Venedik Gezi Rehberi – Kanallar ve Festivaller Şehri
Adriyatik Denizi’nin kıyısındaki büyüleyici Venedik hakkında sanırım çok fazla söze gerek yoktur! Örneğin UNESCO, Dünya Kültür Mirası listesine aldığı Venedik ve Lagünü hakkında pek çok şey listeledi: Bunlar arasında benzersiz sanatsal başarı, sanatın ve mimarinin dünya çapında gelişmesine katkı sayılabilir. Venedik, tarihsel olarak da kendi özel cumhuriyeti sayesinde Doğu ve Batı arasında kültür ve medeniyetin bağlantısını sağlamasıyla biliyor. Günümüzde Venedik, İtalya’nın 20 bölgesinden biri olan Veneto’ya başkentlik yapıyor.
Venedik; Adriyatik Denizi’nin sığ bir kolu olan lagünün içindeki bataklık benzeri, yumuşak çamurlu bir alana inşa edilmiş. Bu dengesiz zeminde Alpler’den ve Slovenya’dan getirilen kayın ve meşe gibi dayanıklı ağaçların kütükleri kullanılmış. Nasıl mı? Milyonlarca kütüğü, üzerlerine yapılacak ağır yapıları taşıyabilmesi için yumuşak çamur katmanını delip geçerek altındaki karanto denilen sert kil tabakasına ulaşana kadar toprağa çakmışlar. Bu ahşap temelin çok özel bir sırrı var: Su ve çamur, kazıkları tamamen kaplayarak havayla temasını kesiyor, yani oksijeni engelliyor. Oksijenin yokluğunda da ahşabı çürüten bakteriler yaşayamıyor. Tuzlu suyun içindeki mineraller de ahşabın içine dolarak onu yavaş yavaş taş benzeri sert bir mineralleşmiş yapıya dönüştürüyor. İşte bu doğal kimyasal süreç sayesinde, bin yıldan uzun süre önce yerleştirilen bu taşlaşmış ahşap kazıklar hâlâ sağlam ve Venedik’i suyun üstünde bir mühendislik harikası olarak tutmaya devam ediyor.
Venedik, 118 adacıktan oluşuyor. Bu adacıkları birbirine bağlayan 170 kanal ve 400 köprü var. Ancak Venedik, sular yükseldiği için ne yazık ki sular altında kalma ve bu sebeple eşsiz sanat eserlerini kaybetme riski altında bulunuyor.

Venedik, 5. yüzyılda kurulmuş. 10. yüzyılda da büyük bir denizcilik gücü hâline gelmiş. Orta Çağ döneminde veba salgını sırasında denizciler burada 40 gün karantinada tutuluyormuş. Aslında karantina kelimesi de buradan geliyor; İtalyanca’da quaranta, “40” anlamına geliyor.
Özellikle Orta Çağ ve Rönesans dönemlerinde büyük bir deniz gücü ve ticaret merkezi olan Venedik Cumhuriyeti, güçlü donanmasıyla diğer ülkelerin korkulu rüyası olmuş. Denizcilik ve ticarette gelişen Venedik Cumhuriyeti, kültür ve sanatta zenginleşmiş. Rönesans döneminde ülkede önemli sanat akımları ortaya çıkmış, senfoni ve opera müziği gelişmiş. Örneğin Antonio Vivaldi burada doğan sanatçılardan biri.

Şehir her yıl şubat ayında 11 gün süren karnavalıyla ünlü. Dünyanın en renkli festivallerinden biri kabul edilen Venedik Karnavalı‘nın tam olarak ne zaman başladığı bilinmiyor. Ancak ilk karnavalın 1162 yılında halk tarafından Aquileia Patrikliği’ne karşı kazanılan bir zaferi kutlamak için düzenlendiğine inanılıyor. Daha sonra kutlamalar geleneksel hâle gelmiş ve sınıf farklılıklarının belli olmaması için maskeler takılmaya başlamış. 1797 yılında Napolyon kentin kontrolünü eline aldığında kostüm giymeyi ve eğlenceleri yasaklamış. Karnaval bu nedenle yaklaşık 200 yıllık bir süre boyunca gerçekleştirilememiş. 1979 yılındaysa turizmi canlandıracağı düşünülerek tekrar kutlanmaya başladı. O zamandan beri de karnaval süresince giyilen rengârenk kıyafetler ve takılan birbirinden ilginç maskeler şehri oldukça hareketli bir eğlence merkezi hâline getiriyor.

