Cezayir Şehri (Algiers) – Akdeniz’in Beyaz İncisi ve Mağrip’in Kapısı
Akdeniz’in güney kıyısında, masmavi bir körfeze karşı bir amfitiyatro gibi yükselen Algiers; hem Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin görkemli başkenti hem de ülkenin en büyük limanı. Algiers, günümüzde beyaz binalarından dolayı “Cezayir-i Beyza” (Beyaz Cezayir) olarak anılsa da Osmanlı döneminde Akdeniz’in en aşılmaz kalesi ve Akdeniz’i kontrol eden deniz reislerinin güçlü üssü olarak, limanı koruyan yüzlerce ağır ateşli silahı nedeniyle tarihi batı kaynaklarında “Bin Top Şehri” olarak anılmış. Kıyıya yaklaşmaya cüret eden düşman donanmalarını saniyeler içinde sulara gömebilecek bu devasa savunma hattı, şehre yüzyıllar boyunca tam bir dokunulmazlık kazandırmış. Tarihin ve modernitenin iç içe geçtiği bu stratejik metropol; her sokağında farklı bir imparatorluğun imzasını taşıyan, Kuzey Afrika’nın en karakteristik şehirlerinden biri.

Başkent Algiers’in temelleri, antik çağlarda Fenikeliler’in kurduğu bir ticaret merkezi olan Icosium’a kadar uzanıyor. Roma İmparatorluğu döneminde de önemini koruyan şehir, asıl karakterini 16. yüzyılda Osmanlı himayesine girmesiyle kazanmış. Barbaros Hayreddin Paşa döneminde Akdeniz’in en güçlü deniz üslerinden ve bir eyalet merkezinden günümüzdeki modern başkente evrilen şehir, yüzyıllar boyunca Doğu ile Batı arasında stratejik bir köprü görevi görmüş. 1830’da başlayan Fransız dönemiyse şehre “Güney’in Paris’i” unvanını kazandıracak geniş bulvarları ve neoklasik mimariyi miras bırakmış.

Cezayir Şehri’nde Gezilecek Yerler Listesi
İçindekiler
- 1 Cezayir Şehri’nde Gezilecek Yerler Listesi
- 1.1 Kasaba (Casbah)
- 1.2 Ketchaoua Camii
- 1.3 Bastion 23 (Palais des Raïs)
- 1.4 Bardo Ulusal Öncesi Tarih ve Etnografya Müzesi
- 1.5 Notre-Dame d’Afrique Bazilikası
- 1.6 Grande Poste (Merkez Postane)
- 1.7 Şehitler Anıtı (Maqam Echahid)
- 1.8 Jardin d’Essai du Hamma
- 1.9 Büyük Cezayir Camii (Great Mosque of Algiers – Djamaâ el-Djazaïr)
- 1.10 Cherchell
- 1.11 Tipasa
Cezayir turu rotalarının baş rolünde yer alan Cezayir Şehri (Algiers), gezginlere UNESCO koruması altındaki bölgelerinden modern mimari harikalarına kadar çok geniş bir gezi rotası sunan bir kent.


Burada Hotel El Djazaïr‘de (eski adıyla Saint Georges Hotel) konakladık. Burası şehrin kalbinde egzotik bir botanik bahçesinin içinde yer alan, Mağrip ve Viktorya tarzı mimariyi harmanlayan gerçek bir mimari mücevher. Algiers’in en prestijli konaklama yerlerinden biri olan bu yapı, kökleri 16. yüzyıla uzanan ve 18. yüzyıla kadar bir Osmanlı sarayı olarak kullanılan tarihi bir kompleksin üzerine inşa edilmiş. Otel, 19. yüzyılın sonunda bölgeye akın eden İngiliz aristokratlarını memnun etmek adına İngiltere’nin koruyucu azizinin ismiyle (Saint George) vaftiz edilse de, ruhunu her zaman o görkemli Osmanlı saray geçmişinden almış. Tarih boyunca Winston Churchill ve Dwight D. Eisenhower gibi dünya tarihine yön veren isimleri ağırlayan otel, ziyaretçilerine sadece lüks bir konaklama değil; antik saray duvarları arasında Cezayir’in zengin geçmişine uzanan eşsiz bir zaman yolculuğu sunuyor.

