Filipinler, Güneydoğu Asya’da bir ada ülkesi. Keşfedecek çok şeyi olan bu ülkeye adımınızı attığınızda ilk geleceğiniz yer ise büyük olasılıkla başkent Manila olacak. Kent, en büyük ada topluluğu olan Luzon’da yer alıyor. 1571’e kadar Müslümanlar tarafından idare edilen şehre Müslümanlar’ca “çiçek açan su bitkilerinin yetiştiği yer” anlamına gelen “May Linad” ismi verilmiş. Zamanla bu isim Manila hâline gelmiş.

Manila deyince ilk olarak trafiğinden bahsetmem lazım. Havalimanından otele 6 kilometrelik yolu 2 saatte geldiğimizi söylesem yeterli olur mu acaba? Trafiğe çözüm bulmak amacıyla araçların plaka numarasına göre hafta içi 1 gün trafiğe çıkması engelleniyor ama tam olarak bunun sorunu çözemediği kesin. Hafta sonları ise bu yasak geçerli değil.

Filipinler’e geliş nedenim Manila’daki Dalış ve Otel Turizmi Fuarı (DRT – Diving and Resort Travel Show Philippines 2017)’na katılmak içindi. Fuar şehirdeki Mega Mall’da gerçekleşiyordu. İsminden de anlaşılacağı gibi bu AVM gerçekten de mega büyüklükteydi. Ben böylesine büyük bir AVM’yi başka hiçbir ülkede görmemiştim. Sanırım kentin bir özelliği inanılmaz nemli havadan korunmak için yapılan ultra büyük AVM’leriydi.

DRT – Diving and Resort Travel Show Philippines 2017

Fuarı organize eden Filipinler Turizm Bakanlığı (PDOT – Philippine Department of Tourism) Manila şehir merkezini görmek istediğim için bana özel bir şehir turu ayarladı. Siz de eğer Filipinler dâhilinde kendi isteklerinize özel bir tur organize edilmesini isterseniz bu konuda uzmanlaşan Intas Destinations ile görüşebilirsiniz. Ben bu şirkete bağlı çalışan rehber Dennis Sebollena ve Ray Ballesca ile Manila’yı gezdim. İkisi de oldukça bilgili ve yardımseverdi.

Manila’da dolaşırken gözüme ilk çarpan şeylerden biri jeepney oldu. Bu penceresiz araçlar 2. Dünya Savaşı sırasında Amerikalılar tarafından buraya getirilmiş. Savaş bitiminde Amerikalılar ülkelerine dönerken bu araçları Filipinliler’e 1 $’a satmışlar. Her biri kendine özel dizaynı olan araçlar şimdi minibüs olarak toplu taşımacılıkta kullanılıyor.

Manila

Jeepney

Jeepney’lerin isminin de ilginç bir hikâyesi var. Bu araçlarda 10 kişi yan yana ve karşısında da 10 kişi olmak üzere toplam 20 kişi oturabiliyor. Oldukça sıkışık oturulan bu araçlarda herkesin dizleri birbirine değiyor. Bu nedenle araçların ismi İngilizce’de jeep knee (diz) olarak söylenmeye başlamış. Zamanla da bu isim jeepney’e dönmüş :-) . Jeepney’lerdeki ilginç bir uygulama da inmek isteyenlerin tavana vurarak şoföre inmek istediklerini iletiyor olması.

Manila ve jeepney

Manila gezilecek yerler

Şimdi Manila gezilecek yerler listesine bir göz atalım mı?

Intramuros (Eski Şehir)

İspanyol koloni döneminden kalma tarihi binaları ve bunları çevreleyen surlardan oluşan Intramuros’u kalesa adı verilen faytonla, pedicab adı verilen bisiklet taksiyle ya da tricycle denen 3 tekerlekli motorsikletle gezebilirsiniz.

Manila

Intramuros (Eski Şehir)

Fuerte de Santiago (Santiago Kalesi)

1590 yılında inşa edilen kale Intramuros’un surları içinde yer alıyor. İspanyol Koloni Dönemi ve 2. Dünya Savaşı sırasında ülkenin politik suçluları burada hapsedilmiş ve idam edilmiş. Ülkenin ulusal kahramanı Dr. Jose Rizal da burada hapsedilenler arasında bulunuyor. Kalenin içindeki Jose Rizal Müzesi onun hapis tutulduğu dönemi yansıtıyor.

