İskandinavya & Fiyortlar Turları ve Rotası
Yola çıkmak, yalnızca coğrafi bir yer değiştirmek değil; yeryüzünün kadim hikâyeleriyle modern yaşamın felsefesini aynı potada eritebilmektir. Bu kez rotamızı, doğanın tüm cömertliğiyle âdeta bir sanat eseri gibi işlediği, efsanelerin ve dinginliğin coğrafyası olan Kuzey Avrupa’ya çeviriyoruz. Vikingler’in hırçın dalgalarla yazdığı tarihin izinden giderek başlayacağımız bu serüvende; Norveç’in gökyüzüne uzanan sarp fiyortlarından İsveç’in su üstünde yükselen zarif sokaklarına, Danimarka’nın huzur kokan yaşam felsefesinden Baltık’ın Orta Çağ siluetlerine uzanan derin bir Kuzey masalına ortak olacağız. Doğanın vahşi gücüyle insan zekasının muazzam bir uyumla birleştiği bu topraklar; bize sadece benzersiz manzaralar sunmakla kalmayacak, hayata bakışımızı da tazeleyecek. Hazırsanız, Kuzey ışıklarının ve masalsı başkentlerin izinde İskandinavya’yı ve ötesini keşfetmeye başlıyoruz. O zaman buyrun, Glob DMC ile çıktığımız İskandinavya & Fiyortlar Serüveni Turunu detaylı inceleyelim…
Coğrafi ve kültürel olarak Kuzey Avrupa’nın kalbini oluşturan İskandinavya; temel olarak Danimarka, Norveç ve İsveç’in oluşturduğu, köklü Viking mirası ve Germen bağlarıyla birbirine kenetlenen ikonik bir yarımada bölgesi.
Bu topraklar, Viking çağının denizci efsanelerinden Kalmar Birliği’nin siyasi hamlelerine ve Hansa Birliği’nin zengin ticaret ağlarına kadar devasa bir tarihsel yükü sırtında taşıyor. Günümüzde modern dünyanın refah, tasarım ve yaşam standardı sembolü olan bu coğrafya; tarihte zorlu iklim şartlarıyla mücadele eden ama denizlere hükmederek dünyayı değiştiren toplulukların yurdu olmuş. Zamanla sanayileşen, deniz ticaretinde ekol hâline gelen ve doğaya saygılı modern şehir planlamasının doğum yeri olan bu Kuzey koridoru, her gezginin ömründe bir kez adımlaması gereken tam bir görsel şölen.

Glob DMC Serüven Turları: Kendi Hikâyeni Yaz
Seyahat etmek, bazen planlanmış bir akışın ötesine geçip yolun kontrolünün sizin elinizde olduğunu hissetmektir. Türkiye’nin B2B tur operatörlüğü dünyasında 30 yılı aşkın tecrübesiyle fark yaratan Glob DMC, “Serüven” konseptiyle tam da bu özgürlük arayışına cevap veriyor. “Sen seç, sen belirle” mottosuyla yola çıkan bu turlar, her gezginin kendi önceliklerine göre şekillendirebileceği, esnek ve ekonomik bir keşif dünyasının kapılarını aralıyor.
Serüven turlarının temel felsefesi, kaliteden ödün vermeden ulaşılabilir bir tatil deneyimi sunmak. Glob DMC, yıllık stratejik anlaşmalarla uçak bileti maliyetlerini en uygun seviyede tutarken; konaklamada güvenli, temiz ve konfor standartlarını koruyan otelleri tercih ediyor. Kara yolu ulaşımlarındaysa Avrupa standartlarındaki modern ve güvenli araç filosuyla, ekonomik bir seyahatin de son derece keyifli geçebileceğini gösteriyor.
Bu konseptin en ayırt edici ve özgürleştirici özelliğiyse ekstra turlar. Serüven programlarında, katılmak istediğiniz aktiviteleri tamamen kendi ilgi alanlarınıza ve bütçenize göre siz belirliyorsunuz. Glob DMC’nin “kendi ailemizi gönderiyormuşçasına” sergilediği o titiz yaklaşım burada da kendini hissettiriyor: Ekstra turlara katılmamayı tercih eden misafirler, vakitlerini geçirecekleri bölgelerde asla rastgele bırakılmıyor; her zaman güvenli, ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri ve yerel hayatı soluyabilecekleri merkezi noktalarda konumlandırılıyorlar.
Kısacası Serüven turları; kültürden doğaya, tarihten yerel yaşama uzanan rotalarda kendi yolunu çizmek isteyenler için esneklik ve kaliteyi bir araya getiriyor. Bütçenizi kendinizin yönettiği, rotanınsa profesyonel ellerle çizildiği bu sistemde, size sadece kendi serüveninizin tadını çıkarmak kalıyor.
İskandinavya & Fiyortlar Serüveni Turunu da Glob DMC’nin yetkili acentelerinden satın alabilirsiniz.

