Johannesburg Gezi Rehberi
Johannesburg (popüler ismiyle Jo’burg veya Jozi City), Güney Afrika Cumhuriyeti’nde altın ve gümüş ticaretinin yoğunluğuyla adından bahsettiren bir şehir. Ancak çok sayıdaki silahlı soygunlar nedeniyle Afrika kıtasının en tehlikeli şehri kabul ediliyor ve dünyada suç oranının en yüksek olduğu şehirler arasında bulunuyor. Şehrin yakınındaki Sterkfontein Mağaraları, Güney Afrika’nın Fosil Hominid Alanları içinde UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.

1866 yılında burada altın bulunması, Anglo-Boer savaşlarına neden olmuş. Anglo, Britanyalı kolonicilerin soyundan gelenlere deniyor. Boerler ise Hollanda kökenli ve Afrikaans dili konuşan halk. Boerler zaman içinde İngilizler’le devam eden anlaşmazlıkları neticesinde Natal, Transvaal, Orenje adlarında üç bağımsız Boer Cumhuriyeti kurmuş fakat İngilizler 1843’te Natal’i, 1899-1902 Boer Savaşı’nda Orenje ve Transvaal’i ele geçirmiş.

Johannesburg’da gezilecek yerler listesi
İçindekiler
Direkt uçuşla Johannesburg’daki O. R. Tambo Uluslararası Havalimanı’na (IATA : JNB) yaklaşık 9,5 saatte gidiliyor. Hemen bir uyarı yapayım: Boarding pass’ınızı atmayın, uçaktan inerken kontrol ediyorlar. Eğer Johannesburg’dan iç hat uçuşuyla devam edecekseniz, bavulunuzu havalimanında alıp tekrar iç hat uçuşu için teslim etmeniz gerekiyor.
Şehirde en güvenli bölge olan Sandton’da konaklamanızı öneririm. Havalimanından Sandton’a Gautrain ile gidebiliyorsunuz. Biletinizi atmayın, çıkışta turnikede okutmanız gerekiyor. Bütçenize uyuyorsa Sandton Sun & Towers’da konaklayabilirsiniz. Yine aynı bölgedeki Garden Courts da daha düşük bütçeli ama temiz, güzel bir otel.
Güney Afrika‘nın zorlu şehirlerinden biri olan Johannesburg; şehir hayatından çok, çevresindeki safari olanaklarıyla turistleri cezbeden bir yer.

Johannesburg’dan küçük özel uçaklarla ya da helikopterlerle direkt gidilen private game reserve (özel safari bölgeleri) var. Özel oldukları için akşamları kapanmıyorlar. Buralarda başka hiçbir yerde bulamayacağınız lüks safariyi yaşayabiliyor, bush breakfast (yaban hayatı içinde kahvaltı), gece safarisi, yıldız gözlemi, yürüyüş safarisi, ata binme gibi faaliyetler yapabiliyorsunuz. Bu safari alanları içinde Qwabi Private Game Reserve (Waterberg’de), andBeyond Phinda Private Game Reserve (Kuzey KwaZulu Natal’da), Kapama Private Game Reserve (Blyde River Valley ve Kruger Millî Parkı arasında kalıyor), Sabi Sands Game Reserve (Mpumalanga’nın Lowveld bölgesinde, Kruger Millî Parkı’nın bitişiğinde yer alıyor) sayılabilir.
Johannesburg tek başına gezilecek bir şehir değil. Çok ciddi bir güvenlik problemi var. En iyi bölgesi Sandton City’de Sandton Sun&Towers otelinde kalmama rağmen geceleri odamın kapısını bile kilitli tuttum. Otel odalarında kasaların açılıp paraların çalındığını duydum. O nedenle asla ve asla tek başına gezmenizi önermem. Hele geceleri sakın yalnız dışarı çıkmayın, ara sokaklarda dolaşmayın.

Johannesburg turuna arkadaşlarımla birlikte gittim. Birlikte şoförlü araç tuttuk ve şoförümüz bizi şehirde istediğimiz her yere götürdü.

