İtalya’nın başkenti Roma kıvrılarak akan Tiber Nehri’nin iki yanından yükselen 7 tepe üzerinde kurulmuş. Âdeta açık hava müzesi görünümündeki şehri pek çok tanımla anlatabilirsiniz: Burası hem görkemli kalıntılarıyla antik bir şehirdir hem Vatikan ve yüzlerce kilisesiyle Katolik bir şehirdir hem Michelangelo ve Raffaello eserleriyle Rönesans şehridir hem de Borromini ve Bernini’nin Barok mücevheridir. Roma’nın tersten yazılışı ise amor yani aşk demek! Bu nedenle Roma, adında aşk saklı şehir olarak da bilinmektedir.

Roma

2.800 yıllık geçmişe sahip olan kent sırasıyla Eski Roma, Roma Krallığı, Roma Cumhuriyeti, Roma İmparatorluğu, Papalık Yönetimi, İtalyan Krallığı ve İtalya Cumhuriyeti’nin başkenti veya merkezi olmuş.

Roma gezilecek yerler

Buraya hem İtalya turu ile hem de gençlerle yaptığım otobüsle Avrupa turu sırasında geldim. Her geldiğimde de gördüm ki şehir gerçekten de Avrupa’nın en özel, en fazla tarih kokan kentlerinden birisi. En önemli özelliklerinden biri de yürüyerek bile gezilebilecek kadar derli toplu olması.

Piazza di Spagna

Bu meydan kentin en ünlü meydanlarından birisi. Buradan gençlerin, aşıkların, seyyar satıcıların uğradığı İspanyol Merdivenleri’ne gidebilirsiniz. Kral 15. Louis için tasarlanan merdivenlerin alt kısmında Fontana della Barcaccia isimli bir çeşme var. Merdivenlerin üst kısmında ise ikiz çan kulesi ile Fransız kilisesi Trinita dei Monti yükseliyor. Gerçi artık zarar gördüğü gerekçesiyle merdivenlere oturmak yasaklandı. Yani İspanyol Merdivenleri fotoğraflarımın artık tarihi değeri var :-) .

Roma

Piazza del Popolo

Meydanın başka bir önemi de var: 1986 yılında burada bir fastfood dükkânı açıldı. Başta gazeteci Carlo Petrini olmak üzere pek çok kişi, mutfağıyla gurur duyan İtalya gibi bir ülkenin kalbinde böyle bir dükkânın açılmasına karşı çıktı. Tepkiler sonuç verip dükkân kapandıktan sonra Slow Food sivil toplum örgütü oluştu.

Slow Food Hareketi yemek kavramının karın doyurmakla sınırlı olmadığını, yemek yemenin tohum aşamasından sunumuna kadar iyi, temiz ve adil olması gerektiğini savundu. Bunun üzerinde 1999 yılında bu felsefe kentsel boyuta getirilerek Cittaslow (Sakin Şehir) Birliği kuruldu.

Roma

Piazza del Popolo

Piazza Navona

Bu meydanda ressamları sanatlarını sergilerken görüp restoranlarda otururken sokak sanatçılarını izleyebilirsiniz.

Roma

Roma – Piazza Navona

Roma

Piazza Navona

Roma – Fontana di Trevi (Trevi Aşk Çeşmesi )

Trevi 3 Yol anlamına geliyor. Yapımcısı Nicola Salvi çeşmenin altında 3 yer altı suyunun birleştiğini düşündüğünden bu ismi koymuş. Yapımı 30 yılda tamamlanan çeşmenin üzerinde en önemlisi Deniz Tanrısı Neptün Heykeli olmak üzere pek çok heykel var.

Roma

Fontana di Trevi

Kente gelen turistler çeşmeye 2 bozuk para atıyor: Birincisi dilekleri gerçekleşsin diye, ikincisi de buraya tekrar gelmek için. Atılan bu paralar daha sonra toplanıp yardım kuruluşlarına veriliyor.

