İznik (Nicaea) Gezi Rehberi
Bursa’nın tarihi ilçesi İznik (Nicaea), âdeta açık hava müzesi gibi bir yerleşim. Bitinya Krallığı’na, Anadolu Selçuklu Devleti’ne, İznik Rum İmparatorluğu’na, Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış. Hristiyanlık için çok önemli olan I. ve VII. Konsil burada toplanmış, bunun neticesinde Hristiyanlık’la ilgili yortu günleri ve Nikea Kanunları burada kabul edilmiş. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan geleneksel çini sanatı burada hayat buluyor. İznik, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesinde yer alıyor. Ayrıca uluslararası bir ağ olan Cittaslow yani Sakin Kentler Birliği’ne üye.

Mitolojide Şarap Tanrısı Dionysos, Askania Gölü’nde yaşayan Nicaea (Nikaia) adında bir nympha’ya (nymphe, nemf, nimf) yani periye âşık olmuş. Çocukları olunca Dionysos, Nicaea’ya ithafen Askania Gölü’nün yanında bir şehir kurmuş, oraya çok bereketli üzüm bağları vermiş. İşte orası da yazımızın konusu olan İznik’in ta kendisi.

Pek dizi seyreden biri değilim ama Diriliş Ertuğrul dizisini izleyenler Nikea adını hatırlayacaktır. İşte bu dizide bahsi geçen Nikea da İznik yerleşiminin antik çağlardaki ismi. Zaman içinde şehrin eski adı Nikea’nın önüne “sur içinde” anlamında olan “is” eki getirilmiş ve İsnikea adı İznik olarak telaffuz edilmeye başlanmış.

İznik Kısa Tarihi
İçindekiler
- 1 İznik Kısa Tarihi
- 2 İznik Hakkında Bilgiler
- 3 İznik’te gezilecek yerler listesi
- 3.1 Senato Sarayı
- 3.2 Kutsal Pederler Kilisesi (İznik Göl Bazilikası – Aziz Neophytos Bazilikası)
- 3.3 İznik Müzesi
- 3.4 I. Murat Hamamı
- 3.5 Çini Fırınları Kazı Alanı
- 3.6 II. Murat Hamamı
- 3.7 Süleyman Paşa Medresesi
- 3.8 Çandarlı II. Halil Paşa Türbesi
- 3.9 Lefke Kapısı
- 3.10 Ayasofya Camii (Orhan Camii)
- 3.11 Yeşil Camii
- 3.12 Sarı Saltuk Türbesi
- 3.13 İznik Nilüfer Hatun İmareti Türk İslam Eserleri Müzesi
- 3.14 Şeyh Kutbuddin Camii ve Türbesi
- 3.15 Eşrefzâde (Eşref-i Rumi) Camii ve Türbesi
- 3.16 Kırgızlar Türbesi
- 3.17 Tiyatro
- 3.18 İstanbul Kapısı
İznik tarih öncesi çağlardan beri iskân edilen bir yerleşim. M.Ö 316 yılında Büyük İskender’in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından kurulmuş ve Antigonia adını almış. Büyük İskender’in ölümünün ardından generalleri Antigonius ve Lysimakhos arasında savaş çıkınca Lysimakhos yönetimine girmiş ve karısı Nikaia’nın adını almış.

M.Ö 377-M.Ö 64 yılları arasında yörede egemen olan Bitinya (Bithynia) Krallığı, Nicaia’yı ele geçirmiş ve başkent yapmış. Nicaia’nın adına altın sikkeler basılmış, kent “Altın Şehir” unvanıyla anılmış. Bitinya Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasındaki savaşta kent Roma İmparatorluğu’na bağlanmış.

