RSS

Kategori arşivi: Cusco-Machu Picchu-Lima

PERU – Rüyam gerçek oldu!

Peru’ya gitme hayalim ne zaman başladı hatırlamıyorum, ama çok uzun zaman bu mistik ülkeye gidip Machu Picchu’ya çıkmayı hayal ettim. Sanki oraya çıktığımda değişik spirituel hislere kapılacağımı zannediyordum. Plan yapmak bile beni inanılmaz heyecanlandırıyordu, her ince detayı düşünüp orada yaşayacağım her anın tadını çıkarmak istiyordum.

Uzun bir süre dört günlük İnka yolunu mu, yoksa iki günlük kısa parkuru mu yapacağıma karar veremedim. Daha önceden İnka yolunu yapan herkes bana iki günlük kısa parkuru tavsiye etmişti, dört günlük yolun gereksiz yorucu ve zorlu olduğunu söylüyorlardı.

Machu Picchu’ya trenle de gidebiliyorsunuz, tren önce Machu Picchu’nun eteğindeki Agues Calientes şehrine götürüyor, oradan otobüsle Machu Picchu’ya çıkıyorsunuz, ama ben bu seçeneği hiç düşünmedim bile. Peru gezimin ana amacı Machu Picchu’yu görmekti ve ben orayı gördüğüm ilk anı ve oraya ulaşma serüvenimi unutulmaz kılmak istiyordum. İnka yolunu kesin yürüyecektim ve tavsiyelere uyarak uzun yolu değil kısa yolu yürümeyi seçtim. Bu kararı verdikten sonra bütün tatil planını bu çerçevede yapmaya başladım.

Bir haftalık gezi Cusco bölgesinde olacağı için şimdi sıra ne zaman gidileceğine karar vermekti. Peru’da ısı değişmediğinden yaz/kış mevsimi yaşanmıyordu, ama ıslak/kuru mevsim vardı. Cusco ve civarı icin kuru mevsim Nisan ortası başlıyor, Ekim sonu bitiyordu. Ben de kuru mevsim başlar başlamaz gitmeye karar verdim, 16 Nisan’da Cusco’ya varacaktım.

Peru’nun güvenilir bir ülke olduğunu okumuştum.  Bu nedenle herhangi bir tur şirketiyle çalışmadan her türlü organizasyonu kendim yapmak istiyordum, fakat İnka yolunda tursuz yürümek mümkün değildi; yanında bir rehber olması ve de yolu yürümek için yazılı izin almak gerekiyordu. Okuduğum her kaynak altı ay önceden izin almayı tavsiye ediyordu ve ben bu kadar önceden rezervasyon yapılmasının gerekli olmadığını düşünüyordum, ama değişik web sayfalarını okudukça gerçekten altı ay sonrasına kadar izinlerin hepsinin satılmış olduğunu gördüm. İnka yolunda yürümek için böyle bir şart olduğunu gördükten sonra uçak biletini almadan önce İnka yolu iznini almaya karar verdim. Olur ya, gitmeyi garantileyip sonradan iznini alamazsam bu benim için yıkım olurdu! Ne de olsa o kadar yolu İnka yolunda yürümek için gidecektim!

Daha önceden İnka yolunu yürümüş arkadaşlarım vardı. Herkes bunun ne kadar muhteşem bir deneyim olduğundan bahsediyordu. Bir arkadaşım iki günlük kısa turu yapmış ve ilk günün sonunda kampta kalmıştı. Ertesi günü gördüğü güneş doğuşunun hayatında yaşadığı en romantik an olduğunu söyleyip duruyordu. Ben de kusur kalmamalı ve aynı yerlerde kalıp aynı şekilde güneşin doğuşunu İnka yolundaki muhteşem yerde seyretmeliydim! Bir sürü tur şirketinin web sayfasını araştırdım, iki günlük kısa turların hiçbiri artık çadır kampına izin vermiyordu. Sonradan rehberimize de bunu sorduğumda öğrendim ki, seneler önce kısa turda Machu Picchu’ya ulaşmadan önce yarı yolda çadırda konaklatıyorlarmış, ama artık bu uygulamayı kaldırmışlar. Yürüyüş yine tren yolculuğunun 104. km’sinde başlıyor, ama ilk günün sonunda Machu Picchu’ya ulaşıyorsun. Machu Picchu’ya geldikten sonra dağın eteğindeki şehre, Agues Calientes’e inip konaklıyorsun. İkinci gün Agues Calientes’ten direk Machu Picchu’ya geliyorsun ve o muhteşem manzarayı ve tarihi bir kez daha içine sindiriyorsun.