Nelson Mandela Meydanı
Nelson Mandela Meydanı ismini Apartheid sisteme karşı mücadele eden, bu uğurda 27 yılını hapiste geçiren, dünyadan gelen baskılar sonunda hapisten çıkıp sonra da Nobel Barış Ödülü’nü kazanan, siyahilerin ilk kez oy verebildiği seçimlerde başkan seçilen ve yönetimi boyunca Apartheid sistemin mirasının dağılmasına, ırkçılığı, fakirliği, eşitsizliği engellemeye odaklanan Nelson Mandela’dan alıyor. Meydanda Mandela’nın 6 metrelik heykeli ve resimleri bulunuyor.

Meydanın çevresinde pek çok restoran ve alışveriş mağazası var. Biz burada Trumps Grill House and Bakery’de yemek yedik. Porsiyonlar aşırı büyüktü, 2 kişi rahatlıkla tek porsiyonla doyuyor. Etleri çok lezzetli. Hatta iddia ediyorum, yediğim en lezzetli et!

Soweto
Siyahlara karşı ırkçı Apartheid tutumlar devam ederken pek çok siyah Jo’burg’a iş bulmak için akın etmiş. Toprakları ellerinden alınan siyahlar, 1940’larda şehrin güneybatısındaki Soweto (South Western Townships) bölgesine yerleştirilmiş. Nelson Mandela, Desmond Tutu gibi Nobel Barış Ödülü sahibi siyahi liderler bu mahallede yaşamış.
Burada yer alan ve Soweto Towers olarak bilinen iki ünlü kule, eski bir elektrik santralinin bacaları olarak inşa edildi. Yaklaşık 100 metreye kadar yükselen kuleler, Johannesburg’un simgeleri arasında sayılıyor. Bu kuleler her yıl düzenli olarak boyanıyor ve yeni bir çehreye kavuşuyor. Kulelere verilen reklamdan da ciddi bir reklam geliri elde ediliyor.

Soweto’da Nelson Mandela evini de ziyaret edebilirsiniz. Ev oldukça küçük ve içindeki tüm eşyalar replika. Beklentiniz yüksek olursa bir miktar hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Soweto’da çok az turistin gittiği Ekhaya Lempilo’ya da uğramanızı öneririm. Burası bitkilerle tedavi uygulayan, manevi bir yolculuk yaptıran bir sağlık merkezi. İsmi “Yaşam Evi” anlamına geliyor.
Gold Reef City Tema Parkı
1971’de kapanan eski bir altın madeninin üzerinde yer alan Gold Reef City Tema Parkı, 1886’da Witwatersrand’da başlayan altına hücum temasını işliyor. Parktaki tüm binalar bu dönemi yansıtıyor.

Apartheid Müzesi
Gold Reef City kompleksinin yanında olan Apartheid Müzesi, oldukça üzüntü veren bir müze. Burada ırkçılıkla dolu Apartheid sistemi iliklerinize kadar hissediyor, yükselişinden çöküşüne bir utanç dönemine tanıklık ediyorsunuz. Müze pazartesi ve salı günleri kapalı.
Lion (Aslan) & Safari Park
Aslan ve Safari Parkı harika bir yer. Dilerseniz kendi aracınızla, dilerseniz parkın zırhlı aracıyla gezebiliyorsunuz. Parkın en önemli özelliğiyse nadir bulunan beyaz aslanları, leoparları, çitaları görmeniz. Parkın ücreti yapacağınız aktiviteye göre değişiyor, 1 saat veya 2 saatlik turları var.

Parkta hayvanlar kendilerine ayrılan geniş alanlarda yaşıyor. Hepsinin bölgesi elektrikli tellerle çevrili, hiçbiri bir diğerinin bölgesine geçemiyor. Hatta aslan ailelerinin kendi içindeki bölgeleri bile ayrı. Hayvanların hepsi kontrollü şekilde bakılıyor, tam olarak yaban hayatı içinde gibi değiller ama bir hayvanat bahçesi ortamı da asla yok. Üremeleri kontrol altında, kısırlaştırılıp fazla üreme engelleniyor. Canlı hayvanlarla beslenmiyorlar, yani avlanmıyorlar. Ancak avlanmadıkları ve bu nedenle fazla efor harcamadıkları için de ömürleri doğadaki hayvanlara göre daha uzun oluyor.