Roma

Fontana di Trevi’de dilek tuttum

Buraya ilk geldiğimde Trevi Aşk Çeşmesi’nde restorasyon vardı. Bu nedenle tarihi çeşmenin çıplak fotoğrafını çekme ve suyu kalmayan tabanına bozuk para atma imkanı yoktu ama belediye sağolsun buna bir çözüm getirmişti. Bozuk paraları toplamak için turistlere küçük bir alana geçip fotoğraf çekme ve bir leğene parayı atma imkânı tanımışlardı :-) . Sonraki gidişimde ise restorasyon tamamlanmıştı.

Piazza Venezia

Piazza Venezia Vittorio Emanuele Anıtı bulunan bir meydan.

Roma

Roma – Piazza Venezia

Roma – Pantheon

Dairesel Pantheon M.S 120’de İmparator Hadrianus tarafından yangında tahrip olmuş bir tapınağın üzerine yaptırılmış. Yapının ortasındaki içeriye ışık girmesini sağlayan delikten şeytanların gökyüzüne çıktığına inanılırmış. Görkemli ve zarif bir yapıt olan Pantheon antik Roma’nın en iyi korunmuş anıtı.

Pantheon

Pantheon

Colosseum

Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen en büyük amfitiyatro olan Colosseum’un yapımına cumhuriyetin kurucusu Vespasianus’un emriyle 72 yılında başlanmış. 80 yılında tamamlanmış. Arenanın açılış törenleri 100 gün sürmüş. Bu törenler sırasında 5.000 hayvan ve 2.000 gladyatör can vermiş. 50.000 seyirci kapasitesi olan arenanın 80’den fazla girişi var. Byron’un gladyatörlerin kanlı sirki dediği 50.000 kişilik 4 katlı amfiteatır için Childe Herald Kutsal Yolculuğu’nda (1812-1818) şöyle yazmış: Colosseum ayakta kaldıkça Roma da kalacak. Colosseum yıkıldığında Roma da yıkılacak ama Roma yıkılırken dünya da onunla birlikte yıkılacak.

img_9719_2

1999’da tamamlanan restorasyon çalışmasıyla arena yeni ve sağlam görüntüsüne kavuşmuş. Dünyanın yeni 7 harikasından birisi olan Colosseum’u gezerken sanki o çağlarda yaşamışım hissine kapıldığımı da söylemeliyim. Burada olmak nasıl bir ayrıcalıksa Colosseum’u görmek de öyle bir ayrıcalık.

Roma

Colosseum

Roma Forumu

Colosseum’un hemen yakınındaki Roma Forumu’nun sütun ve kemerlerinin arasında bu büyük kültürün sosyal, ticari ve dinsel merkezi hâlâ yaşıyor, yaşatılıyor.

Roma Forumu

Santa Maria Maggiore Bazilikası

Santa Maria Maggiore Bazilikası’nın inşaatına dönemin papasının rüyasında Meryem Ana’yı görmesiyle başlanmış. Bazilikanın yapımında altın kullanılmış.

Roma

Santa Maria Maggiore Bazilikası Kaynak:Wikipedia (By Pierre-Selim Huard – Self-photographed, CC BY 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=49312166)

Roma’nın en ünlü müzeleri

  • Galleria Borghese. Bir sanat koleksiyoncusu olan Scipione Borghese, İtalya ve Avrupa eserlerini burada birleştirmiş. Titian, Caravaggio ve Rubens resimleri ve David heykelleri müzedeki 20 odada sergileniyor.
  • Capitoline Müzesi. Krokisi Michelangelo tarafından çizilen müze 17. yüzyıldan kalma bir yapının içinde bulunuyor.
  • Sant Angelo. Tiber Nehri’nin üzerindeki St Angelo Köprüsü Bernini ile öğrencilerinin melek heykelleriyle süslü. M.S 139’da Hadrianus’un mozolesi olarak yapılan Castel Sant’ Angelo’ya bu köprüden çıkılıyor. Papa Gregorius’a rüyasında başmelek Mikail veba salgınının sona erdiğini haber vermiş. Kaleye bunun üzerine bu ad verilmiş. Müzede Orta Çağ silahları sergileniyor. Müze içindeki en önemli bölümlerden birisi ölü küllerinin bulunduğu kapların sergilendiği Sala delle Urne.
Roma

Sant Angelo Kalesi

Roma

Sant Angelo Kalesi

  • Ulusal Roma Müzesi. Roma kültürel mirasının yaşatıldığı eserler burada sergileniyor.
  • Palazzo Doria Pamphilj. Bir bölümü bir ailenin özel mülkü olan sarayda resim sergisi ve 15. yüzyıl aristokratlarının yaşamına dair eserler bulunuyor.