Araştırdığım tur şirketleri içerisinde SAS Travel Peru’ya karar verdim. Web sayfalari çok daha profesyonel, her türlü soruya da anında cevap veriyorlar. Cusco’da otel rezervasyonunu onlar yapıyorlar. Daha başka pek çok turları da var. Ayrıca Toronto’dan kırk kişilik bir otobüs dolu insanla Peru’ya gitmek zorunda kalmıyor, ama aynı zamanda lokal ve güvenilir bir tur şirketinin de yardımını alabiliyorsunuz. Zaten dediğim gibi, bir rehber ve yürüyüş izni olmadan İnka yolunu yürümek de mümkün değil; o nedenle bu şekilde hem kalabalık bir tur organizasyonun dezavantajlarını yaşamıyor, hem de her türlü sorunuzu yanıtlayacak ve gerekli izni alacak bir tur şirketiyle çalışmış oluyorsunuz. Bu arada şunu da belirteyim, Toronto’dan Peru’ya giden turizm şirketleri İnka yolunda yürüyüş opsiyonunu vermiyorlar, sadece trenle Machu Picchu’ya gitme seçeneği veriyorlar. Bu benim için zaten yeterli olmadığından seçeneklerim arasında yoktu bile…. E ne de olsa ben sırf İnka yolu macerası için bu geziye heveslenmiştim!

SAS Travel, İnka yolu iznimin alındığını onaylar onaylamaz uçak biletimi aldım. Bu arada uçak biletleriyle ilgili bir tüyo vereyim: Toronto-Lima-Toronto ve Lima-Cusco-Lima biletlerini ayrı ayrı almaktansa Toronto-Cusco-Toronto biletini almak bana 200 CAD daha ucuza geldi! Niyetim biletleri ayrı ayrı alıp belki Cusco’dan Lake Titicaca’ya geçmek, ordan Lima’ya dönmekti, ama fiyat daha ucuz olunca ve süre de zaten Lake Titicaca’yı karıştıramayacak kadar kısa olunca sadece Cusco’da kalmaya karar verdim. Cusco’da otelimi de SAS Travel ayarladı. Herşey çok kolay oluyordu, ben bile gerçekten Peru’ya gidiyor olacağıma inanamıyordum!

15 Nisan 2011 akşamı iş çıkışı direk havaalanına gittim. Akşam uçuşundan sonra yerel saatle 12.00’da Lima’ya varmıştım. Yolculuğun en ızdıraplı kısmı burasıydı: 5.00’daki Lima uçuşuna kadar havaalanında uykusuz kaldım.

16 Nisan 2011 sabahı Cusco’ya vardım ve Hotel Marqueses’e yerleştim. Oteli görür görmez büyülenmiştim, hemen Peru havasını hissettiriyordu. Ortada bir avlu, yerler taş, avluda masalar otele ayrı bir hava veriyordu. Odama yerleştikten sonra yükseklik hastalığına yakalanmamak için koka çayı içmeye başladım. Cusco şehri deniz seviyesinden 3500 m. yüksekte, o nedenle şehrin her yerinde ve de otellerde oksijen maskeleri var ve herkes koka çayı içiyor. Yerliler koka çayının yükseklik hastalığına iyi geldiğini keşfetmiş. Ya çay içiyorlar, ya da koka yaprakları çiğniyorlar. Beni de biraz etkiledi yükseklik, başağrım oldu ve nefessiz kalıyor gibi hissettim. Neyse ki oksijen maskesine ihtiyaç durmadan bir günde geçti.

Cusco’da beni üzen ilk şey bavulumun açılıp içinden fotoğraf makinemin çalınmış olması oldu. Nerede çalınmış olduğu konusunda kesin bir fikrim olmasa da Lima’daki uçak aktarmasında çalınma ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Bir daha değerli bir eşyamı bavulumda bırakmamaya kendi kendime söz verdim!

