Kopenhag Gezi Rehberi
Danimarka’nın kalbi ve en yüksek nüfuslu şehri olan Kopenhag, isminin hakkını tam anlamıyla veren bir liman kenti. Danca adı København olan ve “ticaret limanı” anlamına gelen bu Kuzey başkenti, su kanalları ve tarihi dokusuyla büyüleyici bir atmosfere sahip. Dünyaca ünlü masalların ve çocukluğumuzun kahramanlarının yaratıcısı Hans Christian Andersen’in de evi olan Kopenhag, bugün hem geçmişin masalsı ruhunu hem de modern İskandinav tasarımını bir arada sunarak, gezginleri âdeta benzersiz bir keşif yolculuğuna davet ediyor.

Danimarka yaklaşık 400 adadan oluşan bir ülke. Başkent Kopenhag’ın bir kısmı Zelanda Adası’nın doğu kıyısında, diğer kısmı da Amager’de yer alıyor. Şehir, Øresund Boğazı ile İsveç’in Malmö kentinden ayrılıyor.
Başpiskopos Absalon 1167 yılında şehri kurmuş. 1445 yılında Kopenhag, Danimarka’nın başkenti ve Danimarka kraliyet ailesinin ikametgâhı hâline gelmiş.

Size biraz Danimarka Kralı I. Harald’dan bahsetmek istiyorum. Lakabı “mavi diş Harald” olan Kral I. Harald Bluetooth, 10. yüzyılda babasının çabalarını sürdürerek ülkesinin birliğini sağladı. Ayrıca Danlar’a Hristiyanlığı kabul ettirdi, Norveç’i fethetti.
Peki bluetooth teknolojisinin ismini bu kraldan aldığını biliyor muydunuz? Çünkü bluetooth teknolojisi, Harald Bluetooth’un Danimarka kabilelerini tek bir krallıkta birleştirmesine benzetildi. Bu nedenle bluetooth kablosuz spesifikasyon tasarımına 1997 yılında kralın adı verildi.

Şimdi bir soru daha… LEGO®’nun Danimarka’nın Billund şehrinde bir marangoz tarafından yapılmaya başlandığını biliyor muydunuz? Bu marangoz önce ahşap oyuncaklar yaptı. Sonra bu oyuncakları enjeksiyon kalıplı plastiğe çevirdi. Şirketine de Danimarkaca “at lege” (oynamak) “godt” (iyi) kelimelerinden oluşan LEGO® adını verdi. 1968’de LEGO’nun temellerinin atıldığı Billund’da tamamen LEGO’dan inşa edilen tema parkı LEGOLAND® Billund Resort’un kapıları açıldı.
Kopenhag’da gezilecek yerler listesi
İçindekiler
- 1 Kopenhag’da gezilecek yerler listesi
- 1.1 Nyhavn
- 1.2 Küçük Deniz Kızı Heykeli
- 1.3 Tivoli Park
- 1.4 Rosenborg Kalesi
- 1.5 Amalienborg Sarayı
- 1.6 Rundetårn
- 1.7 Christiansborg Sarayı
- 1.8 Danimarka Millî Müzesi (Nationalmuseet)
- 1.9 Kopenhag Müzesi (Københavns Museum)
- 1.10 Ny Carlsberg Glyptotek
- 1.11 TorvehallerneKBH
- 1.12 Botanical Garden
- 1.13 Church of Our Saviour
- 1.14 Kopenhag Opera Binası
- 1.15 SMK – Statens Museum for Kunst
- 1.16 Frederik Kilisesi
- 1.17 Copenhagen Zoo
- 1.18 The David Collection
- 1.19 Den Blå Planet
- 1.20 Strøget
- 1.21 City Hall
- 1.22 Holmen Kilisesi
- 1.23 Papirøen Su Kültürü Merkezi (Waterfront Culture Center)
- 1.24 Freetown Christiania
- 1.25 Frederiksborg Kalesi (Frederiksborg Slot)
Kopenhag 1.000 yıldan uzun bir süredir ticaret ve yerleşim merkezi olmuş. Günümüzde de popüler bir başkent.

Burası aynı Amsterdam gibi bir bisiklet cenneti. Siz de bir Kopenhaglı gibi davranmak isterseniz, bisiklet kiralayarak toplu taşıma kullanmadan tüm şehri gezebilirsiniz.
Eğer bir Norveç fiyortları cruise turuna katılırsanız, çoğu rotaya dâhil edilen Kopenhag’ı da denizden keşfetme şansı yakalayabilirsiniz.
Glob DMC ile çıktığım İskandinavya & Fiyortlar Serüveni Turu rotasında yer alan Kopenhag, turun en özel yerlerinden biri.
Eğer Kopenhag’da çok özel bir yerde konaklamak isterseniz, Manon Les Suites inanılmaz bir otel. Kapalı ısıtmalı havuzu, tropik bitkileriyle burası size kendinizi Bali’ye ışınlanmış gibi hissettiriyor.
Nyhavn
Burası bir kanal ve eğlence bölgesi, şehrin de Yeni Liman’ı. Parlak renkli yapıları 17-18. yüzyıla tarihleniyor.

