Dublin Gezi Rehberi
Dublin, İrlanda’nın başkenti ve en büyük şehri. Liffey Nehri’nin ağzında ve Dublin Kontluğu’nun merkezinde yer alıyor. Paris ve Londra’dan sonra Avrupa’nın en çok ziyaret edilen başkenti olan kent, Avrupa’nın yaşanacak en iyi başkenti sayılıyor. Viking yerleşimlerinin merkezi olarak kurulan Dublin, Orta Çağ’dan beri İrlanda’ya başkentlik yapıyor. Kent, James Joyce ve Oscar Wilde gibi edebiyat devlerinin yurdu ve edebiyat dalında UNESCO yaratıcı şehirler ağına dâhil.

Dublin ismi İrlandaca’da “siyah havuz” anlamına gelen Dubh Linn kelimesinden geliyor. Dubh Linn’in yerleşim yeri olarak tarihi M.Ö 1. yüzyıla kadar uzanıyor.

Şehre gelir gelmez ilk dikkatimi çeken şey insanların şıklığı ve güler yüzlülüğü oldu. Kıpır kıpır olan bu şehir âdeta insanlarının güzelliğini kendine yansıtmış gibiydi.
Bir de tabii ki bu şehirde tersimin döndüğünü söylemeliyim. İngiltere gibi trafiği soldan akan (yani bize göre ters olan) İrlanda’da karşıdan karşıya geçerken hangi yöne bakacağımı, otobüsün kapısının nereden açılacağını, şoför koltuğunun ne tarafta olduğunu falan kavrayabilmiş değilim. Hayatım sanki birden bire alt-üst olmuş gibi…
Glob DMC ile çıktığım Comfort Büyük Britanya Turu rotasında da yer alan Dublin, turun en özel yerlerinden biri.

Dublin’de gezilecek yerler listesi
Eğer İrlanda’ya gidecekseniz, en önemli mevzunuz vize olacak! Çünkü tüm T.C. pasaport hamilleri (Umuma Mahsus, Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport) vizeye tabi. Ancak eğer İngiltere vizesi alırsanız, ilk olarak İngiltere topraklarına girmek koşuluyla 6 ay içinde İrlanda’ya da girebiliyorsunuz. Ayrıca dikkat etmeniz gereken bir husus da şu: Schengen vizesi alarak İrlanda’ya giremiyorsunuz.
Havalimanından şehir merkezine belediye otobüsü, Airlink, Aircoach ile gidebiliyorsunuz.
Dublin’de şehir merkezini yürüyerek gezebilirsiniz. Sokaklarda kaybolmanız neredeyse imkânsız. Çünkü ara sokaklarda bile civar mekânların yönünü gösteren levhalar var. Hadi diyelim bu levhaları da görmediniz, güler yüzlü ve yardımsever Dublinliler her daim hizmetinizde.

Gastronomi ve mekân önerilerime gelince…
İrlanda mutfağında patates ve çok iyi pişirilmiş et başı çekiyor. Deniz ürünleri de var. Özellikle somon ve istiridye, İrlanda’da mutlaka yenmesi gerekenler arasında yer alıyor. Haşlanmış patatesi yeşil soğan, yağ ve süt ile püre hâlinde sundukları Champ, Champ’e lahana ekleyerek elde ettikleri Colcannon, et ve patatesten yaptıkları Cottage Pie, patates, un, soda ve yumurtadan yaptıkları bir krep olan Boxty, sebzeli ve patatesli bir güveç yemeği olan Irish Stew geleneksel İrlanda yemekleri arasında yer alıyor. Üzümlü kek gibi olan sodalı ekmekleriyse kahvaltı için tercih edilen yemeklerden biri. Deniz tuzlu dondurmaları da tadılmaya değer. Gallagher’s Boxty House, Chapter One, L’Ecrivain, Doheny&Nesbitt, Ely, Farm, The Dylan Restaurant, Fallon&Byrne; yöresel İrlanda mutfağı lezzetlerini tadabileceğiniz en çok önerilen restoranlar arasında yer alıyor. Fish&Chips yemek için Leo Burdock’s’a, dondurma içinse Murphy’s’e gidebilirsiniz.