Günüm Cusco’yu keşfetmekle geçti. Şehri beklentimin çok üzerinde beğenmiştim. Burayı Machu Picchu’ya gitmeden önce kalacağım basit bir duraklama yeri olarak düşünmüştüm, ama şehir çok karakterli, temiz, bakımlı ve de hareketliydi. Dar ara sokaklar, cumbalı evler, lamalarını dolaştıran yerel kıyafetli kadınlar, sayısız hediyelik eşya mağazası, turist bölgelerinin dışında çoğunlukla sadece yerli halkın gittiği pazar yerleri… Herşey beni büyülemişti..

Cusco’dayken turist bileti almayı tavsiye ederim. Pek çok müzede ve arkeolojik yerlerde (Sacred Valley dahil) geçerli.

Çoğunlukla restoran yerine yerli halkın gittiği yerlerde yemek yemeği tercih ettim. Buralarda hijyen aramamam gerektiğini keşfettikten sonra kendime sürekli telkin yaptım yemekleri yememde bir sorun olmadığı konusunda :-) . Kadınlar ellerini koca pilav tencerelerine daldırıp tabaklara elleriyle servis yapıyorlardı! Bir kadını eli yerine kaşıkla servis yaparken gördüğümde çok şaşırmıştım ki, baktım pilavi tabağa koyduktan sonra eliyle düzeltiyor! Yani tabaklar hazırlanırken eller mutlaka bir aşamada devreye giriyorlar :-) . Ha bir de kirli tabakları üzerlerine silip temizlediklerini söylemeliyim.

Yemek sonrası geleneksel pisco sour içtim. Gerçekten tavsiye edildiği kadar varmış, muhteşem bir içki. Pisco brendi, şeker ve limon suyu karıştırılarak yapılıyor, üzerine de çırpılmış yumurta beyazı döküyorlar. Hem Peru’lular hem de Şili’liler bu geleneksel içkinin kendilerine ait olduklarını söylüyorlarmış.

17 Nisan 2011 sabahı SAS Turizm’in otobüsü beni 4.00’de otelimden aldı. İnka yürüyüşünü ayarlarken özel tur ve de grup turu opsiyonları var. Ben grup turu bile çok pahalı olduğundan hiç özel tur almayı düşünmemiştim. Grubumuzda sekiz kişi olduğumuzu söylemişlerdi, ama otobüse bindiğimizde benden başka sadece iki kişi olduğunu gördüm. Sonradan öğrendim ki diğer dört kişinin uçağında rötar olmuş ve biz sadece dört kişi yürüyüşü yapacakmışız. Bu da aslında benim için çok avantajlı oldu, çünkü yürüyüş zaten yeterince zorluydu, kalabalık grupla hareket etmek beni çok yavaşlatabilirdi.

Yaklaşık iki saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Sacred Valley’deki Ollantaytambo şehrine vardık. Burdan da turist trenimize binip yaklaşık iki saat daha yolculuğa devam ettik. 104. km’de, Chachabamba’da inip bu gezimizin asıl amacı olan yürüyüşümüze başladık :-) . Böylece 8.00’de yürüyüşümüz başlamış oldu.

İlk önce Chachabamba harabelerini dolaştık. Burdan sonra üç saat kadar uçurumlu yollarda yürüyüp şelaleye ulaşacaktık. Yürüyüş sırasında aşağıda, dağların eteklerinde treni görüyorduk ara sıra. Manzara o kadar muhteşem ki, yürüyüşü yapmasan görmek mümkün değil, o yüzden her an şükrediyordum trenle gitmeyip yürümeyi tercih ettiğim için. Dağlar dimdik, dapdaracık bir patikadan yürüyorsun. Diğer tarafın da uçurum. Ara sıra korktum, üzerime bir hayvan falan düşse ve refleks olarak sadece bir adım atıp kaçmaya kalksam kurtuluş yok, direk uçurumdan asağıya yuvarlanırım. Neyse ki hayvanlar akıllı ve terbiyeli çıktı ve beni rahat bıraktılar :-) . Şelaleden sonra Winay Wayna’ya ulaştık. Dağların ortasında, başka hiçbir yol yok, buraya nasıl böyle bir şehir yapmışlar, inanılır gibi değil. Burda öğlen yemeği molamızı verip biraz dinlenme fırsatı elde ettik.

