Şili ya da resmî adıyla Şili Cumhuriyeti, Güney Amerika’da bir ülke. Buranın benzersiz bir şekli var: Pasifik Okyanusu kıyı şeridinde 4.300 km uzunluğuyla dünyanın en uzun ülkelerinden biri. Ayrıca dünyanın en güneydeki ve Antarktika’ya en yakın ülkesi. Burada yağmur ormanlarını, dünyanın en kurak sıcak çölü Atacama Çölü’nü, buzulları, fiyortları, yaklaşık 2.000 yanardağını, dünyanın geçilmesi en zor boğazlarından Drake Boğazı’nı, And Dağları’nı, dünyanın en ilginç taş insan heykellerine ev sahipliği yapan Paskalya Adası’nı buluyorsunuz.

Şili haritası Kaynak:Wikipedia (Addicted04 – Yükleyenin kendi çalışması with Natural Earth Data, Kamu Malı, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=11974194)
Şili’de ilk insan izleri M.Ö 18.000’lerde görülmüş. Ancak bilinen ilk topluluklar M.Ö 10.000’lerde yaşamış.
Şili’nin -ve kısmen Arjantin’in- en köklü yerli halklarından biriyse Mapucheler. İsminin anlamı bile onların kim olduklarını anlatıyor: Mapu “toprak”, che ise “insan” demek; yani “toprak insanları”.
Mapucheler’in ataları olan Araukan halkları, yaklaşık M.S 600-800 yıllarından itibaren Şili’nin orta ve güney bölgelerinde yaşamış. Mapuche yerleşimleri Itata Nehri’nden başlayıp Chiloé Adası’na kadar uzanan geniş bir bölgeyi kapsıyormuş (Günümüzde Araucanía (merkezleri), Bío Bío, Los Ríos, Los Lagos ve Arjantin’in batısındaki Neuquén ve Río Negro eyaletlerine kadar yayılan alanlar).
Ülkenin kuzeyi (günümüzde Atacama ve çevresi) 12. yüzyıldan itibaren İnka İmparatorluğu’nun güney sınırları içinde kalmış. 1400’lerin sonlarında, İnkalar güneye doğru genişlemeye çalışmış ve Maule Nehri’ne kadar ilerlemiş. Ancak burada Mapuche direnişiyle karşılaşmışlar ve Maule Savaşı sonucunda İnkalar, Maule’nin güneyine inememiş. Yani Mapuche toprakları asla İnka kontrolüne girmemiş.
Yaklaşık 50 yıl sonra, İspanyollar geldiğinde de Mapucheler direnmiş. Hatta 300 yıldan uzun süren Arauco Savaşı boyunca topraklarını korumayı başarmışlar. Bu direniş, onları Şili tarihinde bağımsızlık ve özgürlük sembolü hâline getirmiş. Başka bir deyişle Mapucheler, hem İnkalar’a hem de İspanyollar’a karşı topraklarını koruyan ender yerli halklardan biri olmuş.
Geleneksel olarak Mapuche toplulukları:
• Tarım, hayvancılık ve dokumacılıkla geçinir.
• Toprakla ve doğayla derin bir bağ kurar; ruhani inanışlarında doğa ruhları (ngen) ve atalar (pillan) önemli yer tutar.
• Her Mapuche topluluğunu bir lonko (şef) yönetir, ancak kararlar genellikle kolektif alınır.
• Kadınlar arasında dokumacılık sanatı çok güçlüdür; renkli ponçolar, battaniyeler ve kuşaklar kültürel sembolleridir.
Mapuche inanç sistemi Pachamama’ya benzer biçimde doğaya saygıya dayanır.
• Machi adı verilen kadın şifacılar hem ruhani lider hem de şaman rolündedir.
• En önemli ritüellerden biri Nguillatún’dur; topluluk bir araya gelir, doğaya ve atalara şükran sunar.
• Kultrun adlı davul, ritüellerin en kutsal enstrümanıdır; evreni temsil eden desenlerle süslenir.
Günümüzde Şili nüfusunun yaklaşık % 10’u Mapuche kökenli. Çoğu Araucanía, Bío Bío ve Los Ríos bölgelerinde yaşıyor.