Manila

Fuerte de Santiago (Santiago Kalesi)

Jose Rizal kimdir?

19. yüzyılda Filipinler İspanya’nın sömürgesi konumundaymış. İspanyollar bu uzak Güneydoğu Asya ülkesinin kaynaklarını sömürüyor ve halka zulmediyorlarmış. Jose Rizal Avrupa’da eğitim gördüğü sırada yazdığı kitaplar ve şiirlerle ülkesinde bir anda sevilmeye başlamış. Yazıları ve konuşmaları ile Filipin halkına ilham vermiş.

Jose Rizal

Rizal daha sonra Filipinler’e dönmüş. Filipinler halkı onun eserlerindeki milliyetçi ve özgürlükçü düşüncelerinden etkilenmiş. Böylelikle devrim için gerekli ruh ortaya çıkmış.

Dr. Jose Rizal’ın başlattığı akın İspanyollar’ı rahatsız etmiş. Rizal’ı tutuklayıp hapsetmişler. En sonunda Rizal’ı suç örgütü kurmakla itham edip idama mahkum etmişler.

Jose Rizal’ın öldürülüşünün resmi

Rizal’ın ölümünün ardından 20. yüzyılın başlarında İspanya’ya karşı Filipinler özgürlük hareketi artmış. Filipinler devrimi böylece başlamış.

Ülkenin ulusal kimliğini kazanmasına katkıda bulunan Dr. Jose Rizal, Filipinliler’in babası olarak biliniyor.

Kalakhang Katedral Bazilika ng Maynila (Manila Katedrali)

1571 yılında yapımına başlanan kilise yangınlar ve depremler nedeniyle birkaç kez yeniden inşa edilmiş. Yapının son hâli 1958 yılında tamamlanmış. Bina günümüzde Manila Başpiskoposu’nun resmi ikâmet yeri olarak kullanılıyor. Nikah töreni yapmak için oldukça popüler olan katedralde evlenebilmek için 2 yıl sıra beklemek gerekiyor.

Kalakhang Katedral Bazilika ng Maynila (Manila Katedrali)

Iglesia de la Inmaculada Concepcion de Maria de San Agustin (Aziz Agustin Kilisesi ve Aziz Agustin Müzesi)

1580’li yılların sonunda Barok tarzda inşa edilen kilise UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. 2. Dünya Savaşı’nda burada ve civarında mülteciler yaşadığı için bombalanmadan kalan tek yer bu bölge olmuş. Kilise de müze de çok değerli tarihi eserlerle dolu. Intramuros’ta beni en çok etkileyen yerin burası olduğunu söylemeliyim.

Iglesia de la Inmaculada Concepcion de Maria de San Agustin (Aziz Agustin Kilisesi ve Aziz Agustin Müzesi)

Baluerte De San Diego (San Diego Bahçeleri)

Intramuros’taki en eski kalelerden biri olan yer rahip Antonio Sedeno tarafından 1586-1587 yıllarında yaptırılmış.

Baluerte De San Diego (San Diego Bahçeleri)

Binondo (Chinatown – Çin Mahallesi)

Çinli korsan Limahong 1575 yılında İspanyollar’la buraya geldiğinde Çin kültürünü de beraberinde getirmiş. Böylelikle dünyanın en eski Çin Mahallesi de Manila’da kurulmuş. Manila’ya o dönemde gelmelerinin sebebi de Filipinler’in altın ve gümüş madenlerinin zenginliğiymiş.

Manila – Binondo (Chinatown – Çin Mahallesi)

Minor Basilica and National Shrine of San Lorenzo Ruiz

Çin Mahallesi’nin içindeki kilise.

Manila

Minor Basilica and National Shrine of San Lorenzo Ruiz

Chinese Buddhist Temple

Çin Mahallesi’nin içinde neredeyse gizli kalmış köşelerdeki bir binanın 2. katında bir budist tapınak var. Bulması bile zor olan bir yerde bu tapınağın varlığı bana çok enteresan geldi.