Yemek yerken hijyen konusu gündeme geldi tabii ki. Konakladığımız yerdeki binada tadilat vardı. Tadilatta çalışan ustalar aynı zamanda yemek servisini de yapıyorlardı. Gözüm ister istemez iki tanesine takıldı: Üzerleri oldukça kirli, ellerine almışlar peçeteleri. Bir katlıyorlar ki, avuç içlerini bastıra bastıra, peçetenin el değmedik bir milimetrekaresi kalmıyor. Sonra o peçeteleri önümüze çıkarıyorlar, hani onlara sorsaniz öyle estetik katlanmış ki peçeteler.. Herşeye göz yumup yemeğimi yedim, ne de olsa Peru’da Peru’ca yaşamaya gelmiştim…

Yemek sonrası yürüyüşe devam ettik ve Sun’s Gate (Güneşin Kapısı)’ na ulaştık. Burdan artık Machu Picchu görünmüştü. Okuduğum kitaplarda hep aynı şeyi söylüyordu, “Şimdiye kadar Machu Picchu’nun ne muhteşem olduğunu resimlerinden gördünüz ve kitaplardan okudunuz, ama yüzyüze görmek bambaşka birşey” diye. Gerçekten öyleymiş. Ben buraya geldiğimde çok spirituel hissedeceğimi sanmıştım, öyle bir hissim olmadı, ama bu tarih ve doğa güzelliği kombinasyonu beni büyülemişti. Bu kadar ihtişamlı dağlar görmemiştim daha önce. Aşağısı uçurum, burası aşağıdaki şehirden görülmüyormuş bile, nasıl böyle bir şehir inşa etmişler, burada nasıl yaşamışlar, inanılmaz. Doğanın güzelliği karşısında kelimeler yetersiz kalıyor, insan kendini küçücük hissediyor. Çok uzunca bir sure burdan ayrılmak bile istemedim.

Yedi saatlik yürüyüş gördüğüm manzaraların güzelliği nedeniyle bana yetmemişti bile. Rehberimiz asağıdaki şehre, Agues Calientes’e gitmek için iki opsiyonumuz olduğunu söylediğinde otobüsle inmeyi değil, yürüyüşe devam etmeyi seçtik. Meğer ne büyük hataymış! Tam yetmiş beş dakika dapdaracık merdiven indik sadece. Yarı yola varmadan benim dizlerim bağı kesilmişti bile. Artık yürüyecek gücüm kalmamıştı, bu kısım benim için keyif değil ızdırap oldu maalesef. Bu merdiven inişi yüzünden ertesi günü yürüyemedim zaten, benim açımdan hiç doğru bir karar olmadı bu nedenle.

Agues Calientes’e vardığımızda artık merdiven inmek bitmiş, düz yolda yürümeye başlamıştık. Son on beş dakikalık yürüyüşümüz düz yolda oldu, ama benim bütün enerjim bittiği için oldukça zorlandım.

Bu şehir de beklentimin çok üzerinde çıktı. Dimdik dağların ortasında, Urubamba nehrinin kıyısında, oldukça turistik, çok temiz ve cici bir yer burası. Bu kadar güzel olacağını tahmin etseydim bir gece daha kalırdım burada.

Agues Calientes’te Hostel Viajeros’da konakladık. Burası yurt gibi bir konaklama yeri olduğu için beklentim çok düşüktü, ama aşırı yorgun bir günün ardından olsa gerek, saatlerce ve deliksiz uyudum o gece. Kaldığım yerde tuvalet/duş odanın içindeydi. Yatak gayet rahattı, otelin yemekleri de oldukça güzeldi. Zannettiğim gibi sefil bir gece geçirmedim yani.

18 Nisan 2011 günü 4.30’da uyanıp otobüsle Machu Picchu’ya güneş doğuşunu seyretmeye gittik. Önce çok açık olan hava sonradan bulutlandı. Maalesef güneşin doğuşunu izleyemedik, çünkü güneş bulutların arkasına saklanmıştı, ama bu manzarayı unutmak mümkün değil; bir bakıyorsun ayaklarının altında muhteşem bir şehir var, birkaç saniye sonra bakıyorsun şehir kaybolmuş bulutlardan! Anlatılacak gibi değil, ben doyamamıştım Machu Picchu’ya.