İçecek olarak bölgeye özgü geleneksel aromalı sunumlar, özel harman İrlanda Kahvesi ve yöresel ikramlıklar yerel tadımlar arasında sayılabilir.
Eğer farklı bir otel deneyimi yaşamak isterseniz, Fitzpatrick Castle Hotel Dublin; Dublin’in güneyindeki prestijli Killiney bölgesinde yer alan, 4 yıldızlı tarihi bir şato. Dublin Körfezi’nin muhteşem manzaralarını sunan otel, konuklarına eski dünyanın zarafetini ve modern lüksünü bir arada yaşatıyor.

Şimdi gelin, Dublin’i birlikte gezelim…
Trinity Kolej ve Kütüphanesi
Avrupa’nın en prestijli üniversitelerinden biri olan Trinity College, 1592’de Kraliçe Elizabeth I desteğiyle kurulmuş. Oldukça görkemli bir binası var. 1 milyondan fazla kitabı içinde barındıran kütüphanesiyse şehirde ilk görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor.
Üniversitenin pek çok Nobel ödüllü mezunu var. Mezunları arasında Oscar Wilde, Bram Stoker (Drakula’nın yazarı), Samuel Barclay Beckett (yazar, oyun yazarı, eleştirmen, şair) da sayılabilir.

İrlanda Ulusal Galerisi
1854 yılında kurulan ve kapılarını 1864’te halka açan İrlanda Ulusal Galerisi, ülkenin en kapsamlı Avrupa ve İrlanda sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Merrion Square’de yer alan müzede Caravaggio’nun ünlü “Judas’ın Öpücüğü” tablosundan Jack B. Yeats, Vermeer, Monet ve Picasso gibi ustaların eserlerine kadar geniş bir yelpazeyi ücretsiz olarak inceleyebiliyorsunuz. Sanat tarihinin farklı dönemlerini büyüleyici mimari kanatlarında sunan galeri, hem ışıklandırması hem de huzurlu atmosferiyle Dublin’de mutlaka önerilmesi gereken sanatsal bir durak.

İrlanda Ulusal Müzesi
Kildare Street üzerinde konumlanan İrlanda Ulusal Müzesi, İrlanda’nın Taş Çağı’ndan Orta Çağ’a uzanan zengin ve mistik tarihini gözler önüne seriyor. Müzenin en büyüleyici bölümleri arasında Viking dönemine ait kalıntılar, Ardagh Chalice gibi dünyaca ünlü Kelt gümüş işçiliği eserleri ve bataklık tarlalarında doğal olarak korunmuş Demir Çağı’na ait “bataklık cesetleri” (bog bodies) yer alıyor. Burası İrlanda’nın tarih öncesi geçmişini ve Kelt kimliğini keşfetmek isteyen her gezgin için paha biçilmez bir hazine kutusu niteliği taşıyor.

İrlanda Ulusal Kütüphanesi
Ulusal Müze’nin hemen yanı başında yer alan İrlanda Ulusal Kütüphanesi, Viktorya dönemi mimarisinin ihtişamını yansıtan ikonik ana okuma salonuyla dikkat çekiyor. Burası James Joyce, W.B. Yeats, Samuel Beckett ve Oscar Wilde gibi dünya edebiyatına yön veren İrlandalı yazarların kişisel arşivlerine, el yazılarına ve nadir basım kitaplarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle binada düzenlenen interaktif W.B. Yeats sergisi ve görkemli atmosferi, edebiyat tutkunlarının seyahat yazılarına mutlaka eklemesi gereken görsel ve kültürel bir deneyim sunuyor.