Valparaíso
Tarihe geri dönersek… Şili’nin tarihinin Osmanlı İmparatorluğu’yla da bir bağlantısı var! Nasıl mı? 1453’te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi; yalnızca Bizans İmparatorluğu’nun sonunu değil, aynı zamanda Avrupa ve Güney Amerika tarihinin seyrini de değiştirmiş. Çünkü İstanbul’un fethedilmesiyle Avrupalılar için Doğu’ya giden geleneksel ticaret yolları büyük ölçüde kapanmış. Baharat, ipek ve değerli mallara ulaşmak isteyen Avrupalılar; yeni pazarlar ve farklı güzergâhlar aramaya başlamış. Bu arayış, 15. ve 16. yüzyıllarda “Keşifler Çağı”nı doğurmuş.
İşte bu dönemde Portekiz asıllı denizci Ferdinand Magellan (Macellan), İspanya adına çıktığı sefer sırasında 1520’de Güney Amerika’nın en dar noktasında, Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’u birbirine bağlayan boğazı keşfetmiş. Günümüzde Şili topraklarında yer alan bu geçit, onun adıyla Macellan Boğazı olarak anılıyor.
Başka bir deyişle İstanbul’un fethiyle başlayan ticaret yollarındaki değişim, dolaylı yoldan Şili kıyılarında yeni bir deniz yolunun keşfine kadar uzanan tarihi bir bağlantı kurmuş.
Şili’de sömürge sürecinin temellerinin de Portekizli kâşif Ferdinand Magellan’ın 1519 yılında ülkenin güneyine ayak basmasıyla atıldığını söyleyebiliriz. 1540-1541 yıllarına gelindiğinde İspanyol sömürgeciler Şili’yi kontrol altına almış. 1542’de ülke İspanya İmparatorluğu’nun Peru Valiliği’ne bağlanmış. Sömürge dönemi boyunca yerli halk yok edilmiş, misyonerlik faaliyetleriyle insanlar zorla Hristiyanlaştırılmış. Yaklaşık 300 yıllık sömürge döneminin ardından 18 Eylül 1810’da İspanya’ya karşı otonom bir bölge olarak, 12 Şubat 1818’de de cumhuriyet idaresi şeklinde bağımsızlık ilan etmiş.
1879-1883 Pasifik Savaşı’nı kazanan Şili, dünyanın en zengin bakır ve nitrat yataklarını kontrolü altına almış.
Ülkede bir süre siyasi istikrarsızlık görüldü. 1970 yılında iktidara gelen Salvador Allende, 1973 yılında ABD destekli bir askerî darbeyle devrildi. Bunun üzerine yönetime geçen Augusto Pinochet, 1973-1990 yılları arasında ülkeyi cunta rejimiyle yönetti. 1990’da Pinochet ve cunta rejiminde görev alan üst düzey kişiler yargılandı ve mahkûm edildi. Pinochet ev hapsinde tutulurken kalp krizi geçirerek öldü.
Günümüzde Güney Amerika’nın sosyoekonomik açıdan en istikrarlı ve müreffeh ülkelerinden biri olan Şili, Latin Amerika ülkeleri arasında lider kabul ediliyor.
Şili günümüzde başkanlık tipi demokrasiyle yönetiliyor.
Şili deprem kuşağında yer alan bir ülke. 1960’da Güney Şili’de meydana gelen 9,5 büyüklüğünde depremde yaklaşık 1.500 kişi öldü, 2.000 kişi evsiz kaldı. Bu deprem günümüze kadar kaydedilen dünyanın en büyük depremi oldu.
Şili nerede? Şili’ye nasıl gidilir?
İçindekiler
Şili; doğuda And Dağları, batıda Büyük Okyanus, güneyde Drake Boğazı arasında ince uzun bir şerit şeklinde bir ülke. Kuzeyde Peru, kuzeydoğuda Bolivya, doğuda Arjantin ile komşu.
İstanbul’dan başkent Santiago’daki Santiago-Rosalía de Castro Uluslararası Havalimanı’na (IATA: SCQ) en kısa 15 saatte gidiliyor.
Ancak şöyle bir durum var: TK uçağı haftanın belirli günlerinde İstanbul-São Paulo-Buenos Aires-São Paulo-İstanbul rotasında, haftanın belirli günlerinde İstanbul-São Paulo-Santiago-São Paulo-İstanbul rotasında ring seferi yapıyor. Başka bir deyişle, gidişte TK uçağı ilk olarak São Paulo’ya iniyor. São Paulo’da yolcular iniyor ve uçak temizleniyor, yakıt alınıyor. Bu arada Buenos Aires (veya Santiago) yolcuları uçaktan inmeden yerlerinde oturmaya devam ediyor. Yaklaşık 1 saat sonra uçak São Paulo’dan kalkıp Buenos Aires’e (veya Santiago’ya) gidiyor.
Dönüşte TK uçağı önce Buenos Aires’ten (veya Santiago’dan) kalkıyor. São Paulo’ya iniyor. São Paulo yolcuları uçaktan iniyor. İstanbul yolcuları yerlerinden kalkmadan uçakta yaklaşık 1 saat bekliyor. Uçak temizlendikten ve yakıt alındıktan sonra São Paulo’dan yeni yolcular biniyor. Uçak İstanbul’a devam ediyor.
Şili’ye vize almak gerekiyor mu?
Resmi ve umuma mahsus pasaport sahibi T.C. vatandaşları, Şili’ye yapacakları seyahatlerinde 90 günü aşmamak kaydıyla vizeden muaf.
Dikkat! Şili’ye seyahat eden tüm yolcuların, Şili Tarım Bakanlığı gereğince; ülkeye girmeden 1 gün önce https://dj.sag.gob.cl/declaracion-jurada sitesinden yanlarında getirdikleri hayvani gıdaları, bitkileri, dövizi ve eşyaları beyan etmeleri gerekiyor.
Ancak dikkat! Artık Güney Amerika uçuşlarında ekstra güvenlik kontrolü yapılıyor. Daha önce Schengen veya ABD vizesi almadıysanız, pasaportunuzda hiç giriş-çıkış yoksa, uçağa kabul edilmeme ihtimaliniz var.
Önemli uyarı! Ülkeye girişte gümrük kontrolunda PDI (Policía de Investigaciones de Chile) denilen ve üzerinde QR kodu olan bir kâğıt veriyorlar. Bu kâğıdı sakın kaybetmeyin! Kaldığınız bütün otellerde bunu istiyorlar! Ülkeden çıkarken de gümrük kontrolunda geri alıyorlar!
Şili’de gezilecek yerler listesi
Şili; doğası, tarihi, kültürü, gastronomisiyle gezginleri kendine hayran bırakan bir ülke.
Gastronomi demişken… Şili mutfağı, hem yerel Mapuche kültüründen hem de İspanyol etkilerinden beslenerek ortaya çıkan özgün ve zengin bir mutfak. Deniz ürünleri, mısır, patates ve et; Şili yemek kültürünün temel taşlarını oluşturuyor. Ayrıca âdeta Şili’nin imzası olan ve çoğunlukla Carménère üzümünden yapılan şarapları da dünya çapında tanınıyor. Carménère üzümü, aslen Fransa’nın Bordeaux kentinde ekildi ama artık Fransa’da nadiren bulunuyor. Şili günümüzde mevcut Carménère şaraplarının büyük çoğunluğunu üretiyor.