Manila

Chinese Buddhist Temple

Paterno

Paterno Caddesi ucuz optikçileriyle ünlü. Ancak buraya sadece uygun fiyatlı gözlük almaya değil, yerel halkın yaşam şeklini görmek için de gelmelisiniz. Bence burası şehrin en enteresan bölgesi.

Liwasang Rizal (Rizal Parkı)

İspanyol kolonilerine karşı ayaklanma ve Amerikan yönetimine karşı girişilen özgürlük mücadelesinin başladığı Rizal Park şehrin en popüler noktası.

Manila

Manila – Liwasang Rizal (Rizal Parkı)

Parkın içinde ulusal kahraman Rizal’ın kurşuna dizilişi de canlandırılıyor.

Manila

Rizal Parkı’nda Jose Rizal’ın öldürülüşü canlandırılıyor

National Museum Complex (National Museum of Fine Arts, National Museum of Antropology, National Planetarium, National Museum of Natural History – Filipin Ulusal Müzesi)

Ülkenin kültürel, tarihi, doğal mirasını gözler önüne seren müze devlete bağlı olduğu için ücretsiz geziliyor.

Manila

National Museum Complex

Müze kompleksinin biri olan Fine Arts Müzesi’nin girişinde Juan Luna tarafından yapılan Spoliarium resmi var. Bu resim İspanyol istilasını gözler önüne seriyor. Müzede ülkenin ulusal kahramanı Dr. Jose P. Rizal için yapılan resimler ve Rizal’ın kendisinin yaptığı heykeller var.

Tarih Müzesi’ndeki en eski insan kalıntısı olarak kabul edilen kafatası kemikleri oldukça ilgi çekici.

Ayala Museum (Ayala Müzesi)

Üç boyutlu minyatür dioramalar, Filipin kıyafetleri, mücevherleri ve heykeller sergileniyor.

Manila

Manila – Ayala Museum (Ayala Müzesi)

Ayala Müzesi’nin bulunduğu Makati Avenue ve Makati Şehri bir zamanlar bataklıkmış. Bataklık kurutulduktan sonra 1937’de Manila’nın ilk havalimanı olan Nielson Havalimanı burada kurulmuş. Şu anda bu havalimanının kulesinin yerinde oldukça üst sınıf bir restoran olan Blackbird Restoran var. Havalimanının yolları da Makati Avenue olarak kullanılıyor.

Manila

Bonifacio Global City, Tagig City

Metro Manila’nın bir parçası olan bölge şehrin ilk Amerikan üssüymüş. Burası ilk olarak Fort William Mckinley olarak adlandırılmış. Bölge Filipinler hükümetine devredildikten sonra ismi Fort Bonifacio olarak değiştirilmiş. Günümüzde şehrin finans merkezi olan ve gökdelenlerle çevrili bölgede ülkenin en zenginleri yaşıyor.

Manila Amerikan Mezarlığı ve Anıtı

Tagig City içindeki mezarlıkta bulunan anıt 1948’de inşa edilmiş. Mezarlığa 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden 17.206 Amerikan ve Filipinli asker defnedilmiş. Cesedi bulunamayan 20.000+ kişinin isimleri de anıtta yazıyor. Kalabalık finans bölgesinin içinde bulunan mezarlık inanılmaz sessizliği ve Amerika’dan getirilen yemyeşil çimenleriyle insanda oldukça değişik bir etki bırakıyor. Savaşın acı yüzü bu mezarlıkta insanı daha da çok etkiliyor.

Manila

Tagig City Amerikan Mezarlığı ve Anıtı

Malacanang (Malacanang Sarayı)

1750 yılında inşa edilen saray Neo-klasik mimarinin en etkileyici eserleri arasında sayılıyor. Koloni döneminde İspanyol aristokratlarının, günümüzde Filipinler Cumhurbaşkanı’nın yaşadığı sarayın içinde bir de müze var.

Manila’da nerede yemek yenir?

Manila’da denediğim restoranları listeledim.