Hristiyanlık için çok önemli olan, tüm Hristiyan âleminin bir araya geldiği ve önemli dini konuların konuşulup tartışıldığı I. Konsil, M.S 325 yılında İznik’te toplanmış. Roma İmparatoru I. Konstantin’in çağrısıyla gerçekleşen toplantıda Hristiyanlık’la ilgili yortu günleri ve 20 maddelik Nikea Kanunları kabul edilmiş.
Peki I. İznik Konsili neden bu kadar önemli? Çünkü bu konsilde ilk kez İsa’nın Tanrısal doğası resmen tartışılmış. “İsa Tanrı mıdır, yaratılmış mıdır?” sorusuna yanıt verilmiş. Günümüzde hâlâ kiliselerde okunan İznik İnanç Bildirgesi (Credo) oluşturulmuş. Paskalya’nın tarihi belirlenmiş. Kilise disiplini oluşturularak kiliseler arası teolojik birlik sağlanmış. Başka bir deyişle Kudüs, Hristiyanlığın doğduğu yerse; İznik, Hristiyanlığın tanımlandığı, resmileştiği yer olmuş.
Ayrıca Erken dönem Hristiyanlığı ciddi bir bölünmenin eşiğindeyken; İznik Konsili farklı görüşleri aynı masaya oturtmuş, ortak bir inanç dili oluşturmuş, Hristiyanlığı parçalanmaktan kurtaran bir dönüm noktası olmuş.
Günümüzde Katolikler, Ortodokslar ve birçok Protestan mezhep için İznik kararları ortak miras olarak kabul ediliyor. Bu da İznik’i mezhepler üstü, evrensel bir konuma taşıyor. Bu yüzden de “Kudüs’ten sonra İznik” deniyor. Biri imanın kalbi, diğeri imanın aklı gibi görülüyor.

Roma İmparatorluğu M.S 395 yılında Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ikiye ayrılınca İznik, Bizans olarak da bilinen Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalmış. Bizans yönetimindeyken büyük imar görmüş. Şehirde kiliseler, su yolları, sarnıçlar yapılmış.
M.S 787 yılında Patrik Trasios yönetiminde, 350 piskoposla çok sayıda keşişin katıldığı VII. Konsil yine burada toplanmış.
İznik Hakkında Bilgiler
Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi ile Bizans ordularını yenmesininin ardından Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 tarihinde Nicaea’yı almış. Kent, Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti yapılmış, böylelikle de Anadolu’daki ilk Türk başkenti olmuş.
1097 yılında I. Haçlı Ordusu İznik’i kuşatınca, Türkler şehri Bizanslılar’a teslim ederek yağmalanmasını önlemiş.
1204 yılında IV. Haçlı Seferi orduları Konstantinopolis şehrini kuşatmış. Bizanslı asiller bu dönemde koyu Katolik Latinler’den kaçarak eski Bizans topraklarının sınırlarına yakın bölgelerde özerk devletler kurmuş. Bunlardan biri de I. Teodor Laskaris tarafından kurulan İznik Rum İmparatorluğu olmuş. Nikea şehri İznik Rum İmparatorluğu’na resmen, kültürel ve dinsel olarak başkentlik etmiş. Bu imparatorluk 1204-1261 yılları arasında hüküm sürmüş.
İznik, Sultan Orhan Bey (1326-1362) zamanında 1331 yılında fethedilmiş. Şehirde cami, medrese, imarethane inşa edilmiş, şehre “Ulema Yuvası” (Âlimler Diyarı) denilmeye başlanmış.
Osmanlı’nın ilk başkentleri de Bursa il sınırları içerisinde yer alan Karacahisar (1299), Yenişehir (1302), Bursa (1326) ve İznik (1331) olmuş. Yani İznik, fethinin hemen ardından başkent ilan edilmiş.

İznik, 14., 15. ve 16. yüzyıllarda bir kültür ve sanat merkezi hâline gelmiş, dünyaca ünlü çiniler ve seramikler üretilmeye başlamış. İznik günümüzde de çinileriyle adını duyuruyor. Geleneksel çini sanatı, 2016 yılından beri UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alıyor.