Casablanca Vadisi Bağ Rotası
Bu arada özel bir gelenekten de bahsetmek istiyorum: Maté içme geleneği! Yerba maté, Güney Amerika’ya özgü çobanpüskülü cinsinden bir bitki türü. Kafein içeriyor. Bitkinin yaprakları sıcak suda bekletilerek maté olarak bilinen bir içecek elde ediliyor. Yerli Guaraní ve bazı Tupi toplulukları, yerba maté’yi ilk olarak Avrupa’nın Amerika kıtasını sömürgeleştirmesinden önce yetiştirmiş ve tüketmiş. Günümüzde de maté içmek; Paraguay, Uruguay, Arjantin, Güney Brezilya ve Güney Şili’de her yaştan insan arasında yaygın bir ritüel. Su kabağının içine konulan içecek, arkadaşlar tarafından aynı pipetle içiliyor. Su kabağı, genellikle daire şeklinde sırayla herkese veriliyor. Alan kişi kaptaki birkaç yudumu içiyor ve ardından maté’yi tekrar doldurup saat yönünde bir sonraki kişiye veriyor. En ilginç kısmı da şu: Kabı alan kişinin içtikten sonra teşekkür etmemesi gerekiyor! Eğer teşekkür ederse, bir daha istemediği anlamına geliyor ve ona tekrar maté ikram edilmiyor.