Venedik’te gezilecek yerler listesi
İçindekiler
- 1 Venedik’te gezilecek yerler listesi
- 1.1 Piaza San Marco La Piaza (San Marco Meydanı)
- 1.2 San Marco Bazilikası
- 1.3 Campanile di San Marco (St Mark’s Campanile)
- 1.4 Palazzo Ducale (Dükler Sarayı)
- 1.5 Hüzün Köprüsü (İç Çekiş Köprüsü)
- 1.6 Torre dell’Orologio (Saat Kulesi)
- 1.7 Canal Grande (Büyük Kanal)
- 1.8 Ponte di Rialto (Rialto Köprüsü)
- 1.9 Santa Maria della Salute
- 1.10 Venedik’te yapmadan dönme!
Eğer ilk kez İtalya turu yapıyorsanız; Roma, Floransa, Venedik üçlüsünü rotanıza almalısınız. İtalya’nın her yeri birbirinden güzel ama ilk adımınızda bu 3 şehri görmek, size İtalya hakkında genel bir fikir verecektir.
Veneto bölgesinin başkenti olan Venedik’e çok kez geldim. Bunlar arasında İtalya turu, gençlerle yaptığım otobüsle Avrupa turu ve Buy Veneto fuarı organizasyonu vardı. Gençlerle geldiğim 11.000 km’lik Avrupa turunun son günlerine doğru buradaydım. Otobüste bütün gece yarı uyur, yarı uyanık vaziyette geçmişti. Son günler diye biraz hüzünlüydüm ve uykusuzluktan da şikâyetçi değildim. Ancak tam anlamıyla dinlenememek de pek bana göre değildi. Şimdiyse Venedik zamanıydı…

Eğer Venedik turu sırasında üst sınıf bir otelde konaklamak istiyorsanız, Piazza San Marco’ya yürüme mesafesindeki Hotel Danieli en iyi tercihiniz olacaktır.
Piaza San Marco La Piaza (San Marco Meydanı)
Dünyanın en güzel meydanlarından biri olarak kabul edilen San Marco Meydanı, kentin en ünlü meydanı. Napolyon Bonaparte bu meydanı “Avrupa’nın misafir odası” olarak nitelendirmiş. San Marco Bazilikası, Aziz Mark’ın Çan Kulesi, Torre dell’Orologio (Saat Kulesi), Palazzo Ducale (Dükler Sarayı) bu meydanda yükseliyor.


San Marco Bazilikası
Şehrin en ünlü kilisesi olan San Marco Bazilikası, San Marco Meydanı’nda bulunuyor. 4 İncil yazarlarından biri olan Aziz Marco’nun kemikleri, San Marco Bazilikası’nda muhafaza ediliyor. “Altınların Kilisesi” olarak da bilinen, 5 kubbesi olan bazilikanın içinde altın heykeller ve cam işlemeler, kubbesi üzerindeyse altın yaldızlı Bizans mozaikleri var. Bazilikanın önünde Mahşerin Dört Atlısı’nın bir replikası sergileniyor.
Peki neydi bu Mahşerin Dört Atlısı? San Marco Atları (Quadriga) veya Mahşerin Dört Atlısı olarak bilinen heykellerin, Antik Yunan dönemine (M.Ö 4. yüzyıl civarı) ait oldukları ve efsanevi heykeltıraş Lysippos tarafından yapıldıkları düşünülüyor. Roma İmparatorluğu döneminde İstanbul’a (o zamanki ismiyle Konstantinopolis’e) getirilmiş ve asırlarca Sultanahmet Meydanı’ndaki (Hipodrom) giriş kapısının üzerinde sergilenmiş. 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında İstanbul işgal edilince, Venedik Doç’u Enrico Dandolo tarafından savaş ganimeti olarak Venedik’e götürülmüş. Venedik’teki San Marco Bazilikası’nın ön cephesine yerleştirilmiş ve şehrin simgesi hâline gelmiş. Günümüzde San Marco Meydanı’nda, bazilikanın balkonunda dışarıdan görüşen atlarsa aslında replika. Hava kirliliği ve dış etkenlerden korumak amacıyla, 1980’li yıllarda orijinal bronz atlar içeriye, San Marco Müzesi’ne alındı.

Campanile di San Marco (St Mark’s Campanile)
Aziz Mark’ın Çan Kulesi’nin orijinali olan Campanile di San Marco (St Mark’s Campanile) 888-912 yıllarında yapılmış, 1902’de yıkılmış, 1912’de aslına uygun şekilde yeniden yapılmış. 100 metre yüksekliğindeki kuleye çıkmak için uzun bir sıra bekliyorsunuz. Ancak tepeden gördüğünüz şehir manzarası için buna değer.

Palazzo Ducale (Dükler Sarayı)
Palazzo Ducale (Dükler Sarayı), 9. yüzyılda şato olarak inşa edilmiş. Dönemin ihtişamının kanıtı olan saray, günümüzde kentin siyasi ve adli merkezi olarak kullanılıyor.