Hotel El Aurassi de Akdeniz ve Cezayir Körfezi’nin panoramik manzarasına hâkim 5 yıldızlı bir tesis. 1970’li yılların ortalarında inşa edilen otel, hem iş hem de turistik amaçlı seyahat edenler için şehrin en köklü konaklama noktalarından biri.

Kasaba (Casbah)
Şehrin tarihi çekirdeği olan Kasaba (Casbah) bölgesi, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Burası Osmanlı dönemi sarayları, labirent sokakları ve geleneksel evleriyle başkentin ruhunu temsil ediyor. Casbah sadece bir yerleşim yeri değil, Cezayir’in bağımsızlık mücadelesinin de kalesi.

Ketchaoua Camii
Casbah’ın girişinde yer alan, Bizans ve Mağrip mimarisinin eşsiz bir sentezi olan Ketchaoua Camii; şehrin dinsel ve tarihi dönüşümünün en canlı tanığı.

Bastion 23 (Palais des Raïs)
Mağrur bir kale-saray olan Bastion 23 (Palais des Raïs), 16.-19. yüzyıllar arasında inşa edilen 3 saray ve 6 evden oluşuyor. Burası Osmanlı döneminde Akdeniz’i âdeta bir Türk gölü hâline getiren deniz reislerinin ve amirallerin yaşam alanı olmuş. Yapının Mağrip çinileri, ahşap tavan süslemeleri ve mermer sütunları; Cezayir’in denizlerde hüküm sürdüğü o zengin dönemin ihtişamını gözler önüne seriyor. Günümüzde bir Sanat ve Kültür Merkezi olarak hizmet veren Bastion 23; Algiers’in hem askeri hem de aristokratik geçmişini tek bir çatı altında sunan bir yapı.

Bardo Ulusal Öncesi Tarih ve Etnografya Müzesi
Eski bir Osmanlı köşkünde yer alan Bardo Ulusal Öncesi Tarih ve Etnografya Müzesi, hem mimarisiyle hem de Sahra altı ve Mağrip tarihine ışık tutan koleksiyonlarıyla büyüleyici.
Notre-Dame d’Afrique Bazilikası
19. yüzyılın sonlarında, Fransız mimar Jean-Eugène Fromageau tarafından Bizans ve Neo-Romanesk tarzların göz alıcı bir karışımı olarak inşa edilen Notre-Dame d’Afrique Bazilikası; devasa kubbesi ve ince işçilikli çan kulesiyle göz alıcı bir yapı. “Denizcilerin Koruyucusu” olarak biliniyor ve körfeze tepeden bakan konumuyla dikkat çekiyor. Ancak burayı asıl özel kılan, içeriye adım attığınızda karşılaştığınız o büyüleyici ve kapsayıcı atmosfer. Bazilikanın apsis duvarında hem Fransızca hem Arapça hem de Berberi dilinde (Tamazight) yan yana yazılı olan dua dikkat çekiyor: Notre Dame d’Afrique priez pour nous et pour les Musulmans (Afrika’nın Meryem Ana’sı, bizim için ve Müslümanlar için dua et)

Grande Poste (Merkez Postane)
Şehrin tam kalbinde yer alan ve Neo-Mağrip tarzının dünyadaki en güzel örneklerinden biri sayılan Grande Poste (Merkez Postane) binası, başkentin zarif yüzünü yansıtıyor.
Şehitler Anıtı (Maqam Echahid)
92 metre yüksekliğindeki Şehitler Anıtı (Martyrs’ Memorial – Makam El Chahid), bağımsızlık savaşında hayatını kaybedenlerin anısına dikildi ve modern Cezayir’in en önemli sembolü kabul ediliyor.

Jardin d’Essai du Hamma
1832 yılında kurulan botanik bahçesi Jardin d’Essai du Hamma, dünyanın en önemli bitki koleksiyonlarından birine sahip. Tarzan filminin ilk versiyonlarının çekildiği bu alan, dev palmiyeleriyle bir doğa harikası.
Büyük Cezayir Camii (Great Mosque of Algiers – Djamaâ el-Djazaïr)
Algiers Körfezi’ne âdeta fütüristik bir mühür vuran Djamaâ el-Djazaïr, modern Cezayir mimarisinin en görkemli ve iddialı sembolü sayılıyor. Dünyanın en büyük camilerinden biri olan bu devasa kompleks, aynı zamanda 265 metre yüksekliğiyle dünyanın en uzun minaresine ev sahipliği yapıyor. 2019 yılında tamamlanan ve geleneksel Mağrip tarzıyla modern geometrik hatları kusursuzca birleştiren yapı, sadece uzaktan izlendiğinde bile insanı büyüleyen bir anıtsallığa sahip.