Maté
Bir gelenek daha… “La Previa”; Şili ve Arjantin’de gençlerin genellikle küçük bir arkadaş grubuyla birlikte birinin evinde toplanması, birkaç içki içmesi, sohbet etmesi, orada olmayan diğer arkadaşları hakkında konuşması ve gecenin geri kalanına hazırlanması geleneğine deniyor.
Ülkenin tarihi ve kültürel değerlerine gelirsek… İnka Yol Sistemi (Quechua dilinde “kraliyet yolu” anlamına gelen Qhapaq Ñan), yaklaşık 40.000 kilometre uzunluğuyla Kristof Kolomb kıtaya gelmeden önce Güney Amerika’daki en kapsamlı ve gelişmiş ulaşım sistemiymiş. 6 ülkede (Arjantin, Bolivya, Şili, Kolombiya, Ekvador, Peru) yollar, köprüler, hendekler ve destekleyici altyapı gibi yapıları içeren 273 bileşenden oluşuyor. Ayrıca UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Benim hikâyeme gelince… Şili’de düzenlenen 2025 ATTA Adventure Travel World Summit’e basın davetlisi olarak katıldım. Şili Turizm Tanıtım Kurumu (SERNATUR – Servicio Nacional de Turismo) ev sahipliğinde katıldığım bu etkinlik sayesinde Şili kapıları bana açıldı ve kabarık seyahat haritama çok özel bir ülke eklememi sağladı. Gelince de gördüm ki Şili gerçekten ziyareti hak eden, olağanüstü güzellikle bir ülkeydi.

ATWS 2025
Şimdi gelin, Şili’nin en can alıcı yerlerine birlikte göz atalım…
Santiago
Şili’nin başkenti Santiago (İspanyolca: Santiago de Chile), And Dağları ve Şili Sahil Sıradağları ile çevrili bir vadide yer alıyor. Şehir 1541 yılında İspanyol kâşif Pedro de Valdivia tarafından kurulmuş. Koloni döneminden beri de başkent olarak hizmet vermiş. Merkezindeki Plaza de Armas’da neoklasik katedral Santiago de Compostela ve Ulusal Tarih Müzesi var. Parque Metropolitano’da yüzme havuzları, botanik bahçesi, hayvanat bahçesi var.

Santiago de Chile
Şehir merkezindeki San Francisco Kilisesi ve Manastırı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.

San Francisco Kilisesi ve Manastırı
Şehir merkezindeki La Moneda Sarayı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.

Palacio De La Moneda
O’Higgins bölgesindeki terk edilmiş Sewell Maden Kasabası, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Cerro El Plomo yüksek tapınağı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.
Viña del Mar
Santiago’nun kuzeybatısında yer alan Viña del Mar, sevimli bir sahil kenti. Bahçeleri, plajları, yüksek binalarıyla tanınıyor. Quinta Vergara Park; Quinta Vergara Amfitiyatrosu’na, 20. yüzyılın başlarına tarihlenen Vergara Sarayı’na, önemli sanat eserlerinin kopyalarının sergilendiği Artequin Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Francisco Fonck Arkeoloji ve Tarih Müzesi’nde Paskalya Adası’ndan gelen taş moai heykelleri ve küçültülmüş kafalar bulunuyor.

