Essaouira, Atlas Okyanusu kıyısında Fas’ın tarihi bir şehri. Burası incecik kumların denize karıştığı, sanat ve kültürün iç içe geçtiği, insanı mutluluk sarhoşu yapan bir yer. Essaouira’nın bir özelliği de Afrika’nın rüzgârlı şehri olarak bilinmesi. Kentin rüzgârı o kadar şiddetli esiyor ki çoğu zaman kumsalda güneşlenmek dahi mümkün olmuyor. Ancak bu sayede Essaouira özellikle de nisan-kasım ayları arasında windsurf (rüzgâr sörfü) ve kitesurf yapanları kendisine çekiyor.

Marakeş’ten 3 saatte gelinen şehirde yol üzerinde argan ağaçları var. Fas’a özgü, cilt ve saç bakımında yağı kullanılan endemik bitki argan tamamen yabani olarak yetişiyor. Tohumdan ağaç yetiştirilemiyor. Ağaç sadece doğal ortamında büyüyor. Ülkede arganı toplama hakkı da sadece yöre kadınlarına ait.

Essaouira’ya gelirken argan ağaçları

Argan ağaçlarının üzerine turistlerden para toplasınlar diye keçileri yerleştirmeyi ihmal etmemişler . Komik keçileri ağaçların tepesine yerleştirenler turistlerden fotoğraf çekmeleri karşılığında bahşiş bekliyor.

Essaouira’ya gelirken argan ağaçları

Essaouira hakkında bilgiler

Essaouira 18. yüzyılda Kral Mohammed III tarafından Portekiz limanı olan Mogado’nun yanına bir Arap şehri olarak kurulmuş. Kentte Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanlar iç içe yaşamış. O nedenle burada keskin sınırları olan Yahudi, Müslüman ve Hristiyan mahalleleri görülmüyor.

Essaouira

Orson Welles’in Othello filmini çekmesiyle ünlenen kent, çok fazla yapılaşma olmadığı için otantikliğini de korumayı başarmış.

Şehrin bir özelliği de Afrika’nın ikinci büyük müzik festivalinin burada olması. Dünyanın her yerinden 200.000 kişinin katıldığı bu festival kölelerin müziği gnawayı dünyaya duyuruyor. Kölelik tarihini anlatan, kölelikten kurtuluşu kutlayan gnawa müziği şiir, müzik ve dansı bir yakarışla birleştiriyor.

Essaouira

Essaouira gezilecek yerler

Şehre iner inmez bizi mis gibi okyanus kokusu karşıladı. Akşam üzeri bir futbol sahasına dönüşecek olan muhteşem sahil kendimi maviliklere bırakmam için sanki bana çağrı yapıyordu.

Essaouira

Med-ceziri bize çok güzel yaşatan uzun ve geniş sahilde saatlerce yürüdüm. İlerleyen saatlerde kendimi okyanusun sularına atmak için de sabırsızlanıyordum.

Essaouira – Medina

Okyanus kokusuyla sarhoş olduktan sonra UNESCO Dünya Mirası listesindeki Medina’ya gittik. Medina eski Roma kentlerinden ilham alınarak inşa edilmiş. Medina’ya girişteki kapının üzerinde bütün dinlerin bu kentte birlikte yaşadığını ispat eden David’in yıldızı, Saint Jean istiridyesi ve İslam’ın hilali el ele yükseliyor.

Medina’ya giriş kapısı

Buranın Medina’sında Marakeş Medina’sının aksine boğulma hissi yok. Bilakis ferahlık var. Her köşesinde güzel tahta işçiliği, halı dokumacılığı, kısacası sanat görülüyor. Daracık, labirent gibi sokaklardaki bembeyaz evler birçok Avrupalı ressam, şair ve yazara ilham kaynağı olmuş. Orson Wells, Jimmy Hendrix gibi bohem hayatını seçen ünlülerin bu tarihi Medina’da yaşamış olması da boşuna değil yani.

Essaouira
Essaouira

Otelimiz Hotel des Iles Medina ile upuzun uzanan sahil arasında kalıyor. Temizliği ve otantik havasıyla beğenimi fazlasıyla hak eden otel sahil boyunca yürüyüş yapmak ve merkezi konumu nedeniyle odaya uğrayıp mola verme imkânı tanıdığı için tavsiye de edebileceğim bir yer.

Essaouira

5 gündür Fas’ta olmama rağmen ilk kez bugün tatildeymişim hissini yaşadım. Sanki önceki günler neydiyse. İzmirlilik’ten mi yoksa hakikaten deniz ayrı bir hava mı katıyor bilmem ama ben yaşadığımı en çok deniz kokusu aldığımda hissediyorum. Buranın insanları da beni doğrularcasına daha güleç gibiler. Okyanus onlara da pozitif enerjisini aktarmış. Halk burada daha mutlu ve dingin.


Essaouira’ya gelmek, kalesinden Atlas Okyanusu’nun köpüklü dalgalarını izlemek bir ömre bedel. Bence siz de ilk fırsatta gelin, okyanusu koklayın, sahilde yürüyün, deniz ürünlerinin tadına bakın.

Keşfetmeniz dileğiyle…