Mersin, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan bir şehrimiz. Tarımsal üretimi, Türkiye’nin 2. büyük limanı olan Mersin Limanı, Türkiye’nin ilk serbest bölgesi olan Mersin Serbest Bölgesi, Organize Sanayi Bölgeleri gibi üretim odaklı merkezleri ve büyük turizm potansiyeli ile dikkat çekiyor. Bir de tabii ki ürettiği mis kokulu narenciyesiyle.

Kentin ismi 2002 yılına kadar İçel’di. Hâlâ daha da bu isimle anıldığı oluyor. Kent Mersin Uluslararası Limanı (MIP), coğrafi konumu, kapasitesi, geniş hinterlandının (art bölge) yanı sıra yurt içi ve yurt dışına olan çok modlu bağlantı kolaylığının sağladığı avantajlarla yalnız Türkiye’nin değil aynı zamanda Doğu Akdeniz’in de lider limanlarından birisi. 1986 yılında kurulan Mersin Serbest Bölgesi, Mersin Uluslararası Limanı’yla bitişik konumda ve liman içine koridor adı verilen bir karayoluyla bağlı. Liman serbest bölgeye koridor ile bağlanabilen Türkiye’deki tek liman olma özelliğine sahip.

Mersin tarımda ülkemizin önde gelen illerinden birisi. Erdemli’de limon, Silifke’de çilek, Anamur’da muz üretimleri ülkemizde en fazla üretim rakamına sahip.

Mersin ve narenciye

Mersin’in tarih sahnelerine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlıyor. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapmış ve adını da bu aşiretten almış. Ayrıca Kapadokya bölgesinden gelen Rumlar kent nüfusuna hâkim hale gelmişler.

Kentin kaderi ise dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması ile değişmiş. Bu dönemde kent hızla Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi hâline gelmiş.

Mersin gezilecek yerler

Kentin asıl gezilecek yerleri şehir dışında yer alıyor. Buraları detaylı olarak sonraki yazılarımda anlatacağım. Bu yazımda öncelikle şehir merkezinde ve merkezin yakınındaki gezilecek yerlerden bahsedeceğim.

Silifke – Erdemli

Akdeniz kıyısında yer alan Silifke – Erdemli bölgesi kentin en gözde tatil beldelerinden birisi. Burada Akdeniz’in temiz sularında yüzebilir, özellikle de ünlü Kızkalesi manzarası eşliğinde güneşin ve denizin keyfini çıkarabilir, antik kentlerde tarihle iç içe vakit geçirebilirsiniz.

Kız Kalesi

Tarsus

Tarihi ve coğrafyası ile Neolitik dönemden beri çeşitli kültürlerin kaynaşma noktasını oluşturan ve Antik Kilikia’da stratejik bir öneme sahip olan Tarsus, Kilikia’yı İç Anadolu’ya bağlayan tarihi yolların kavşak noktasında yer alıyor. Tarsus öyle özel bir yerleşim ki 3 din için de anlamı büyük. Buranın Tevrat’ta Efsus, İncil’de Arsus, İslam kaynaklarında ise Hz. Adem Aleyhisselamın oğlu Şit Peygamber tarafından kurulduğu belirtiliyor.

Tarsus

Soli – Pompeiopolis Antik Kenti

Soloi Antik Kenti M.Ö 700 yılları civarında Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuş. Kente güneş anlamına gelen Soloi ismi verilmiş. Persler Darius döneminde (M.Ö 521-485) burayı ele geçirmiş, burada sikke bastırmış. Antik çağlarda Kıbrıs ve Mısır’la gerçekleştirilen ticaretle zenginleşen kentte ortaya çıkarılan eserlerde bu ticaretin izlerine rastlamak mümkün.

Soli – Pompeiopolis Antik Kenti

Soli Pompeiopolis Antik Kenti’nde 2018 yılı içinde 82 cm yüksekliğinde bir aristokrat, yönetici ya da komutana ait olduğu düşünülen 1.700 yıllık büst çıkarıldı. Eserin Mersin Müzesi’nde sergilenmesi planlanıyor.

Soli – Pompeiopolis Antik Kenti

Marina

Yat limanının bulunduğu Marina bölgesindeki nezih restoranlarda yöresel lezzetleri tadabilirsiniz.

Mersin Marina Kaynak:Wikipedia (By Nedim Ardoğa – Own work, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=31779264)

Adnan Menderes Bulvarı

Mezitli sahilindeki kordon boyu kentin aydınlık yüzünü gözler önüne seriyor.