Nyhavn’da kanal boyunca giden tekne turlarına katılabiliyorsunuz. Andersen’den Masallar’la tanıdığımız ünlü yazar Hans Christian Andersen’in 18. yüzyılda yaşadığı 20 numaralı binayı ziyaret edebiliyorsunuz. Ayrıca 1600’lü yıllarda inşa edilen ve günümüze ilk günkü hâliyle ulaşan 9 numaralı binayı da ziyaret edebiliyorsunuz.

Aslında Nyhavn’ın ibret veren bir hikâyesi var. Eskiden burada genelevler varmış. Sonra devlet olaya el atmış ve tüm binaları rengârenk boyamış. Günümüzde burası şehrin en popüler yeri. Benim de en çok beğendiğim yer oldu.

Ancak bir uyarı yapmayı da borç bilirim. Buradaki restoranlar oldukça pahalı. Aşağıdaki yemeğe 50 EUR ödedim!

Küçük Deniz Kızı Heykeli
Andersen’den Masallar’ı duymuşsunuzdur. Küçük Deniz Kızı da bu masallardan biri. Masalın ana kahramanı, belinden aşağısı balık şeklinde olan bir kız. İşte bu deniz kızı masalından esinlenerek yapılan heykel de Kopenhag’ın Eski Liman bölgesinde yer alıyor. Ancak bana sorarsanız, heykel abartıldığı kadar da harika değil. Yine de Kopenhag turu yapıyorsanız, tabii ki gidip görmelisiniz.

Tivoli Park
Tivoli Bahçeleri çok ünlü bir tema parkı. Eğer tersten okursanız, I LOV IT! İçinde roller coasterlar (hatta dünyadaki ilk roller coaster burada yapılmış!), restoranlar, konserler, ne ararsanız var. Hem çocuklar hem de yetişkinler için harika bir yer. Vaktiniz varsa 1 tam gün bile geçirebilirsiniz.


Rosenborg Kalesi
Kral IV. Christian 1606 yılında burayı bir kır evi olarak inşa etmiş. King’s Garden olarak bilinen kraliyet bahçesi, Danimarka’nın en eski kraliyet bahçesi olarak tanınıyor.

Amalienborg Sarayı
Amalienborg Sarayı, Danimarka kraliyet ailesinin resmi ikametgâhı. Fiilen dört saraydan oluşuyor. Ortasında Frederick V’in büyük bir atlı heykeli var.

Muhafızlar her gün saat 11:30’da Rosenborg Kalesi’nden ayrılıyor, 12:00’de Amalienborg Sarayı’na geliyor. Amalienborg Sarayı önünde her gün saat 12:00’de muhafız değişim töreni yapılıyor.

Rundetårn
17. yüzyıla tarihlenen Rundetårn, astronomik bir gözlemevi olarak inşa edilmiş.
Christiansborg Sarayı
Christiansborg Sarayı, Danimarka Parlamentosu’nun merkezi.

Danimarka Millî Müzesi (Nationalmuseet)
Müzede hem Danimarka kültürüne hem de yabancı kültürlere ait eserler var.
Kopenhag Müzesi (Københavns Museum)
Stormgade’de yer alan Kopenhag Müzesi, şehrin Viking döneminden günümüze uzanan zengin tarihini ve kültürel gelişimini modern bir sergileme diliyle sunuyor. Kırmızı tuğlalı bu Neogotik bina, 1894 yılında mimar Hans Jørgen Holm tarafından aslında bir kamu kurumu olarak tasarlanmış. Nurası şehrin geçmişine interaktif bir yolculuk yapmak isteyen gezginlerin Kopenhag’daki ilk duraklarından biri.

Ny Carlsberg Glyptotek
Burası bir sanat müzesi. Carlsberg Breweries’in kurucusunun oğlu Carl Jacobsen’in özel sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.
TorvehallerneKBH
Burası yerel tarım ürünleri satan, sokak lezzetleri tadabileceğiniz bir kapalı şehir pazarı.
Botanical Garden
10 hektarlık bir alanı kaplayan Botanik Bahçesi, özellikle 1874’e tarihlenen sera kompleksiyle dikkat çekiyor.
Church of Our Saviour
17. yüzyıla tarihlenen Barok kilisenin dik merdivenlerini tırmanmayı göze alırsanız, tepeden müthiş bir manzara izleyebilirsiniz.