Şimdi Glob DMC’nin özgürlükçü serüven anlayışıyla, Kuzey’in büyüleyici doğasına ve köklü tarihine doğru yola çıkıyoruz. Ancak Glob DMC ile çıktığımız bu Kuzey serüveni sadece İskandinavya sınırlarıyla da kalmıyor; rotasına denizleri aşarak Fin-Ugor kültürünün özgün temsilcisi Finlandiya’yı ve Baltık dünyasının en iyi korunmuş Orta Çağ mimarisine sahip ülkesi Estonya’yı da ekleyerek tam bir Kuzey Avrupa kültür mozaiğine dönüşüyor.
Bu turların farklı rotaları var. Size önerim, kısa program yerine uzun programı seçmeniz olacaktır. Mesafeler oldukça uzun olduğu için uzun programda bölgenin tadını daha çok çıkarabilirsiniz. Benim Glob DMC ile katıldığım İskandinavya & Fiyortlar Serüveni Turu rotası tam 5 ülkeden geçiyor: Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya, Estonya. Görülen yerler de bunlar: Kopenhag (Danimarka), Go Nordic Cruise Line çatısı altındaki Nordic Pearl gemisiyle konaklamalı Kopenhag-Oslo Cruise turu, Oslo (Norveç), Geilo (Norveç), Bergen (Norveç), Flåm & Sognefjord & Aurlandsfjord (Norveç), Førde Town & Sogndalsfjøra (Norveç), Hamar (Norveç), Karlstad (İsveç), Örebro (İsveç), Stockholm (İsveç), Silja Line Cruise gemisiyle konaklamalı Stockholm-Helsinki Cruise turu (Baltık Geçişi), Helsinki (Finlandiya), Helsinki-Tallinn feribot yolculuğu, Tallinn (Estonya).

Katıldığım İskandinavya & Fiyortlar Serüveni Turu nasıl mıydı? Eğer bu uzun soluklu rotayı bir sinema filmi gibi düşünürseniz; yolculuk boyunca her sahnede uzun uzun kalamadığınızı, âdeta o filmin en çarpıcı fragmanlarını arka arkaya izlediğinizi söyleyebilirim. Ancak bu yoğun tempo sizi yanıltmasın; böylesine geniş kapsamlı bir rota, size kısa sürede çok sayıda şehir ve kültür hakkında harika fikirler veriyor. Hangi şehre tekrar dönüp filmin tamamını izlemek isteyeceğinize karar vermekse tamamen size kalıyor!
Benim gezi hakkındaki hislerime gelince… Çok uzun zamandır gezginim. Bazen tek başıma geziyor, bazen uluslararası basın tanıtım gezilerine davetli katılıyor, bazen de organize turlara eşlik ediyorum. Glob DMC’nin İskandinavya ve Fiyortlar Serüveni Turu açık ara katıldığım en güzel organize turlardan biri oldu. Düşünsenize; kaç turun rotasında 2 konaklamalı cruise turu, 1 Baltık Denizi’ni aşan cruise turu, 1 fiyort tekne turu, fiyort içinde geçiş için kullanılan 3 arabalı vapur yolculuğu, 1 ikonik tren yolculuğu, eşsiz manzaralar ve kültürel geziler eşliğinde de kara turları olur? Rehberinden operasyonuna herşeyiyle tıkır tıkır işleyen bu geziye iyi ki katıldım. Gördüğüm güzelliklere, biriktirdiğim anılara, edindiğim arkadaşlara kadar; unutulmaz bir gezi oldu. Glob DMC’ye de çok teşekkürlerimle…