İznik 27 Kasım 2021’de uluslararası bir ağ olan Cittaslow yani Sakin Kentler Birliği’ne üye oldu. Cittaslow 1999 yılında İtalya’da kurulan bir belediyeler birliği. Birliğe üye olmak isteyen kentler, birliğin düzenlediği kriterler üzerinden değerlendiriliyor. Bursa’nın tarihi ve kültürel değerleriyle öne çıkan ilçesi İznik de sakin şehirler ağına (Cittaslow) dâhil edildi.
Katolik dünyasının ruhani lideri, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo; Kasım 2025’te Türkiye’ye geldi. Ama bu ziyaretinde en çok dikkat çeken durak İznik’ti. Çünkü Papa, 28 Kasım 2025 günü Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümünde İznik’e gelerek Aziz Neophytos Bazilikası’ndaki ayine katıldı. Bu da tüm dünyanın gözünün ilçeye çevrilmesini sağladı. Bu ziyaretin ardında günümüzde kiliselerde okunan inanç metninin temelinin yani İznik İnancı’nın tam olarak burada yazılmış olması var. Küçük bir kasaba gibi görünen İznik, aslında dünya tarihinin yönünü değiştiren yerlerden biri.
İznik’te gezilecek yerler listesi
Kent; Roma İmparatorluğu döneminde 4 ana kapı (İstanbul, Yenişehir, Osmaneli (Lefke) ve Göl kapıları), 12 tali kapı, 114 burç bulunan 4.970 m uzunluğunda surlarla çevrilmiş.



İznik gezilecek yerler açısından zengin bir yerleşim. Keyifli bir çarşısı var.

İznik’te meşhur köftecisi Köfteci Yusuf’ta köfte yiyebilirsiniz.

Göl kenarındaki Cafe Bazilika & Restaurant’ta soluklanabilirsiniz.

Senato Sarayı
M.S 325 yılında Hristiyanlık için çok önemli olan I. Ekümenik Konsil, 218 piskoposun katılımıyla Senato Sarayı’nda toplanmış. İmparator I. Konstantin’in çağrısıyla yapılan toplantıda, Hristiyanlık dinine hayat veren yortu günleri ve 20 maddelik Nikea Kanunları kabul edilmiş.

Kutsal Pederler Kilisesi (İznik Göl Bazilikası – Aziz Neophytos Bazilikası)
İznikli önemli azizlerden biri olan Aziz Neophytos’a adanan Bazilikal Kilise, Nikaia Apollon Tapınağı kutsal alanında inşa edilmiş. İznik Gölü kıyısından yaklaşık 20 metre açıkta, sular altında görülen bu bazilika; M.S 4. yüzyıla tarihleniyor. Uzmanların büyük kısmı, bu yapının M.S 325’te toplanan Birinci İznik Konsili’nin anısına inşa edildiğini ve bu nedenle “Kutsal Pederler Kilisesi” (konsile katılan piskoposlara atfen) olarak adlandırıldığını kabul ediyor. Kilise 1065 yılında depremle yıkılmış, kısmen onarılarak 13. yüzyıla kadar kullanılmış. Ancak 13. yüzyılda İznik Gölü’nün sularının yükselmesiyle tamamen terk edilmiş. 2014 yılında havadan çekilen fotoğraflarla fark edilmesiyle yeniden dünya gündemine gelen kilise, günümüzde Hristiyanlık arkeolojisinin en önemli keşiflerinden biri sayılıyor. Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo da 28 Kasım 2025 günü Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümünde İznik’e gelerek Aziz Neophytos Bazilikası’ndaki ayine katıldı.


İznik Müzesi
Müzede Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait heykeller, lahitler, mimari parçalar, çiniler ve seramikler sergileniyor. İznik’in dünyaca ünlü çinicilik geleneğini yansıtan eserler öne çıkıyor. Arkeolojik buluntuların düzenli ve çağdaş bir sergileme anlayışıyla sunulması, ziyaretçilerin kentin çok katmanlı tarihini kronolojik ve anlaşılır bir şekilde deneyimlemesini sağlıyor.



