Cenova Gezi Rehberi – Denizcilerin Kadim Kenti
İtalya’nın kuzeybatısında, Ligurya Denizi’nin kıyısında bir amfitiyatro gibi yükselen Cenova (İtalyanca: Genova); ülkenin en büyük limanı ve köklü denizcilik tarihinin en görkemli temsilcisi. Parıltılı İtalyan şehirlerinin gölgesinde kalmış gibi görünse de Cenova; labirenti andıran dar sokakları (caruggi), taze fesleğen kokan mutfağı ve aristokrasinin ihtişamını yansıtan devasa saraylarıyla, keşfedilmeyi bekleyen gerçek ve mağrur bir İtalyan güzeli.
Cenova’nın tarihi antik döneme kadar uzansa da asıl yükselişini Orta Çağ’da, Akdeniz’e hükmeden dört büyük “Deniz Cumhuriyeti”nden biri (Venedik, Pisa ve Amalfi ile birlikte) olarak yaşamış. 11.-14. yüzyıllar arasında ticaret rotalarını, kolonilerini ve finans dünyasını yöneten Cenova Cumhuriyeti; Akdeniz’in en zengin güçlerinden biri hâline gelmiş. Cenovalı bankerler ve denizciler (buna şehrin en ünlü oğlu Kristof Kolomb da dâhil) dünyaya yön vermiş. 16. yüzyılda “Gümüş Çağını” yaşayan şehir, Avrupa aristokrasisini ağırlamak için muazzam saraylarla donatılmış. Günümüzde Cenova hâlâ o görkemli denizci ruhunu ve zengin finans geçmişini mimarisinde gururla taşımaya devam ediyor.

Cenova’da gezilecek yerler listesi
İtalya’nın kuzeybatısında yer alan Ligurya (Liguria) bölgesinin başkenti olan Cenova, Avrupa’nın en büyük Orta Çağ tarihi merkezlerinden birine sahip. Şehir, tepelerden denize doğru inen dik coğrafyası nedeniyle asansörler ve fünikülerlerle birbirine bağlanan katmanlı bir yapı sunuyor. Bu rotada, heybetli saraylardan limanın modern yüzüne kadar uzanan etkileyici duraklar sizi bekliyor.
Glob DMC ile çıktığım Comfort Alpler ve İtalya & İsviçre & Fransa Turu rotasında yer alan Cenova, turun en özel yerlerinden biri.

Şimdi gelin, buranın en güzel duraklarına bir göz atalım…
Le Strade Nuove (Yeni Caddeler)
16.-17. yüzyıllarda, deniz ticaretinden ve bankacılıktan muazzam bir zenginlik elde eden aristokrat aileleri için inşa edilen Le Strade Nuove (Yeni Caddeler); büyüleyici bir kentsel dönüşüm ve şehircilik projesi. Dönemin en güçlü ve zengin aileleri, şehrin o dönemki Orta Çağ’dan kalma dar ve karanlık sokaklarından sıyrılarak, kendi ihtişamlarına yakışır, geniş, düzenli ve anıtsal caddeler inşa etmiş. Bu projenin ana damarını günümüzde Via Garibaldi (eski adıyla Strada Nuova) oluşturuyor. Onu Via Balbi ve Via Cairoli takip ediyor.

Bu caddelerin dünya şehircilik tarihindeki en benzersiz özelliği; buradaki sarayların sadece birer konut değil, aynı zamanda “Palazzi dei Rolli” (Rolli Sarayları) adı verilen resmi bir devlet konukevi sistemine dâhil olmasıymış. Cenova Cumhuriyeti; şehre gelen kralları, imparatorları, elçileri ve yüksek düzeydeki devlet misafirlerini ağırlamak için kamu binaları yerine bu özel sarayları kullanıyormuş. Saraylar, büyüklüklerine ve ihtişamlarına göre sınıflara (kategorilere) ayrılıyor ve şehre gelen misafirin unvanına göre, hangi sarayda kalacağı bir kura sistemiyle (Rolli listelerinden) belirleniyormuş.