Adnan Menderes Bulvarı

Arkeoloji Müzesi

Toplam 1.435 adet eser sergilenen müzede 9.000 yıldır kesintisiz yerleşim gören Yumuktepe Höyüğü’nün canlandırmasını ve kazıdan çıkan eserleri, Mezitli ilçesinde bulunan Soli-Pompeipolis Antik Kenti’nden çıkarılan eserleri, Erdemli ilçesinde bulunan M.Ö 4. yüzyıldan günümüze kadar yerleşim gören ve Antik Dönem’de zeytinyağı ticareti ile ünlenen Elaiussa-Sebaste Antik Kenti’nin arkeolojik zenginliğine tanık olabilirsiniz.

Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi

Deniz Müzesi

2011’de açılan Deniz Müzesi içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzeleri arasında sayılıyor.

Mersin

Deniz Müzesi Kaynak:Wikipedia (Nedim Ardoğa – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=31369578)

Yumuktepe

Geçmişi M.Ö 7000’li yıllara uzanan Yumuktepe Höyüğü Anadolu’nun en eski yerleşim yerleri arasında yer alıyor. Burası Neolitik çiftçiler tarafından kurulmuş. Dünyada tarımın ilk yapıldığı yerler arasına adını yazdırmayı başaran Yumuktepe’de binlerce yıl öncesine dair buğday ve zeytin yetiştiriciliği ile ekmek üretiminin izlerine rastlanıyor.

Akbelen Mahallesi

Ressam Nazife Bilgin Hazar, Toroslar Belediyesi ile birlikte uygulamaya koydukları sosyal sorumluluk projesi ile Akbelen Mahallesi’ndeki binaların dış cephesine Vincent Van Gogh, Pablo Picasso, Diego Rivera, Neşet Günal, Osman Hamdi Bey’in eserlerinin reprodüksiyonlarını yapıyor.

Sunturas

Sunturas ya da diğer ismiyle Çağlarca Köyü kent merkezine 35 km uzaklıkta yer alıyor. Yolu virajlı ama Sunturas Şelalesi’ni görmek, alabalık yemek, kivileri bahçesinden toplamak ve yayla havası almak için gitmenizi tavsiye edeceğim bir yer.

Sunturas Şelalesi

Arslanköy Yaylası

Kent merkezden 52 km uzaktaki Arslanköy, Toros Dağları’nın ortasında, elma, şeftali, erik, kiraz gibi meyve ve sebze bahçeleri ile iç içe bir yörük köyü. Hani Ronaldo’yla reklam filmi olan Ümmiye teyze var ya, işte o teyze Arslanköylü. Arslanköy’de kurduğu tiyatroyla dünyaya sesini duyuran ve yönettiği Yün Bebek filmiyle New York Avrasya Film Festivali’nde büyük ödüle layık görülen Ümmiye Koçak teyzemiz Real Madrid’li dünya yıldızı futbolcu Cristiano Ronaldo’nun oynadığı reklam filminin yönetmeni oldu.

Mersin

Arslanköy Kaynak:Wikipedia (By Zeynel Cebeci – Own work, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=61294499)

Gözne Yaylası

Toros Dağları’nın eteklerinde 1.200 m yükseklikte bulunan Gözne Yaylası çam, ardıç, meşe, elma, kiraz, vişne, ayva ağaçları ile kaplı.

Mersin

Gözne Kalesi Kaynak:Wikipedia (Nedim Ardoğa – Yükleyenin kendi çalışması, CC BY-SA 4.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=37293329)

Ayvagediği Yaylası

Şehir merkezine 30 km uzaklıktaki Ayvagediği Yaylası’nın deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 1.200 metre. Merkezi bir tepe üzerinde kurulan ve tepenin eteklerine kadar yayılan yaylanın etrafı ormanlarla çevrili.

Fındıkpınarı Yaylası

Bakir doğası, bol oksijenli havası olan Fındıkpınarı Yaylası çam, ardıç ağaçları ve meyve ve sebze bahçeleri ile kaplı.

İhsaniye Mahallesi (Melemez Giritli Köyü)

Şimdi size çok özel bir yerden bahsedeceğim: Bozulmamış kültürü, zengin Girit mutfağı lezzetleri ve güler yüzlü halkıyla hayran kalacağınız Melemez Köyü. Burası doğa odaklı tematik bir tatil söz konusu olduğunda aklımıza ilk gelen yerlere eklenecek bir köy. Tarsus’a 15 km uzaklıkta bulunuyor. Minibüslerle ulaşımı mümkün.

