Şiraz, Zağros Dağları’nda 1.600 metrelerde kurulmuş ve günümüze dek dokusunu korumayı başarmış bir kent. Burası unvanları olan bir yerleşim. İran edebiyatının ünlü şairleri Hafız ve Sadi Şirazi burada yaşadığı için şairler şehri olarak anılıyor. Buraya bir de güller şehri deniyor. Kentin Farsça’da anlamı ise Sır Şehri. Günümüzde Şiraz İran’ın kültür başkenti olarak anılıyor.

Şiraz, Akamenid (Pers) İmparatorluğu döneminde kurulmuş, Sasaniler döneminde de önemli bir merkez olmuş. 693’te Müslüman Araplar tarafından alınarak Bağdat’a bağlı bir vilayet yapılmış. Cengiz Han ve Timur ordularının istilalarından haraç vererek zarar görmemeyi başaran Şiraz o dönemlerde İslam medeniyetinin en gelişmiş şehriymiş. Zend Hanedanlığı’na da kuruluşundan yıkılışına kadar (1747-1779) başkentlik yapmış. Zend Hükümdarı Kerim Han şehre önemli eserler bırakmış.

Şarabın artık tadı yok, ama adı var Şiraz’da. Bir zamanlar uçsuz bucaksız üzüm bağları olan ve şarap tadımı için Avrupa’dan turlar yapılan kent şeriattan nasibini almış. Dünyaca ünlü Shiraz şarabının ana vatanında artık şeriat yönetimi nedeniyle hiç üzüm bağı yok. Yüzlerce yıl öncesine dayanan şarap yapma geleneği 1979 İslam devrimi ile son bulmuş. Şarap imalathaneleri kapatılmış, bağlar sökülmüş, bu kültür yok edilmiş.

Şiraz gezilecek yerler

Uğruna şiirler yazılan aşkın şehri İran’ın da en güzel kentlerinden birisi. Bizse İsfahan’dan 480 km çöl aşarak buraya geldik. Göreceğimiz güzellikleri ve hayran kalacağımızı bilerek…

Kenti ana caddesi Kerim Han-e Zend Bulvarı boydan boya ikiye bölüyor. Gezilecek yerlerin çoğu da bu cadde üzerinde sıralanıyor.

Sadi Şirazi’nin türbesi

Şair Sadi Şirazi bu şehirde doğup ölmüş. Ancak Moğol istilasından kaçmak zorunda kaldığından hayatı hep gezilerde geçmiş. Felsefeyi sanatla birleştiren ve 30 yıldan fazla gezgin derviş olarak yaşayan Sadi kendi deyimiyle ruhsal açlığını doyurmak için Kuzey Afrika’dan Hindistan’a kadar dolaşmış. Sadi’nin türbesi ise gezmeye değer güzellikte bir anıt-mezar. Beyaz mermerden türbesinin üzerinde Şirazlı Sadi aşkın kokusunu saçacak. Hatta onun ölümünden binlerce yıl sonra bile yazıyor.

Şiraz

Sadi Şirazi Türbesi

Hafız’ın türbesi

Şair Hafız bu şehirde doğmuş ve yaşamış. Şiirlerinde hep Şiraz’ın güzelliklerinden bahsediyor. Hafız’ın türbesi mis gibi narenciye kokuları içinde keyifle geziliyor. Türbeyi gezen İranlılar’ın elinde Hafız’ın Divanı var. İranlılar buna Fal-e Hafız ismini veriyor. Rastgele seçtikleri sayfada okuduklarının kendi geleceklerini yansıttığına inanıyorlar.

Şiraz

Hafız Türbesi

Kerim Han Kalesi (Arg-e Shiraz)

Zend hanedanı Kerim Han tarafından yaptırılan Kerim Han Kalesi 1766 yılına tarihleniyor. Kalenin girişinde Farsça Şiraz’a yeni gelen bir gezgin uzun süre Kerim Han Sarayı’nın endamını övmekten geri kalmayacaktır yazıyor. Toplam alanı 4.000 m², tamamı tuğladan yapılan surlarının yüksekliği ise 12 metre. Surlarının dört köşesinde yüksekliği 14 metre olan 4 burç var. Bu burçlardan birisi Pisa Kulesi gibi eğri duruyor. Kaledeki işlemeler ise Kaçar hanedanlığı dönemine ait. Kale çevresindeki dükkânlarda hazırlanan feluda (nişasta, buz, limon suyu ile yapılan tatlı) deneyebilirsiniz.

