Annecy Gezi Rehberi – Alpler’in Venedik’i
Fransa’nın güneydoğusunda, Auvergne-Rhône-Alpes bölgesinde, kendi adını taşıyan ve Avrupa’nın en temiz göllerinden biri olarak bilinen Annecy Gölü’nün kıyısında yer alan Annecy; âdeta bir kartpostalın canlanmış hâlini yansıtan bir yerleşim. İçinden geçen Thiou Kanalı, çiçeklerle süslenmiş köprüleri ve pastel tonlardaki tarihi evleriyle Annecy; hem romantik bir kaçış noktası hem de doğayla baş başa kalınabilecek eşsiz bir Alpler şehri.

Annecy’nin geçmişi, göl kıyısındaki ilk yerleşimlerle Roma dönemine kadar uzansa da şehrin kaderi Orta Çağ’da şekillenmiş. 10. yüzyıldan itibaren Cenevre Kontluğu’nun merkezlerinden biri olan Annecy, 15. yüzyılda Savoy Hanedanlığı’nın egemenliğine girmiş. Şehir için en kırılma noktasıysa 16. yüzyıldaki Protestan Reformu olmuş. Cenevre’den kaçan Katolik piskoposların ve din adamlarının Annecy’ye yerleşmesiyle şehir, bölgenin “Katolik Başkenti” hâline gelmiş ve Barok mimarinin en güzel örnekleriyle donatılmış. 1860 yılında Savoy bölgesinin geri kalanıyla birlikte kesin olarak Fransa’ya bağlanan Annecy, o günden bu yana da tarihi dokusunu titizlikle korumayı başarmış.

Annecy’de gezilecek yerler listesi
İçindekiler
- 1 Annecy’de gezilecek yerler listesi
- 1.1 Palais de l’Île (Ada Sarayı)
- 1.2 Château d’Annecy (Annecy Kalesi)
- 1.3 Vieille Ville (Eski Şehir)
- 1.4 Basilique de la Visitation (Ziyaret Bazilikası)
- 1.5 Saint-Maurice Kilisesi (Église Saint-Maurice)
- 1.6 Saint-Pierre Katedrali (Cathédrale Saint-Pierre)
- 1.7 Notre-Dame de Liesse Kilisesi (Église Notre-Dame de Liesse)
- 1.8 Annecy Gölü (Lac d’Annecy)
- 1.9 Pont des Amours (Âşıklar Köprüsü)
- 1.10 Les Jardins de l’Europe (Avrupa Bahçeleri)
Fransa‘nın güneydoğusundaki Auvergne-Rhône-Alpes bölgesinde, Haute-Savoie departmanında yer alan Annecy; büyüleyici göl manzaralarından Orta Çağ’dan kalma dar sokaklara uzanan, yürüyerek keşfetmesi son derece keyifli bir durak. Her köşesi fotoğraf tutkunları ve tarih meraklıları için ayrı bir görsel şölen sunuyor.

Glob DMC ile çıktığım Comfort Alpler ve İtalya & İsviçre & Fransa Turu rotasında yer alan Annecy, turun en özel yerlerinden biri.

Şehir hakkındaki fikrimi soracak olursanız, Annecy’ye hayran kaldığımı söyleyebilirim. Burası hem göl kenarında hem kanal civarında dolaşmaktan keyif aldığım, pastel renkli evlerini fotoğraflamaya doyamadığım, küçüklüğünün aksine bana büyük huzur ve keyif veren bir kent oldu.

Şimdi gelin, buranın en güzel duraklarına bir göz atalım…

Palais de l’Île (Ada Sarayı)
Thiou Kanalı’nın tam ortasında, suya meydan okuyan gemi şeklindeki bu ikonik yapı; Annecy’nin en çok fotoğraflanan yeri. 12. yüzyılda inşa edilen saray; tarih boyunca mahkeme, darphane ve hapishane olarak kullanılmış. Günümüzde de şehrin tarihini anlatan bir müze olarak hizmet veriyor.

Château d’Annecy (Annecy Kalesi)
Eski kentin (Vieille Ville) üzerinde yükselen bu görkemli kale, eski Cenevre kontlarının ikametgâhıymış. 12.-16. yüzyıllar arasında inşa edilen kale, günümüzde Alpler sanatını ve gölün ekosistemini sergileyen bir müze kompleksine ev sahipliği yapıyor. Avlusundan da nefis bir şehir manzarası sunuyor.