Kopenhag Opera Binası
Danimarka’nın ulusal opera binası, dünyanın en modern opera binaları arasında yer alıyor.
SMK – Statens Museum for Kunst
Danimarka Ulusal Galerisi, Kopenhag’ın merkezinde bulunan bir sanat müzesi.

Frederik Kilisesi
Mermer Kilise olarak bilinen Frederik Kilisesi, bir Evanjelik Lüteriyen kilisesi.

Copenhagen Zoo
1859 yılında kurulan Kopenhag Hayvanat Bahçesi, Avrupa’nın en eski hayvanat bahçelerinden biri.
The David Collection
David Koleksiyonu; avukat, iş insanı ve sanat koleksiyoncusu C. L. David’in özel koleksiyonlarını sergileyen bir güzel sanatlar ve uygulamalı sanat müzesi. İçinde çok özel İslam eserleri de var. Ücretsiz gezilen müze kesinlikle görmeye değer.
Den Blå Planet
Kopenhag’ın bir banliyösü olan Kastrup’ta yer alan Den Blå Planet, ilgi çekici bir akvaryum.
Strøget
1.1 km uzunluğundaki Strøget, araç trafiğine kapalı bir alışveriş bölgesi.

City Hall
Kopenhag Belediye Binası, Kopenhag belediye meclisinin genel merkezi.

Her gün saat 11:00’de Belediye Binası önünden başlayan Free Walking Tour’lar (ücretsiz yürüyüş turları) oluyor. Merdivenlerin önünde duran şemsiyeli rehberlerle bu turlara katılabilirsiniz. Bu turlar ücretsiz ama turun sonunda bahşiş vermeniz gerekiyor.
Holmen Kilisesi
Bu kilise şehrin en eski Rönesans yapısı. 1967 yılında Danimarka Kraliçesi II. Margrethe ile Prens Henrik’in düğününe ev sahipliği yapmasıyla biliniyor.

Papirøen Su Kültürü Merkezi (Waterfront Culture Center)
Kopenhag limanının en dinamik noktalarından Kağıt Adası’nda (Papirøen) yükselen Papirøen Su Kültürü Merkezi (Waterfront Culture Center), modern mimarinin şehirle ve suyla kurduğu bağın en güncel örneklerinden biri. Dünyaca ünlü Japon mimar Kengo Kuma imzası taşıyan merkez, piramidal ve konik formdaki sıra dışı çatı mimarisiyle Kopenhag’ın geleneksel dik çatılı siluetine fütüristik bir yorum getiriyor. Liman manzaralı açık ve kapalı havuzları, wellness alanları ve su kültürünü merkezine alan mimarisiyle burası; şehrin liman yaşamını canlandıran bir çekim merkezi.

Freetown Christiania
Burası âdeta Kopenhag’ın içinde ayrı bir ülke! Esrar satmak, içmek serbest. Herkes kafasına göre özgür özgür takılıyor, polis de pek dokunmuyor.

Frederiksborg Kalesi (Frederiksborg Slot)
Şehir merkezine yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Hillerød kasabasında, Slotsøen Gölü’nün üzerindeki üç küçük adacıkta tüm ihtişamıyla yükselen Frederiksborg Kalesi (Frederiksborg Slot); İskandinavya’nın en büyük ve en büyüleyici Rönesans sarayı olarak âdeta bir masal diyarından fırlamış gibi görünen bir kale/saray. 17. yüzyılın başlarında Kral IV. Christian tarafından yaptırılan bu mimari şaheser; bakır kaplı kuleleri, süslü tuğla işçiliği ve dönemin Hollanda Rönesans stilini yansıtan detaylarıyla göz kamaştırıyor. Burası kesinlikle gördüğüm en etkileyici saraylardan biri. Dışı da içi de bahçesi de tek kelimeyle olağanüstü.

1878 yılından bu yana Danimarka Ulusal Tarih Müzesi’ne ev sahipliği yapan kalenin içi; göz alıcı portreler, devasa goblenler ve altın varaklı tavanlarla süslü kraliyet salonlarıyla ülkenin görsel bir tarih şeridini yansıtıyor.

Kalenin hemen arkasında uzanan ve simetrik yapısıyla hayranlık uyandıran Barok tarzındaki saray bahçesiyse gölün durgun sularıyla birleştiğinde ziyaretçilerine hem tarih hem de doğanın kusursuz bir uyumunu sunuyor.

Okuduğum çoğu seyahat blogu, Kopenhag için övgü dolu sözler yazıp şehre nasıl âşık olduklarını anlatıyordu. Burada topa tutulabilirim ama ben ne yazık ki onlarla aynı hisleri paylaşmıyorum. Kopenhag’ı beğenmedim diyemem ama âşık olduğumu da söyleyemem. Çünkü Kopenhag sonrasında gördüğüm Norveç o kadar olağanüstüydü ki, gönlümün zirvesine tek başına yerleşti.