Hüzün Köprüsü (İç Çekiş Köprüsü)
1603 yılı yapımı olan Hüzün Köprüsü, Dükler Sarayı ve hapishaneyi birbirine bağlıyor. Saraydaki mahkemede yargılanıp idama mahkum edilenler bu köprüden son kez dünyaya bakarak geçmişler.

Torre dell’Orologio (Saat Kulesi)
San Marco Meydanı’ndaki önemli yapılardan biri olan Torre dell’Orologio (Saat Kulesi), 1496-1506 yılları arasında yapılmış. Kulenin tepesinde çanı döven 2 adam, zamanın durmadan aktığını temsil ediyor.

Canal Grande (Büyük Kanal)
3.800 m uzunluğunda, 5 m derinliğinde olan Canal Grande, şehirdeki kanalların en büyüğü.

Ponte di Rialto (Rialto Köprüsü)
Büyük Kanal üzerindeki Rialto Köprüsü 1588-1591 yıllarında günümüzdeki hâlini almış. Üzerinde şık dükkânların bulunduğu köprü, Büyük Kanal’ı fotoğraflamak ve gondolları seyretmek isteyen turistlerin akınına uğruyor.

Santa Maria della Salute
Venedik’in 1630-1631 büyük veba salgınına ithafen yapılan Santa Maria della Salute Kilisesi, mimar Baldessare Longhena tarafından tasarlanmış. Kilise, Venedik’in ilk ve en büyük Barok anıtı olarak tanınıyor.

Venedik’te yapmadan dönme!
Peki Venedik’te yapmadan dönmemek gereken neler var?
- Gondol turu yap
Venedik deyince ilk akla gelen kuşkusuz ki gondol turu yapmaktır. Kanallarda gezerken kendinizden geçeceksiniz.

- Dapdaracık ara sokaklarda kaybol
Şehrin tadına ancak ara sokaklarda gezilince varılır. Aman bir harita edinmeden bunu yapmayın! Çünkü labirent gibi sokaklarda kaybolmanız an meselesi.

- Şubat ayında düzenlenen karnavala katıl
Maskelerle gezen insanları görmek ve eğlencenin bir parçası olmak için bu karnavala katılmanız gerek.

- Sokak satıcılarından resim ve karnaval maskesi al
Buraya kadar gelmişken karnaval zamanı olmasa bile havasına girmek lazım. Maske alabilirsiniz, kostüm kiralayabilirsiniz.

- Burano ve Murano adalarına git
Rengârenk evleri görmek için Burano Adası’na, cam yapımı sanatını izlemek için Murano Adası’na gitmelisiniz. 16. yüzyıldan itibaren dantel ticaretinin merkezlerinden biri olan Burano Adası, rengârenk evleriyle masal gibi bir yer. Murano Adası ise Avrupa’nın en büyük ve en ünlü cam üretim merkezi. Ancak tek ada seçecekseniz, burası kesinlikle Burano olmalı. Murano bence görsel olarak çok da etkileyici değil.


- Bir zamanlar Casanova’nın geldiği kafelerde espresso iç
Efsanevi Florian ve Quadri kafelerinde dilerseniz iç mekânda tarihî atmosferi soluyarak, dilerseniz dış mekânda canlı müzik dinleyerek oturabilirsiniz. Ancak fiyatların biraz yüksek olduğunu göz önünde bulundurmalısınız.

Venedik kesinlikle büyüleyici bir şehir. Ancak yaşamak da turist olarak gelmek de bir o kadar zor! Neden mi? Gel-git etkisiyle sular zaman zaman yükseliyor ve neredeyse dizinize kadar şehri su basıyor. Şehirde yürüyebilmek için plastik bot satın almanız gerekiyor. Bu botları giyip kurulan platformlar üzerinde yürüyebiliyorsunuz. Bunun üzerine bir de global ısınma eklenince Venedik tamamen sular altında kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Halk ulaşım için teknelere bağımlı olduğundan zaten zor yaşam koşullarına sahipti. Üzerine bir de aşırı turist yoğunluğundan bıktılar. Kısacası bu büyüleyici şehir çok fazla zorlukla mücadele etmek zorunda kalıyor. Ama eşsiz bir güzelliğe sahip olduğu için kimse ondan vazgeçemiyor.

Keşfetmeniz dileğiyle…







Web siteleri arasında farklı kategoriler nezdinde düzenlenen web ödülleri etkinliğine siz de katılabilirsiniz. Bu sayede toplist üzerinde web sitenizle ilgili organik tanıtımlar yoluyla web sayfanıza ziyaretçi sağlarsınız ayrıca promosyon değerlendirmeleriyle ve çeşitli sosyal etkinliklerle marka değerinizi oluşturarak blogların etkinliğini kazandığı mecralarda yerinizi sağlamlaştırırsınız. Şimdi blogunuzla başvurmak isterseniz detayları inceleyebileceğiniz linke göz atabilirsiniz.
Çok teşekkürler. Değerlendireceğim.