Vieille Ville (Eski Şehir)
Renkli, pastel tonlardaki Orta Çağ evleri, dar sokakları ve kanalları çevreleyen çiçekli korkuluklarıyla burası; Annecy’nin ruhunu oluşturan bölge. Salı, cuma ve pazar günleri kurulan yerel pazarlara denk gelirseniz, bölgenin ünlü Alp peynirlerini ve taze şarküteri ürünlerini tadabilirsiniz.

Basilique de la Visitation (Ziyaret Bazilikası)
Şehrin güneyindeki bir tepede yükselen bu 20. yüzyıl başı bazilika, özellikle 72 metrelik görkemli çan kulesiyle dikkat çekiyor. Hem iç mimarisindeki sakinliği hissetmek hem de Annecy ve gölün tamamını yukarıdan gören eşsiz bir manzara fotoğrafı yakalamak için ziyaret edebilirsiniz.
Saint-Maurice Kilisesi (Église Saint-Maurice)
Eski Şehir’in kalbinde, kanalların hemen yanı başında yer alan bu kilise, Annecy’nin en eski dini yapısı. 15. yüzyılda bir Dominik manastırı olarak inşa edilen yapı, dışarıdan oldukça sade görünse de içeride büyüleyici bir Flamboyant Gotik mimari sunuyor. Kilisenin içindeki Orta Çağ’dan kalma freskler ve loş, mistik atmosfer; tarih meraklılarını cezbediyor.

Saint-Pierre Katedrali (Cathédrale Saint-Pierre)
16. yüzyılın başlarında bir manastır şapeli olarak kurulan bu katedral, Fransız İhtilali döneminde geçici olarak bir “Akıl Tapınağı”na dönüştürülmüş, ardından katedral statüsünü kazanmış. Dış cephesindeki yalın Savoyard Rönesans tarzı mimarisi, içeride yerini görkemli vitray pencerelere ve 19. yüzyıla tarihlenen devasa, sanatsal bir orga bırakıyor. Şehrin dar sokakları arasında aniden karşınıza çıkan bu katedral, sakinliğiyle güzel bir mola noktası.
Notre-Dame de Liesse Kilisesi (Église Notre-Dame de Liesse)
Şehrin en canlı noktalarından biri olan Notre-Dame Meydanı’na ev sahipliği yapan bu kilise, adını Meryem Ana’ya atfedilen bir kutsal mekândan alıyor. Fransız İhtilali sırasında büyük ölçüde yıkılan eski kilisenin yerine 19. yüzyılın ortalarında Neoklasik tarzda yeniden inşa edilmiş.

Annecy Gölü (Lac d’Annecy)
Çevresini saran Alpler ile dünyanın en güzel göllerinden biri olan Annecy Gölü’nün etrafında bisiklet turu yapmak, tekne gezisine çıkmak veya yaz aylarında plajlarında yüzmek; Annecy deneyiminin ayrılmaz bir parçası.

Pont des Amours (Âşıklar Köprüsü)
Annecy Gölü ile Vassé Kanalı’nın birleştiği yerde bulunan bu Demir Dönemi köprüsü, şehrin en romantik noktası. Efsaneye göre bu köprü üzerinde öpüşen âşıklar ömür boyu birlikte kalıyor. Köprüden bakıldığında gölün ve arkasındaki heybetli dağların manzarası da büyülüyor.

Les Jardins de l’Europe (Avrupa Bahçeleri)
Âşıklar Köprüsü’nün hemen yanında yer alan bu asırlık park; devasa ağaçları, yürüyüş yolları ve göl kenarındaki banklarıyla tam bir huzur noktası. Burası yerel halkın ve gezginlerin çimlerde uzanıp dağ manzarasının tadını çıkardığı popüler bir durak.

Annecy, sadece içinden geçen kanallarıyla değil; Alpler’in temiz havası, korunan Orta Çağ ruhu ve doğanın cömertliğiyle harmanlanan kimliğiyle de büyüleyen bir destinasyon. Seyahat listelerinde üst sıralarda yer almayı sonuna kadar hak eden bu şehir, insana zamandan soyutlanmış bir masalın içindeymiş hissi veriyor.