Viña del Mar
Valparaíso
Bir liman kenti olan Valparaíso; dik fünikülerleri, uçurumun tepesindeki rengârenk evleri ve sanat dolu sokaklarıyla tanınıyor. Şehrin simge yapıları arasında 1971 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Şilili şair Pablo Neruda’nın eski ikametgâhı olup sonradan müzeye çevrilen La Sebastiana var. Valparaíso Liman Şehri’nin Tarihi Bölgesi, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Valparaíso, müzik dalında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Programı’na dâhil.

Valparaíso
Juan Fernández Takımadaları Millî Parkı, UNESCO Dünya Doğa Mirası Geçici listesinde yer alıyor.
Easter Island (Paskalya Adası – Rapa Nui)
Pasifik Okyanusu’ndaki Polinezya Üçgeni’nin en güneydoğu noktasında bulunan Paskalya Adası (yerli adıyla Rapa Nui), volkanik bir ada. Burası en çok arkeolojik alanları ve sönmüş bir volkan olan 324 m yüksekliğindeki Rano Kau ile tanınıyor. Arkeolojik alanlarında 13.-16. yüzyıllarda bölge sakinleri tarafından yapılan, moai denilen yaklaşık 900 anıtsal heykel var. Moai’ler; genellikle ahus adı verilen devasa taş kaidelerin üzerinde duran, büyük kafalara sahip, oyulmuş insan figürlerine deniyor. Bu alanlar içinde Ahu Tongariki, en büyük dik moai grubuna sahip. Rapa Nui Millî Parkı, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.

Easter Island (Paskalya Adası – Rapa Nui)
San Pedro de Atacama
Atacama Çölü’ne gitmek istiyorsanız; And Dağları’nda kurak, yüksek bir plato üzerinde kurulan San Pedro de Atacama’yı merkez olarak alabilirsiniz. Atacama Çölü, dünyada kutuplar haricindeki en kurak yer. En çok ziyaret edilen yerleri arasında kumullarla dolu Ay Vadisi (Valle de la Luna), Ölü Deniz ile aynı tuz içeriğine sahip Laguna Baltinache, Atacama Tuz Düzlükleri (Salar de Atacama), termal havuzlara girebileceğiniz El Tatio Gayseri, Red Stone Çölü, Los Flamencos Ulusal Koruma Alanı var.

Atacama Çölü – La Mano del Desierto – The Hand of the Desert (Çölün Eli)

El Tatio Gayseri
Atacama Çölü’nün bir özelliği de burada Chinchorro uygarlığına ait mumyaların bulunmuş olması. Atacama Çölü’nün aşırı kuru iklimi nedeniyle bu mumyalar çok iyi korunmuş hâlde günümüze ulaşmış. Bu mumyalar, Mısır mumyalarından bile yaklaşık 2.000 yıl eski! Mısır’da bulunan en eski mumya M.Ö 3000 yıllarına tarihlenirken, Chinchorro’da bulunan mumyalar M.Ö 5000 yıllarına tarihleniyor. Atacama, Antofagasta, Arica y Parinacota bölgelerindeki Chinchorro Kültürünün Yerleşmesi ve Yapay Mumyalanması; UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Atacama Çölü’nün Tarapaca bölgesindeki Humberstone ve Santa Laura Güherçile İşleri, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.

