Akdeniz kıyısında Katalan bölgesinde yer alan Valensiya (Valencia) İspanya’nın 3’üncü en büyük kenti. Ülkenin en büyük limanına sahip olan Valensiya aynı ismi taşıyan özerk bölgenin de başkenti. Burası dünyaca ünlü Las Fallas ve La Tomatina (Domates Savaşı) festivallerinin yapıldığı kent olarak da biliniyor.

Kaç yıllık gezginim, kendimle baş başa kalacağım uzun bir yolculuğa hiç çıkmamıştım. Oysa şimdi hep yollarda olacağım, sırt çantamla tren garları ve otobüs terminalleri arasında koşturacağım bir geziye gidiyordum. Gezi haritamda işaretlediğim bu kadar sayıda şehir bile bu geziye çıkmadan önceki gerginliğimi azaltmaya yetmemişti. Elimde Valensiya gidiş olarak aldığım bir uçak biletim vardı ve bir aksilik yaşar mıyım, bir otobüsü / treni kaçırıp bir sonraki destinasyonuma varışımı tehlikeye atar mıyım düşüncelerine rağmen yollara düştüm.

Valensiya graffitileri

Aceleyle aldığım Valensiya gidiş, Porto dönüş biletinin ise küçük bir hata olduğunu sonradan fark ettim. Çünkü aslında hedef Endülüs’ü görmekse tura Málaga ya da Sevilla’dan başlamak lazım. Çünkü Valensiya’dan Endülüs’ün kalbine ulaşmak uzun yol ve yetersiz ulaşım araçları göz önüne alındığında zahmetli oluyor (İspanya’yı gelişmiş tren ağı olan Avrupa ülkeleriyle karıştırmamak lazım. Madrid’ten büyük şehirlere trenle ulaşım var ama ülkenin bütün şehirlerini birbirine bağlayan bir tren ağı yok).

Neyse ki uygun fiyatlı Valensiya – Sevilla uçak bileti buldum da ulaşım krizini bu şekilde çözmüş oldum. Şimdi yapmam gereken geçireceğim birkaç saat içinde bu şehrin keyfini çıkarmaktı. Zaten uçağım bulutların arasında kaybolduğu an endişelerimin yerini yeni keşiflerin heyecanı almıştı bile :-) .

Valensiya hakkında bilgiler

Valensiya Roma’nın çöküşünden sonra pek çok kez el değiştirmiş. 714 yılında Araplar tarafından işgal edilerek uzun bir süre Müslüman egemenliğine geçmiş. 1238 yılında Aragon Kralı I. James tarafından fethedilmiş ve Hristiyanlaştırılarak Valencia Krallığı kurulmuş.

15. yüzyılda Valensiya o kadar zenginleşmiş ki Kristof Kolomb’un Amerika’ya seyahati için Kraliçe Isabella’ya borç para bile vermiş. Ancak Amerika’nın keşfi Akdeniz’de deniz ticaretini yavaşlatmış ve Valensiya ekonomik kriz yaşamış. Kentte 1500’lerin ortasından 19. yüzyıla kadar pek çok iç isyan ve savaş yaşanmış. 20. yüzyılda özerk bölge olmuş ve tekrar zenginleşerek İspanya’nın en önemli şehirlerinden birisi haline gelmiş.

Valensiya

Xativa istasyonu

Valensiya gezilecek yerler

Havaalanından 3 veya 5 numaralı metro hattı kullanarak 20 dakikada şehir merkezindeki Xativa istasyonuna iniliyor. Şimdi Valensiya gezilecek yerler listesine bir göz atalım mı?

Plaça De L’Ajuntament

Buraya gelir gelmez hemen yakınındaki şehrin kalbi sayılan Plaça De L’Ajuntament’e gittim. Bir de baktım ki etraf bizim Beyoğlu’ndan hallice denecek kadar kalabalık. Meğer mart ayı boyunca her gün saat 14.00’te havai fişek gösterisi yapılıyormuş. Halk da bu gösteriyi görmek için bekliyormuş. Yollar kapalı olduğundan hemen önümde gördüğüm Turizm Danışma Ofisi’ne bile ulaşamadım. Telefonuma indirdiğim harita da bir şekilde açılmadı. Görünen o ki bir şehir haritam bile olmadığından burada işim şansa kalmıştı :-) .

Valensiya - Valencia

Plaça De L’Ajuntament Kaynak:Wikipedia (De I, Demiannnn, CC BY-SA 2.5, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=2493479)

Bir süre sonra birileri sırt çantamı işaret etmeye başladı. Ben içimden aman da ne güzel insanlar bunlar, benimle de ne güzel iletişim kurmaya çalışıyorlar diye geçirdim. Sonra bir de baktım ki sırt çantam açılmış ve içinden birşeyler yürütülmeye çalışılmış. İnsanların bana söylemeye çalıştıkları da meğer buymuş. Neyse ki fotoğraf makinem boynumdaydı. Hırsızlar çantanın en üstündeki acil durum çerezlerimi beğenmeyip beni çantamla baş başa bırakmışlardı. İlk günümü soyulmadan atlattığıma şükrederek yoluma devam ettim.