I. Murat Hamamı
Hüdavendigar Hamamı (I. Murat Hamamı), 14. yüzyılda Osmanlı Sultanı I. Murat döneminde inşa edilmiş, erken Osmanlı hamam mimarisinin önemli örneklerinden biri. Çifte hamam planına sahip olan yapı, erkekler ve kadınlar bölümleriyle klasik Osmanlı hamam düzenini yansıtıyor. Kesme taş ve tuğla kullanımı, kubbeli sıcaklık bölümü ve sade mimari detaylarıyla dönemin karakteristik özelliklerini taşıyor. Yüzyıllar boyunca aktif olarak kullanılan hamam, günümüzde de tarihi kimliğiyle dikkat çeken önemli bir kültür mirası.

Çini Fırınları Kazı Alanı
Buradaki kazı alanında yapılan çalışmalarda Milet İşi, Haliç İşi, Şam İşi, Rodos İşi gibi adlarla anılan Osmanlı seramik ve çinilerinin asıl üretim merkezinin İznik olduğu kanıtlanmış.

II. Murat Hamamı
Hamam 15-16. yüzyıla tarihlendiriliyor. Kuzeyde kadınlar bölümü, güneyde erkekler bölümü var.

Süleyman Paşa Medresesi
Süleyman Paşa Medresesi, İznik’i kültür merkezi yapan medreselerden biri. Orhan Gazi’nin büyük oğlu “Rumeli Fatihi” olarak anılan Şehzade Süleyman tarafından tahminen 1335-1359 yılları arasında yapılmış. Açık avlulu ve (U) planlı medresede 1 dershane, 11 adet öğrenci hücresi bulunuyor. Aslına uygun olarak onarılan yapı, günümüzde tarihsel el sanatlarına özgü bir ticaret mekânı olarak hizmet veriyor.

Çandarlı II. Halil Paşa Türbesi
Çandarlı II. Halil Paşa, 1439-1453 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun sadrazamlığını yapmış. 1453 İstanbul kuşatması sırasında Doğu Roma İmparatorluğu ile gizli iş birliği yaptığının iddia edilmesi üzerine İstanbul fethedildikten sonra tutuklanıp zindana atılmış ve ardından gözlerine mil çekilerek idam edilmiş. Naaşı İznik’e getirilip kendinden önce ölen oğullarının yanına gömülmüş. Çandarlı II. Halil Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nda idam edilen ilk sadrazam (veziriazam) olarak biliniyor.

Lefke Kapısı
Lefke Kapısı (tarihî adıyla Şam Kapısı), İznik’in 4 kapısından biri. Roma İmparatoru Hadrianus zamanında şehrin doğusuna yapılmış.


Ayasofya Camii (Orhan Camii)
Ayasofya Camii (Orhan Camii); 850 yıl kilise, 650 yıl cami olarak kullanılmış bir yapı. Romalılar tarafından inşa edilen Gymnasium üzerine Bizans Dönemi’nde bazilika olarak inşa edilmiş. 11. yüzyılda depremden sonra yenilenmiş, Orhan Gazi tarafından İznik’in fethiyle 1331 yılında camiye dönüştürülmüş, 1566 yılında da Kanuni Sultan Süleyman emriyle Mimar Sinan tarafından yenilenmiş.

M.S 787 yılında Bizans İmparatoriçesi Irene desteğiyle VII. Ekümenik Konsil (İkinci İznik Konsili) burada toplanmış. Bu konsilde ikonoklazm (ikon kırıcı hareket) sona erdirilmiş, ikona (tasvir) kullanımı yeniden serbest bırakılmış ve meşrulaştırılmış.

Yapı; Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini yaşamış. Kilise, cami, müze ve tekrar cami olarak farklı işlevler üstlenen çok katmanlı bir tarih taşıyor.