Wayna Picchu (Forever Young) ‘ya tırmanmayı çok istemiştim, o nedenle 10.00 için izinlerimizi aldık. Fakat hava çok bulutluydu, ayrıca ben artık çok zor yürüyordum. Kendimi çok zorlayıp yürüsem bile bulutlardan hiçbirşey göremeyeceğim için bu tırmanışı yapmadım. Artık mecburen bir daha gideceğim :-) .

Bunun yerine İnka köprüsüne yürümeye karar verdim. Bu yürüyüş de aynı İnka yolu yürüyüşü kadar maceralıydı. Bir tarafın dimdik dağ, diğer tarafın uçurum ve söylemeye gerek yok, ama manzara muhteşem güzel. İnka köprüsüne geldiğimde gözlerime inanamadım; dimdik dağa küçücük bir tahta köprü koymuşlar. Bana para verseler yürümeye cesaret edemezdim, ama zaten yürümeye izin de verilmiyormuş. Şimdi resimlerine bakmak bile beni korkutuyor, o köprüden geçenlerin cesaretine hayran olmamak mümkün değil.

Artık dönüş vaktimiz gelmişti. Otobüsle Agues Calientes’e indik, otelimizde öğlen yemeğimizi yiyip bu güzel şehri biraz daha gezdik (tabii ben ne kadar yürüyebildiysem). Sonra trenle Ollantaytambo’ya gidip ordan bizi bekleyen otobüse binerek Cusco’ya geri döndük.

19 Nisan 2011 günü 8.00’da yine SAS Turizm’le Sacred Valley turu aldım. Bu tura daha önce gidenler çok övmüştü, ama açıkçası nedense bana o denli etkileyici gelmedi buraları. Antik şehir güzel, ama Machu Picchu’nun hemen arkasından gittiğimden midir bilmem, benim için “olmazsa olmaz” bir tur olmadı burası.

20 Nisan 2011 günü Saqsayhuaman’a yürüdüm. Yerliler buraya “Sexy Woman” diyorlar! Güzel bir arkeolojik şehir. Yerli halk buranın önünde oldukça ucuza at gezisi ayarlıyor. Turlarla organizasyon yapmaktansa burda yerlilerle ata binmek çok daha keyifli olur bence. Ben maalesef yapamadım, ama yapmış olmayı çok isterdim.

21 Nisan 2011 günü Cusco’yu gezdim. Bu şehre doyamadım bir türlü. Her köşesi ayrı güzel.. Saatlerce ara sokaklarında yürüdüm durdum.

22 Nisan 2011 günü Lima’ya uçtum. Bir şoför ayarlamıştım internetten. Tur şirketleri oldukça pahalı geldi, bu adamın verdiği fiyat çok makuldu; sadece 20 USD’ye beni havaalanından alıp tarihi merkeze götürecekti, fakat o kadar çok olumsuz hikaye duydum ki Lima’yla ve insanlarıyla ilgili, bir tarafım da çok korkuyordu acaba nasıl birisi çıkacak diye. Havaalanından çıkarken bu adam benim adımın yazılı olduğu bir levha tutacaktı, ben de karar verdim, eğer tipini beğenmezsem yürüyüp geçecek ve sanki o kişi ben değilmişim gibi davranacaktım. Sonra elbet bir taksi bulurdum şehir merkezine gidecek. Uçağım havaalanına indi, ben dışarı çıkarken adamı gördüm, tipini beğendiğimden yanına gitmeye karar verdim :-) .

Nestor, kısa boylu, tıknaz, güler yüzlü bir Lima’lıydı. Elimde bavulları görünce “bunları havaalanına bırakıp bir sürü bagaj parası ödeme, istersen benim ofisime bırakabilirsin” dedi. Ben zaten korkuyorum, iyice korktum, acaba adam benim bavulları soyup soğana çevirir mi, diye. Hani derler ya, “basiretim bağlandı” diye, bana da ondan oldu, hiçbirşey diyemeden, kimseyi tanımadığım ve suç oranı yüksek olduğunu duyduğum bir şehirde, tanımadığım birinin arabasına bindim. Araba da taksi falan gibi değil, adamın kendi özel arabası. Yola çıktığımızda benim korkularım tavan yaptı, geçtiğimiz yerler oldukça ürkütücü, çok kötü görünüşlü yerlerdi. Kendimi çok garip bir mahallede, garip bir binanin önünde buldum. Meğer burası bir otelmiş ve Nestor’un ofisim dediği yer burasıymış. Otel demeye de bin şahit ister, benim üzerine para verseler kalmayacağım bir yer. Yine basiret bağlanması olayı yaşadım ve bavulları sözde kilitlediği bir odaya koyup arabaya binip şehir merkezine doğru yola çıktım.