Şiraz

Kerim Han Kalesi

Vekil Camii

1773’de Zend hanedanı Kerim Han tarafından yapılan Vekil Camii ziyaretçilerine her köşesinde ayrı güzellikte fotoğraf çekme imkânı sunuyor. Avlusu da göz kamaştırıyor.

Şiraz – Vekil Camii

Vekil Camii

Vekil Hamamı ve Müzesi

Vekil Hamamı, Vekil Camii’nin yanında yer alıyor. Hamama gelenlerin tasvir edildiği mumyalar müzesi ise gezdiğimiz en ilginç müzelerden birisi. Hamamdaki seslendirmeler de müzeye ayrı bir hava katıyor.

Şiraz – Vekil Hamamı ve Müzesi

Vekil Hamamı ve Müzesi

Bugün yine biletlerimizi turist fiyatı olan 15.000 tümenden satın aldık. Oysa ki halka satış fiyatı 2.500 tümen. Turiste bu fiyatı uyguluyorlar ama bir yandan da Humeyni’nin, Bütün dünya bilmelidir ki bizim sorunlarımızın tüm nedeni yabancılar, özellikle Amerika’dır. Müslüman ülkeler tüm yabancılardan, özellikle de Amerika’dan nefret eder, yazılı afişleri de sokakları süslüyor. Yani ben Müslüman olmasam benden de nefret edecek ama müze ve ören yeri biletlerini halkına sattığının 6 katına satmaya devam edecek. Zaten gördüğüm kadarıyla turist o kadar az ki ülke adına ben çok üzüntü duydum. Böylesine bir medeniyet şeriat kurallarını uygulaması nedeniyle her gün kendini dünyaya biraz daha fazla kapatıyor. Her gün turist kaybediyor.

Şah-e Çerağ Türbesi

Şiraz gezimizin en etkileyici yeri kuşkusuz Şah-e Çerağ Türbesi oldu. Burası Şii kültürünün en önemli yerlerinden birisi. Şiiliğin önemli isimlerinden ve 12 imamdan biri olan İmam Rıza’nın kardeşi Seyid Emir Ahmed düşmanları tarafından öldürülmüş. Burada türbesi yapılmış. Türbeye giriş ücretsiz. Kadınlar çador olmadan giremiyor. Girişte elimdeki fotoğraf makinesini içeri almama izin vermediler. Beklememizi söylediler. Daha sonra yanımıza gelen yabancılar danışmanı bir kadın onunla birlikte gezeceğimizi ve bu sayede fotoğraf çekebileceğimi söyledi. Böyle bir hizmeti turistlere sunan İran’ı doğrusu takdir ettim. Türbede kaldığımız süre boyunca çadoru nasıl tutacağımı bilemediğimden zor anlar yaşadım. Yine de bu etkileyici türbe için çektiğim her sıkıntıya değdi. Burası İran’da en çok etkilendiğim türbe oldu.

Şiraz

Şah-e Çerağ Türbesi

İran’da camilerin hepsinin 2 minareli olması dikkatimi çekti. Bunun temsili olarak anlamı ise insanın kollarını gökyüzüne kaldırıp tanrıya yakarmasını ifade etmesi. Minareler insanın dua etmek için gökyüzüne kalkmış kollarını, aradaki kubbe de başını temsil ediyor.

Narenjestan Ghavam’ı Sarayı

19. yüzyılda inşa edilmiş pırıltılı sarayı gezmek ve fotoğraflamak oldukça keyifli. Sarayın serin bahçeleri UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor.