Mimari açıdan bakıldığında Le Strade Nuove, Geç Rönesans ve Barok döneminin zirve noktası kabul ediliyor. Yamaç araziye inşa edilen bu saraylar; dışarıdan bakıldığında görkemli cepheleri, içeri girildiğindeyse büyüleyici iç avluları, kat kat yükselen anıtsal merdivenleri, fıskiyeli saklı bahçeleri ve tavanları süsleyen devasa freskleriyle biliniyor. Bu evlerin mimari dehası, dar ve eğimli alanları en ihtişamlı ve ferah şekilde kullanabilme yeteneğinde yatıyor.

Cenova’nın bu altın çağını ve benzersiz konukseverlik modelini temsil eden Le Strade Nuove ve Palazzi dei Rolli, taşıdığı olağanüstü evrensel değer nedeniyle 2006 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edildi. Günümüzde bu caddelerde yürümek, âdeta 400 yıl öncesinin açık hava müzesinde, Avrupa aristokrasisinin finans başkentinde bir zaman yolculuğuna çıkmak gibi.
Via Garibaldi
Le Strade Nuove’nin ana damarı olan Via Garibaldi (eski adıyla Strada Nuova); sağlı sollu sıralanan Palazzo Rosso, Palazzo Bianco ve Palazzo Tursi gibi büyüleyici saraylarıyla âdeta bir açık hava müzesi. Cenova’nın altın çağındaki aristokratik yaşamına ev sahipliği yapan bu üç saray (Musei di Strada Nuova), günümüzde de Rubens ve Van Dyck gibi ustaların eserlerine ev sahipliği yapıyor.

San Lorenzo Katedrali (Cattedrale di San Lorenzo)
12. yüzyılda inşa edilen ve Cenova’nın simgesi olan bu katedral, siyah-beyaz çizgili Gotik mermer cephesiyle hemen dikkat çekiyor. İçinde vaftizci Yahya’nın kutsal emanetlerinin saklandığı hazine müzesi yer alıyor.


Katedralin içinde ilginç birşey daha var: Patlamamış bir top mermisi. Bu top mermisi, II. Dünya Savaşı’nda İngiliz Kraliyet Donanması’nın 9 Şubat 1941’de şehri bombaladığı Grog Harekâtı’ndan kalma. İngiliz zırhlısından ateşlenen devasa mermi, katedralin çatısını delerek içeri düştü ama tavan malzemesinin yumuşaklığı nedeniyle fünyesi tetiklenmediği için şans eseri patlamadı. Şehrin tamamen yok olmasını önleyen bu olay, Cenovalılar tarafından büyük bir mucize olarak kabul edildi. Katedralin sağ nefinde birebir kopyası ve bir şükran kitabesi sergileniyor.
Caruggi (Tarihi Sokaklar)
Eski kentin labirenti andıran sokakları Caruggi, gökyüzünü neredeyse kapatacak kadar dar ve yüksek binaların oluşturduğu yerler. Bu sokaklarda kaybolmak ve tarihi fırınlardan yükselen taze focaccia kokularını takip etmek, Cenova’nın ruhunu hissetmenin en iyi yolu.

Palazzo Ducale (Dükalık Sarayı)
Cenova’nın tarihi ve siyasi ihtişamını anlamak için Palazzo Ducale (Dükalık Sarayı) en önemli duraklardan biri. Yüzyıllar boyunca Cenova Cumhuriyeti’nin Doçlarının (Düklerinin) adresi olan yapı; görkemli avluları, fresklerle süslü salonları ve eski hapishane kulesiyle şehrin gücünü simgeliyor. Günümüzdeyse kültür, sanat ve prestijli sergilerin merkezi olarak şehrin can damarı olmaya devam ediyor.

Piazza De Ferrari
Şehrin modern ve tarihi dokusunun birleştiği ana meydan Piazza De Ferrari; ortasındaki devasa bronz fıskiyeli havuzu, Carlo Felice Opera Binası ile Cenova’nın en fotojenik noktası.