Vatikan

Dünyanın en küçük ülkesi olan ve Roma’nın içinde bulunan Vatikan Hristiyanlık dininin ve Katolik mezhebinin yönetim merkezi. Orta Çağ’da veba salgınlarının kaynağı olan bir bataklığın çevrelediği Vatikan adını üzerinde bulunduğu tepeden alıyor. Görselliğiyle göz kamaştıracak özellikte olan Vatikan 600 yılı aşkındır Papa’nın ikametgâhı. Mussolini’nin 1929’da imzaladığı Laterano Antlaşması’ndan bu yana da İtalya’dan bağımsız özerk bir devlet.

San Pietro Bazilikası

Bazilikanın ve 1 km²’lik piazzasının panoramik manzarasını görebilmek için binlerce hacının yaptığı gibi buraya yürüyerek gelebilirsiniz.

Kentin tarihi bölgesinde yeni ve yüksek bina görmek mümkün değil. Bunun sebebi de hiç bir yapının San Pietro Bazilikası’nın kubbesini geçmesine izin olmaması.

San Pietro Bazilikası

Roma’da yapmadan dönme!

Bunları yapmadan Roma’dan ayrılmayın:

  • Pizza, makarna, dondurma, tiramisu ye

İtalyan mutfağının vazgeçilmez lezzetlerini ana vatanında tatmak gibisi var mı? Üstelik bunları ille de lüks restoranlarda denemek gerekmiyor. İspanyol merdivenlerinin arka sokağındaki Pastificio Guerra dal 1918’de makarna, Pompi’de tiramisu, Giolitti’de gelato yemek gibisi yok. Buralarda bekleme sırası dışarıya kadar taşıyor. Elinize aldığınız makarnayı ve tiramisuyu sokakta yemenin keyfi ise paha piçilmez.

Pastificio Guerra dal 1918’de makarna yedim

Pompi’de tiramisu yedim

  • Espresso barlarda kahve iç

Her köşe başında bulunan espresso barlar kahve meraklılarını cezbedecek tarzda. Şehrin en eski kahvecilerinden Sant’ Eustachio II Caffe’de en az bir kere espresso içmeden dönmeyin.

  • İtalyan halkının beden dilini gözlemle

İtalyan halkı oldukça heyecanlı bir yapıya sahip. Elini kolunu bu kadar fazla kullanıp bu denli yüksek sesle konuşan bir millet az bulunur. Kavga ettiğini sandığınız insanlar 2 dakika sonra sarılıp öpüşebiliyor. Onları uzaktan gözlemlemek ise oldukça eğlenceli.

Daha önce 2 kez geldiğim kente şimdi de otobüsle Avrupa gezisinde geldim. 11.000 km’lik yolumuzun sonuna yaklaştığımız bu günlerde tahminimden az yorulmuş durumdayım. Otobüste yaş ortalamasını yükseltiyor olsam da iş gezmeye gelince herkesle yarışıyorum :-) .

Burada bir gençlik kampında 2 gece konaklamamız var. Daha önce çadır kampında kalmış olan benim gibi bir genç için bungalow bir evde kalmak son derece konforlu. Buradan sonra 3 gece hiç konaklamadan Türkiye’ye döneceğiz. O nedenle hepimiz buranın mis gibi havasının ve rahat yataklarının keyfini çıkarmaya çalışıyoruz.

Köklü geçmişini sokaklarında yürürken derinden hissettiğim, yemeklerini yerken kendimden geçtiğim (ve maalesef ekstra kiloları bana hediye bırakan), sokak sanatçılarını keyifle dinlediğim çok güzel bir şehir Roma. Tarih ve sanat dolu kente defalarca gelebilirim. Çünkü burada havada aşk kokusu var… Amor amor…