Aynı anda 120.000 kişinin ibadet edebildiği ana salonun tavanından sarkan devasa avizeler ve hat işçilikleri göz kamaştırırken, yapının mühendislik detayları da bir o kadar çarpıcı. Akdeniz’in deprem kuşağında yer alan şehirde, bu muazzam kompleks sismik sarsıntılara karşı özel amortisör sistemleriyle korunuyor. Bünyesinde devasa bir kütüphane, müze, araştırma merkezi ve Akdeniz manzaralı seyir terasları barındıran Djamaâ el-Djazaïr, Algiers seyahatinde geçmişle geleceğin nasıl birleştiğini görmek isteyen her seyyahın rotasında olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Camiyi asıl benzersiz kılan deneyimlerden biriyse, 265 metre yüksekliğindeki o rekor kıran minareye tırmanmak. Tam 37 kattan oluşan bu devasa kule, sadece bir minare değil; içinde bir müze, araştırma merkezi ve sanat galerisi barındıran yaşayan bir dikey bağ. Kulenin en üst katlarında yer alan seyir terasına asansörle çıktığınızdaysa ayaklarınızın altına serilen manzara tek kelimeyle baş döndürüyor. Akdeniz’in sonsuz maviliği, tarihi Casbah’ın yamaçları, limana yanaşan gemiler ve tüm Algiers şehri; 360 derecelik panoramik bir tablo gibi önünüzde uzanıyor. Şehre tam anlamıyla gökyüzünden bakabileceğiniz bu nokta, seyahat fotoğraflarınız için Cezayir’deki en özel kareleri sunuyor.
Cherchell
Antik dönemde Caesarea adıyla bilinen Cherchell, Mauretania Krallığı’na başkentlik yapmış. Burası sadece Akdeniz manzaralı Roma kalıntılarıyla değil, aynı zamanda barındırdığı muazzam sanatsal mirasla da öne çıkan bir kültür durağı. Kentin meydanını süsleyen devasa sütunların arasında yürürken kendinizi bir açık hava müzesinde hissediyorsunuz. Özellikle arkeoloji meraklılarının aklını başından alacak nitelikteki görkemli Roma heykelleri ve mozaikleri, Cherchell’i Algiers seyahatinize mutlaka eklemeniz gereken, derinlikli ve büyüleyici bir rota hâline getiriyor. Burası güzel bir günü birlik rota.
Tipasa
Cezayir Şehri’nin hemen batısında, dalgaların usulca dövdüğü kıyılarda yükselen Tipasa; tarihle doğanın kusursuz bir evliliği gibi bir şehir. UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan bu antik liman kenti, ziyaretçilerine çam ağaçlarının kokusu eşliğinde Roma, Fenike ve Erken Hristiyanlık dönemlerinin izlerini sürme fırsatı sunuyor. Denizle kucaklaşan amfitiyatrosunun basamaklarında oturup Akdeniz’i seyretmek, yüzyıllar öncesinin gladyatör çığlıklarını dalga sesleriyle harmanlayan büyüleyici bir deneyim. Şehre oldukça yakın olan Tipasa, hem tarihin derinliklerine inmek hem de mavinin en güzel tonlarına doymak isteyen Akdeniz sevdalıları için kaçırılmayacak bir günü birlik rota.

Başkent Algiers’in sofralarında Osmanlı esintili baharatlarla harmanlanan kuskuslar, taze Akdeniz balıkları ve Fransız pastacılığı bir araya geliyor. Liman boyunca yaptığınız bir yürüyüşte burnunuza çalınan kahve ve taze ekmek kokusu, bu şehrin bitmeyen enerjisinin kanıtını sunuyor. Algiers, geçmişin bilgeliğini modern bir başkentin dinamizmiyle birleştiren gerçek bir Akdeniz hazinesi.

Keşfetmeniz dileğiyle…