O gün Paskalya tatiliymiş ve Peru’luların geleneklerine göre o gün yedi kiliseyi dolaşmaları gerekiyormuş. Nasıl bir kalabalık vardı, anlatamam. Resmen omuz omuza yürüyorsun. Heryerde binlerce insan var. Nestor, “bu kalabalıkta kaybolma ihtimalin var, istersen sana 20 USD karşılığında dört saatlik rehberlik yapabilirim” dedi. Ben de çok mutlu oldum tabii bu teklife. Gerçekten böyle bir günde kendi başıma şehri keşfetmeye çalışmak mümkün olmayacaktı. Önce tarihi eski şehir, sonra İspanya’dan zeytin ağaçlarının getirildiği bölge olan San Isidro, aşıkların gittiği Amor Park ve en son Larcomar Mall’a gittik. Gün batımında ve okyanus manzarasında harika ceviche (çiğ balık) ve pisco sour eşliğinde muhteşem bir akşam yemeği yedik! Larcomar Mall gerçekten de görülesi bir yermiş, alışveriş merkezinde işim ne diye düşünebilir, ama böylesi az görülür tarzda. Burası Miraflores bölgesinde, önü tamamen açık ve okyanusa bakıyor. Dalgaların sesini dinliyorsun, okyanus manzarasını seyrediyorsun ve son derece kaliteli (bir o kadar da pahalı) bir akşam yemeği yiyorsun. Peru gezisinin son günü için muhteşem oldu doğrusu!

Artık sıra geri dönmeye gelmişti. Ben merak içinde acaba bavullarıma kavuşabilecek miyim diye düşüncelere dalmıştım. Neyse ki Nestor güvenilir bir rehber çıktı, bavullarımı sapa sağlam teslim aldım ve havaalanına yollandık. Artık yıllardır sabırsızlıkla beklediğim Peru maceramın sonuna gelmiştim. Uçağımı beklerken ben acaba bir daha ne zaman bu güzel ülkeye gelirim diye düşünmeye başlamıştım bile…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Peru için gerekli bilgiler:

——————————————————————————————————————————————————

Lima: Peru’nun başkenti ve siyaset, endüstri ve bilim merkezi olan Lima, krallar’ın şehri olarak tanımlanmıştır. Çünkü bu şehrin kurulacağı yer, Peru’da her yıl 6 Ocak’ta kutlanan Krallar Şenliği sırasında belirlenmiştir.

Yeraltı mezarlarıyla ünlü San Francisco Kilisesi günümüze kalan nadir eserlerden biridir.

  • Taksi/havaalanı servisi:

Lima hotel – Küçük bir şirket. Havaalanı transferimi ve şehir turunu onlarla yaptım. Fiyat oldukça uygun ve tur çok tatminkar. email: nestor@limahotelperu.com

Peru Golden Shuttle – Diğerine göre daha profesyonel bir şirket, ama oldukça pahalı.

  • Tur şirketleri:

Intense Peru

Lima Tours

——————————————————————————————————————————————————

Cusco: Orta Peru’nun And Dağları platosunda bir şehir olup, aynı isimli eyaletin başkentidir. İnka Krallığı’nın başkenti olarak değişken tarihi, çevresindeki görülmeye değer yerleri ve Andlar’ın ortasındaki konumu ile sahip olduğu doğa güzellikleri şehri, çok sayıda turist için çekim merkezi haline getirir. İnka harabe şehri Machu Picchu’ya giderken bir çıkış noktası olması, Cusco’yu dünyaca meşhur hale getirmiştir.

SAS Travel – Bu şirketle çalıştım ve oldukça memnun kaldım.