Şimdi gelin, Glob DMC ile İskandinavya & Fiyortlar Serüveni turunun rotasına adım adım göz atalım…
Kopenhag – Danimarka
Danimarka’nın kalbi ve başkenti Kopenhag, “Tüccarlar Limanı” anlamına gelen ismiyle rotamızın büyüleyici başlangıç noktası. M.S 11. yüzyılda bir balıkçı kasabası olarak kurulan şehir, günümüzde tasarımı ve yaşam felsefesiyle bir dünya markası. Şehrin simgesi olan rengârenk tarihi evleriyle Nyhavn (Yeni Liman), Hans Christian Andersen’in masallarına ilham veren o büyüleyici atmosferi hâlâ koruyor. Dünyanın en eski eğlence parklarından biri olan tarihi Tivoli Bahçeleri, görkemli Amalienborg Sarayı ve limanda süzülen Küçük Deniz Kızı Heykeli; şehrin ikonları arasında sayılıyor. Ayrıca Kopenhag, mimari dehası ve sürdürülebilir şehir yaşamıyla açık hava müzesi niteliğinde bir estetik sunuyor.

Kopenhag – Oslo Cruise Turu
Serüvenimizin en heyecan verici deneyimlerinden biri, İskandinavya’nın sularında süzüleceğimiz Go Nordic Cruise Line çatısı altındaki Nordic Pearl gemisiyle yolculuğumuz oluyor. Kopenhag – Oslo cruise turu rotamızda gece boyunca konforlu kabinlerimizde dinlenirken, Kuzey sularının büyüleyici karanlığında yol almak ve sabahın ilk ışıklarında fiyort manzarasında uyanmak, kelimelerle tarif edilemez bir seyyahlık deneyimi. Gemideki sosyal alanlar, lezzet durakları ve açık güvertede rüzgâra karşı Kuzey coğrafyasını izlemek; bu seyahatin unutulmaz anılarından oluyor.

Oslo – Norveç
Kuzey Denizi’nin bittiği, fiyortların başladığı noktada yer alan Norveç’in başkenti Oslo; Viking geçmişini modern mimariyle harmanlayan bir kent. Kuruluşu 11. yüzyıla uzanan bu başkent, etrafını saran ormanlar ve Oslo Fiyordu ile doğanın kalbinde yer alıyor. Şehir, ünlü çığlık tablosunun yaratıcısı Edvard Munch’a adanan modern müzelerden, fütüristik Oslo Opera Binası’na uzanan geniş bir kültür yelpazesine sahip. Şehrin simgelerinden olan tarihi Akershus Kalesi ise Orta Çağ’dan günümüze askeri mimarinin en görkemli örneklerinden biri olarak fiyort kıyısında yükseliyor.


Geilo – Norveç
Norveç’in dağlık iç bölgelerine doğru ilerlerken karşımıza çıkan Geilo; Hallingdal Vadisi’nde yer alan, ülkenin en ünlü dağ kasabalarından biri. Alpin kültürünün derinden hissedildiği bu durak, kışın kayak merkezleriyle, yaz ve bahar aylarındaysa el değmemiş doğası, yeşil vadileri ve ahşap mimarisiyle tam bir dağ sığınağı. Burası fiyortlara geçmeden önce Kuzey’in o dingin dağ havasını solumak için kusursuz bir nokta.

Bergen – Norveç
“Fiyortların Kapısı” olarak bilinen tarihi liman şehri Bergen, 1070 yılında Kral Olav Kyrre tarafından kurulmuş. Şehrin kalbi olan Bryggen (Bergen Eski Rıhtımı); renkli, dik çatılı ahşap evleriyle UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Orta Çağ boyunca Hansa Birliği’nin en önemli ticaret merkezlerinden biri olan bu bölge, geçirdiği büyük yangınlara rağmen geleneksel ahşap mimari yapısı korunarak küllerinden doğmuş. Fløyen Dağı’na fünikülerle çıkıp şehri üstten izlemek ve tarihi balık pazarında yerel lezzetleri tatmak; Bergen’in olmazsa olmazlarından. Oslo-Bergen arasında çalışan Bergen Demiryolu Hattı (Bergensbanen), dünyanın en güzel tren yolculukları arasında sayılıyor.