Şiraz

Narenjestan Ghavam’ı Sarayı

Şiraz

Narenjestan Ghavam’ı Sarayı

Zinat-ol Molk Köşkü

Zinat-ol Molk Köşkü, Narenjestan Sarayı’nın hemen yer alıyor. Girişinde İngilizce levhası bulunmadığı için burayı zor fark ettik. Oysa içinde Kerim Han ve Sadi’nin de mumyaların bulunduğu köşk görülmeye değer. Köşkün içindeki mumyalar ziyaretçilerine doğu kültürünü ve otantik havasını fazlasıyla yaşatıyor.

Şiraz – Zinat-ol Molk Köşkü

Şiraz

Zinat-ol Molk Köşkü

Şiraz

Zinat-ol Molk Köşkü

Şiraz

Zinat-ol Molk Köşkü

Bazar-ı Vekil (Vekil Çarşısı)

Bazar-ı Vekil (Vekil Çarşısı) İran’ın en büyük kapalı çarşısı. Hediyelik eşya almak ve kentin havasını solumak için gelmelisiniz.

Bazar-ı Vekil

Nasır-e Mülk Camii (Pembe Camii)

Nasır-e Mülk Camii (Pembe Camii) özellikle gün doğumunda vitraylarından süzülen ışıkların yarattığı güzelliği ile ünlü.

Şiraz

Nasır-e Mülk Camii

Şiraz – Nasır-e Mülk Camii

İrem Bağları

İrem bağları bir köşk ve büyük bir bahçeden oluşuyor. Kaçarlar zamanında İlhanlı hükümdarı Muhammed Ghori emriyle 13. yüzyıl ortasında yaptırılmış. Köşkün içi ziyarete kapalı. Köşkün dış cephesinde ünlü doğu masallarından Ferhat ile Şirin ve Yusuf ile Züleyha’dan bölümler var.

İrem Bağları

Farsça bahçeye Pardis, Şiraz’da ise İrem Bağı denmesi ise sebepsiz değil. Batı dillerindeki paradise ve benzerleri Farsça’daki bahçe kelimesinden türemiş. Persler inançlarında veya düşlerindeki cennet tanımını bahçelerinde canlandırmış. Sonsuzluk hissine kapıldığım, güller ve begonvillerle dolu bahçe huzurun diğer adresi olarak tanımlanabilir. Köşkün mis kokulu bahçesinde gezerken hoparlörden yayılan ve insanın ruhuna işleyen müziği dinlemek bir ömre bedel.

Şiraz – İrem Bağları

Kanallarla gelen su önce büyük havuzlarda toplanırmış. Cennette içinden su, şarap, süt ve bal akan 4 nehir olduğuna inanıldığı için havuzdaki su kanallarla 4’e bölünürmüş.

Persepolis

İlk dünya imparatorluğunu kuran Persler’in kendilerine yakışan başkenti olan Persepolis, M.Ö 6 yüzyıl sonlarına doğru Pers Kralı I. Darius tarafından kurulmuş. İranlılar bu tarihi yere Taht-ı Cemşid yani Cemşid’in Tahtı adını vermişler. Burası yazlık saray ve tören alanı olarak kullanılmak üzere yapılmış.

Persepolis

Şiraz otelleri

Şimdi çok özel bir otelden hahsedeceğim:

Karim Khan Otel

Burada çok güzel bir otel olan Karim Khan Otel’de konakladık. Gerçi ilk başta Mehdi ve Tahire evlenme cüzdanını yanlarına almadığı için otele kabul edilmedik ama polise gidip sorgulandıktan sonra getirdikleri belge krizi çözümledi. Doğunun otantikliğini yansıtan bu tertemiz otel Şiraz’da kaldığımız sürece keyfimize keyif kattı. Otelin öğlen ve akşam yemeği menüleri ve açık büfe salataları da inanılmaz lezzetliydi.

Ömer Hayyam için Şiraz’ın şarabı olmasa şiir yazamazdı demişler. O zaman onun dizelerini bir okuyalım.

Dünyaları değişmem kızıl şaraba
Ay da ondan sönük, çoban yıldızı da
Şarap satanların aklına şaşarım
Ondan iyi ne var alınacak bu dünyada?

Şiraz deyince benim aklıma hep İrem Bağları ve Persepolis gelecek. Şiraz daima İran gezimizin en güzel anılarında kalacak.