Kenya deyince benim zihnimde ve gönlümde safari yapmak ve yaban hayatını yakından izlemek var. Bunu gerçekleştirmek için de ülkede pek çok park bulunuyor. Bu yazımda size bu parklardan Naivasha, Hell’s Gate, Nakuru’yu anlatacağım. Buyrun hep birlikte Naivasha, Hell’s Gate, Nakuru’ya bir göz atalım.

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Kenya’ya gelişimden ve başkent Nairobi’den önceki yazılarımda bahsetmiştim. Aynı yazımda Kenya’da grup safarisi yapmak istiyorsanız bunun mümkün olduğunu da anlatmıştım. Ben de Nairobi’ye indikten sonra bir grup safarisine dahil oldum. Gruptaki 2 kişinin uçağı geciktiği için önceden söylenen rotada kaydırma yaptılar. Biz de ilk gün Naivasha ve Nakuru’ya gitmek üzere yola çıktık.

Yolda trafik sıkışınca fotoğraf makinemi çıkarıp köylerin fotoğrafını çekecektim ki şoför/rehber Ambrose panik oldu. Aman makineyi kaldır. Seni gören olursa makineyi elinden alırlar. Hatta camın kapalıysa camı kırıp alırlar, dedi. Ben de panikle hemen makinemi kaldırdım tabii. Afrikalılar’ın gözünde beyaz insan para anlamına geliyor. Bu sebeple kimseye fırsat vermemek lazım.

Naivasha

Safarilerin en büyük heyecanı Büyük Beş’i görmek. Avrupalılar 20. yüzyılın ilk yarısında Afrika’da av safarilerine çıktıklarında avlanması en zor ve tehlikeli hayvanlara (aslan, gergedan, fil, leopar ve Afrika mandası (bufalo)) The Big Five (Büyük Beş) tabirini yakıştırmışlar. Bakalım bize de Büyük Beş’i görmek nasip olacak mıydı?

Naivasha

Safari heyecanıyla yanıp tutuşurken ilk durağımız olan Naivasha’ya vardık. Parka girer girmez doğanın yoğun enerjisini hissetmiştim. Naivasha gerçekten muhteşem bir yerdi. Suyun etkisiyle mi bilmem ama Naivasha bana hem gizemli hem büyüleyici geldi. (Bu arada bence Kenya’nın her yeri güzel ama ben en çok Naivasha’dan etkilendiğimi söylemeliyim)

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Naivasha

Burada hemen bir tekne turu yaptık. Tekneyle gezerken zürafaların karnını doyurmasına tanık olduk. Boyları belki uzundu ama sanki küçük bir çocuk gibi de sevimliydiler. Su aygırlarını doya doya seyrettik. Aman su aygırı deyip geçmeyin. Bu hayvanlar Afrika’nın en tehlikeli hayvanları. Su aygırı saldırısı nedeniyle Afrika’da her yıl neredeyse 200 kişi hayatını kaybediyor!

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru – Naivasha

1 saatlik tekne gezisi boyunca kendimden geçtim. Buraya geldiğime sürekli şükrettim. Yer yer teknenin altından su aygırı çıkıp saldırır mı diye korkmadım değil ama rehbere de bir şekilde güvendim. Herhalde güvenliğe önem veriyordur diye düşündüm (İnşallah :-) ). İlk kez yaban hayatıyla tanışıyordum. Burası da harika bir başlangıç olmuştu!

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Öğle yemeği saati geldiğinde basit bir sandviç bekliyordum ama kocaman kuzu etleriyle dolu bir tabak gelmez mi… Yaşasın, dedim tabii. Parkın içinde nasıl böyle yemek hazırladılar hayret doğrusu. (Gerçi Afrika’da yiyeceğim bütün et yemekleri sert çıkacaktı. Çünkü hayvanlar besili değildi ve ben etleri çiğnerken dişimi kırmazsam iyiydi :-) )

Naivasha

Şimdi Naivasha’ya biraz ara verip buranın hemen yakınındaki Hell’s Gate’ten bahsedeceğim. Bu parka daha sonraki günlerde gittik ama programınıza göre burayı araya alabilirsiniz.

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru – Hell’s Gate

Hell’s Gate

Hell’s Gate yani Cehennem Kapısı küçük ama keyifli bir park. Yaklaşık 150 yıl önce Longonot Dağı’nın patlaması sonucunda volkanlardan akan lavların soğuyup kristalleşmesi sonucunda oluşmuş. Kıvrımlı yollardan oluşan yapısıyla turistlerin oldukça ilgisini çekiyor.

