El Ula Gezi Rehberi – Çölün Ortasında Bir Açık Hava Müzesi
Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında, büyüleyici kaya oluşumları ve antik kalıntılarıyla çevrili El Ula (AlUla); âdeta ülkenin açık hava müzesi sayılabilir. Burada doğa, tarih ve sanat; kusursuz bir uyum içinde birleşiyor. Bir zamanlar kervan yollarının uğrak noktası olan bu topraklar, günümüzde Hegra kalıntılarıyla ülkenin kültürel turizminin parlayan yıldızı olarak dikkat çekiyor. Hegra (Al-Hijr Arkeolojik Alanı – Madâin Sâlih), UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor.
Buranın kültürel ve manevi kalbini 3 büyük medeniyet şekillendirmiş: Dadān (Dedan) Krallığı, Lihyan Krallığı ve Nebati Krallığı. Usta inşaatçılar olan Dadānlar, Al-Ula’nın kentsel yaşamının öncüleri olmuş. Güçlü tüccarlar olan Lihyanlar, önemli tütsü yollarına hükmetmiş ve anıtsal mezarlarda izlerini bırakmış. Sanatsal yetenekleri ve mühendislik dehalarıyla ünlü olan Nebatiler, kayalara krallıklarının sanatını oymuş.
El Ula’yı benzersiz kılan şeyse sadece geçmişin görkemi değil; aynı zamanda sessizliği, gizemli enerjisi ve doğayla bütünleşen estetiği. Bu topraklarda yürürken; tarihin nefesini, taşlara sinen hikâyeleri ve çölün dinginliğini hissediyorsunuz.

El Ula’nın tarihi binlerce yıl öncesine uzanıyor. Şehirde Dadānit (Dedanit), Lihyanit, Nebati ve Roma işgallerinin izleri de görülüyor.

Nebati Krallığı döneminde (M.Ö 1. yüzyıl-M.S 1. yüzyıl) burası ticaret yolları üzerinde önemli bir merkezmiş. Günümüzde de kaya mezarları ve tapınaklarıyla Nebati mimarisinin çarpıcı örneklerini barındırıyor.
Petra ile birlikte aynı medeniyetin parçası olan El Ula, Petra’nın kız kardeşi olarak anılıyor. Burası Nebati Krallığı’nın başkenti Petra’dan sonra en güneydeki ve en büyük ikinci şehriymiş. Doğal güzelliğiyle de dünyanın yeni 7 harikasından biri olan Ürdün‘deki Petra’yı andıran El Ula, ülkenin kültürel turizm yüzü hâline geldi. Kumtaşından oyulan 100’ü aşkın mezar, bölgenin zengin tarihini gözler önüne seriyor.
El Ula aynı zamanda İslam öncesi Arap kabilelerinin yaşadığı, kültürlerin kesiştiği bir vadi olarak da önem taşıyor. Günümüzdeyse bu antik miras, Suudi Arabistan’ın kültürel canlanmasının merkezinde yer alıyor.

El Ula, Medine ile Şam arasındaki kadim kervan yolu (Darb el-Hicaz) üzerinde yer alıyor. Bu güzergâh, İslam’dan önce de ticaret yolu olarak kullanılıyormuş. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Tebük Seferi (M.S 630) sırasında ordusuyla birlikte bu bölgeden geçtiği rivayet edilir. Bu sefer sırasında El Ula yakınlarındaki Medain Salih (Hicr) bölgesine de uğradığı bilinir.
Rivayete göre Hz. Salih’in kavmi Semûd, buranın halkı tarafından taşlanmış. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.), Müslümanlar’a buradan geçerken hızlı olmalarını öğütlemiş. Kur’an-ı Kerim’de de (Hicr Suresi, 80-84) Semûd kavminin isyanı ve helakı anlatılır.
Yani El Ula, hem İslam öncesi medeniyetlerin izlerini taşıyan hem de Peygamberimizin geçişiyle dini açıdan anlam kazanan bir duraktır.