Viajes Club

Inter Latin Corp

Peru Treks

Qoyllur Tours

Peru Cusco Travel

Amazon Lodge

Tropical Nature Travel

Andean Life Peru

Pantiacolla

Hotel Marqueses – Ben burda kaldım. Otel ve kahvaltı oldukça güzeldi. Ayrıca SAS travel ile tur alınırsa indirim yapıyorlar. Yalnız gitmeden önce bu indirimi e-maille kesinleştirip yazılı bulundurmakta fayda var. Eğer elimde e-maillerim olmasaydı bana söz verdikleri indirimi alamayacaktım.

  • Yapılması gerekenler:

Katedralde sabah erken saatte ayine katıl. Katedral 6.00-10.00 arası ücretsiz ziyaret ediliyor.

Plaza Cusipata, Cusco Municipality House’a git.

Plazaya ya da Cusco Bar’a bakan restoranlara git ve “pisco sour” iç.

Qoricancha Inka Temple’a git.

Dominican Church Barroque Tower’a git.

Nazarenas Plazoleta Square’a git. The Mercent Convent’te şehirdeki en iyi avlulardan biri var.

Museo de Arte Precolombino’ya git ve yanında olan Plaza de las Nazarenas’daki güzel restoranlarda yemek ye.

Cusco San Antonio University tarafından desteklenen The Museo Inka’ya git. Burasi Cusco’daki İnka’lari görebileceğin en iyi müze.

San Blas Plaza and ve çevresini gez. Burasi Cusco’nun sanat merkezi. Etrafında güzel kafeler ve restoranlar var.

San Pedro marketine git.

Picanterias Cuzqueno Club’da geleneksel kavrulmuş kobay faresi ye (bana görüntüsü bile çok korkunç geldi ama herkesin tercihi farklı olabilir tabii).

Hotel Monasterio’yi kahve içmek için ziyaret et.

Capilla San Bernardo ya da Teatro Municipal’da kültür etkinliği gör.

Monumento Pachacutec’e (giriş 1 sole) güzel bir yürüyüş yap, ya da taksi tut (2.5 soles).

  • Tavsiye edilen günlük turlar:

Sacred valley: Pisac Marquet & Ruins, Ollantaytambo, Urubamba, Chincheros (hergün 08.30)

South Valley of Cusco: Tipon, Piquillaqta, LakeHuacarpay, Andahuaylillas, Lake & Church of Urcos (hergün 9.00)

City Inka Temple Tour: Saqsaywaman, Qenqo, Tambomachay and Pucapucara (hergün 13.30)

Moray, Maras & Salt mines: Chinchero, Moray, Maras/Salineras (tuz madeni) (hergün 8.30)

  • Restoranlar:

El Truco – İçkimi içerken şovu izledim ve oldukça beğendim.

Chi Cha – SAS travel tarafından tavsiye edildi.

Andes Grill – Portal de Panes 147, Cusco

Pachapapa Restaurant – Plazoleta San Blas 120, Cusco, Peru

The Real McCoy – Calle PLateros 326, Cusco, Peru

Restaurant Café Bar Pucara – Calle Plateros, 309, Cusco, Peru

Ima Sumaq – Calle Procuradores #341 2do., Cusco, Peru

Al Grano – Santa Catalina Ancha 398, Cusco, Peru

Sabor de Casa

Granja Heidi – Cuesta San Blas 525, Cusco, Peru

Don Antonio – Akşam yemeği ve şov var.

  • Kafeler:

La Bondiet – Heladeros 118, Cusco, Peru

Trotamundos – Portal Comercio 177 – 2d floor – Main Square, Cusco, Peru

El Buen Pastor – Cuesta San Blas 579, Cusco, Peru

Cava de San Rafael – Santa Catalina Ancha 370 Cusco, Peru

Cafe Ayllu

Cappuccino Café – Portal Comercio 141 Cusco, Peru

Jacks Cafe

  • Eğlence:

Kusikar presentation – Theatre in Calle Union

Center Qosco de arte Music and Dances

Textile and Art Center Museum

Inka Museum

Kamikaze Pena’da her gece canlı müzik

 
2 Yorum

Yazan: 29 Kasım 2011 in Cusco-Machu Picchu-Lima, Peru

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 184 takipçiye katılın