Peru deyince kuşkusuz ilk akla gelen yer, dünyanın yeni 7 harikasından birisi olan Machu Picchu’dur. Ancak bu harika yere ulaşmak için kat edeceğiniz yoldaki ilk durağınız Cusco olacak. Orta Peru’nun And Dağları platosundaki Cusco, aynı isimli eyaletin de başkenti. İnka Krallığı’nın başkenti olarak değişken tarihi, çevresindeki görülmeye değer yerleri, Andlar’ın ortasındaki doğa güzellikleri ile Cusco çok sayıda turist için bir çekim merkezi oluyor. İnkalar’ın kentin planını kutsal saydıkları büyük vahşi puma biçiminde yapmaları ise kenti iyice enteresan hâle getiriyor. Efsanevi İnka şehri Machu Picchu’ya giderken bir çıkış noktası olması da burayı dünyaca meşhur yapıyor.

Cusco, 1300 yılından 1532 yılında İspanyollar gelene kadar İnka İmparatorluğu’nun başkenti olmuş. Peki kimdi bu İnkalar?

İnkalar’ın ilk kralı Manco Capac, Sapa Inca (Ulu Önder) olarak anılıyor. Manco Capac’ın 11. yüzyılda kurduğu Cuzco Krallığı, 1532’de İspanyollar gelene kadar Amerika kıtasındaki en büyük imparatorluk olan İnka İmparatorluğu’na (Tawantinsuyu) dönüşmüş.

İnkalar kıyı bölgelerde balıkçılık, iç bölgelerde sulu tarım yapmış. Yüksek bölgelerde patates yetiştirmişler. Lama ve alpakalardan yün ve et üretimi yani hayvancılık yapmışlar. Çağlarının ötesinde bir medeniyet olmuşlar.

1532 yılında İnkalı Huascar ve Atahualpa kardeşler arasında çıkan iç çatışmadan faydalanan İspanyol işgalciler, Cusco’yu ele geçirmiş. Daha sonra tüm And bölgesindeki tek hâkim güç hâline gelmişler. 1572 yılında Vilcabamba’daki son İnka direnişinin de yıkılması ile birlikte İnka medeniyeti sona ermiş.

İnkalar’ın And Dağları’nın yüksek kesimlerindeki dik yamaçlara devasa taşlarla, hiç sıva kullanmadan inşa ettiği yapılar, bugün bile gizemini koruyor. Kocaman taşları içeriden özel bir kilit sistemiyle birbirlerine kenetlemişler. Büyük taş blokların nasıl taşındığı, nasıl bu derece düzgün yerleştirildiği ise hâlâ bilinmiyor. İspanyollar’ın sonradan bu taşların üzerine inşa ettiği binalar depremlerde yıkılmış ancak İnkalar’ın sağlam yapıları hâlâ dimdik ayakta duruyor.

Cusco

Cusco – Yüksek irtifaya aklimatize olmak

Deniz seviyesinden 3.500 metre yüksekte kurulan Cusco’da da bu yüksek irtifa sebebiyle mal de altura yani yükseklik hastalığı çok görülüyor. Şehirde öncelikle aklimatize olmak yani yüksek irtifaya uyum sağlamak gerekiyor. Çünkü irtifa arttıkça azalan basınca bağlı olarak her 300 metrede bir oksijen % 3 oranında azalıyor.

Halk yükseklik hastalığının çaresini kokainin temel maddesi olan koka bitkisinde bulmuş. Ya bitkiden yaptıkları koka çayını içiyorlar ya da koka yaprakları çiğniyorlar. Tabii modern tıbbın ürettiği ilaçlar da bu derde deva oluyor.

Cusco - Koka yaprakları

Yükseklik hastalığına iyi gelen koka yaprakları

Cusco’daki irtifa beni de biraz etkiledi. Baş ağrım oldu. Nefessiz kalıyor gibi hissettim. Neyse ki şehrin her yerinde ve de her otelde bulunan oksijen maskesine gerek kalmadan sıkıntım 1 günde geçti.

Kaldığım Hotel Marqueses, Peru havasını hemen hissettiren, ortada avlusu bulunan, zemini taş kaplı bir oteldi. Odaları oldukça güzeldi. Burayı görür görmez büyülenmiştim. Ayrıca SAS Travel ile Machu Picchu turu aldığım için otel fiyatında indirim de yaptılar. Yalnız gitmeden önce bu indirimi e-postayla kesinleştirip elimde yazılı bulundurmam iyi oldu. Eğer yazılı onayımı gösteremeseydim, bana söz verdikleri indirimi alamayacaktım. Söz uçar, yazı kalır dedikleri bu olsa gerek.

Burada beni üzen ilk şey bavulumun açılıp içinden fotoğraf makinemin çalınması oldu. Nerede çalındığı konusunda kesin bir fikrim olmasa da Lima’daki uçak aktarmasında çalınma ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Ben de bir daha değerli bir eşyamı bavulumda bırakmamaya kendi kendime söz verdim.

Cusco

Cusco gezilecek yerler

Şehirdeki ilk günüm ara sokakları keşfetmekle geçti. Burayı beklentimin çok üzerinde beğenmiştim. Aslında Cusco’yu Machu Picchu’ya gitmeden önce kalacağım basit bir duraklama yeri olarak düşünmüştüm ama yanılmışım. Burası çok karakterli, temiz, bakımlı ve de hareketli bir şehir idi. Dar ara sokaklar, cumbalı evler, lamalarını dolaştıran yerel kıyafetli kadınlar, sayısız hediyelik eşya mağazası derken herşey beni büyülemişti.

Cusco

Şehirde lamalarını gezdiren kadınlar

Burada mutlaka turist bileti almanızı tavsiye ederim. Bu bilet Sacred Valley dâhil olmak üzere arkeolojik şehirlerde ve pek çok müzede geçerli.

Cusco’da köylüler

Qoricancha Sarayı (Güneş Tapınağı)

İnkalar, imparatorluklarının merkezi olarak Cusco’yu, Cusco’nun merkezi olarak da Güneş Tapınağı’nı inşa etmişler. İsmi Altın Kale anlamına gelen Qoricancha Sarayı (Güneş Tapınağı), harç ve beton kullanmadan devasa boyutlardaki taş bloklar ile inşa edilmiş.

Cusco

Qoricancha Sarayı (Güneş Tapınağı)

Sacred Valley

Buraya kadar gelmişken Sacred Valley’e gidebilirsiniz. Herkesten Sacred Valley turu hakkında çok övgü duymuştum ama aslına bakarsanız ben çok da etkilenmedim. Antik şehir güzeldi ama Machu Picchu’nun hemen arkasından gittiğimden midir bilmiyorum, benim için olmazsa olmaz bir tur olmadı.

Sacred Valley

Sacsayhuamán

Ayrıca güzel bir arkeolojik şehir olan Sacsayhuamán’a yürümelisiniz. Yöre halkının Sexy Woman olarak telaffuz ettiği Sacsayhuamán, İnka askeri mimarisinin müthiş bir örneği. Cusco’ya hâkim bir tepede kurulu. Zikzak biçiminde inşa edilen surları var. Bazılarının ağırlığı 350 tona yaklaşan ve çamur gibi bağlayıcı kullanmadan üst üste konulan granit taşlar için İspanyol tarihçiler, En keskin bıçak bile onlara bir çizik atamıyor, demiş. Bu sur taşlarını yerine koymak için aynı anda 20.000’den fazla kişi çalışmış. Devrilen taşların altında binlercesi kalmış.