Melemez Giritli Köyü

Köyün tarihi nüfus mübadelesi nedeniyle 1897-1898’de Girit’ten İzmir’e gemiyle göç edenler içinden 17 ailenin önce trenle Tarsus’a, sonra buraya yerleşmesiyle başlamış. Aileler 1902 yılında bu köyü kurmuşlar. Kandiye’nin Melesos Köyü’nden geldikleri için köye bu ismi vermişler. Hayvancılık yapmışlar, bağcılığa, zeytinciliğe başlamışlar. Köyde 20. yüzyılın başlarında Sultan II. Abdülhamit tarafından yaptırılan evlerin bazıları hâlâ ayakta. Köyde günümüzde 400 kişi yaşıyor.

Mersin – Melemez Köyü

Köyde yaşayan Girit mübadilleri gelenek ve kültürlerini yaşatmak için var güçleriyle çalışıyor. Köy kadınları okullarında Girit mutfağı ile ilgili kurslar alıyor. Düzenledikleri Melemez Köyü Giritliler Festivali ile de geleneklerini herkese yaşatmayı başarıyorlar.

Festival öncesi Akdeniz Belediyesi festivalin yapılacağı meydanın çevre düzenlemesini yaptı. Buradaki 3 evin dış duvarları Girit Adası’na özgü mavi-beyaz renklerle boyandı. Festivale halkın yanında belediye ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı.

Melemez Giritli Köyü’nde nerede yemek yenir?

Köydeki özel yerlerden birisi Giritli Cemilenin Yeri. Giritli bir anneannenin torunu olarak kendimi evimde hissettiğim yer tabii ki zengin kahvaltısını ve leziz yemeklerini tatmak isteyenler çok olduğu için hiç boş kalmıyor. Özellikle de hafta sonları kahvaltı için erkenden yerinizi almanızı öneririm.

Giritli Cemile’nin yeri

Burada ne mi yiyebilirsiniz? Fava, askalibrus, ekşili tavuk, kuzu etli enginar, şevketi bostan, arap saçı, ada çayı bunların sadece bazıları. Bence burada tatlarını anlatmayım, siz gidip yerinde kendiniz tadım yapın.

Girit yemekleri – Giritli Cemilenin Yeri

Mersin mutfağı

Mersin mutfağı ve Mersin’de nerede yenir dediğinizde akan sular duruyor. Mersin’e gideceğimi söylediğimde tüm takipçilerim ağız birliği etmişçesine yerel lezzetlerini tatmamı söyledi: Tantuni (küçük küçük doğranmış et, soğan, maydanoz, sivribiber, domates birlikte sacda pişiriliyor), cezerye (rendelenen havucun önce haşlanması, sonra şekerle kavrulması ile yapılan lokumumsu tatlı), kerebiç (içi fıstık ya da cevizle dolu, irmikten yapılmış, içli köfteye benzeyen bir tatlı). Ancak burada çok daha fazlası var.

Mersin otelleri

Şehirde bulunduğum süre boyunca konakladığım, güler yüzlü personeli ve güzel hizmetiyle beni evimde hissettiren Divan Mersin‘i size de tavsiye ederim.

Akdeniz kıyısındaki güzel kent Mersin doğal güzellikleriyle göz kamaştırıyor. Zaten burayla ilgili yazılanları okumak yetmez, yerinde gidip görmeniz gerek.

Kentle ilgili bir gözlemim buralıların yaşadıkları yeri çok sevmesi oldu. Yaşayanlar kentlerinden gururla bahsetti, başka şehirlere göç etmiş olanlar keşke ben de şimdi orada olsaydım diyerek hislerini anlattı. Bir şehir bu kadar çok seviliyorsa mutlaka bir nedeni vardır. Ben de kaldığım süre içinde kendimden bir parça bularak, Akdeniz’i koklayarak burayı sevdiğim şehirler listesine ekledim zaten.

Mersin Narenciye Festivali nedeniyle beni kentlerine davet eden, yöreye ve görevine bağlılığının ötesinde misafirperverliği ile ailemden biri gibi hissettiren Çukurova Kalkınma Ajansı Koordinatörü Mesut Özcan’a, Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Lutfi Altunsu’ya ve bu geziye katılmamı sağlayan Gezimanya ekibine çok teşekkür ediyorum. Yine bir etkinlikte görüşeceğimizi ümit ediyor, burayla bağımın hep kuvvetli olacağını da kalpten hissediyorum.