Valensiya Katedrali

Valensiya Katedrali ilk olarak 13. yüzyılda Araplar tarafından cami olarak yapılmış. Ancak fazla kullanılamadan şehir Hristiyanların eline geçince kiliseye çevrilmiş. 16. yüzyılda ise çıkan yangın sonucunda büyük bir bölümü hasar görerek yenilenmiş. 3 farklı dönemde büyütülerek genişletilmiş. Bu yüzden dış mimarisi Gotik, Barok ve Neo-klasik tarzda yapılmış. Bu özelliğiyle bu katedral dünyada eşine az rastlanacak tarzda.

Valensiya Katedrali Kaynak:Wikipedia (By Diego Delso, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=34930525)

El Micalet (Miguelete)

Katedralin çan kulesi olan Micalet 14. yüzyılda yapılmış. Valensiya’yı tepeden görmenin heyecanıyla kulenin dapdaracık merdivenlerinden büyük bir cesaretle tırmanmaya başladım. Yanımdan bana artık genç olmadığımı hatırlatırcasına seke seke çıkan gençler olmasa havam da olacaktı ama ne mümkün! Neredeyse bayılacağımı sandığım merdivenlere bir daha para verseler tırmanmaya yeltenmem.

Valensiya

El Micalet

La Lonja

Ara sokaklarda saklı kalmış olan geç Gotik tarzıyla inşa edilen bu görkemli bina Pere Compte tarafından yapılmış. Sarmal kolonlarıyla ünlü. Şu anda sergiler için kullanılıyor.

Valensiya

La Lonja

Palacio de la Generalitat

Valencia Hükümetinin bulunduğu yer olan Palacio de la Generalitat Rönesans Dönemi stili ve altın süslemeli tavanlara sahip doğu etkilerinin bulunduğu bir yapı.

Valensiya - Valencia

Palacio de la Generalitat Kaynak:Wikipedia (By Felivet – Own work, Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=3444828)

Torres de Serranos

14. yüzyılda Pere Balaguer’in inşa ettiği bu görkemli kuleler aslında Valensiya’yı korumak amacıyla yapılmış. Günümüzde bu kulelerin içinde denizcilik müzesi bulunuyor.

Valensiya - Valencia

Torres de Serranos Kaynak:Wikipedia (By Diego Delso, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=35074193)

Plaça D’America

Daha sonra içimin sesini dinleyerek yürüdüm (ne de olsa bir haritam yoktu) ve kendimi Plaça D’America’da buldum. Palmiyelerle süslenmiş parkta duyduğum huzura odaklanıp iyi ki buraya gelmişim dedim.

Valensiya

Plaça D’America

Bu arada parka gelirken gördüğüm köprülerden bahsetmeliyim. Alışkanlık gereği köprü görünce altında nehir görmeyi bekledim ama burada köprülerin altında parklar vardı. Aslında bu parkların yerinde eskiden Turia Nehri varmış. Valensiya şehir merkezinden geçen Turia Nehri 1950’lerdeki korkunç bir fırtına sırasında taşmış, bütün şehir 2 metre suyun altında kalmış. Bunun üzerine nehir başka bir yola yönlendirilmiş. Eskiden geçtiği şehir merkezi temizlenmiş, park haline getirilmiş. Halen parkın iki yakasındaki caddeler birbirine köprülerle bağlı. Ağaçları kesip ortalarından yol geçirmemişler. Gayet titizlikle korumuşlar.

Valensiya

Eskiden burada Turia Nehri varmış

Ciudad de las Artes y las Ciencias (City of Arts and Sciences – Sanat ve Bilim Şehri Kompleksi)

Sanat ve Bilim Şehri Kompleksi modern mimarinin en çarpıcı örneklerinden biri olarak anılıyor. Kentte defalarca sel felaketlerinin yaşanmasına neden olan Turia Nehri’nin eski yatağı üzerine inşa edilen 6 büyük yapıdan oluşuyor. Kompleks İspanya’nın 12 Hazinesi listesinde yer alıyor. Santiago Calatrava’nın tasarımı ile 1996 yılında yapımı başlayan kompleks 2009 yılında açıldı.

Valensiya - Valencia

Hemispheric Twilight Kaynak:Wikipedia (Diliff – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=1544829)

Şehir turumu bitirdiğimde Turizm Danışma Ofisi’nin açık olduğunu fark edip biraz geç olsa da bir harita edindim. Haritayı incelediğimde gördüm ki turistik merkezin tamamını zaten yürümüşüm. Buradan ne sonuç çıkarılır diye sorulacak olursa rahatlıkla sora sora Valensiya bulunurmuş diyebilirim. Benim çıkardığım diğer sonuç ise daha bile önemli: Bir şehri keşfetmek için en güzel yöntem ara sokaklarında kaybolmak. Bence herkesin kendiyle baş başa bir geziye çıkıp bir şehrin sokaklarında kaybolması, aslında bunu yaparken de içindeki yolculukta kendisini bulması gerekiyor.

Valensiya

Valensiya belki turistik bir kent değil ama bence tam yaşanacak bir şehir. Huzur ve sakinlik palmiyelerin kattığı ruhla birleştiği için buranın oldukça etkileyici bir havası var.