Park yırtıcı hayvanları barındırmadığı için burada bisiklete binebilir, kanyon içinde yürüyüş yapabilirsiniz. Adeta Indiana Jones filmlerinden çıkan bu kanyon yer yer daralarak sizi içine çekecek. Yalnız hazırlıklı olun. Çünkü kanyon yürüyüşü sırasında kaya tırmanışı da yapacaksınız :-) . Kanyonun etkileyici güzelliğinde bu yürüyüşün sizi çok mutlu edeceğine eminim.

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru – Hell’s Gate

Şimdi gelelim yollara … Kenya’da otobanlar delik deşik. Yani bizim safari daha parklara gitmeden başlamış gibiydi :-) . Trafik de bazı yerlerde inanılmaz kötüydü. Hatta bazen Lake Nakuru’ya trafik nedeniyle geç kalıp gidemedikleri oluyormuş. Yol üzerinde devrilmiş pek çok kamyon gördük. Yine de bazı ülkelerde (mesela Kosta Rika’da) gördüğüm yollara kıyasla burası en korkuncu değil. Onu da söyleyim.

Yolda mola verdiğimiz zamanlarda nefis Kenya kahvesini içmeyi ihmal etmedim. Filtre kahve dediğimde ne istediğimi anlamadılar ama Kenyan java coffee deyince anlaştık. Filtre kahveye burda java coffee diyorlar. Geldiğinizde siz de mutlaka java coffee tadına bakmalısınız.

Lake Nakuru

Lake Nakuru’ya vardığımızda buranın küçük ama çok canlı barındıran bir park olduğunu hemen anladım. Babunlar kapı girişine kadar çıkmışlardı. Yaramazlık yapıp duruyorlardı. Annemin çok sevdiği babunlar bana bakarken ben hepsine el salladım (Annecim kusura bakma sen yoksun :-) ) . Sonra kendime yeni bir kızkardeş edindim (Kardeşim de artık kusuruma bakmasın :-) ). Bu koruma görevlisi çok güleryüzlü ve de inanılmaz güzel bir kadındı. Zaten bence Kenya’nın kadınları gerçekten güzel, erkekleri de çok sevimli ve yakışıklıydı.

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru – Lake Nakuru’daki kızkardeşim

Parkta Büyük Beş’in 3’ü olan aslan, buffalo ve gergedanı gördük. Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan gergedanı önümüzdeki 2 hafta boyunca sadece burada göreceğimi o ânda bilmiyordum tabii. Boyu 4 metreyi, ağırlığı 4 tonu bulabilen bu hayvanlar öğütülmüş gergedan boynuzunun ilaç etkisi gösterdiğine ve kanser gibi hastalıkları tedavi ettiğine inanıldığı için öldürülüyor. İnsanoğlunun insafsızca bu hayvanları katletmesi üstelik de bunu hastalık tedavisi adı altında yapması ise akıl alır gibi değil!

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Şimdi bir de parkların en önemli kuralından bahsedeyim. Parklar 18.30’da kapanıyor. Bu nedenle safarilerde dakik olmak çok önemli. Biz kendimizden geçmiş bir halde fotoğraf çekme derdine düşmüşken rehberimiz Ambrose bizi acele ettiriyordu. Çünkü parkın kapanma saatine yetişemezsek içeride kilitli kalıp ertesi sabah açılma saatine kadar parkta kalmamız gerekecekti. Çıkışa yakın ağaca yatmış bir aslan görüp bir de onun videosunu çekme derdine düşmeyim mi? Ama böyle bir manzara nasıl atlanırdı? Kısa süren çekimin ardından tam gaz kapıya gittik (Tam gaz diyorum ama hız sınırını da asla geçmiyorlar. Safarilerde herşey çok ciddi kontrol altında). Saat tam 18.30’da da çıkış kapısının önündeydik :-) .

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Geceyi harika olduğunu iddia ettikleri ama bence 2 yıldız bile almayacak bir otelde geçirdik. Yine de oda temizdi, sıcak su da vardı. E burada da bu kadarı zaten fazlasıyla yeterliydi.

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru

Lake Nakuru

Sabah Masai Mara’ya doğru yola çıktık…

Naivasha & Hell’s Gate & Nakuru’yu sizin de keşfetmeniz dileğiyle…