Temple Bar
Genç nüfus nedeniyle Dublin’in akşam kültürü oldukça hareketli. Şehirde yaklaşık 1.000 tane sosyal mekân var. Geleneksel İrlanda mekânlarının yanı sıra şık salonlar ve müzik merkezleri de şehrin sosyal hayatının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu konuda özellikle Temple Bar bölgesi popüler mekânlarıyla tercih ediliyor. Bunların en popülerleri (ve en pahalıları) Oliver St John Gogarty’s ve bölgeye ismini veren Temple Bar. Bu 2 mekân oldukça popüler olduğu için fazlasıyla kalabalık oluyor.

Canlı müzik, konser dinlemek isteyenler için en popüler mekânlar arasında Temple Bar Music Center, The O2, The Bernard Shaw ve The Royal Dublin Society var. The Lost Society, Lillie’s Bordello ve PoD ise şehrin meşhur müzik ve performans merkezleri arasında başı çekiyor. Murray’s Bar giriş ücreti ödemeden İrlanda müziği dinlenebilecek bir mekân.

St. Andrew’s Kilisesi
Suffolk Street üzerinde yükselen Neo-Gotik mimarideki St. Andrew Kilisesi, görkemli kulesi ve tarihi atmosferiyle Dublin’in en fotojenik yapılarından biri. Günümüzde kültür ve turizm odaklı etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Kilisenin önünde Dublin’in simgeleyen Cockles and Mussels marşının efsanevi kahramanı Molly Malone’un bronz heykeli yer alıyor. Gündüzleri sokak satıcılığı yapıp geceleri gizemli bir yaşam sürdüğü rivayet edilen bu kurgusal balıkçı kadının heykeli, önünde fotoğraf çektirmek isteyen gezginlerin oluşturduğu uzun kuyruklarla kentin en hareketli ve neşeli buluşma noktalarından biri.

O’Connel Caddesi
Dublin’in ana merkezlerinden biri olan O’Connel Caddesi, Paris‘in ünlü Champs-Elysees Bulvarı’nı andırıyor.

Postane Binası (General Post Office (GPO))
O’Connell Caddesi üzerinde yer alan tarihi Genel Postane Binası, İrlanda’nın 1916 Paskalya Ayaklanması’nın karargahı olması sebebiyle bağımsızlık tarihinin en önemli simgelerinden biri. Önünde “DUBLIN” yazılı büyük mavi harf enstalasyonu yer alıyor.

King ve Grafton Caddeleri
King Caddesi üzerindeki Gaiety Theatre’ın önünde sanatsal faaliyetleri izlemek için sıraya girenleri görünce heyecanlanacak, Grafton Caddesi’nin hareketliliğinde kendinizden geçeceksiniz.

St. Patrick Katedrali
İrlanda’nın en büyük kilisesi olan St. Patrick Katedrali, 1191 yılında ülkenin koruyucu azizi Aziz Patrik’in (St. Patrick) 5. yüzyılda insanları vaftiz ettiğine inanılan kutsal bir kuyu alanında kurulmuş. Gotik mimarinin en görkemli örneklerinden biri olan katedral; sadece dini bir merkez değil, aynı zamanda İrlanda’nın edebi ve kültürel tarihinin de kalbi sayılıyor. Gulliver’in Gezileri kitabının dünyaca ünlü yazarı Jonathan Swift’in bir dönem başrahip (dean) olarak görev yaptığı ve kabrinin bulunduğu katedral; renkli vitray pencereleri, muazzam orgu, tarihi anıtları ve hemen yanındaki bakımlı parkıyla Dublin turu rotasında olması gereken ikonik bir durak.

Dublinia (Viking / Orta Çağ Bölgesi)
Yaşayan tarih müzesi Dublinia, ziyaretçilerine Viking ve Orta Çağ tarihini yaşatmayı hedefliyor. Viking ve Orta Çağ kıyafetleri içindeki aktörlerin eşliğinde siz de burada zamanda yolculuk yapabilirsiniz.