Yeşil Camii
Yeşil Camii’nin yapımına I. Murat’ın sadrazamı Çandarlı Halil Paşa döneminde başlanmış, ölümü üzerinde oğlu Çandarlı Ali Paşa tarafından 1391-1392 yıllarında bitirilmiş. Selçuklu mimarisi izleri taşıyan, turkuaz, yeşil ve mor çinilerle zikzaklı motifte kaplanan minaresi; camiye adını veriyor.

Sarı Saltuk Türbesi
Sarı Saltuk Baba, Balkanlar’ın Osmanlılar tarafından fethedilmesinden önce Balkanlar’a ve yakınlarındaki bölgelerde seyahat ederek insanlara İslamiyeti kabul ettiren bir Alevî-Bektâşî şeyhi. Geniş bir coğrafyanın destan kahramanı olduğu için bir çok yerde türbesi var. Bu türbelerden en önemlileriyse İznik ve Bosna-Hersek’in Blagaj şehrinde yer alıyor.
Aslında İznik’teki türbe, Blagaj’dakiyle karşılaştırılamayacak kadar küçük. Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. 14. yüzyılda yapıldığı sanılıyor.

İznik Nilüfer Hatun İmareti Türk İslam Eserleri Müzesi
Nilüfer Hatun İmareti, Nilüfer Hatun anısına oğlu Sultan I. Murat tarafından yaptırılmış. Yapı, ibadet mekânları ve son cemaat yerinden oluşuyor. Günümüzde Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veriyor.

Şeyh Kutbuddin Camii ve Türbesi
Şeyh Kutbuddinzade Mehmet İzniki (Şeyh Kutbuddin), 15. yüzyılın önemli alim ve sufilerinden biri. 1418 yılında İznik’te vefat etmiş.
Şeyh Kutbuddin’in kabri üzerindeki üstü kubbeli dört köşe türbe Sultan II. Bayezid’in vezirlerinden Çandarlı II. İbrahim Paşa tarafından 15. yüzyılda yaptırılmış. Bitişiğindeki Şeyh Kutbuddin Camii’nin bir süre sonra yapıldığı tahmin ediliyor.

Eşrefzâde (Eşref-i Rumi) Camii ve Türbesi
Bir mutasavvıf olan Eşrefzade Abdullah Rumi, Kadiriye’nin bir kolu olan Eşreffiye tarikatının kurucusu olmuş. Eşrefzâde Camii ve Türbesi, Eşrefzade Abdullah Rumi’nin adını taşıyan bir yapı topluluğu. Cami, 11 lahdi kapsayan hazire, din görevlileri yardım derneği binası ve minareden oluşuyor.

Kırgızlar Türbesi
Orhan Gazi tarafından yaptırılan Kırgızlar Türbesi, 11. yüzyılın sonunda İznik’in fethine ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin merkezinin kurulmasına katkı sağlayan Kırgız askerlerine ithaf edilmiş. Türbenin içinde 7 yetişkin ve 1 çocuk sandukası var.

Tiyatro
15.000 kişi kapasiteli Roma tiyatrosu restorasyon çalışmaları devam ettiği için ziyarete kapalı. Bu fotoğrafı çitlerin ardından çekebildim. Surların yükseltilmesi için tiyatrodaki sahne taşlarının kullanıldığı, İstanbul Kapısı’ndaki insan suretlerine ait heykellerin tiyatronun sahne binasından geldiği söyleniyor.

İstanbul Kapısı
İstanbul yolu istikametinde olduğundan burası İstanbul Kapısı olarak anılıyor.

İznik belki de hak ettiği değeri tam duyuramamış bir yer. Ancak doğal güzellilikleriyle, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, dünyaca meşhur çinileriyle; ülkemiz için gerçekten de çok önemli bir yere sahip. Gördüğünüzde çok beğeneceğinize eminim.
Keşfetmeniz dileğiyle…