Güherçile ekstraksiyonu için kurulan Humberstone, günümüzde Atacama Çölü’nde hayalet bir kasaba
Huasco, Elqui ve Limari vadilerindeki üzüm bağları ve damıtma tesislerindeki Şili Pisco Asması ve Bağ Kültürü Manzarası, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.
Punta Arenas
Ülkenin en güneyindeki Şili Patagonya‘sının ucuna yakın bir konumda yer alan Punta Arenas, Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birbirine bağlayan Macellan Boğazı’nda bulunuyor. Bu arada Patagonya’ya ismini Ferdinand Magellan vermiş. Anlamı da “Koca Ayak”. Burası genelde vahşi doğaya ve Antarktika’ya yapılacak geziler için üs olarak kullanılıyor. Plaza Muñoz Gamero’da kâşif Ferdinand Magellan’ın anısına bir anıt, Museo Nao Victoria’da onun kalyonlarından birinin kopyası bulunuyor.

Punta Arenas
Punta Arenas’tan tekneyle Magdalena Adası’na gidip yüzlerce Macellan penguenini (Magellanic penguin) yakından görebiliyorsunuz.

Magdalena Adası’na gidip yüzlerce Macellan penguenini (Magellanic penguin) görebiliyorsunuz
Aysén ve Magallanes bölgelerindeki Patagonya’nın Rupestria sanatı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.
Magallanes bölgesindeki Fell ve Pali Aike Mağaraları, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.
Puerto Natales
Patagonya bölgesinde, Şili Patagonya’sının Señoret Kanalı üzerinde yer alan Puerto Natales; küçük bir liman kenti. Buradan Torres del Paine Millî Parkı’na gidiliyor. Ayrıca Patagonya fiyortlarını gezen tekneler buradan kalkıyor.

Puerto Natales
Magallanes bölgesindeki Torres del Paine Millî Parkı ve Bernardo O’Higgins Millî Parkı, UNESCO Dünya Doğa Mirası Geçici listesinde yer alıyor. Torres del Paine Millî Parkı ayrıca UNESCO Biyosfer Rezervi olarak korunuyor.

Torres del Paine Millî Parkı
Puerto Montt
Şili’nin güneyindeki Göller Bölgesi’nde yer alan Puerto Montt, And Dağları’na ve Patagonya fiyortlarına açılan bir kapı olarak biliniyor. Buradan aktif bir yanardağ olan Calbuco’ya gidebiliyorsunuz.

Calbuco Yanardağı
Pucón
Şili’nin merkezindeki Göller Bölgesi’nde, Villarrica Gölü üzerinde yer alan Pucón; tam bir macera turizmi merkezi. Burada yürüyüş, su sporları, rafting, kano, kayak yapabiliyorsunuz. Göl kenarındaki plajlarda yüzebiliyor, yağmur ormanlarına gidebiliyor, doğal kaplıcalarda şifalanabiliyorsunuz.

Pucón
Chiloé Adası
Chiloé Takımadaları, Şili’nin güneyindeki Los Lagos bölgesinde yer alıyor. Takımadaların en büyük adası da aynı ismi paylaşıyor. Chiloé Adası, 17.-18. yüzyıllarda Cizvit misyonerleri tarafından yapılan Chonchi Kilisesi gibi ikonik ahşap kiliseleriyle tanınıyor. Chiloé Kiliseleri, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Chiloé Adası’nın batı kıyısındaki üç adacıktan oluşan Islotes de Puñihuil Tabiat Anıtı, Humboldt ve Macellan penguenlerinin bilinen tek ortak üreme alanı olmasıyla dikkat çekiyor.
Los Lagos’taki Monte Verde Arkeolojik Alanı, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor.

Chiloé
Yağmur ormanlarından dünyanın en kurak sıcak çölüne, buzullarından dünyanın geçilmesi en zor boğazlarından biri olan Drake Boğazı’na, And Dağları’ndan dünyanın en ilginç taş insan heykellerine ev sahipliği yapan Paskalya Adası’na kadar; Şili zenginliklerle dolu olan, beni de kendine hayran bırakan bir ülke.
Keşfetmeniz dileğiyle…
Ne mutlu sana ki görmeyi çok istediğin bir ülkeyi daha görüp bize de tanıtabildin. Yazın da fotoğraflar da çok güzel. Tebrikler
Çok teşekkür ederim. Yazımın faydalı olmasına ve beğenilmesine çok memnun oldum. Sevgiler