Flåm – Norveç
İşte şimdi doğa ananın İskandinavya’ya sunduğu en büyük başyapıtlara tanıklık etme vakti! Norveç fiyort turlarının ana merkezi olan Flåm, ülkenin en güzel fiyortlarından biri olan Aurlandsfjord’un ucundaki Flåmsdalen Vadisi’nde yer alan bir kasaba. Norveç fiyortları cruise turunun rotası, dünyanın en iyi cruise rotaları arasında yer alıyor.
Burada Flåm ile Gudvangen arasında düzenlenen günü birlik bir tekne turuna katılıyoruz. Tekne fiyort boyunca ilerlerken Aurlandsfjord’dan geçip Nærøyfjord’a bağlanıyor. Nærøyfjord, Norveç’in en uzun ve en derin fiyordu unvanına sahip olan Sognefjord’un en dar ve en vahşi kolu. Nærøyfjord; muazzam jeolojik yapısı, dik kayalıkları ve gökyüzünden dökülen şelaleleriyle göz kamaştırıyor ve (Geirangerfjord ile birlikte “Batı Norveç Fiyortları” başlığı altında) UNESCO Dünya Doğa Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Flåm’ın bir özelliği daha var. Burada dünyanın en dik ve en büyüleyici tren hatlarından birine ev sahipliği yapan Flåm Demiryolu (Flåmsbana) ile yapılan tren yolculuğu, dünyanın en güzel tren yolculuklarından biri sayılıyor. Flåm tren yolculuğu, Flåm kasabasından başlayarak Myrdal dağ istasyonunda sona eriyor. Sadece 20 km’lik bu yolculuk, 40 km/h hızla 50 dakika sürüyor. Deniz seviyesinden 860 metre yükseğe tırmanan demiryolu, Avrupa’nın en dik demiryolları arasında sayılıyor. Yol boyunca derin vadiler, gürül gürül akan şelaleler ve karla kaplı yüksek tepeler görülüyor.

Vestland – Norveç
Fiyortların ve nehirlerin kesişim noktalarında kurulu olan Vestland bölgesindeki Førde ve Sogndalsfjøra, Norveç taşrasının en samimi çehresini yansıtıyor. Sunnfjord bölgesinin kalbi olan Førde, yeşilin ve suyun buluştuğu sakin bir kültür odağıyken; Sogndalsfjøra ise Sognefjord kıyısındaki köklü geçmişi, yerel meyve bahçeleri ve geleneksel İskandinav kırsal yaşamıyla yolculuğumuza huzurlu birer mola noktası sunuyor.


Hamar – Norveç
Norveç’in en büyük gölü olan Mjøsa’nın kıyısında yer alan Hamar, Orta Çağ’a uzanan köklü bir geçmişe sahip. 12. yüzyılda inşa edilen ve günümüzde üzeri devasa bir cam korumayla kapatılan Hamar Katedrali kalıntıları (Domkirkeodden), mimarlık ve tarih meraklıları için eşsiz bir durak. Şehir aynı zamanda modern kış sporları mimarisinin en özgün örneklerinden olan Viking Gemisi şeklindeki olimpik salonuyla da dikkat çekiyor.

Karlstad – İsveç
Norveç’ten İsveç topraklarına geçtiğimizde bizi selamlayan Karlstad, İsveç’in en büyük göllerinden biri olan Vänern’in kuzey kıyısında yer alıyor. Klarälven Nehri’nin gölle buluştuğu deltada kurulan şehir, “Güneşli Karlstad” mottosuyla biliniyor. Burası nehir üzerindeki tarihi taş köprüleri, geniş parkları ve dingin göl manzarasıyla tam bir İsveç esenliği (Lagom) ruhu taşıyor.

