelimelerinden geliyor.

Disneyland Paris

Disneyland Paris sadece çocukların değil, yetişkinlerin de fazlasıyla eğlendiği ve masal kahramanlarıyla rüya gibi bir gün geçirdiği bir park. Parkta farklı temaların olduğu 4 bölüm var: Discoveryland, Fantasyland, Adventureland ve Frontierland.

Disneyland Paris

Adrenalin için adresiniz Space Mountain ve Indiana Jones olmalı. Ayrıca parkın etrafında tam tur atan trene de mutlaka binmelisiniz. Yalnız biletlerinizi mutlaka önceden internet üzerinden alın, biraz daha ucuz oluyor. Bir de parkın haritasını alıp gideceğiniz yerleri işaretleyin. Zamanlama konusunda size kolaylık sağlayacaktır.

Parc Asterix

1989 yılında açılan Parc Asterix, şehir merkezine 35 km, Disneyland Resort Paris’e 32 km uzaklıktaki Oise bölgesindeki Plailly’de yer alıyor.

Parc Asterix, Albert Uderzo ve René Goscinny tarafından yaratılan Asterix çizgi roman karakteri ve hikâyeleri temasını kullanan bir eğlence parkı. 3 bölümü var: Roma, Galya ve Paris. Parkın içinde aile oyunları, su oyunları ve heyecana yönelik oyunlar bulunuyor.

Paris’te yapmadan dönme!

Bunları yapmadan Paris’ten ayrılmayın!

  • Sacre de Cour (Ressamlar Tepesi)’da soğan çorbası iç

Sanat eserlerinin sergilendiği tepeye çıkıp güzel bir kafede soluklanırken Fransızlar’ın meşhur soğan çorbalarının tadına bakmadan dönmemelisiniz.

Fransız soğan çorbası (French onion soup)
  • Lido ya da Moulin Rouge şovlarına git

Bu ünlü kabare şovlar, kentin gece hayatını yaşarken deneyimlenmesi gereken mekânların başında geliyor.

  • Champs-Elysses’de alışveriş yap

Alışveriş meraklısı olmadığımdan Champs-Elysses’de sadece yürüsem bile çok mutlu oluyorum. Ancak cadde üzerindeki marka mağazalar beni bile kendine çekiyor.

Paris
Champs-Elysses
  • Kruvasan (croissant) ile kahvaltı et

Kahvaltıda Fransızların ünlü kruvasanlarını yerken kahve içmek gibisi var mı?

Croissant (Kruvasan)
  • Saint-Germain’deki kafelerde kendini Netflix dizisi Emily In Paris’in içine ışınlanmış hisset

Saint-Germain’deki kafeler, Netflix dizisi Emily in Paris’te de geçiyor. Bu kafelerin en ünlüsü olan Café de Flore’de mutlaka oturmalısınız. Ancak unutmayın ki bu kafe dizi nedeniyle çok ünlendi. Eğer aşırı uzun bir sıra varsa, diğer kafelerde keyif yapmayı da değerlendirebilirsiniz.

Café de Flore
Café de Flore

Paris’te yapmadan dönme!

  • Saint Michel’e yakın Sorborne Üniversitesi’nin yanındaki kafelerde kahve eşliğinde tarte tatin ye

Bu ters çevrilmiş elmalı ya da armutlu tart, ambiyansı güzel olan kafelerde yenince damakta daha bir hoş tat bırakıyor.

Tarte tatin
  • Seine Nehri’nin yanında veya Canal Saint Martin’in kenarlarında piknik yap

Yazın ya da baharda buraya gelenler için Seine Nehri’nin yanında veya Canal Saint Martin’in kenarlarında piknik yapmak bir gelenek. Pikniği şarap, peynir ve bagette eşliğinde ya da şampanyayla yapıyorlar.

Seine Nehri kıyısında piknik
  • Café Constant’ta gurme Fransız yemeklerinin tadına bak

Café Constant, Christian Constant adlı ünlü bir şefin açtığı bir brasseri. Çok küçük olan ve sıkışık oturulan mekânda iyi bir fiyata geleneksel bir yemek yeniyor. Brasseri olduğu için rezervasyona gerek yok.

  • Père Lachaise mezarlığında Chopin, Ahmet Kaya ve Yusuf Güney’in mezarlarını ziyaret et

Père Lachaise mezarlığını ziyaret etmenizi, bir mezarlığın nasıl bu kadar güzel anıtlarla süslenebileceğine tanık olmanızı tavsiye ederim.

Père Lachaise mezarlığı – Yılmaz Güney
Père Lachaise mezarlığı – Ahmet Kaya
  • İngilizce soru sorduğunuzda sizi anlayan ama cevabı Fransızca veren Parisliler’i umursama

Yerel halkın “Küçük dünyaları ben yarattım” tavrına alışmanız, “Herkesin Fransızca konuşması gerekir, yoksa bize ne” tavrını görmezden gelmeniz iyi olur. Ne demişler, Tanrı dünyayı yarattığı sıralarda bir gün oturmuş Fransa’yı yaratmış. Çok güzel bir doğa ve iklim vermiş, Akdeniz ve Atlas Okyanusu’yla süslemiş. Eserine bakarken kendi kendine düşünmüş ve demiş ki “Bu Fransa fazla güzel oldu. Yarattığım diğer yerlere haksızlık olacak, bunu biraz çirkinleştirmek lazım” ve bu nedenle içine Fransızlar’ı koymuş.

Fransız Tarzı

Paris; modadan sanata, kültürden mimariye kadar insanın bütün duyularına hitap eden bir şehir. Burası adımımı attığım anda ayrılmak istemediğim, uzak kaldığımdaysa aklımın bir köşesinde takılı kalan bir yer.

Dönme dolaptan gün batımında Paris manzarası

Keşfetmeniz dileğiyle…

Benzer Yazılar

2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.