Christ Church Katedrali
1030 yılında Viking kralı Sitric Silkenbeard tarafından kurulan Christ Church, Dublin’in en eski binası ve kentin ikinci büyük katedrali. Büyüleyici Orta Çağ mimarisinin yanı sıra Birleşik Krallık ve İrlanda’daki en büyük katedral kriptasına (yeraltı galerisine) ev sahipliği yapıyor. Bu tarihi kriptanın en çok ilgi çeken parçalarından biriyse halk arasında “Tom ve Jerry” olarak bilinen kedi ve fare mumyası. Şaşırdınız mı? Evet, gerçekten de sıra dışı! 1860’larda katedral orgunun borularında sıkışmış hâlde bulunan bu ikili, doğal yollarla mumyalaşmış ilginç hikâyesiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Hatta James Joyce bile ünlü romanı Finnegans Wake’te bu ikiliden “org borusundaki kedi gibi takip etmek” sözüyle bahsediyor.

Dublin Kalesi
Peri masallarından bir görüntü sunan Dublin Kalesi, yüzyıllar boyunca yıkılıp restore edilmiş. Orta Çağ stilindeki kalede günümüzde modern hükümet ofisleri bulunuyor. Bahçesi de oldukça güzel.

Guinness Tarihî Sanayi Kompleksi
İrlanda’nın ünlü siyah simge malt ürünlerinin 7 katlı eski tesisi, günümüzde müze olarak ziyarete açık. Burası Dublin’de en çok ziyaret edilen yerlerin başında geliyor.

Phoenix Park
Dünyanın en büyük kapalı belediye parkı olarak anılan Phoenix Park’ının içinde çok önemli yerler var. Burada İrlanda Başkanı’nın evinden Amerika Büyükelçilik Binası’na, Dublin Hayvanat Bahçesi’ne ait serbest gezen geyiklere, anıtlara ve polo/kriket alanlarına kadar pek çok şey görüyorsunuz. NYC‘de Central Park, Londra‘da Hyde Park ne kadar önemliyse, Dublin’de de Phoenix Park o derece önemli. Hatta belki daha da fazla. Yeterince vaktiniz varsa burada 1 tam gün bile geçirebilirsiniz.

Kilmainham Cezaevi
1796 yılında inşa edilen ve İrlanda tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kocaman hapishane, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Birçok İrlanda liderinin de yattığı cezaevinde idamlar da olmuş. Kentin bu ünlü yerini ziyaret etmek istiyorsanız, önceden biletinizi online almayı ihmal etmeyin.

Şüphesiz Dublin’e gelmişken civarlarını da keşfetmek lazım. Bunlardan en önemlisi de gerçek İrlanda’nın hissedileceği Cliffs of Moher (Moher Uçurumları). İkinci önemli bölge ise Gerard Butler ve Hilary Swank’in P.S. I Love You filmini çevirdiği yerleri de içinde barındıran Wicklow Dağları. Bu iki yere de günü birlik turlarla gitmek mümkün. Ayrıca Dublin’in yakınındaki Howth kasabası da oldukça güzel.

Dublin’de gözüm yeşile, ruhum medeniyete doydu. Köylerinde kaybolmak, doğasına hayran kalmak, mis gibi havasını koklamak, tepelerine tırmanmak, golf sahalarında oynamak derken; Dublin yüreğimde kocaman bir yer edindi.
Eline sağlık Yaprakcığım yazın da resimler de çok güzel.
Çok teşekkür ederim annecim ❤️.
Zevkle okudum, bende yarin gidiyorum kiz kardesimle gezmeye gunu birlik olacak, daha sonra 3-4 gunlugune tekrar gitmeyi dusunuyorum…
Ne mutlu size, harka bir yere gidiyorsunuz. Keyifli bir geziniz olsun :-)