Johannesburg şehir turunuzda eğer 1 gününüz bile varsa bu parkı kaçırmamanızı öneririm. Doğası güzel, hayvanlar zaten çok güzel…

Lesedi Kültür Köyü
Güney Afrika’da yaşayan siyah kabilelerin yaşam şekillerini, danslarını, gelenek ve göreneklerini yakından görmek üzere Lesedi Kültür Köyü’nü ziyaret edebilirsiniz. Burası turistik amaçlı bir yer. 11:30 ve 16:30’da gösteriler yapılıyor. Gösteriler yaklaşık 2 saat sürüyor.

Waterberg
Waterberg, Limpopo eyaletinin kuzeyinde yaklaşık 654.033 hektarlık dağlık bir masif. Buradaki 15.000 km²’lik Waterberg Biyosfer Rezervi, Afrika’nın iki savan biyosferinden biri. Burada Qwabi Private Game Reserve çok tercih edilen bir özel safari alanı.
Sterkfontein Mağaraları
Johannesburg şehrinin 50 kilometre kuzeybatısında, Gauteng il sınırları içinde bulunan Sterkfontein Mağaraları fosil buluntularıyla ünlü. Burası “insanlığın beşiği” olarak isimlendiriliyor çünkü tüm dünyada bulunan fosillerin ⅓’ü Sterkfontein Mağarası’nda bulunmuş, bazılarının yaşı da 3,5 milyon yılı buluyor. Sterkfontein Mağaraları, Güney Afrika’nın Fosil Hominid Alanları içinde (Sterkfontein, Swartkrans, Kromdraai, Makapan Vadisi, Taung) UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Pilanesberg Millî Parkı
Güney Afrika’nın en büyüleyici safari destinasyonlarından biri olan Pilanesberg Millî Parkı, Afrika’nın vahşi doğasına adım atmak isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor. Johannesburg’a sadece birkaç saatlik mesafede, Kalahari ve Lowveld arasında yer alan bu park; dünyanın en eski volkanik kraterlerinden biri üzerine kurulu. Bu muazzam doğa harikası 550 kilometrekarelik bir alana yayılıyor ve hayvan severlere doğal yaşamı keşfetmek için mükemmel bir ortam sağlıyor.

Sun City
Güney Afrika’nın kuzeyinde, Pilanesberg Millî Parkı’nın hemen yanında yer alan Sun City; âdeta bir tatil cenneti. Çöl manzaralı bir vahada kurulu olan bu benzersiz tatil beldesi, hem lüks otelleri ve kumarhaneleriyle hem de muazzam doğası ve eğlence dolu aktiviteleriyle ünlü. Afrika’nın Las Vegas’ı olarak bilinen Sun City, her yaştan tatilciye hitap eden zengin bir deneyimin merkezi. Burada Frank Sinatra, Liza Minelli, Rod Stewart, Status Quo, Elton John, Tina Turner, Queen gibi dev sanatçıların sahne aldığı yerlerde konserler ve gösteriler izleyebiliyorsunuz.

Johannesburg bence Güney Afrika’nın en güzel şehri değil. Eğer bana Güney Afrika’da tek şehir görme imkânı verilse, seçeceğim şehir kesinlikle Cape Town olurdu. Ayrıca güvenlik açısından da buranın biraz sıkıntılı olduğunu göz önünde bulundurup tedbiri elden bırakmamak gerek. Ancak yine de şehir dokusu bir yana, safari deneyimleri yaşarsanız; Johannesburg’u da seveceğinize eminim.
Yine de Afrika’da olmak çok güzel… Keşfetmeniz dileğiyle…