Vision 2030 – Geleceğe Açılan Kapı
İçindekiler
Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğinde başlatılan Vision 2030 projesi, Suudi Arabistan’ın geleceğini yeniden şekillendiriyor. Hedef; petrol bağımlılığından uzak, teknoloji, kültür, turizm ve eğlence sektörleriyle güçlü bir ekonomi yaratmak.
Kadınların sosyal hayata aktif katılımı, sinema ve konserlerin yeniden serbest bırakılması, büyük uluslararası etkinliklerin düzenlenmesi; bu vizyonun parçaları arasında sayılabilir. NEOM gibi fütüristik şehir projeleri, ülkenin geleceğini âdeta yeniden yazıyor.
El Ula, Vision 2030 kapsamında kültür ve sürdürülebilir turizmin merkezi olarak konumlandırılıyor. Royal Commission for AlUla (RCU) tarafından yürütülen çalışmalarla bölge, hem doğal hem kültürel mirasını koruyarak dünya çapında bir destinasyona dönüştürülüyor.

Her yıl düzenlenen Winter at Tantora Festivali, sanat, müzik ve gastronomiyi bir araya getirerek El Ula’yı kültürel bir merkez hâline getiriyor.
Burada yapılan her şey doğayla uyum içinde: Lüks çadır kampları, çevre dostu oteller ve sürdürülebilir seyahat konseptleri; El Ula’yı hem ilham verici hem sorumlu bir destinasyon yapıyor.

El Ula’da gezilecek yerler listesi
El Ula’ya gelmek için öncelikle İstanbul’dan Suudi Arabistan‘ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na (IATA : RUH) veya Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’na (IATA : JED) gelmelisiniz. Her iki şehirden de El Ula’daki Prince Abdul Majeed bin Abdulaziz Havalimanı’na (IATA : ULH) uçuşlar var.
Havalimanından şehir merkezi yaklaşık 25 dakika uzaklıkta yer alıyor. Bölgede toplu taşıma sınırlı olduğundan, geziler için araç kiralamak veya tur organizasyonlarına katılmak en uygun seçenek oluyor.
El Ula’nın coğrafyası geniş ve doğal alanlarla çevrili olduğu için, her nokta birbirine çok uzak. Bu nedenle planlı bir rota oluşturmak gerekiyor.

Burada yapabileceğiniz özel bir aktivite de var: Sıcak hava balonuna binmek. Bu etkinlik için yaklaşık 1.300 SAR (yaklaşık 300 EUR) ödemek gerekiyor.
Gastronomi önerilerime gelince… El Ula mutfağı, hem geleneksel Suudi tatlarını hem de modern yorumları bir araya getiriyor. Ayrıca son yıllarda açılan açık hava restoranları, yöresel malzemeleri modern sunumlarla buluşturuyor. Gün batımında çöl manzarasına karşı bir kahve içmek, El Ula deneyiminin vazgeçilmez anlarından biri. Lezzetlerden bazılarını da listeledim:
• Mandi ve Kabsa: Bölgenin klasik etli pilavları.
• Madfoun: Etin uzun süre yer altı fırınında pişirildiği özel bir çöl yemeği.
• Hurma: El Ula hurmaları, Suudi Arabistan’ın en kaliteli türlerinden biri olarak biliniyor.

El Ula’da konaklama önerisi isterseniz, burada 3 tane ikonik otel var:
• Our Habitas AlUla. Doğal çevresiyle kusursuz bir şekilde bütünleşen Our Habitas AlUla, 96 konuk villasına ev sahipliği yapıyor. Burası sosyal medyada ünlenen havuzunun, sağlıklı yaşam merkezlerinin keyfini çıkarabileceğiniz bir otel.

• Banyan Tree AlUla. Ashar Vadisi’ndeki konumuyla göz kamaştıran Banyan Tree AlUla, şık çadırlı villaları ve manzarasıyla nefes kesiyor. Grubumuzla burada konakladık. Benim gözümde burası El Ula’nın en güzel oteli.


• The Chedi Hegra. El Ula’nın en yeni lüks oteli olan The Chedi Hegra, 1907’ye tarihlenen bir tren istasyonunun kalıntıları üzerine inşa edildi. 35 odası yaban hayatı koruma alanına bakıyor.

Şimdi gelin, El Ula’da gezilecek yerler listesine bir göz atalım…
Hegra (Madâin Sâlih)
El Ula’nın kalbi olan Hegra (Al-Hijr Arkeolojik Alanı – Madâin Sâlih), UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Nebati Krallığı’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Hegra, kumtaşından oyulan mezarlarıyla büyüleyici bir atmosfer sunuyor.