Örebro – İsveç
İsveç’in kalbindeki tarihi kent Örebro, ismini Svartån Nehri üzerindeki çakıllı geçitten alıyor. Şehrin tam merkezinde, nehrin ortasındaki bir adacıkta yükselen görkemli Örebro Kalesi (Örebro Slott); 13. yüzyıla uzanan kökleriyle şehre dramatik ve asil bir siluet kazandırıyor. Gotik kuleleri ve heybetli surlarıyla bu kale, İsveç’in krallık tarihine ışık tutan bir başyapıt.

Stockholm – İsveç
Mälaren Gölü’nün Baltık Denizi ile buluştuğu yerde, 14 ada üzerine kurulu olan Stockholm, “Kuzeyin Venedik’i” yakıştırmasını sonuna kadar hak eden bir zarafet abidesi. Şehrin kalbi olan Gamla Stan (Eski Şehir); parke taşlı dar sokakları, sarı ve turuncu renkli tarihi binaları, Stockholm Kraliyet Sarayı ve Nobel Ödülleri’nin izlerini taşıyan meydanlarıyla büyüleyici bir Orta Çağ atmosferi sunuyor. Şehir aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan iki muazzam değere ev sahipliği yapıyor: Kraliyet ailesinin resmi ikameti olan muhteşem Drottningholm Sarayı & Parkı ile 20. yüzyıl peyzaj mimarisinin zirvesi kabul edilen masalsı Skogskyrkogården (Orman Mezarlığı). Dünyanın en iyi korunan 17. yüzyıl gemisinin sergilendiği Vasa Müzesi de şehrin kaçırılmaması gereken en büyük hazinelerinden biri sayılıyor.

Uppsala – İsveç
İsveç’in dördüncü büyük şehri olan Uppsala, ülkenin entelektüel ve dini kalbi olarak öne çıkıyor. 1477 yılında kurulan ve İskandinavya’nın en eski eğitim kurumu olan Uppsala Üniversitesi, şehre genç ve dinamik bir öğrenci enerjisi kazandırırken; 118 metre yüksekliğiyle İskandinavya’nın en büyük dini yapısı olan Uppsala Katedrali (Uppsala Domkyrka) kentin siluetine hükmediyor. Fyris Nehri’nin ikiye böldüğü şehir, botanik biliminin babası Carl Linnaeus’un mirasını yaşatan büyüleyici bahçeleri, görkemli Uppsala Kalesi ve şehrin hemen dışındaki antik burial tumuli (Pagan kral mezarları) içeren Gamla Uppsala (Eski Uppsala) ile tarih, doğa ve akademiyi kusursuz bir dengede sunuyor.

Sigtuna – İsveç
M.S 980 yılında Kral Muhteşem Erik (Erik Segersäll) tarafından kurulan Sigtuna, İsveç’in ilk resmi kenti ve ilk madeni parasının basıldığı yer olma unvanını taşıyor. Mälaren Gölü’nün sakin kıyısında yer alan bu masalsı kasaba; renkli ahşap evlerin sıralandığı tarihi sokakları, küçücük dükkânları ve Orta Çağ’a tarihlenen kilise kalıntılarıyla ziyaretçilerini doğrudan Viking çağına götürüyor. Sigtuna, dünyada en çok Viking rün taşının (üzerine antik Viking alfabesiyle yazılar kazınmış dikili taşlar) bir arada bulunduğu yerlerden biri. Sokak aralarında yürürken bu bin yıllık taşlarla karşılaşabiliyorsunuz. Sokak aralarında ve bahçelerde karşınıza çıkan 100’den fazla rün taşı (Runstenar), kentin bin yıllık canlı tarihini günümüze taşıyor. İskandinavya’nın en eski ana caddesi kabul edilen Stora Gatan ve ülkenin en küçük belediye binası Sigtuna Rådhus, kasabanın zamansız atmosferini tamamlayan en önemli simgeler arasında yer alıyor.

Stockholm – Helsinki Cruise Turu
Şimdi Stockholm’ün adalarından ayrılıp Baltık Denizi’nin sularına açılma vakti! Dev bir yüzen şehir olan Viking Line gemisi MS Gabriella ile yapacağımız Stockholm – Helsinki cruise turu, gece boyunca İsveç ve Finlandiya arasındaki binlerce küçük adacıktan oluşan archipelago (takımada) manzarasının içinden geçiyor. Gün batımını güvertede izlemek, gemideki alışveriş ve eğlence dünyasını deneyimlemek; Serüven konseptinin sunduğu o özgür seyyahlık duygusunu pekiştiriyor.