Bistro Remedios

Rehberim Dennis kentin en iyi restoranının Bistro Remedios olduğunu söyleyerek beni buraya yemeğe götürdü. Bu restoran eski yapısını koruyarak restore edilmiş. Yemeklerindeki kaliteyi koruyor. Yolunuz Manila’ya düşerse mutlaka buraya gitmenizi öneririm. Ancak bu otantik restoranın saat 15.00-18.00 arasında kapalı olduğunu göz önünde bulundurun. Yediklerimin özeti ise aşağıda:

Filipinler mutfağı – Bistro Remedios

Golden Cowrie

Şehirde ayrıca Golden Cowrie adında bir zincir restoranda yemek yedim. Orada yediklerimin özeti de burada:

Filipinler mutfağı – Manila – Golden Cowrie

Ristorante delle Mitre

St Agustin Kilisesi’nin karşısındaki Ristorante delle Mitre oldukça ilginç. Çünkü piskoposlar (bishop) buraya yemeğe geliyor. Piskoposların her birinin favori yemeğine de onların ismi veriliyor. La Mitra’nın anlamı ise “piskoposun şapkası”.

Mesela ızgara somonun ismi menüde Bishop Gabriel Reyes (Bishop of Antipolo) idi. Benim yediğim karışık kabukluları sanırım hiçbir piskopos sevmiyordu ki menüde adı geçmiyordu :-) .

Manila

Filipinler mutfağı – Ristorante delle Mitre

Barbara’s Heritage Restaurant

Bir de gezgin bir dostumun tavsiyesini burada listeleyeceğim: Kültürel şovların yapıldığı Barbara’s Heritage Restaurant bir sonraki ziyaretim için aklımda.

Manila Otelleri

Şehrin özel otellerini listeledim:

Edsa Shangri-La

Shangri-La zinciri James Hilton’un 1933’de yayınlanan romanı Lost Horizon (Yitik Ufuklar)’dan esinlenerek açılmış. James Hilton kitabında Asya’daki Kunlun dağ sırasının eteklerindeki cennet gibi bir vadide mutlu insanların uyum içinde yaşadığı mistik bir ülke yaratmış. Ülkenin adına da Shangri La demiş. Zamanla Shangri La ismi dünya cenneti anlamında kullanılmaya başlanmış.

Shangri-La ilk otelini 1971’de Singapur’da açmış. Bugün Hong Kong-merkezli olan Shangri-La Hotels and Resorts zinciri 95 oteliyle Asya Pasifik’teki üst sınıf bir otel grubu.

Edsa Shangri La, Manila

AG New World, Manila Bay Hotel

AG New World, Manila Bay Hotel liman bölgesine yakın, üst sınıf bir otel. Eğer odanızdan Manila Bay manzarası görmek istiyorsanız burada kalabilirsiniz.

Sofitel Philippine Plaza Manila

Şehrin en keyifli otellerinden biri olan Sofitel Philippine Plaza Manila‘da odanızdan nefis bir manzara izleyebilirsiniz.

Sofitel Philippine Plaza Manila

Conrad Manila

Eğer şehrin kaosunu yaşamak istemezseniz Pasay City sınırları içindeki Conrad Manila’da konaklayabilirsiniz. Burası havalimanına yakın, deniz kenarında bir otel. Geceleri de kıpır kıpır oluyor.

Conrad Manila

Hilton Manila

Havalimanına yakın bir yerde konaklamak isterseniz Ninoy Aquino International Airport Terminal 3’ün hemen karşısındaki Hilton Manila iyi bir tercih olacaktır.

Hilton Manila

Manila kaotik trafiğine rağmen boğucu bir şehir değil. Ancak benim tavsiyem şu: Manila’da doğu egzotikliğini aramayın, tapınak ve lüks saraylar gezmeyi beklemeyin. Burada tarih göreceksiniz, en önemlisi ise içindeki çocuğu öldürmemiş, her koşulda gülümseyen insanlarla tanışacaksınız. Ayrıca emin olun ki Filipinler’in sunduğu çok başka güzellikler var. Benim yaşadığım gerçek Filipinler de sonraki yazılarımın konusu olacak.

Manila

Gerçek Filipinler’i keşfetmeniz dileğiyle…