Carlo Felice Theater (Teatro Carlo Felice)
Piazza De Ferrari’de yer alan ünlü Carlo Felice Theater (Teatro Carlo Felice) binası, adını Sardinya Kralı Carlo Felice’den alıyor. Neoklasik tarzda tasarlanan yapı kapılarını ilk olarak 1828 yılında açmış. Hatta alındaki Latin harfli kitabede de açılış tarihi MDCCCXXVIII olarak belirtiliyor. II. Dünya Savaşı sırasındaki bombardımanlarda ağır hasar gören binanın dış cephesi ve ikonik sütunlu revakı (portiko) aslına uygun olarak korundu, iç kısmıysa modern teknolojiyle tamamen yenilenerek 1991 yılında yeniden faaliyete geçti. Bina günümüzde hâlâ opera, bale ve klasik müzik konserlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
Binanın hemen önünde yükselen bronz heykelse İtalya’nın birleşmesinde büyük rol oynayan ünlü general Giuseppe Garibaldi’ye ait bir atlı anıt.

Porto Antico (Eski Liman)
Dünyaca ünlü Cenovalı mimar Renzo Piano tarafından modernleştirilen bu eski liman alanı, günümüzde şehrin en canlı sosyal merkezi. İçinde devasa Cenova Akvaryumu (Avrupa’nın en büyüklerinden biri), denizin üzerinde yükselen panoramik asansör Bigo ve küre şeklindeki cam sera Biosfera bulunuyor.

Cenova Akvaryumu (Acquario di Genova)
Avrupa’nın en büyük ve en etkileyici deniz yaşamı merkezlerinden biri olan Cenova Akvaryumu, eski liman (Porto Antico) bölgesinde âdeta bir okyanus yolculuğu sunuyor. Renzo Piano tarafından tasarlanan bu devasa yapıda; köpekbalıklarından sevimli penguenlere, deniz ekosisteminin büyüleyici renklerini yansıtan mercan kayalıklarından Akdeniz’e özgü türlere kadar binlerce canlıyı bir arada görmek mümkün. Özellikle çocuklu aileler ve deniz tutkunları için şehrin mutlak duraklarından biri olan akvaryum, modern mimarisi ve devasa seyir havuzlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir su altı deneyimi yaşatıyor.

Galata Denizcilik Müzesi (Galata Museo del Mare)
Akdeniz’in en büyük denizcilik müzesi unvanına sahip Galata Museo del Mare, Cenova’nın köklü denizcilik tarihini ve liman kültürünü modern bir anlatımla geleceğe taşıyor. Eski tersane binasında yer alan müze, ziyaretçilerini Kristof Kolomb’un döneminden kürekli kadırgalara, transatlantik göç hikâyelerinden deniz fenerlerinin gizemli dünyasına kadar uzanan interaktif bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Müzenin en heyecan verici parçasıysa hemen önündeki rıhtımda demirli olan ve içine girip deniz altı yaşamını bizzat deneyimleyebileceğiniz gerçek bir İtalyan denizaltısı (S518 Nazario Sauro).

Boccadasse
Cenova’nın o hareketli ve liman kokan şehir atmosferinden tamamen uzak olan Boccadasse, zamanın 19. yüzyılda donup kaldığı tarihi bir balıkçı köyü. Koy boyunca sıralanan pastel renkli evleri, çakıllı plajı ve kıyıya çekilmiş balıkçı tekneleriyle Portofino esintileri taşıyor. Burası akşamüstü deniz kenarında taze deniz ürünleri yemek veya ünlü İtalyan dondurması (gelato) eşliğinde gün batımını izlemek için yerel halkın da en sevdiği kaçış noktası.
Cenova, İtalya’nın turistik klişelerinden uzak; UNESCO tescilli saraylarının aristokratik zarafetiyle Akdeniz’in liman işçisi ruhunu mükemmel bir tezatla harmanlayan çok katmanlı bir şehir. Gerçek pesto sosunun doğduğu bu topraklarda, tarihin ve denizcilik efsanelerinin izini sürmek unutulmaz bir deneyim sunuyor.