Helsinki – Finlandiya
“Baltık’ın Kızı” olarak anılan Finlandiya’nın başkenti Helsinki, 1550 yılında Kral Gustav Vasa tarafından kurulmuş, denizle çevrili modern ve minimalist bir tasarım kenti. Şehrin siluetini belirleyen bembeyaz görkemli Helsinki Katedrali ve Senato Meydanı, Neoklasik mimarinin en güzel örneklerini sunuyor. Yekpare bir kayanın içi oyularak inşa edilen fütüristik Temppeliaukio Kilisesi (Kaya Kilisesi) ise mühendislik ve mimarinin doğayla sıra dışı bir birleşimi. Helsinki Limanı’nın hemen açıklarında yer alan ve 18. yüzyılda inşa edilen devasa deniz tahkimatı Suomenlinna Deniz Kalesi, askeri mimari tarihi açısından taşıdığı olağanüstü değerle UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.

Porvoo – Finlandiya
Finlandiya’nın en eski ikinci yerleşimi olan Porvoo; Helsinki’nin 50 km doğusunda, Finlandiya Körfezi’nin kıyısında yer alan, tarihle doğanın büyüleyici bir uyumla buluştuğu masalsı bir kasaba. Porvoonjoki Nehri kıyısına dizilen ikonik kırmızı ahşap depoları, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, renkli evleri, Orta Çağ’a tarihlenen Porvoo Katedrali’yle burası; hem dinginliği hem de estetiği aynı anda yaşatan bir cazibe merkezi.

Tallinn – Estonya
Baltık Denizi’ni cruise gemisiyle aşarak ulaştığımız Estonya’nın başkenti Tallinn, âdeta bir zaman makinesi. Tallinn Tarihi Şehir Merkezi (Eski Şehir), Avrupa’nın Orta Çağ dokusunu günümüze kadar en kusursuz şekilde korumayı başaran yerleşimi olarak UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde parıldıyor. Surları, gözetleme kuleleri, dik çatılı Hansa evleri, Gotik tarzdaki Belediye Binası ve meydanıyla Tallinn; ziyaretçilerine âdeta 13. yüzyıldan kalma bir tablonun içinde yürüyor hissi veriyor. Kohtuotsa Seyir Terası’ndan şehrin kırmızı kiremitli çatılarını izlemek, bu masalsı Kuzey ve Baltık serüveninin en unutulmaz kapanış karesi oluyor.

Kopenhag’ın bisiklet sesleriyle çınlayan tarihi limanlarından başlayıp, Tallinn’in sisli Orta Çağ surlarında noktaladığımız bu uzun soluklu Kuzey seferi; bir gezginin hafızasına kazınabilecek en görkemli kareleri sunuyor. Glob DMC ile çıktığımız bu yolculuktan dönerken hatıralarımızda sadece benzersiz bir doğa değil; fiyortların sessizliğinden, Baltık Denizi’nin rüzgârından ve Kuzey insanının doğayla kurduğu o saygılı bağdan süzülen derin bir yaşam kültürü kalıyor.
Glob DMC’nin ezber bozan Serüven konsepti, Kuzey’in bu uçsuz bucaksız ve zorlu coğrafyasını âdeta kendi kalemimizle yazabileceğimiz esnek bir keşif sahnesine dönüştürdü. Bu Kuzey seferi boyunca anladık ki, bölgenin gerçek ruhu tek bir coğrafi şölende ya da şehir mimarisinde gizli değil. Kuzey’i yaşamak; fiyortların derin sessizliğinden dev yolcu gemilerinin güvertesine taşınmak, yemyeşil İskandinav vadilerinden geçip kendinizi bir anda Baltık’ın Orta Çağ meydanlarında bulmaktır. Doğanın vahşi gücü, sınırları aşan diller ve asırlık kültürler yol boyunca o kadar kusursuz bir ritimle birbirine devrediyor ki, gezgin olarak size sadece bu muazzam akışın özgürce keyfini çıkarmak kalıyor.