Burada zenginlere ve soylulara ait kaya mezarlarının ön girişinde onları tanıtan yazılar var. Fakirlerse tepelerdeki basit mezarlara gömülmüş. Buradaki Jabal Al-Banat, 29 oyma kaya mezarıyla Hegra’nın en büyük kumtaşı alanı. En dikkat çekici yapısıysa, görkemli cephesiyle Qasr Al-Farid (Yalnız Kale).

Elephant Rock (Jabal AlFil)
İşte doğanın sanat eseri! Fil şeklindeki bu devasa kaya oluşumu, özellikle gün batımında ışık oyunlarıyla harika bir manzara yaratıyor. Akşamları burada düzenlenen açık hava etkinlikleri, El Ula deneyiminin en keyifli anlarını yaşatıyor.

Old Town of AlUla
Dar sokakları, kerpiç evleri ve geleneksel çarşısıyla dikkat çeken bölge, 12. yüzyıla tarihleniyor. Restorasyon çalışmalarıyla yeniden canlandırılan bu bölge, geçmişle bugünü buluşturuyor.
Burada Villa Fayrouz’da yerel lezzetlerin tadına bakmanızı öneririm.

Dadan ve Jabal Ikmah
El Ula’nın daha eski dönemlerine ait iki arkeolojik bölge var: Dadan ve Jabal Ikmah.
Dadan, Lihyan Krallığı’nın başkentiymiş. Burada aslan heykelleriyle süslü kaya mezarları bulunuyor.

Jabal Ikmah ise “Arabistan’ın Açık Hava Kütüphanesi” olarak biliniyor. Yüzlerce antik yazıt, kaya yüzeylerine kazınmış şekilde görülebiliyor.

AlUla Oasis Trail
Vadi boyunca uzanan hurma ağaçları arasındaki yürüyüş rotasına bayılacaksınız. Yeşilin çölle buluştuğu bu rota, doğayla baş başa kalmak isteyen gezginler için huzurlu bir deneyim sunuyor.
Maraya Konser Salonu
Modern Suudi Arabistan’ın sembolü hâline gelen bu yapı, dünyanın en büyük ayna kaplı binası olarak kabul ediliyor. Arapçada “ayna” anlamına gelen “Maraya”, çevresindeki çöl manzarasını yansıtan dev aynalarıyla dikkat çekiyor. Bina; doğayı yansıtan cephesiyle, çölün ortasında âdeta görünmez gibi duruyor. Burada dünyaca ünlü sanatçıların konserleri ve kültürel etkinlikler düzenleniyor.

Sharaan Doğa Koruma Alanı
En çok sarp kumtaşı kayalıkları, vadileri ve çöl ekosistemiyle ünlü olan Sharaan Nature Reserve (Sharaan Doğa Koruma Alanı); yaklaşık 1.500 km²’lik bir alanı kaplıyor. Burası 2024 yılında TIME dergisi tarafından “Dünyanın En Muhteşem Yerleri’nden biri” seçildi.

Bölge; Arap leoparı, Arap yaban kedisi ve Nubian dağ keçisi gibi nesli tehlike altındaki türlerin korunması amacıyla oluşturuldu. Aynı zamanda ünlü Fransız mimar Jean Nouvel tarafından tasarlanan, kayalara oyulması planlanan Sharaan Resort projesiyle de tanınıyor.


El Ula, sessizliğiyle konuşan bir yer. Çölün dinginliğiyle tarihî ihtişamı bir araya getiren bu bölge, Suudi Arabistan’ın ruhunu anlamak için en doğru adres. Bana Suudi Arabistan’da manevi ziyaretler haricinde en çok nereden etkilendiğimi sorarsanız, kesinlikle El Ula derim.
Binlerce yıl önceki medeniyetlerin izleriyle modern sanatın buluştuğu El Ula, keşfeden gezginlere hem huzur hem de ilham sunuyor. Eğer Suudi Arabistan’a manevi bir ziyaret için geliyorsanız, tabii ki rotanızda Mekke ve Medine olacaktır. Ancak burada bir de kültür turu yapacaksanız, rotanıza kesinlikle El Ula’yı dâhil etmelisiniz.
Keşfetmeniz dileğiyle…